DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

DOLAR

18,5897 ₺

EURO

18,0912 ₺

ALTIN

1.012,21 ₺

BİST

3.567,60 ₺

PKK-Okul ve Öğretmenler

2012-10-18 08:41:33

Daha önceki yıllara gittiğimizde (199.) PKK’nın öğretmenlere ve okullara yönelik saldırılarının gerçekleştiğini biliyoruz. Bu saldırılarda ailesi ve çocukları ile öldürülenler de dâhil toplam 116 öğretmenimiz yaşamını kaybetti. En fazla 40 öğretmenle Diyarbakır ili başta gelirken 20 öğretmenle Tunceli ikinci sırayı almaktadır. Bu saldırılar içinde aileleri ile beraber öldürülen 4 öğretmenimizin eşleri ve çocukları ile öldürülmesi PKK'nın o yıllarda eğitimcilerin bölgede olmasından rahatsız olduklarının kanıtı olduğu gibi o bölgeye de gelinmemesine dair eğitimcilere verdiği mesajı gözler önüne sermektedir.

Bu saldırıların sebepleri de dönemlerine göre farklılık arz etmektedir. 1990’lı yıllarda örgüt öğretmenleri bölge halkını aydınlatan ve devletle bütünleştiren bir faktör olarak görmüş ve bunu engellemeye çalışmıştır. Fakat öğretmen ölümleri örgütün dağa eleman çıkarmasını olumsuz engelleyince bu saldırılar durdurulmuş, buralarda öğretmenler görev yapamaz propagandasını işleme yolunu seçmiştir. Çünkü PKK eğitimsiz bölgelerde dağ kadrosuna eleman kazandırma adına yaptığı çalışmalarda daha başarılı olmuştur. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün verilerine baktığımızda örgütün dağ kadrosunda yer alan militanların % 60’ından fazlası okuma yazma bilmemekte veya ilköğretimden terktir. Bunun yanında % 70’inden fazlası da 20 yaş altı gençlerden oluşmaktadır. Daha sonra ilerleyen yıllarda örgüt stratejisini daha da ileri aşamaya götürerek KCK aracılığı ile eğitime yön verme çabası içine girmiş, ücretli öğretmen alımlarına etki etmek istemiş ve KPSS'yi bazı gruplarla etkilemeyi de denemiştir.

8 yıllık zorunlu eğitim sonrasında okullara ve öğretmenlere yönelik saldırılara pek fazla rastlanmazken 12 yıllık zorunlu eğitimi CHP’nin iptal başvurusunun reddinden sonra okullara Molotoflu saldırılar artmış ve öğretmenler kaçırılmaya başlanmıştır. Burada akıllara acaba örgüt 12 yıl eğitimin başarısız olmasını mı istiyor? Sorusu geldiği gibi acaba Kur’an ve siyer derslerinin mi okutulmasından rahatsız? Diye düşündürüyor. Örgütün bazı zamanlarda Zerdüştlük dininin propagandasını yapması ve İslam’ın bazı emirlerini yapmayı örgüt içinde yasaklaması bu şüpheyi de kuvvetlendirmektedir. Bu kaçırma olaylarının daha etkili olması içinde son olaylarda örgütün bayan öğretmenlere yöneldiğini görmekteyiz.

Aynı zamanda ana dilde eğitimin verilmediği okullar örgüt tarafından asimilasyonun merkezleri olarak görülmektedir ki bu argümanın çokta doğru olmadığı ortadır. Çünkü hiç bir eğitimci o bölgede görev yaparken Kürt kimliğini ortadan kaldırma amacı ile eğitim vermemiştir. Anadilde eğitim vermeyen kurumların o bölgede işlevsiz hale gelmesinden örgüt ne gibi bir yarar sağlayabilir? Veya öğretmen kaçırıp okulları yakarak bu talep kabul ettirilebilir mi? Eta terör örgütünün de zamanında Irk kavramı ile beraber ikinci sırada dil içinde mücadele ettiğini görmekteyiz. Yine bu örgütte zamanında taleplerini kabul ettirmek için devlet görevlilerinin yanında eğitimcilere de saldırılar düzenlemiştir. Ve yine eğitimcilere saldırmasından dolayı da en büyük tepkiyi kendi içindeki yöneticilerden almıştır. Aynı bugün kaçırılan 6 öğretmenimizin bölge insaninca örgüt üyelerinin önüne geçip onları kaçırmalarını engellediği gibi. Bügün bazı yerlerde örgüte her türlü destek veren insanlar tarafından öğretmenlere sahip çıkıldığını görüyoruz. Sonuçta bu tepkiyi gören PKK kaçırdığı öğretmenleri tekrar serbest bırakmak zorunda kaldı.

Örgütün rahatsız olduğu önemli bir nokta hükümetin teşvik sisteminden aslan payını güneydoğu bölgesinin almasıdır. OSB bölgesi için toplam yapılan 1749 başvurunun %43 güneydoğu bölgesinden geldiği gibi bölgeye vaat edilen para 6 milyar dolar civarındadır. PKK bu durumdan rahatsızlığını okul ve iş makineleri yakarak ortaya koymaktadır.

PKK’nın talepleri için uygulamış olduğu asker, öğretmen, polis saldırıları toplum arasında var olan bağları kesip atmakta ve halkların kardeşliğini engellemektedir. Görev yapan devlet memurlarının ailelerinin endişeleri ve korkuları toplum içinde o kadar olumsuz karşılık bulmakta ki, belki de ana dil gibi kendilerince haklı olan taleplerini karşılık bulmayacak noktaya taşımaktadır. Gerçek olan O’dur ki eğitimcilere ve okullara yapılan saldırıların stratejik olarak hiçbir faydası olmamakla beraber, beklenen faydanın da örgüt ve politikalarına bir olumlu etkisi olmayacaktır.
Görüş Bildir Bizimle Paylaş