SON HABERLER
Sol Ok
Sağ Ok
ANASAYFARestoranlarKampKonaklamaGezilecek YerlerOTOMOTİVDÜNYAGÜNDEMPOLİTİKAEKONOMİÇEVİRİ HABERGEZİSPORFOTOVİDEOEN

Benim kütüphanelerim

31.03.2011

Beşir Ayvazoğlu

Geçenlerde bir gazeteci, 47. Kütüphaneler Haftası dolayısıyla benim için önem taşıyan kütüphaneleri sordu; telefonda bir şeyler söyledikten sonra oturup hayatıma girmiş kütüphaneleri düşündüm.

Kendimi fark etmeye başladığım yıllarda evimizde Kur'an-ı Kerim'den başka, ba­bamın heceleye heceleye okuduğu, kapağı yırtılmış ve dağılmasın diye ortasından kabaca di­kilmiş Yunus Emre ve Âşık Ruhsati Divanları, Mevlid-i Şerif, annemin okuduğu Ahmediye, Muhammediye, Kara Davud gibi birkaç taşbaskısı kitap ve kütüphanemde yakın zamanlara kadar muhafaza ettiğim elyazması bir Yusuf ü Züleyha vardı. Bir de taşbaskısı Battalnâme, o ka­dar... İlkokuldayken para vererek aldığım ve okuya okuya âdeta ezberlediğim ilk kitap, Ali Baba ve Kırk Harâmiler'dir; cami avlularında satılan halk kitapları cinsinden bir Binbir Gece masalı... İçine girdiğim ilk kütüphane, Sivas'ta, 1970'lerde yıktırılan İsmet Paşa Mektebi'nin kütüphanesi... Çifteminare'nin hemen arkasın­daki bu kütüphaneyi keşfettiğimde dünyalar benim olmuş, orada neredeyse okumadığım çocuk klasiği kalmamıştı.

Sonra, yine Sivas'ta Ziya Bey Kütüphanesi... O zamanlar annemin okuduğu türden kitaplara meraklı birkaç ihtiyar dışında kimsenin pek uğramadığı bu soğuk yüzlü taş binanın ikinci katında, soldaki odada, özellikle kış günlerinde sobayı yakıp müdavimlerle koyu sohbetlere dalan yaşlı kütüphane memuru kitap sevdamın ciddiyetini fark ettiği için istediğim her kitabı çıkarır, hatta herkese açmadığı büyük salona girerek raflardaki kitapları keyfimce taramama izin verirdi.

Ziya Bey Kütüphanesi'nin kurucusu Ziya (Başara) Bey, Sivas'ın Rahatoğulları'na dayanan köklü ailelerinden birine mensup, ciddi bir eğitim almış ve Meşrutiyet'ten sonra Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nda, Cumhuriyet'ten sonra da TBMM'de yedi dönem Sivas'ı temsil etmiş bir devlet ve kültür adamıdır. Onun Sivas'ın Ali Emirî Efendi'si, Hakkı Tarık Us'u olduğunu söyleyebilirim. Yöneticisi olduğu Darürraha Vakfı'nın gelirleriyle yaptırdığı, inşası 1908 yılında tamamlanan bu kütüphane, yazmaları, eski ve yeni harfli kitapları, süreli yayınlarıyla çok zengindi.

Son yıllarda Sivas Valiliği'nin himmetiyle onarılıp her türlü imkâna sahip, güvenlikli, fotokopi, fotoğraf tarama gibi hizmetlerin de verildiği konforlu bir kültür yuvası haline getirilen Ziya Bey Kütüphanesi hayatımda o kadar önemli bir yere sahiptir ki, hâlâ zaman zaman rüyalarımda kendimi onun büyük salonunda tek başıma görürüm.

Bursa Yazma ve Eski Eserler Kütüphanesi de 1980'lerin başlarında uğrak yerlerimdendi. Ankara'da yaşadığım yıllarda da Milli Kütüphane'yi kullanmaya çalıştım. İstanbul'da İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi ve Millet Kütüphanesi gibi çok sayıda kütüphaneye çeşitli vesilelerle yolum düşmüştür; ama beni en çok besleyen kütüphaneler, Beyazıt Devlet Kütüphanesi ve Taksim Atatürk Kitaplığı oldu. 1985 yılından beri müdavimlerinden olduğum ve başta değerli müdürleri olmak üzere çalışanlarından çoğuyla dostluk kurduğum bu iki kütüphanede geçirdiğim saatleri, hayatımın en verimli saatleri olarak görürüm.

Süreli yayınlar bakımından çok zengin olan Hakkı Tarık Us Kütüphanesi maalesef uzun yıllar sağlıklı hizmet verecek durumda değildi. Bu kütüphanenin koleksiyonları Beyazıt Devlet Kütüphanesi'ne intikal ettikten sonra yok olmaktan kurtulduğu gibi mükemmel bir kataloğa da kavuştu. Ancak ilk millî kütüphanemiz olan Beyazıt Devlet Kütüphanesi uzun yıllar ihmal edilmiştir ve hâlâ son derece kısıtlı imkânlarla hizmet vermeye çalışmaktadır. Millî hafızamızın vazgeçilmez bir parçası olan bu kütüphanenin çok iyi korunması gereken bir hazine olduğunu söylemeye gerek var mı?

Ve son on beş yıldır haftada en az iki defa uğradığım, hayatımın vazgeçilmezlerinden biri haline gelen İSAM Kütüphanesi... Bağlarbaşı'ndaki modern binalarında hizmet veren bu kütüphanenin, Anadolu yakasında oturanlar için nasıl büyük bir nimet olduğunu bilenler bilir. Türkiye Diyanet Vakfı bünyesinde yer alan İslâm Araştırmaları Merkezi'nin (İSAM), yakında tamamlanacak olan İslam Ansiklopedisi'ni hazırlama sürecinde kurduğu bu zengin kütüphanenin yüz ağartıcı bir kurum olduğunu altını çizerek belirtmek isterim.

Satın alma, mübadele, bağış, fotokopi ve mikrofilm yoluyla sürekli zenginleşen ve Türkiye'nin her bakımdan en modern kütüphanelerinden biri haline gelen İSAM Kütüphanesi'nin zamanla Ziyad Ebüzziya, Orhan Şaik Gökyay, Nejat Göyünç, Tahsin Yazıcı, Nihat M. Çetin, Hidayet Nuhoğlu, Kasım Küfrevî, İlber Ortaylı, Kemal Beydilli, Turgut Akıpınar ve Albert Hourani gibi çok sayıda ilim adamının kütüphanelerini bünyesine kattığını ve hafta sonları dâhil, her gün gece 23.00'e kadar hizmet verdiğini söylersem, sanırım, nasıl bir kütüphaneden söz ettiğim daha iyi anlaşılır.

Kendimi en rahat ve hür hissettiğim kütüphaneye gelince: Aşağı yukarı kırk yılda yavaş yavaş, elene elene oluşan, ilgilendiğim bütün konularda hemen her bilgiye ulaşabildiğim, bütün zevklerimi, alışkanlıklarımı, hayallerimi ve projelerimi yansıtan özel kütüphanem...





    YORUM YAZ

YORUMLAR

Foto Galeriler Videolar Günün Özeti
TİMETÜRK SON HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
TİMETÜRK AJANS HABERLERİ
SON YORUMLANANLAR