Safi: Cihadda sivil öldürülmez

Hizbul Mücahidîn Grubu’nun siyasi kanat sorumlusu Gulam Muhammed Safî, Batı medyasının IŞİD gibi grupların cihad adı altında işledikleri cinayetleri Müslümanlarla özdeşleştirmeye çalışmasının yanlışlığına dikkat çekti.

03.06.2015 15:38:03

Hizbul Mücahidîn Grubu'nun siyasi kanat sorumlusu Gulam Muhammed Safî'nin Diriliş Postası'ndan Adem Özköse'ye verdiği röportajda  masum insanları katleden IŞİD gibi grupların Batı medyası tarafından Müslamanlarla özdeşleştirmesinin yanlışlığını anlatarak Keşmir meselesi hakkında da önemli açıklamalarda bulundu.

İşgal altındaki Keşmir topraklarının bağımsızlığı için mücadele eden Hizbul Mücahidîn Grubu'nun siyasi kanat sorumlusu Gulam Muhammed Safî; “Cihadda sivil öldürülmez. Bu aynı zamanda Peygamber Efendimizin tüm mücahidlere açık bir emridir. Biz cihad ederken zayıf kimselere, çocuk, kadın ve yaşlılara; sivillere asla el sürmeyiz. Birisi kilisede veya Hinduların ibadethanelerinde ibadet yapıyorsa o kişiye de zarar vermeyiz. Sivillere zarar veren gruplar öncelikli olarak Peygamberimizin açık emrini çiğniyorlar” dedi.

Batı medyası IŞİD ve benzeri grupların cihad adı altında işledikleri cinayetleri Müslümanlarla özdeşleştirmeye çalışırken dünyasının farklı yerlerinde hürriyet için mücadele eden İslami direniş grupları buna itiraz ediyorlar. Bu itirazlardan biri de Pakistan'ın başkenti İslamabad'da bir araya geldiğimiz Hizbul Mücahidîn Grubu'nun Siyasi Kanat Sorumlusu Gulam Muhammed Safî'den geldi. Kendisiyle yaptığımız özel görüşmede IŞİD ve benzeri grupların işledikleri cinayetlerle en çok Müslümanlara zarar verdiklerini ifade eden Gulam Muhammed Safî şöyle konuştu: “Bizim hareket olarak bir şiarımız var. Bu şiara göre her ne olursa olsun çocuklara, yaşlılara, kadınlara zarar verilmez. Cihadda asla sivil öldürülmez. Bu aynı zamanda Peygamber Efendimizin tüm mücahidlere açık bir emridir de… Biz cihad ederken zayıf kimselere, çocuk, kadın ve yaşlılara, sivillere asla el sürmeyiz. Birisi kilisede veya Hinduların ibadethanelerinde ibadet yapıyorsa o kişiye de zarar vermeyiz. Bize bir şey yapmayan, bizimle savaşmayan kimseye elimiz kalkmaz. Sivillere zarar veren gruplar öncelikli olarak Peygamberimizin emrini çiğniyorlar. Bundan dolayı IŞİD ve benzeri grupların yaptıklarını doğru bulmuyoruz. Bizim mücadelemiz özgürlük, İslam ve insanlık içindir. IŞİD gibi aşırı gruplarla hiçbir bağımız yok”

Hürriyet için savaşıyoruz

Keşmir'in özgürlüğü için mücadele eden gruplar arasında en güçlü silahlı örgüt olan Hizbul Mücahidîn Grubu'nun Siyasi Kanat Sorumlusu toprakları işgal altında olan her halkın meşru yollarla direnme hakkı olduğunu ifade ederek; “ Biz Hizbul Mücahidîn Grubu olarak sadece Keşmir'de yaşayan Müslümanlar için değil; aynı zamanda Keşmirli Hıristiyanlar, Hindular ve Sihler için de savaşıyoruz. Bizim mücadelemiz Hindistan'ın işgaline karşı çıkan tüm Keşmirliler içindir. Biz Müslüman olsak da özgürlük mücadelesinde din veya mezhep ayırmıyoruz. Hangi inançtan olursa olsun tüm halkımızın özgürlük hakkı için mücadele ediyoruz. Ben bugün halkımın mücadelesini siyasi alanda yürütmeye çalışıyorum. Fakat Kumandan Selahaddin'in önderliğindeki savaşçılarımız bu mücadeleyi silahla direnerek sürdürüyorlar” şeklinde konuştu.

Hindistan yönetimi medyayı susturuyor

İşgal altındaki Cammu Keşmir'de yaşayan Müslümanların yoğun şekilde baskı altında olduklarını kaydeden Safî bölgede yaşananlarla ilgili şu bilgileri verdi: “Hindistan yönetimi Keşmir'deki direnişi bastırmak için bölgeye 700 bin asker yerleştirdi. Keşmir'de şu an olağanüstü hal yönetimi uygulanıyor. Bu da Keşmirlilerin hayatını çekilmez kılıyor. Olağanüstü hal kanuna göre Hindu askerlere her türlü hak verildi. Askerler istedikleri her şeyi yapıyorlar; fakat Keşmirli Müslümanlar askerleri herhangi bir makama şikayet edemiyorlar. Çünkü şikayet edeceğiniz makam da askerin kontrolünde. Hindu askerler her gün yeni katliamlar işliyorlar. Yeni toplu mezarlar bulunuyor. Cammu Keşmir'de Müslümanlara aklınızı hayalinize gelmeyecek işkenceler yapılıyor. Fakat Hindistan yönetimi Cammu Keşmir bölgesinde neler yaşandığını dünyadan saklıyor. Medyaya kısıtlama getiriliyor”

