SON HABERLER
Sol Ok
Sağ Ok
ANASAYFAGÜNDEMPOLİTİKADÜNYAGÜNCELEKONOMİYAŞAMGEZİSPORRAMAZANÇEVİRİSAĞLIKKÜLTÜRFOTOVİDEO

Çeşitlilikte birlik/Federalizm ve Yeni Türkiye

5.4.2014 2

Ufuk Coşkun

 
Türkiye’de büyük çoğunluğun aldığı terbiye gereği mevzubahis etmekten şiddetle kaçındığı bir kavramdır federalizm. Bu bakımdan birçok insanda üniter ulus-devletten vazgeçip federatif bir yapıya geçmenin ülkeyi böleceği evhamı hâkimdir. Yeni çıkan “Kürdüm Doğruyum Çalışkanım” adlı eğitim kitabımda da yer verdiğim bu mesele tamamen bir önyargının ürünüdür. Bu bakımdan gerek geçmişte Osmanlı Devleti’nin ve gerekse günümüzde 28 farklı devletin yönetim anlayışı olarak benimsediği federalizmi yakından bakmakta fayda var. Federal sözcüğü Latincede antlaşma, sözleşme anlamına gelen foedus’tan gelir. Yani çeşitli grupların işbirliği yapmak üzere sözleşerek bir birlik oluşturmasını ifade eder.
 
Federasyonun en önemli unsuru yasama organı tarafından hazırlanan sağlam bir anayasadır. Dünyadaki federalizm örneklerine bakıldığında federalizmin; içyapıları itibariyle özerk olan devletlerin (federe devlet) oluşturduğu siyasi bir birlik olduğunu görüyoruz. Bu durumda federe devletlerin her biri kendi ülkesine, anayasasına sahip iken diğer devletlerle olan ilişkilerin düzenlenmesinde yetki federal devlete aittir. Bununla birlikte federe devletlerin içinde kendi yasama, yürütme ve yargı organları da vardır. Fakat yasalar üst devlet (federal devlet) kimliğine ait anayasaya aykırı olmama koşulu taşır. Federe devletler iç güvenliklerini sağlamak amacıyla kendi polis teşkilatını kurabilir ve farklı yargılama hususları belirleyebilir. Örneğin bir federe devlet için suç teşkil eden bir yasa diğer devlet için suç teşkil etmeyebilir. Kısacası Federal devletlerde dış ilişkiler ulusal savunma ulusal para merkez bankası gibi konular ülkenin tümünü ilgilendirdiği için federal yönetimin yetki alanına girerken başta eğitim, sağlık, kültür, asayiş, ulaşım ve sosyal güvenlik gibi diğer konular federe yönetimlerin yetkisine bırakılıyor. Bu bakımdan federasyonlar her üyesi için çifte vatandaşlığın iç içe geçtiği bir yapı oluşturuyor bir başka deyişle federasyonların vatandaşları ikili bir vatandaş kimliğine sahip olabiliyorlar.*
 
Federalizm böler mi, birleştirir mi?
 
Hüseyin Kalaycı’nın Kanada Quebec örneğini işlediği kitabında ifade ettiği gibi; Federalizm konusunda çalışan uzmanlar özerklik ve katılım ilkesine azami dikkat çekiyorlar. Özerklik ilkesi federasyonun merkezi hükümeti de dâhil olmak üzere federe birimleri kendi yetki alanında özgürce hareket edebilmelidir. Özerklik ilkesi bir siyasal birimin kendisini ilgilendiren temel konularda hukuki düzenleme yapabilmesini ve yetki sahibi olmasını ifade eder. Katılım ilkesi ise; federe birimlerin merkezi düzeyde karar alma sürecine katılabilmelerini imkân tanır. Siyaset bilimi profesörü Livingston,  federalizmi birden çok farklılaşmış grubu, onu oluşturan öğelerin kimlik ve özelliklerini geniş ölçüde koruyacak şekilde yeni bir siyasi birim yaratarak tek bir devlet çatısı altında birleştiren siyasal ve anayasal örgütlenme biçimi olarak tanımlar. A.E. Dick Howard’ın değerlendirmesine göre de: “Federalizm bir yandan çeşitliliği korumaya çalışırken öte yandan da ulusal bütünlüğü sağlamaya uğraşır. Federasyonların örtülü bir biçimde ortak bir ulusal kimliğin yaratılmasını hedef aldıkları ve bu doğrultuda ayrılıkçı talepleri körelttiği de ifade ediliyor..Kısacası federalizm çoğunlukla farklı ulusları ve etnik kimlikleri tek bir devlet çatısı altında tutabilmenin en uygun yolu olarak benimsen bir yönetim şekli olarak görülüyor. Bu bakımdan Türkiye’de federalizmin hala bölücü bir yönetim biçimi olarak algılanması kanımca cehaletin bir ürünüdür.
 
