Sedat Yenigün'ün şehadetinin üzerinden 40 yıl geçti

Kimliği belirsiz kişilerce, 5 Temmuz 1980'de 30 yaşındayken saldırıya uğrayan Yenigün için Zeytinburnu'nda bulunan mezarı başında, sevenlerinin katılımıyla Kur'an-ı Kerim okundu ve dualar edildi.

2020-07-05 07:29:37

1980 öncesinde İslamcı gençliğin bilinçlenmesinde önemli rol oynayan Sedat Yenigün 5 Temmuz 1980'de kimliği belirsiz kimseler tarafından şehit edildi.

 Sedat Yenigün 1950'de Erzincan'da doğdu. Ailesiyle birlikte İstanbul'a göç eden Yenigün, liseyi Vefa Lisesi'nde okudu. Okul yıllarında dönemin en önemli gençlik organizasyonu olan Milli Türk Talebe Birliği ile temasa geçerek MTTB'nin faaliyetleri içerisinde aktif görevler aldı.

Unknown_10

 

MTTB'nin milliyetçi kimlikten İslamcı kimliğe evrilmesinde rol oynamış, Ortaöğretim Kademesinin ilk başkanı Mustafa Bilgi'nin ekibi içerisinde yer aldı. Mustafa Bilgi'nin düzenlenen bir bombalı saldırı sonucu vefat etmesiyle başkanlığa Sedat Yenigün getirildi.

MTTB içerisinde okuma grupları ve kitap kulübü kurup, İslam dünyasının yakından tanıdığı Seyyid Kutup, Mevdudi, Abdülkadir Udeh, Ali Şeraiti, Muhammed Hamidullah, Malik bin Nebi gibi düşünürlerin kitaplarını gençlerle buluşturdu. 

MTTB'de basın yayın kültür işlerini organize ederek Milli Gençlik dergisinde gençlerin takip ettiği yazılar kaleme aldı. İstanbul Kültür Ocakları'nın kurulmasında ve çalışmalarında faal görevler üstlendi.

sedat_yenigun-1365
1977'de yayın hayatına başlayan aylık İslami Hareket dergisinin kurucuları arasında yer aldı. Üç yıl yayın hayatını sürdüren dergide yazılar yazan Sedat Yenigün, Düşünce, Tevhid dergileri ve Milli Gazete'de de köşe yazıları yazdı. Sedat Yenigün, devlet okulunda öğretmen olması nedeniyle, Mengüç Yenigün müstearıyla yazılar yazdı.
 
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakülte'sini bitirdikten sonra Darüşşafaka Lisesi'nde hitabet hocalığı, Zeytinburnu İhsan Mermerci Lisesi'nde edebiyat öğretmenliği ve idarecilik yaptı. 

Öğretmenlik yaptığı zamanlarda gençlik hareketlerinden kopmayarak MTTB'nin İstanbul Cağaloğlu'nda ki genel merkezinde seminerler ve konferanslar verdi.

1977'nin Aralık ayında Tepebaşı Gazinosu'n da düzenlenen  “İslami Diriliş Gecesi” programında yaptığı konuşma uzun yıllar hafızalardan silinmedi.
 
Gençlerin yanı sıra esnaflarla da ilgilenen Sedat Yenigün, esnaflar için “Birlik” sohbetlerini organize etti.
  
Sedat Yenigün, 5 Temmuz 1980 Cumartesi akşama doğru Fatih Akşemseddin caddesinde bir berber dükkânında kimliği belirsiz kimseler tarafından öldürüldü.

Menfur cinayeti, bazı gazeteler  “Bir komünist öğretmen öldürüldü” şeklinde vermişti. Olayın tek tanığı berber, ilk ifadesinden iki gün sonra kayıplara karıştı ve daha sonra yurt dışına çıkarıldığı öğrenildi.

Sedat Yenigün'ün katilleri hâlâ bulunamadı ve cinayet, tarihe faili meçhul olarak geçti.  

DvDNqNShCO.png

"Sedat'lara acınmaz, imrenilir"

Yenigün için "İleride çok iyi bir yazar olacak" diyen ve Yenigün'le çok sık görüşen Cemil Meriç, İslami Hareket dergisinin, 1980 Temmuz sayısında, Yenigün için kaleme aldığı yazının bir kısmı şöyle:
"Şuurdu Sedat, samimiyet idi, imandı. Anlamıştı ki Babil Kulesi'ne dönen bu ülkenin ana davası, dürüst insanlar arasında bir dil meydana getirmektir. Keşmekeş önce kelimeler dünyasında yok edilmelidir. Sedat, konuşmasını unutan zavallı çağdaşlarına dillerini öğretmeye çalıştı. Dillerini, yani mukaddeslerini, haysiyetlerini ve insanlıklarını. Coşkun bir gönüldü Sedat. Zulmün kılıcını kanının ateşinde eritecek kadar coşkun bir gönül. İsa peygamber zamanında yaşasa havari olurdu, Asr-ı Saadet'te bir sahabe. Konuştuğu gibi düşündü, düşündüğü gibi konuştu. Sevgi idi, ihlas idi. Asırlardan beri hasretini çektiğimiz yiğit, pervasız, içi dışı bir, münevver. Çevresini ışığa boğmak için alev alev yandı. Sedat'lara acınmaz, imrenilir. Veyl kendi beynini, kendi gönlünü parçalayan, çılgın, gafil ve şuursuz insanlara."
 
Cemil Meriç Sedat Yengün'ün şehit edilmesinden sonra şöyle yazmıştı:
 
“Şuurdu Sedat, samimiyet idi, imandı... Coşkun bir gönüldü. Zulmün kılıcını kanının ateşinde eritecek kadar coşkun bir gönül.
 
İsa Peygamber zamanında yaşasa havari olurdu, Asr-ı Saadette bir sahabe... Konuştuğu gibi düşündü, düşündüğü gibi konuştu...
 
Sevgi idi, ihlâs idi. Asırlardan beri hasretini çektiğimiz yiğit, pervâsız, içi-dışı bir, münevver. Çevresini ışığa boğmak için alev alev yandı..." 

Kaynak: islamianaliz.com

YORUMLAR (0)