DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

Türklerin 'barbar' olmadığının tarihi kanıtı

Batılılar Türkleri 'barbar' olarak tanımlarken ülke içinde yapılan ekonomik sosyal adımlarla birlikte kültürel bir seferberlik başlatılarak gerek edebi, gerek arkeolojik gerekse tarih yazıcılığı açısından Türklerin medeni dünyadaki konumunu ispatlayan yayınlar ortaya konulmuştur

2 Ay Önce
2021-10-16 21:43:17

Türk Tarih Kurumu'nun kuruluş amaçları arasında Türklerin uluslararası arenada iyi şekilde tanımlanması ve sosyal ve kültürel açıdan ziyade tarihi bağlar noktasında da milletler arenasında etkinlik kazanmasına ön ayak olunması yatıyor.Atatürk, özellikle Avrupa devletlerinin ders kitaplarında yer alan Türkler hakkındaki olumsuz iddialara ve “barbar” deyimi kullanılarak bir istilacı kavim şeklinde gösterilmelerine karşılık, bunun böyle olmadığının, cihan tarihinde en eski çağlardan beri hakiki yerinin ne olduğunun ve medeniyete ne gibi hizmetlerinin bulunduğunun araştırılması gerektiğine inanmaktaydı.

Batılılar Türkleri "barbar" olarak tanımlarken ülke içinde yapılan ekonomik sosyal adımlarla birlikte kültürel bir seferberlik başlatılarak gerek edebi, gerek arkeolojik gerekse tarih yazıcılığı açısından Türkler'in medeni dünyadaki konumunu ispatlayan yayınlar ortaya konulmuştur

Türk Ocakları'nda temellendi

İşte bu sebeple, 28 Nisan 1930 tarihinde, Atatürk'ün de bizzat katıldığı Türk Ocakları'nın VI. Kurultayı'nın son oturumunda, O'nun direktifleriyle, Âfet İnan tarafından 40 imzalı bir önerge sunulmuş ve “Türk tarih ve medeniyetini ilmî surette tedkik etmek için hususî ve daimî bir heyetin teşkiline karar verilmesini ve bu heyetin azasını seçmek salahiyetinin Merkez heyetine bırakılmasını teklif ederiz” denilmiştir.

İlk kitabın basılışı

Türk Tarih Kurumu'nun resmi sitesindeki bilgiye göre; Türk Tarih Kurumu'nun bastığı ilk kitap, Birinci Türk Tarih Kongresi: Konferanslar, Müzakere Zabıtları adlı bildiri metinleri kitabıdır (1932). Yine Pîrî Reis'in Kitâb-ı Bahriye'sinin (1935) yayın numarası 2'dir. Daha sonra Alacahöyük kazı raporları basılmış, 1937 yılından itibaren ise, adını bizzat Atatürk'ün koyduğu, BELLETEN yayın hayatına başlamıştır.

82 Anayasası'ndaki şekillenme

Türk Tarih Kurumu, tüzelkişiliğe sahip olarak, 7 Kasım 1982'de kabul edilen Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 134. maddesi ile kurulan Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu bünyesine dâhil edilmiştir. Türk Tarih Kurumu bu dönemden itibaren de ilk kuruluş amaçları doğrultusunda çalışmalarına devam etmiş ve etmektedir.

Kendi parasıyla kazı çalışması

Atatürk'ün direktifleriyle 22 Ağustos 1935'te Kurum'un kendi parası ve kendi elemanlarıyla başlattığı ilk kazı olan “Alacahöyük Kazısı”ndan ayrı olarak Trakya ve Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde arkeolojik araştırmalar sürdürülmüştür.

250 bin cilt kitap

Türk Tarih Kurumu'nun ilmî çalışmalar için kurduğu Kütüphane ise ülkemizin en zengin ihtisas kütüphanelerinden biridir. Yaklaşık 250.000 cilt kitabın bulunduğu kütüphaneye, değişim ve satın alma yoluyla en son yayınlar sağlanmakta, yurtdışında 220, yurtiçinde 60 kurum ve kuruluş ile değişim yapılmaktadır.

Hisselerinin devri

Atatürk, hayatının son dönemlerine kadar Kurumun çalışmalarıyla yakından ilgilenmiş, birçok defa çalışma planını kendisi tespit etmiş ve birçok toplantıya bizzat katılmıştır. O'nun bu Kurum'a ve tarihe verdiği önem, 5 Eylül 1938'de düzenlediği vasiyetnâme ile İş Bankası'ndaki hisselerinin gelirinin yarısını Türk Tarih Kurumu'na bağışlamasından anlaşılmaktadır. Nitekim Atatürk'ten sonra gelen bütün Cumhurbaşkanları da bir gelenek olarak Kurum'un koruyucu başkanları olmuştur.

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

YORUMLAR (0)

Görüş Bildir Bizimle Paylaş