 
Federalizmle yönetilen ülkelerden örnekler;
 
Bilindiği gibi Osmanlı’da yönetim anlayışı merkeziyetçilikten uzak bir anlayışa sahipti ve idaresi altına aldığı toplumları, çeşitli özelliklerine göre farklı idare tarzlarına tabi tutuyordu..Osmanlı yaklaşık 42 eyaletten oluşan bir imparatorluktu. Temmuz 2011 itibariyle dünyada 28 adet federal devlet vardır. Örneğin bunlardan ABD 50 eyalet ve bir tane federal bölgeden oluşan bir federal anayasal cumhuriyettir. Almanya bir federal parlamenter cumhuriyettir ve 16 eyaletten oluşmaktadır. 1848’den beri Federal bir devlet olan İsviçre’de 26 kanton bulunmaktadır. Belçika federal bir devlet yapısına sahip olup, Felemenkçenin resmi dil olduğu Flaman Bölgesi, Fransızcanın resmi dil olduğu Valon Bölgesi ve her iki dilin de resmi dil sıfatını taşıdıkları Brüksel Başkent Bölgesi’nden oluşur. Kanada 10 eyalet ve 3 bölgeye ayrılmıştır. Eyaletlerin federal yönetimden geniş oranda özerkliği varsa da bölgelerin bağımsızlığı daha azdır. Kanada federal devletinin tümünde Fansızca ve İngilizce resmi diller olarak birbirine eşittir. Bu durum Kanada’nın kendisini federal düzeyde çift dilli ve çok kültürlü bir ulus olarak tanımlamasına yol açtı.
 
Bu tür devletlerde örneğin eğitim eyaletlerden eyalete farklılık gösteren bir anlayışla faaliyet gösteriyor dolayısıyla bu ülkelerde anadilde eğitim sorunu da yaşanmamaktadır. Örneğin İsviçre’deki iki dilli eğitim programlarına ve ilgili anayasal düzenlemelere bakıldığında;  26 kantonun 22’sinin resmî olarak iki dilli olduğu ve derslerin iki dilli olarak anlatıldığı görülmektedir. Bölgede resmî olan dilin yanında ülkede konuşulan diğer bir dil müfredata dâhil edilmiştir. Bunun yanı sıra üç dilli eğitim veren okullar da mevcuttur. İspanya’da eğitim faaliyetleri büyük ölçüde özerk bölgelerin yetkisine bırakılmış bir kamu hizmetidir. Kanada’da ise eğitim faaliyetleri büyük ölçüde yerel yönetimlere bırakılmış bir hizmettir ve tüm Kanada’da geçerli olan genel bir eğitim politikası yoktur.
 
Osmanlı’da ise;
 
Eyalet sistemine göre yönetilen Osmanlı’da da eğitim çok dilli medreselerin kurulması ile başlamıştır. Bu medreselerde Arapça ve Farsça eğitim verilirken, medresenin bulunduğu bölgede konu­şulan dil de müfredata eklenmiş ve çok dilli bir eğitim verilmiştir. Yine kilise okulla­rında eğitim gören gayrimüslimlerin de benzer şekilde kendi dillerinde eğitim aldıkları­nı görmekteyiz. Bu bağlamda, Osmanlı Devleti‘nde ilk açılan azınlık okullarının başında Katolik okulları gelmektedir. Katolik kiliseleri, her bir kilisenin yanında bulunan küçük okullarda Hıristiyan Katolik çocukla­rının öğrenim görmelerini üzerlerine almışlardı ve Osmanlı sistemi buna müsaade edecek nitelikteydi.
 
