Salgın ortamında okullar açılacak mı?

Uzmanlar, yeni akademik yılın yaklaştığı bugünlerde, virüsün yayılmasının kontrolünde sorun yaşanan ülkelerde yüzyüze eğitimin doğurabileceği sağlık risklerine dikkat çekiyor.

07.08.2020 07:47:46

Sağlık Bakanlığı Bilimsel Danışma Kurulu tarafından hazırlanan “Covid-19 Salgın Yönetimi ve Çalışma Rehberi” uyarınca 31 Ağustos'ta açılması öngörülen okulların alınacak önlemle rağmen açılmasının ne kadar güvenli olduğu tartışılmaya devam ediyor.

Uzmanlar, yeni akademik yılın yaklaştığı bugünlerde, virüsün yayılmasının kontrolünde sorun yaşanan ülkelerde yüzyüze eğitimin doğurabileceği sağlık risklerine dikkat çekiyor.

Zira çocuklar da virüsten enfekte olabildiği gibi, eve döndüklerinde ebeveynlere, aile büyüklerine ve sınıfta öğretmenlere de bulaş riski söz konusu.

Fiziksel koşullar yetersiz

Eğitim-iş İzmir 1 No'lu Şube Başkanı Adem Yıldırım, alınması öngörülen tedbirlerin yeterli olmayacağı görüşünde.
euronews Türkçe'ye konuşan Yıldırım, fiziki kısıtlamalar sebebiyle okullarda en az 4 metrekareye bir kişi düşecek şekilde personel ve öğrenci planlamasının mümkün olmayacağını belirtirken, “Halen birçok okulda öğrenci sayılarımızın fazlalığından ikili eğitime devam edilirken, derslik ihtiyacı sebebiyle kütüphane, laboratuvar, atölye, öğretmenler odası ve sosyal alanları dersliğe dönüştürülmüş hatta konteyner dersliklerin olduğu okullarda 4 metrekareye bir kişinin düşemeyeceğini” söylüyor.
Zira, Yıldırım, geçtiğimiz haftalarda gerçekleşen liselere ve üniversitelere giriş sınavlarında kimi dersliklerde 20, kimi dersliklerde ise 30 kadar öğrencinin olduğunu, dolayısıyla bu çocukların bulaş riskiyle karşılaştıklarını düşünüyor.

Eğitim-iş'e göre, hedeflenen önlemlerin yerine getirilmesi için okul ve derslik sayısının artırılması, bir yandan da daha fazla derslikte daha az öğrenci ile yüz yüze eğitim ve öğretim faaliyetlerinin yürütülmesi için atama bekleyen öğretmenlerin de atamalarının yapılması gerekiyor.
Dünya Bankası, haziran ayında Türkiye'de uzaktan eğitime 160 milyon dolar kredi desteği sağladığını duyurmuştu. Dünya Bankası'nın fonladığı ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından uygulanacak olan proje sosyo-ekonomik açıdan dezavantajlı durumdaki çocukların, engellilerin, mültecilerin uzaktan eğitim erişimlerini güçlendirmeyi ve eğitim sisteminin pandemi süreçlerine hazırlıklı hale getirilmesini hedefliyor.

Ekonomik boyut

Öte yandan, Yıldırım'a göre, sürecin ekonomik boyutu da gözardı edilmemeli, zira okuldaki öğretmen, öğrenci ve diğer çalışanların maske takması ve maskeyi düzenli aralıklarla değiştirmesi, el antiseptiği kullanması ekonomik gerçekliklerle örtüşmeyebilir.
“Ekonomik sıkıntılarla boğuşan, çocuğunun cebine bir gevrek parası bile koymakta zorlanan ailelerimizin çocuklarına her gün 2 tane maske alması bizce neredeyse imkansız,” diyor Yıldırım ve ödenek zorluğu çeken, okulun temizlik, kırtasiye gibi giderlerini aile birlikleri üzerinden gidermeye çalışan okul idarelerinin de dezenfektan ve temizlik malzemelerinin temini konusunda zorluklar yaşayacağını öngörüyor ve Bakanlığın bu süreçte destek olması gerektiğini düşünüyor.
Okulların açılmasıyla birlikte velilere imzalatılacak bilgilendirme formu ve taahhütnamenin ise çocuğun virüs kapması durumunda sorumluluğu veliye yüklemesi sebebiyle velide tedirginlik yaratacağı düşünülüyor.
Yıldırım'a göre, “Sağlıklı bir çocuğun gerekli önlemler yetkililer tarafından tam olarak alınmadığından çocuğun okulda virüs kapma olasılığı üzerinde durulmuyor. Taahhüt karşılıklı olmalıdır, Bakanlık ve yetkililer de velilere “Biz gerekli önlemlerin hepsini alıyoruz, okuldayken çocuğunuza virüs bulaşmayacağını taahhüt ediyoruz” demeliler”.
Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk da Perşembe günü Twitter hesabından vatandaşlara uyarıda bulunarak, "Dışarıya adım atan herkes, 18 milyon öğrencinin sorumluluğunu omzunda hissetmek zorunda… Lütfen, tedbir alalım" ifadelerini kullandı.

