DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

DOLAR

18,5898 ₺

EURO

18,1159 ₺

ALTIN

1.014,79 ₺

BİST

3.567,60 ₺

Kürt siyasetinin yeni hamleleri -1

2012-09-02 12:40:51

Kürtlerin iddiasına göre; İran, Irak, Suriye ve Türkiye’de yaşayan nüfus, kırk / kırbeş milyondur. En kalabalık Kürt nüfus Türkiye’de yaşamaktadır, kaç milyon olduğu tam belli değildir, her ideolojik kamuoyu araştırmaları farklı farklı rakamlar vermektedir.

Rakamlar çok mühim olmasa da rakamlara dayanarak siyaset yürütüldüğü de bir gerçektir. Modern dünya kemiyete, sayısal çoğunluğa önem veriyor, hatta tapıyor da diyebiliriz. Maddi varlık, para, insan kalabalığı, makam- mevkii gibi hususlar asrımızın değer belirleyicileridir.

Kürt siyasetinin güdücüleri bunun farkında ve siyasetlerini Kürt nüfusu üzerine bina etmektedirler.

Bu asrın siyaseti açısından bakılınca; Türkiye Kürtleri, nüfuslarına oranla dünya Kürt siyaseti üzerinde etkileri nüfus oranlarıyla orantılı değildir. Yani Türkiye Kürtleri, gerek tarihi birikimleri, kişisel olarak Osmanlıdan bugüne edindikleri devlet tecrübesi, ilmi birikimleri, kültürel seviyesi itibarıyla diğer ülkelerde yaşayan Kürtlerden daha ileride olmaları gerekir ve öyledir. Fakat son gelinen noktada, Kürt dili ve kültürü açısından Irak Kürtleri bir avantaj elde ettiler ve öne çıkmaya başladılar. Ayrıca ABD’nin desteğiyle elde ettikleri özeklik de dünya Kürtleri arasında merkez haline gelmesini sağladı.

Türkiye Kürtleri, BDP-KCK-PKK, yapılanmasıyla bu açığı kapatmaya çalışıyorlar. Dağdaki silahlı güç ve yurt dışındaki diaspora dünya kamuoyunda, inisiyatifi Irak Kürtlerine kaptırmamaya çalışıyorlar ve kısmen de becermiş durumdadırlar. Barzani riyasetindeki hareket tarzı; uluslararası siyasette Kürtlerin hakkını korumaktır. PKK-KCK-PKK ise silahlı mücadele ile dünyaya seslerini duyurmak ve Kürtlerin haklarının verilmemesi halinde Ortadoğuda istikrar sağlanmayacağını ileri sürmektir. Ayrıca Kürtlerin sadece nüfus olarak değil aynı zamanda askeri güç olarak varlıklarının hesaba katılmasını istiyorlar. Ayrıca Ortadoğuda gelişen “Arap Baharı”nın “Kürt Baharı”na dönüşmesini istiyorlar ve bunu son gelişen olaylarla dünyaya ilan etmiş bulunuyorlar.

Şu an, Kürtlerin ortak siyaseti şöyle özetlenebilir;

a)Irak bölgesel yönetimin siyaseti; Türkiye ile Irak ile İran ile ABD ile AB ile belki Çin ve Rusya ile resmi görüşmeler yapıyor, Kürtlerin haklarını dünya siyaset sahnesinde siyasî dil ve diplomatik olarak savunuyor. Çok yönlü ve çok karmaşık ilişkiler içinde olduğu için de zaman zaman kendisiyle çelişiyor, hangi kampta kimin yanında olduğu net anlaşılmıyor. Kendi içinde ve Kürtlerin millî menfaatleri açısından uzun vadeli tutarlı bir siyaset izlediği söylenebilir. Neticede uygulamakta olduğu siyaset Kürtlerin menfaatlerine olduğu geçen zaman içerisinde açığa çıkmış bulunmaktadır. Irak özerk yönetiminden önce ile özerk yönetimden sonrasını kıyaslarsak aradaki –Kürtler açısından, lehlerine olan- farkı rahatlıkla görebiliriz.

İran’la ateşkeş imzalamış durumda, bu ateşkeş kalıcı değil geçici ve dünya siyasî, askerî, kültürel durumalışına uygundur, şartlar değişirse ilişkiler de değişir bakarsınız İran bir numara düşman haline gelivermiş.

Türkiye ile hem ticarî işbirliği yapıyor hem PKK ile mücadelesinde Türkiye’nin yanında duruyor görüntüsünü veriyor hem de Kürtlerin millî menfaatlerini savunuyor, bunların hepsini aynı anda yürütebiliyor. Türkiye içinde de kendi politikasını yürüten bir entelijansayı da oluşturmuş durumda. Bütün bunlar Iraklı Kürtlerle Türkiyeli Kürtlerin tatlı iç rekabeti olarak anlamak daha doğru olur. Türkiye bazen bu farklılıkları abartıyor ve bunlara bel bağlıyor. Bunu tamamen acziyetin işareti olarak anlamak gerekir, hiçbir Kürt başka bir Kürdün aleyhine faaliyette bulunmaz, ancak daha fazla inisiyatif elde etmek için şartları değerlendirir ve bir iç üstünlük sağlamaya çalışır.

Barzani, ABD-AB- Rusya- İran vb. ülkelerle kurduğu ilişkiler sayesinde Türkiye’nin daha fazla güçlenmesinden rahatsızlık duyduğu ve bunu önlemek için tedbir aldığı da bir vakıadır. Dış ülkelerdeki ilişkilerinin ve o ülkelerin politikalarının icrasında verdiği katkıyı kullanarak Türkiye’yi sıkıştırıyor, bazı konularda önünü kesiyor. Türkiye’den doğan uluslararası boşluğu doldurmaya teşne.

Suriye ile ilgili siyaseti; orada Kürtleri bir çatı altında toplamak ve daha fazla inisiyatif elde etmelerini sağlamak için çalışıyor. Türkiye ile aynı saftaymış görünerek bunu sağlamaya çalışıyor, bu hususta da iki dil kullandığı ortaya çıkmış durumda. Suriye Kürtlerin acemiliklerini gidermeye gayret gösteriyor, yanlış yapmalarını önlüyor, tarafsız kalmalarını sağlayarak yıpranmamalarını ve güçlerini ileriki zamanlara saklamasını öğütlüyor. ABD’nin Irak işgali sırasında oynadığı rolü Suriye Kürtlerine uygulatmak istiyor. İleri safhalarda eğer batılı güçler Suriye’ye müdahale ederlerse onların yanında yer alacakları kesindir ve bu siyaseti Barzani sağlıyor. Şimdiden alt yapısını oluşturduğuna inanmak lazımdır.

Bu saydıklarımız ve benzer siyaset Kuzey Irak Özerk Yönetimin ortak bir Kürt millî politikasının olduğun göstergesi addedilebilir.

Devam edecek..
Görüş Bildir Bizimle Paylaş