Türkiye tartışmaktan korkmamalı;
 
Türkiye çok dilli, çok dinli, çok mezhepli, çok uluslu bir yapıya sahip olan bir ülke. Ne var ki Osmanlı’daki yönetim anlayışının aksine kurulduğu günden bu güne üniter bir yapı benimsenmiş ve tüm anayasalarda devletin üniter yapısı vurgulanmıştır. Bu anlayış farklı kesimlerin taleplerini karşılamadığı için onları yalnızlaştırmış, merkezdeki bürokratik yapının aşılamaması dolayısıyla da demokratik ülkelerde olduğu gibi yerel yönetimlerin güçlendirilmesi zorlaşmıştır. Oysa teknolojideki baş döndürücü gelişmeler, sınırlarını çoktan aşmış uluslararası şirketler, internet ağı, sosyal paylaşım siteleri vs gibi yeni gelişmeler artık bugün sınırları bile önemsiz hale getirdi ve dünyayı alabildiğine küçülttü. Böyle bir dünyada farklılıkları artık tekçi, etnik temelli, üniter yönetim modelleriyle değil daha esnek, özgürlükçü, çoğulcu, multikültüralist yönetim modelleriyle huzurlu bir yaşam alanı sunulabiliyor. Türkiye çoğulcu yönetim anlayışlarına artık daha fazla kayıtsız kalamaz. Kendi içinde ve Ortadoğu’da etkin bir rol oynamak istiyorsa geçmiş medeniyet kodlarından azami ölçüde faydalanmayı ve bunları günümüze adapte etmeyi denemelidir.
 
Çok kültürlü, dinli, dilli ve mezhepli bir coğrafyada herkesimden insanın kendine yer bulacağı, demokratik, özgürlükçü ve adil ortamların tesis edilmesinin önkoşulu; önyargılardan kurtulmaktır. Yani bu tür meseleleri uygun düşer ya da düşmez ama mutlaka tartışmaktan korkmamalı ve alternatif modelleri de önyargıyla yaklaşmamalıyız. Şiddetten, silahtan, nefretten uzak içinde insani değerleri barındıran özgürlükçü her türlü fikre açık olmak durumundayız. Yeni Türkiye’ye yakışan budur.
 
*Konuyla ilgili daha detaylı bilgi için
1- Hüseyin Kalaycı Ayrılıkçılık Kanada Quebec Örneği Liberte Yayınları
2-Ufuk Coşkun, Kürdüm Doğruyum Çalışkanım, Kaldırım Yayınları




    YORUM YAZ

YORUMLAR

Elif / 4.5.2014 22:00:27
Güya Osmanlıyı ornek gösteriyor vatandaş... Osmanlı eyalet sistemiyle yonetilebilseydi bugun Türkiye Cumhuriyeti'ne gerek kalmazdı. Dünyada ornek verdigi federal devletlerin cogu ayrilikcilik isyanları icinde... Boş konuşuyorsunuz hem de bomboş!!!
MEHMET ARSLAN / 7.4.2014 10:57:33
Eminim tıme türk bu mesajımı da yayınlamayacaktır ama
Be birader sende bu milleti ufaktan ufaktan ufalamaya çalışıyorsun ya helel olsun sana,Dinimiz islam bütün ümmeti birleştirmeye çalışıyor sizde bölme tohumları atmaya çalışıyorsun. Bunuda fevkalade masumane yapıyorsunya helal olsun sana.Bunu açıktan aynı pkk'lılar gibi delikanlıca yaz be kardeş
Foto Galeriler Videolar Yazarlar Günün Özeti
TİMETÜRK SON HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
TİMETÜRK AJANS HABERLERİ
SON YORUMLANANLAR