SON HABERLER
Sol Ok
Sağ Ok
ANASAYFAGÜNDEMPOLİTİKADÜNYAGÜNCELEKONOMİYAŞAMGEZİSPORRAMAZANÇEVİRİSAĞLIKKÜLTÜRFOTOVİDEO

İslam, kapitalizm ve ezberler

29.8.2012

Mustafa Akyol

Önce, izninizle, hayali bir örnek vereyim size.

Diyelim ki bir tarihçi ortaya çıktı ve şöyle bir şey dedi:

“Oxford Üniversitesi’ndeki ‘college’lar, yani kolejler, Arapça’daki ‘külliye’ kavramından gelmektedir aslında. Çünkü Batı’daki üniversite kurumunun kökeni aslında İslam medeniyetindedir.”

Bunun üzerine aklınıza şöyle bir şey demek gelir mi:

“Hmmm... Yutmayız biz bu numaraları... Biliyoruz, derdiniz İslam’ı küresel üniversite sistemine entegre etmek. Halbuki bilmiyor muyuz, Oxford’un kampüslerinde ne dolaplar dönüyor, ne ahlaksızlıklar yapılıyor.”

Vallahi benim aklıma gelmez böyle bir itiraz. Ama bazı “İslamcı” yazarlarımızın aklına gelmesi muhtemel gibi. Çünkü tam da böylesi bir polemik gördük son iki günde.

‘İslam ekonomisi’

Önce, bu pazartesi, STAR’ın tecrübeli muhabiri Fadime Özkan’ın, Boğaziçi’nden emekli olan, halen Malezya İslami Finans Üniversitesi’nde ders veren Prof. Dr. Murat Çızakça ile yaptığı kritik bir söyleşi yayınladı gazetemizde. Prof. Çızakça, “İslam ekonomisi kapitalizmin çirkinleşmemiş halidir” başlıklı söyleşide, iktisat tarihinden şeriatın ilkelerine kadar bir dizi mevzuda çok önemli, çok ezber bozucu şeyler söyledi.

Hocanın anlattıkları arasında modern Batı’daki pek çok iktisadi kurumun İslam dünyasından alınmış olduğu da vardı. Zaten yazının başında belirttiğim kolej-külliye bağlantısını da o belirtti. (Eğer kaçırdıysanız bu söyleşiyi, dönüp mutlaka okuyun derim.)

Bu söyleşinin hemen ardından da, üstte karikatürize ettiğim türden bir itiraz geldi. Yeni Şafak yazarı (ve değerli dostum) Akif Emre, “İslam kapitalizmin suç ortağı mı?” başlıklı yazısında, Prof. Çızakça’ya itiraz etmekle kalmadı. Onun söylediklerini “Müslüman ülkelerin küresel kapitalizme entegre edilmesi meselesinin” (ve herhalde komplosunun) bir parçası saydı.

Oysa Akif Emre, Prof Çızakça’nın çalışmalarına biraz daha yakından bakabilseydi, onun İslam dünyasını bir yere “entegre etmek” değil, tam tersine İslam’ın tarihsel birikiminden kaynaklanan bir iktisadi modeli modern dünyaya teklif ettiğini görebilirdi. (Hocanın geçen yıl İngiltere’de basılan ve şu günlerde okumakta olduğum “Islamic Capitalism and Finance” adlı değerli eseri, tam da bunu yapıyor, 2008 krizinden bu yana iktisadi model arayan Batı’ya bir alternatif sunuyor.)

Aslında Prof. Çızakça’nın sadece STAR’da yayınlanan yorumlarını daha dikkatli okumak dahi işe yarayabilirdi. Çünkü Çızakça, “aç gözlülük, mal hırsı, sömürü” gibi gayrı ahlaki kavramlarla zihnimize yerleşmiş olan modern Batı kapitalizminin, kökeni İslam’da bulunan çok daha ahlaki bir kapitalizmin dejenere edilmiş hali olduğunu anlatıyordu.

Bu dejenerasyonun çıkış noktası olarak, Batı’nın dinden yüz çevirdiği evre olan “Aydınlanma”ya işaret etmesi ise çok anlamlıydı. (Aslında ben buna “Fransız Aydınlanması” der, Anglo-Saksonları ayrı tutarım; ama o ayrı bir bahis.) Bu, “ekonomi, kendi çıkarcı âhlâkını yaratır” diyen materyalist-Marksist dogmaya karşı, “hayır, eğer âhlâk olursa, o ekonomiyi de terbiye eder” diyen idealist-dindarâne bir cevaptı aslında.

Entegrasyon fobisi

Mevzu uzun, ama şu kadarını söyleyeyim: İslamcı yazarlarımızın çoğunda bir “modern dünyaya entegre olmama” kaygısı var. Ancak kısmen anlaşılır olan bu endişe, dogmatik bir izolasyonculuğa sürüklüyor kendilerini.

Çünkü, düşünsenize, modern dünyadaki her şeyi reddedeceksek, “demokrasi”yi de mi çöpe atacağız? Buna gerekçe olarak da, kimi demokratik toplumlardaki, mesela Hollanda’daki ateizm bolluğunu mu göstereceğiz?

Veya Batı bilimi “sperm bankası” da üretti diye, bu bilimin İslam’dan öğrendiklerini yok mu sayacağız?

Haftaya devam edelim...



    YORUM YAZ

YORUMLAR

Foto Galeriler Videolar Yazarlar Günün Özeti
TİMETÜRK SON HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
TİMETÜRK AJANS HABERLERİ
SON YORUMLANANLAR