DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

Osmanlı sosyal hayatla 'erken' tanıştı

Erken Osmanlı döneminin Bursa, Edirne ya da İznik gibi kentlerinde, hayatın büyük ölçüde sur içinde sürdüğü ve yerleşme alanında konut ve arsa gibi mülkler bulunduğu anlaşılmaktadır.

2 Ay Önce
2021-10-21 23:16:30

Erken Osmanlı dönemi kentlerinde, yerleşme sisteminin kuruluş ve gelişme aşamaları, büyük ölçüde, 14.yüzyılın sonlarından başlayarak 15.yüzyıl boyunca devam eden bir kentleşme mekaniği halinde süregelmiştir.

Yıldırım, İpek yolunun önünü açtı

Yıldırım Bayezid'in Batı Anadolu'yu Osmanlı egemenliğine alışının, başkent Bursa'yı, doğu ile batı dünyası arasındaki karmaşık ekonomik ilişkilerin odağı haline getirdiği söylenebilir. Nitekim, kuzey İran'da Şirvan ve Gilan gibi üretim merkezlerinden yola çıkarılan ipeklilerin, Erzurum ve Erzincan üzerinden Orta Anadolu'yu geçerek ulaştığı Bursa'da, 15.yüzyılda önemli bir ipek dokuma sanayi gelişmiştir.
Kültürportalı'nda yer alın bilgiye göre; Yüzyılın ilk yarısında, kentte, Çin porselenleri ve baharat da bulunabilmekteydi. Aynı dönem içinde, Balkanlar'da kurulan Osmanlı merkezî idaresi, bu coğrafyanın kaynaklarının, devletin Avrupa'daki başkenti konumuna gelen Edirne'ye aktarılmasını da sağlamıştır. Bu iki başkentli ve iki parçalı yerleşme düzeni, İstanbul'un fethiyle birlikte ortadan kalkacak ve kent
fiziğinde bir bütünleşme süreci başlayacaktır.

Kolonizör dervişler

Erken Osmanlı döneminden günümüze kalabilen anıtların konumlarına bakılarak, özellikle kentin fizikî gelişiminde öncü rol oynadığı anlaşılan fütüvvet teşkilâtına hizmet amacıyla kurulmuş zaviyeli-tabhaneli imaret/camilerin, ana yapılaşma alanlarının dışında belirli bir kentsel mekân ve çevre içinde inşa edildikleri dikkati çeker. Kentlerin Türkleşmesi sürecini olduğu kadar, yeni yerleşim nüvelerinin oluşmasında kolonizatör dervişlerin de öncü rol oynadığını gösteren bu tür yapıların, göçerlerin kentlileşmesi sürecine sağladığı katkılar çeşitli araştırmalarda vurgulanmıştır.

Sur içinde süren hayat

Erken Osmanlı döneminin Bursa, Edirne ya da İznik gibi kentlerinde, hayatın büyük ölçüde sur içinde sürdüğü ve yerleşme alanında konut ve arsa gibi mülkler bulunduğu anlaşılmaktadır. 14.yüzyılın başlarında Osmanlı politik egemenliğine giren Bursa'da, fethinin üzerinden geçen yarım yüzyıl içinde, kentin hisar denilen yerleşme alanı, birbiri ardınca inşa edilmiş cami, medrese, hamam ve darphane gibi yapılarla büyük ölçüde iskân edilmiştir.
Yüzyılın sonlarına doğru, Yıldırım Bayezid'in yaptırdığı Ulu Cami ise, sonradan bu çevreye katılan Bey Hanı, İpek Hanı, Kapan Hanı, Koza Hanı, Geyve Hanı, Bezir Hanı ve Tuz Hanı gibi ticaret yapılarıyla birlikte, ilk Osmanlı başkentinin kentsel merkezini de tayin etmiştir.

Anıtsal camilerin şekillenmesi

Benzer bir gözlem, 14.yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı topraklarına katılan Edirne için de yapılabilir. Fethin ilk yıllarını takip eden süre içinde yapıldığı bilinen eserlerden geriye hiçbir iz kalmamıştır. 15.yüzyılın başlarında inşa edilmiş olan Eski Cami, Fatih dönemine kadar kentin merkez yapısı konumunu korumuş; kent fiziği, inşa edilen dinî ve ticarî işlevlere sahip yapılarla, büyük ölçüde bu anıtsal caminin çevresinde gelişmiştir.

Ticari hayata "erken" bakış

Erken Osmanlı kentlerinin en önemli ve işlek mekânlarından biri, 15.yüzyılın başlarına kadar örgütleşmemiş bir niteliğe sahip bulunsa da, yine de, hiç şüphesiz, sur kapılarından başlayarak belirli bir eksen çevresinde yoğunlaşan ve ticarî etkinliklere ayrılmış bölümüdür. Ekonomik imkânların arttığı 15.yüzyılda, Bursa ve Edirne'de, kentlerin ticaret hayatına bedesten gibi yeni bir yapı grubunun katıldığı görülür.

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

YORUMLAR (0)

Görüş Bildir Bizimle Paylaş