Hindistan 11 Eylül saldırılarını kullandı

11 Eylül saldırılarının Hindistan tarafından Keşmir direnişinin bitirilmesi için kullanıldığını belirten Hizbul Mücahidîn Sorumlusu; “11 Eylül saldırılarına kadar bizim mücadelemiz hem siyasi hem de silahlı olarak devam ediyordu. Fakat 11 Eylül saldırılarından sonra oluşan ortamda Hindistan ABD ve Batı'ya bizim mücadelemizin bir terör mücadelesi olduğu yönünde propaganda yaptı. Daha sonra siyasi bürolarımız kapatıldı. 11 Eylül öncesi sahip olduğumuz uluslararası desteği ve etkinliği 11 Eylül sonrası kaybettik. Oysa biz halkımızın özgürlüğü için mücadele ediyoruz. Biz terörist değiliz, hürriyet savaşçısıyız. Ayrıca Keşmir sorunu çözülmeden Pakistan ile Hindistan arasındaki gerilimin de bitmeyecek, Güney Asya huzura kavuşmayacaktır ” dedi.

Türkiye'ye Keşmir çağrısı

Keşmir meselesinin siyasi yollarla çözülebilecek bir mesele olduğunu belirten Safî, Keşmir'de yaşanan sıkıntıların sona ermesi için de Türkiye'ye çağrı yaptı. Hizbul Mücahidîn Grubu olarak Keşmir meselesinin siyasi yollardan çözülmesi için her türlü desteği vermeye hazır olduklarını söyleyen Safî şunları söyledi: “Biz Keşmir'de Birleşmiş Milletler 'in verdiği kararın uygulanmasından yanayız. Çünkü BM Keşmir'de bir referandum yapılmasından ve Keşmir'in geleceğine halkın karar vermesinden yana… Fakat Hindistan yönetimi bunu kabul etmiyor, referandumun yapılmasını engelliyor. Fakat biz her ne olursa olsun mücadelemizi sürdüreceğiz ve işgal altındaki topraklarımızı Hindulardan geri alacağız. Keşmir sorununun çözümü için özellikle Türkiye'den yardım istiyoruz. Türkiye nasıl İslam dünyasının diğer sorunlu bölgelerinde; Filistin'de, Arakan'da etkinse aynı şekilde Keşmir'de de etkin olabilir. Çünkü Türkiye İslam dünyasının büyük devletidir. Keşmir meselesinin çözümü için Pakistan'ın yanında

Türkiye'de etkin olmalıdır.”

Keşmir meselesinin siyasi yollarla çözülebilecek bir mesele olduğunu belirten Safî, Keşmir'de yaşanan sıkıntıların sona ermesi için de Türkiye'ye çağrı yaptı. Hizbul Mücahidîn Grubu olarak Keşmir meselesinin siyasi yollardan çözülmesi için her türlü desteği vermeye hazır olduklarını söyleyen Safî; “Keşmir sorununun çözümü için özellikle Türkiye'den yardım istiyoruz. Türkiye nasıl İslam dünyasının diğer sorunlu bölgelerinde; Filistin'de, Arakan'da etkinse, aynı şekilde Keşmir'de de etkin olabilir. Çünkü Türkiye İslam dünyasının büyük devletidir. Keşmir meselesinin çözümü için Pakistan'ın yanında Türkiye'de etkin olmalıdır” diye konuştu.

Özetle Keşmir meselesi

Dünyanın en yüksek sıradağları olan Himalayaların Batı ucunun güneyinde bulunan Keşmir; Azad, Cammu ve Aksai olmak üzere üç bölgeye ayrılıyor. Toplam 18 milyonluk bir nüfusa sahip olan Keşmir'in toplam nüfusunun yüzde doksanı Müslümanlardan oluşuyor. Azad Keşmir'in nüfusunun tamamı Müslümanken Hindistan'ın işgali altındaki Cammu Keşmir'deki Müslümanların oranı yüzde doksan… Geri kalan azınlık ise Hindu ve Budist…

Keşmir sorununun temeli İngilizlerin bölgeden çekilirken arkalarında bıraktıkları sorunlu sınırlara ve Hindistan'ın ayrılık esnasında yapılan anlaşmaya uymamasına dayanıyor. Ayrılma esnasında yapılan anlaşmaya göre Hinduların yoğun olduğu yerler Hindistan'a, Müslümanların yoğun olduğu yerler ise Pakistan'a bırakılacaktı. Keşmir'in tamamında Müslümanların nüfusu yüzde doksan olmasına rağmen Hindistan işgal altında tuttuğu Keşmir'den yıllardır çekilmiyor. Birleşmiş Milletler sorunun çözülmesi için Keşmir'de bir referandum yapılmasını, Keşmir halkı neye karar verirse ona göre sorunun çözülmesini istiyor. Pakistan BM'nin bu teklifini kabul ederken Hindistan etmiyor. Çünkü böyle bir referandumda çoğunluğun Keşmir devletinden veya Pakistan'a katılmaktan yana oy kullanacağına garanti gözüyle bakılıyor.

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

YORUMLAR (0)

Cemil AYDIN

Tiyatro Dini lidermiş hep tirübünlere oynuyorlar BM nüklüer denetçilerinin istedikleri yer ve zamanda askeri tesislerde denetleme yapabilmesini halkına anlatamayan dini lider yenildik ama ezilmedik pozlarında.Hallk burnundan soluyor sıra İranada gelecek çok yakındda içindeki milletleri daha ne kadar baskı atında tuta bileceksin eyy velayet i deccal müslüman halklara batıyla ittifak kurarak daha ne kadar sömürüp öldüreceksin.