SON HABERLER
Sol Ok
Sağ Ok
ANASAYFAGÜNDEMPOLİTİKADÜNYAGÜNCELEKONOMİYAŞAMGEZİSPORRAMAZANÇEVİRİSAĞLIKKÜLTÜRFOTOVİDEO
Tarihçi İlber Ortaylı'nın kaleminden, 'Muhteşem Sokullu'

Tarihçi İlber Ortaylı'nın kaleminden, 'Muhteşem Sokullu'

Tarihçi ve yazar İlber Ortaylı, bugün Hürriyet gazetesindeki köşesinde, “Muhteşem Sokullu” başlıklı yazısında, Osmanlı’ya büyük hizmetleri ve eserleri olan vezirlerinden Sokullu Mehmed Paşa hakkında günümüze ışık tutacak önemli bir konuya yer vermiş.

Tarihçi İlber Ortaylı'nın kaleminden, 'Muhteşem Sokullu'
29.9.2019 12:49:35

buyuk2_73

Tarihçi ve yazar İlber Ortaylı, bugün Hürriyet gazetesindeki köşesinde, “Muhteşem Sokullu” başlıklı yazısında, Osmanlı'ya büyük hizmetleri ve eserleri olan vezirlerinden Sokullu Mehmed Paşa hakkında günümüze ışık tutacak önemli bir konuya yer vermiş.

Sırp asıllı Bosnalıydı. Uzun Mehmed Paşa diye de anılırdı. Bir yanıyla da geldiği bölgenin adıyla Sokoloviç, Şahinoğlu diye anıldığı için tarihimizde Sokullu Mehmed Paşa olarak kaldı. İtidal sahibiydi. Döneminde kolay düşünülemeyecek projeleri vardır. Volga-Don kanalı üzerinden Orta Asya Türkistan hanlıklarına ulaşacağını, İran şahlarını kontrol edebileceğini düşünmüştü. İkincisi Süveyş Kanalı'dır. Erken bir teşebbüstü.

Osmanlı tarihinin en uzun süreyle sadaret yapan veziridir (1565-1579). Kanuni Sultan Süleyman devrinde sarayda, Enderun'daki memuriyetinden başlayarak zekası ve saltanat karşısındaki dürüstlüğüyle dikkati çekti ve hızla tırmandı. Muhteşem Süleyman'ın sadrazamı oldu.

II. Selim devrinde imparatorluğu adeta o yönetiyordu. Bazılarının kolayca kalem oynattıkları gibi II. Selim'in keyfine ve işrete düşkünlüğü, tembelliği gibi mesnetsizliklerin değil, vezirin hükümdarı iyi bilgilendirmesi, emirlere harfiyen uyması ve saltanat karşısında yalan ve kendi çıkarına sır saklama merakında olmamasındandır.

III. Murad devrinde ise dönem değişti. Burada kendi kabahati de var. Osmanlı hanedanının hiç hoşlanmadığı biçimde bir nepotizme geçtiği görüldü. Yakınlarına devlette paye vermesi rahatsızlık yaratmış olmalı ki halen izah edilmeyen bir nedenle Divan-ı Hümayun toplantısında yani halkla vezirlerin en зok temasa geçtiği bu alanda bir mecnun derviş tarafından şehit edildi.

İTİDAL SAHİBİYDİ

Unkapanı Köprüsü'nün başında Mimar Sinan'a yaptırdığı caminin adı Azebhane Camii'dir. Sokullu'nun kaptan-ı derya olduğu döneme aittir. Sultanahmet'in altında Marmara'ya bakan kesimdeki kendisinden sonra tamamlanan caminin adı ise Şehit Mehmed Paşa diye anılır.

Ekseri ırkdaşları gibi uzun boylu bir Bosnalıydı, Sırp asıllıydı. Tavil (Uzun) Mehmed Paşa diye anılırdı. Bir yanıyla da geldiği bölgenin adıyla Sokoloviç, Şahinoğlu diye anıldığı için tarihimizde Sokullu Mehmed Paşa olarak kaldı. İtidal sahibiydi. Döneminde kolay düşünülemeyecek projeleri vardır. Ne var ki bu isabetli coğrafi stratejik düşünce 16. asır Osmanlı dünyasının inşaat teknolojisi ve imkanlarıyla bağdaşamadı. Volga-Don kanalı projesini yeniçerilerin ve savaş esirlerinin tamamlayacağı düşünülmüştür. Proje hüsranla bitti. İkinci defa bu kanalı açmaya teşebbüs eden Stalin Rusya'sı olmuştur. II. Dünya Harbi'nden sonra gerçekleşen ve Rusya coğrafyasını birleştiren bu kanalın iki tarafında binlerce siyasi mahkumun kan ve teri vardır. Ancak 21. yüzyıl teknolojisiyle kolaylıkla yapılacak bir atılımdı.

ÇOK ERKEN BİR TEŞEBBÜS

Rusya'nın zenginliklerini, Sibirya'yı Karadeniz'e bağladı. Sokullu bu projeyle Volga üzerinden Orta Asya Türkistan hanlıklarına ulaşacağını, İran şahlarını kontrol edebileceğini düşünmüştü. İkincisi Süveyş Kanalı'dır. Ancak Fransız Ferdinand Lesseps'in mühendislik dehasını gerçekleştirdiği (1869), sermaye yönünden Britanya hazinesinin ve Disraeli gibi atik devlet adamının cesaret ettiği ani ödemeyle hizmete açılabildi ve bütün Akdeniz'in Avrupa ve Hint dünyasının stratejisini değiştirdi. Sokullu için çok erken bir teşebbüstü, akim kaldı. Savaşlar konusunda ise ömrünü seferlerde geçiren Kanuni'nin zamanından çok II. Selim'in isabetli seferlerinin mimarı ve teşvikçisi oldu. Diplomasi Sokullu'nun en ustaca kullandığı daldı.