Öte yandan, Eylül ve Ekim aylarında olası yeni bir salgın dalgasına karşı 2020-2021 Eğitim-Öğretim yılında kısmi veya tamamen uzaktan eğitime geçişle ilgili teknolojik altyapı çalışmalarının tamamlandığı kaydediliyor.

Salgın artma eğilimindeyken açmak uygun mu?

Üsküdar Üniversitesi'nden radyoloji uzmanı Prof. Güner Sönmez ise, “Okulların örgün eğitim verecek şekilde 31 Ağustos'ta açılması mümkün de uygun da görünmüyor” diyor.
euronews Türkçe'ye konuşan Sönmez, “Salgının artma eğiliminde olduğunu, neredeyse Nisan-Mayıs dönemi şartlarına döndüğünü görüyoruz. Bu durum bizde olduğu gibi ailelerde de endişeye neden oluyor. Çevremizde konuştuğumuz ailelerin önemli bir kısmı çocuğunu açılsa da göndermeyi düşünmüyor” diyor.
Sönmez'e göre, meseleyi önemli kılan çocukların sağlığı olduğu gibi, taşıyıcı olup hastalığı yayma ihtimali.
“Çocuklar asemptomatik geçirseler de, evdeki büyüklerine virüsü taşıyabilirler. Diğer yandan uzun süre okuldan, derslerden kopmanın da orta ve uzun vadede sosyolojik bir maliyeti var. Bu nedenle çok titiz bir çalışma yapmak gerekiyor” diyor Sönmez.
Sönmez'in önerileri ise şu şekilde: “Ağustos sonunda okulların durumu pandeminin mevcut durumuna göre yeniden ele alınmalı, okullar mutlaka açılacaksa en azından Kasım ayına kadar sadece YKS ve LGS sınavına girecek çocuklar okula gelmeli, böylece kapalı alandaki insan sayısı seyreltilmeli.”

Karma eğitim opsiyonu

Sönmez'e göre, bir diğer yol, karma eğitim verilmesi:
“Eğitimcilerin belirleyeceği bazı dersleri sınıfta geriye kalanı online yapmak, kapalı ortamda kalma süresine hem yarıya indirmek, hem de sınıfları bu sayede bölerek kalabalığı seyreltmek, öğretmenlere haftalık test yapmak da söz konusu olabilir. Karma eğitim nedeniyle öğrencilerin evde kalma süreleri yarım gün artacağı için; anne ve babanın her ikisi de çalışıyorsa, bununla ilgili düzenleme yapıp birini yarım gün izinli saymak da önerilebilir.”

Pedagojik boyutu

Uzmanlar, okula dönüş sürecinde çocukların psikolojik olarak da hazırlıklı olmalarını, sağlık tedbirlerinin bir parçası olarak görüyorlar. Uzman psikolojik danışman Sedat Karakuş ise, okula dönüşün pedagojik yönüne dikkat çekiyor.
euronews Türkçe'ye verdiği demeçte, Karakuş, "Özellikle küçük yaştaki öğrenciler için pandemi, virüs gibi kavramlar soyut ve anlaşılmaz kavramlardır. Bu çocuklar için bu kavramların anlamlarından ziyade büyüklerin bu kavramlar karşısındaki tepkileri çocuğun davranışı üzerinde etkili olacak" diyor.
Karakuş'a göre, büyüklerin davranışlarını içselleştiren çocuklar diğer çocuklar için de öğretici olacak, davranışlar taklit edilecek.
"Pandemi sürecini anksiyeteli geçiren aileler, çocuklarına bu anksiyeteyi aktaracak ve çocuklar da bunu diğer çocuklara yansıtacak. Bu nedenle pandemi süreci tedbirleri hayatın parçası olarak yaşanmalı ve normalleştirilmelidir, çünkü çocuklar psikolojik sağlıklarını ancak bu şekilde koruyabilir" diye ekliyor Karakuş.

Kaynak: euronews

YORUMLAR (0)