'TÜSİAD Yeşil ve Sürdürülebilir Üretim İçin Dijital Uygulamalar' toplantısı

TÜSİAD Yeni Nesil Sanayi Çalışma Grubu Başkanı Oğuzhan Öztürk:- 'Türkiye'de hemen hemen dünyada da öyle; üretim süreçlerimizde kullandığımız basınçlı havalarımız 6,5-7,5 bardır. Eğer Türkiye'de üretim yapan sanayi kuruluşları fabrikalarında 6,5 barı 5,5 bara indirebilecek önemleri alsalar... Metropoller hariç Türkiye'deki 43 tane şehrin kullandığı elektrikten tasarruf ederiz'- 'Bizim Arçelik

20.10.2020 12:30:26
Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yeni Nesil Sanayi Çalışma Grubu Başkanı ve Arçelik Üretim ve Teknolojiden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Oğuzhan Öztürk, "Türkiye'de hemen hemen dünyada da öyle; üretim süreçlerimizde kullandığımız basınçlı havalarımız 6,5-7,5 bardır. Eğer Türkiye'de üretim yapan sanayi kuruluşları fabrikalarında 6,5 barı 5,5 bara indirebilecek önemleri alsalar... Metropoller hariç Türkiye'deki 43 tane şehrin kullandığı elektrikten tasarruf ederiz." dedi.

TÜSİAD Sanayi Politikaları Yuvarlak Masası bünyesinde, 2017 yılından bu yana farklı temalarla düzenlenen "Sanayide Dijital Dönüşüm Günleri"nin dokuzuncu etkinliği "Yeşil ve Sürdürülebilir Üretim İçin Dijital Uygulamalar" temasıyla online gerçekleştirildi.

Burada konuşan Öztürk, Kovid-19 korkusuyla insanların ateşinin yükselmesinden korktuğunu, doğanın da sıcaklığı konusunda insan kadar hassas olduğunu söyledi.

Dünyada ciddi bir sıcaklık artışı olduğunu ifade eden Öztürk, "Şu anda gelinen noktada 2 Ağustos 2020'de ölçülen değerlere bakıldığında 1800 yılından bu yana dünyamızın yaklaşık 2 derece ısındığını görüyoruz. Bu aslında bazı mevsimlerde daha yüksek. Bunun tabii dünyanın üzerine çok önemli olumsuz etkileri var. Yani iklim her gün daha fazla dengesizleşiyor." bilgilerini verdi.


- "Ne kadar çevreye saygılı olduğunuz, müşterileriniz tarafından her geçen gün daha fazla önemseniyor"


Öztürk, dünyada buzulların erimesi nedeniyle insan sisteminin bugüne kadar tanımadığı, belki insanlık öncesi virüs ve bakterilerin de kullanım sularına karıştığını ifade ederek, bunun yeni pandemiler anlamına gelebileceğini söyledi.

Havadaki karbondioksit seviyesinin 1907'den bu yana kritik noktayı geçtiğini aktaran Öztürk, doğanın 400 bin yıllık tarihi içinde her zaman bir yolunu bularak karbondioksit seviyesini normale çektiğini kaydetti.

Ancak son yüzyılda insanlığın yarattığı tahribatı doğanın artık durduramadığını belirten Öztürk, "Dünya karbondioksit seviyesini normale döndürmek için önüne ciddi hedefler koyuyor. Bunun iki tip önemli yansıması var. Birincisi; enerji maliyetleri gerçekten yükseliyor ve bilançolarımız içerisinde daha fazla yer tutmaya başlıyor. Aslında Avrupa Birliği'nin örneğin sınırda karbon uygulaması gibi uygulamalar, emisyon ticaret sistemi gibi bir konu var... Aslında belki çok daha önemli bir konu var. Sizin ne kadar çevreye saygılı olduğunuz, ne kadar sürdürülebilir olduğunuz, müşterileriniz tarafından her geçen gün daha fazla önemseniyor." değerlendirmelerini yaptı.

Müşteri baskısının küresel üreticilerin tedarik zincirlerini daha sürdürülebilir olmaya zorladığını ifade eden Öztürk, çevreci üretimin üçlü kazanç anlamına geldiğini kaydetti.

Öztürk şöyle konuştu:

"Tedarik zincirinizi sürdürülebilir kıldıkça, yeşil ekonomiye uyumlu hale getirdikçe hem maliyetlerinizi düşünüyorsunuz hem kendinize ve çocuklarınıza daha iyi bir dünya bırakıyorsunuz. Maliyetlerinizi düşürdüğünüz kullanımı esnasında da sürdürülebilir ürünü müşterilerinize sunduğunuz için müşteri kazanıyorsunuz. Siz kazanıyorsunuz, müşterileriniz kazanıyor, dünya kazanıyor. Herkesin kazandığı bir durum oluşuyor. Bu anlamda odağımızın her geçen gün daha fazla artması gereken bir konu."


- Basınçlı hava seviyesi örneği


Öztürk, fabrikalarda karbon nötr üretimde dijital teknolojilerin kullanıldığını ifade ederek, mekatronik sistemler, termo-prosesler, akıllı aydınlatmalar, basınçlı sistemler, akıllı ısıtma-soğutma sistemlerinin öne çıktığını dile getirdi.

Öztürk şunları kaydetti:

"Biz Türkiye'de hemen hemen dünyada da öyle; üretim süreçlerimizde kullandığımız basınçlı havalarımız 6,5-7,5 bardır. Eğer Türkiye'de üretim yapan sanayi kuruluşları fabrikalarında 6,5 barı 5,5 bara indirebilecek önemleri alsalar... Nasıl? Doğru kompansiyonları yapabilseler, havayı taşırkenki basınç kayıplarını azaltabilseler, düşük sürtünmeli pistonlar, valfler ve regülatörler kullanabiliyor olsalar ve havanın fabrika içerisindeki dağıtımını doğru izleyip buna göre doğru adımları atabilseler, 6,5-7,2 barlardan 5,5 barlara düşürseler ne olur biliyor musunuz? Metropoller hariç Türkiye'deki 43 tane şehrin kullandığı elektrikten tasarruf ederiz. Yani basınçlı havanın 1-1,5 bar civarında basıncını düşürdüğümüzde çok ciddi bir tasarruf oluşuyor."


- "Enerji girdilerinin ne kadarını öz tüketimle karşıladığımız önem kazandı"


Öztürk, enerji üretiminde yaşanan demokratizasyonun taşıma maliyetlerini ve kayıpları azalttığını söyledi.

Enerji üretiminde yaşanan demokratizasyonun öztüketimi karşılama konusunda minik bir yarışa döndüğünü anlatan Öztürk, "Öz tüketimin artık ne kadarını fabrikada kullandığımız, tüm enerji girdilerinin ne kadarını öz tüketimle karşıladığımız önem kazandı. Bu konuda Tesla'nın lider yeni fabrikası ilham verici. Toplamda yüzde 100 öz tüketim karşılama amaçlı kurulan bir fabrika. Bizim Arçelik de Dünya Ekonomik Forumu (WEF) ve McKenzie tarafından dünyaya yön veren 'dijital light house'lardan biri seçilmişti. Şu anda fabrikamızın öz tüketim karşılama oranı da yüzde 35... Yani nereye gidebildiğini gösteriyoruz." bilgilerini verdi.

Toplantıda konuşan Arçelik Global Enerji Yöneticisi Ömer Ünal da şirketinin küresel operasyonlarında uyguladığı sürdürülebilirlik çözümlerini ve elde ettikleri çıktıları anlattı.

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

YORUMLAR (0)