HIRİSTİYAN ADI BOYİDAR

Osmanlıların devşirme çocukları genelde ıssız ve fakir Balkan ve Kafkas köylerinden, bilhassa Mora, Hırvatistan, Bosna ve Arnavutluk'tan toplanır. Ailelerin mümkün mertebe birkaç oğlan çocuğundan biri, dokuz yaşının üzerindekiler alınır. Anadolu kıtasından istihkam sınıfı için bilhassa Kapadokya'dan (Karaman) çocuk devşirildiği malumdur. Bu durumda devşirilen çocuklar daha ileri yaşta olabilir. Koca Sinan devşirildi, Sokullu devrinin büyük mimarıdır. Bütün devşirme çocukların mutlaka devşirme emininin kararıyla ve emriyle padişah fermanına dayanarak toplatıldığı söylenemez. Padişah fermanı ikna yöntemine de izin veriyor. Bazı önde gelen ailelerin zeki ve parlak зocukları da ikna yoluyla anılır. Sokolaviç Mehmed Paşa bunlardandır. Hıristiyan adı Bayo deniyor ama muhtemelen Boyidar'dır. Kardeşi Mustafa Sokullu Paşa Budin Beylerbeyi, amcazadelerinden biri onun tayiniyle tahsis edilen Peç yani Sırbistan Patrikliği'ne tayin edildi. Ölümünden sonra bu makam da kalktı ve ta 19. yüzyılda Fener Patrikhanesi'nden kopuk özerk, otokefal bir makam olarak yeniden düzenlendi.

BAHRİYEYİ MODERNLEŞTİRDİ

İşte bu gelişmedir ki idarede irsiyete tahammül edemeyen зevreleri ve bizzat Padişah III. Murad'ı çok rahatsız etti. Belki Sokullu idari insan kayırıcılık (nepotizm) meraklısı olmasa da bu şüphe onu hayatından etmiştir. Savaşçılığı da diplomasisi kadar önemli olan bu vezirin Osmanlı bahriyesini Fatih'ten sonra en çok modernleştiren, Akdeniz, hassaten İtalyan teknolojisini getirten devletlu olduğu açıktır. Nitekim ondan sonraki donanma Kıbrıs'ı da Girit'i de alabilmiş, okyanuslara aşılabilmiştir. Sokullu Mehmed Paşa Türk bahriye tarihinde de seçkin yeri olan bir vezirdir.

ASLINDA O BİR OSMANLI'DIR

Bu yıl ölümünün 440. (1579) yıldönümüdür. Osmanlı vezir tipinin anlaşılması için hayatı ve icraatıyla en çok incelenecek portrelerin başında gelir. Sırplı tarihçiler arasında bizdekinden daha çok müstakil araştırmalar vardır. Birincisinde Türk belgelerine uzanmama gibi bir noksan, ikincilerde ise Sırbistan, Bosna, Hırvatistan kültürel ve ideolojik yapısının anlamamaktan ileri gelen bir değerlendirme noksanı görülür. Sokullu aslında bir Osmanlı'dır ve Osmanlı tipinin, dünya görüşünün en tipik örneğidir. Onun döneminde Mimar Sinan da, Piyale Paşa da, Uluç Ali gibi çıkan dehalar da bu kategoridendir. Unutulmayalım Cenovalı denizci bir aristokrat olan Kont Cigala'nın (Cicala) oğlu olarak Cigalazade Sinan Paşa dahi böyle bir atmosferin ürünüdür. 16. asrın Osmanlısı, devşirme paşalar veya devşirmeler diye geçiştirilecek bir dцnem değildir.

SIRADAN DEVŞİRME BİR KÖLE DEĞİL

Sokullu gibi birisinin sıradan yöntemlerle devşirilen bir köylü olmadığı açıktır. Hıristiyan bir ruhban aileden geliyor. Dilini biliyordu, yazıyordu fakat Türkçeyi de en iyi şekilde öğrendi ve yazabildi. Bu yetenekli grubun haremdeki izdüşümü de Hürrem Sultan gibileridir.

16. asır Osmanlı tarihinin en önemli yönü artık bir üst sınıf ortak kültürünün oluşmasıdır. Bunu Kırım Hanlığı'nın sarayında, Halep'in Türkmen beyleri ve Diyarbakır eşrafında gördüğümüz kadar Bosna'da ve imparatorluğun bazı eyaletlerindeki dar fakat güçlü gruplar arasında da görebilirsiniz. Edebiyat tarihi ve tarih yazımı araştırmaları bunu gittikçe açığa çıkarmaktadır. Sokoloviç tipinde bir devlet adamının zamanında çağdaş devletlerde bulunması kolay değildir ama belki Rönesans kültürünün getirdiği değişimler dolayısıyla 16. asırda başlayan eğilimler 17. asırda birçok İtalyan sanatçı ve din adamı ve devletlunun Fransa tarihi ve kültürünün inşasına katıldığını, bazı Hollandalıların ve Çeklerin Alman kültür akımına girdiğini göstermektir. Slav dünyasında da bu gibi değişim bir-iki asır gecikmeyle ortaya çıkacaktır. 

buyuk_185


    YORUM YAZ
Foto Galeriler Videolar Yazarlar Günün Özeti
TİMETÜRK SON HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
TİMETÜRK AJANS HABERLERİ
SON YORUMLANANLAR