Türk ailesinin tarihi evrilişi

Türklerde görülen aile tipi ise daha çok “baba ailesi” adı verilen sistem olmuştur. Bu sistem de baba ailesinin temeli olup dışarıdan evlenme, yani exogamye sistemi vardır. Ama bundan yola çıkarak Çin aile yapısı ile Türk aile yapısını da bir birine karıştırmamak gerekir

2020-07-03 15:02:46

Orta Asya'da, İslâmiyetten önceki dönemlerde iki aile tipine rastlandığı görülür. Bunlar; “ana ailesi ve “baba ailesi” olmak üzere iki gruba ayrılır. Ana ailesi “erkek evlendikten sonra kız evine gider ve ilk çocuk doğuncaya kadar, kayın babasına hizmet ederdi. Buna karşılık kayınbaba da damada, ev ve mal verir, böylece kızı ile damadının yuvalarını kurardı”. Bu tarz evlenme biçimine ise bu sistemde “Frei-Ehe/ serbest seçimle evlenme” deniyordu. Tıpkı Türkler gibi Çinliler de bu evlenmelere kötü gözle bakmışlardır. Çünkü Çin'de evlenmeler de aynı Türklerde olduğu gibi “aracı ve görücü” sistemi ile olurdu.

Baba ailesi tipi

Türklerde görülen aile tipi ise daha çok “baba ailesi” adı verilen sistem olmuştur. Bu sistem de baba ailesinin temeli olup dışarıdan evlenme, yani exogamye sistemi vardır. Ama bundan yola çıkarak Çin aile yapısı ile Türk aile yapısını da bir birine karıştırmamak gerekir. Örneğin Askere giden Bir Türk gencine ailesinin yaptığı maddi yardımı Çinliler büyüklere yapılan büyük saygısızlık olarak nitelendirmişlerdir. Zira geride kalan yaşlıların bu yardımdan dolayı sefalet çekebilme endişesi vardı. Aile, ordu ve devlet için, çocuğunu asker olarak değil; askerin elbise ve yiyeceğini vermeyi de bir vazife olarak algılıyordu.

Ailenin emniyeti, devletin güvenliğine ve başarısına bağlı olarak düşünülüyordu. Aile ordunun adeta bir mangası ve devletinde en küçük birliği halinde kurulmuştu.

Ailenin esas çekirdeği

Türklerde ailenin esas çekirdeği, baba, oğul ve torunlardan meydana geliyordu. Evlenip giden kızlar ile onların çocukları, aileden sayılmazlardı. Ancak daha güçlü olabilmeleri için aileler, dedenin idaresi altında toplanırlardı. Ailenin yanında Türklerde akrabalık ilişkileri de ileri seviyede idi. Eski Türkçe sözlüklere bakıldığında akrabalık ile ilgili yaklaşık yüze yakın terim bulunmaktadır. Bu da bize Türk toplumunda bulunduğu coğrafyadaki komşu kavimlere nazaran sosyal ilişkilerin ne kadar ileri düzeyde olduğunu göstermektedir.

Ailenin maddi ve manevi temizliği konusunda da dönemin ünlü seyyahları olan İbn Fadlan, Marco Polo ve Van Yen Dö, Türk kadınlarının ahlaki temizliklerini överek dünyanın en temiz ve ahlaklı kadınları sıfatını kullanmaktadır. Yine onlara göre eski Türkçe'de veled-i zina sözlerine rastlanmaz. Sonradan bu manalara gelen sözler diğer dillerden özellikle de Farsça'dan geçmiştir. Kadın adları arasında temiz ve faziletli anlamına gelen birçok ismin bulunmasının sebebi budur.

Osmanlı dönemindeki yapı

Zaman içinde en az değişime uğrayan müesseselerden olan Türk ailesinin, Osmanlıların kuruluş döneminde de başlıca unsurları, düğün, doğum, çocuk, anne ve babadır. Türk-İslam anlayışına göre aile kurumunun ana amacı insan neslinin devamıdır. Dolayısıyla çocuk yapmak ve yetiştirmek ailenin en temel görevidir. Aile içinde planların ve hesapların çoğu çocuğa göre yapılmaktadır. Doğum, erken dönem Türk toplumu içinde sevinç gösterilerine sebep olurdu. Doğum münasebetiyle saçılar saçılıyor, çocuğa takılar takılıyor, baba ziyafetler veriyordu.

Türklerde evrilme süreci

Türklerde aile, devlet yapısının en temel taşı olması nedeniyle bu kurum, yazılı olmayan iç sosyal hukukla korunmuştur. Aile ve çocuk eğitiminde kurumlaşma hiç şüphesiz o toplumun uygarlık düzeyini de gösterir. Geleneksel toplumun çocuğu anaokulunda değil, mahallelerde akraba ve komşular arasında toplumsallaşır. Günümüzde bu kurumsallaşma aynı zamanda geleneksel yapının da kaybolmasına neden olmaktadır. Pedagogların Türk aile sistemi üzerinde yapmış oldukları çalışmalar bu yapıyı geliştirmek ve yaygınlaştırmaktan çok batı standartlarına kavuşturmaya yönelik taklitçi bir yaklaşım öngördüğü için özden kopma da toplumda yaşanmaya başlamıştır.

YORUMLAR (0)