'Özgür Kudüs Yürüyüşü' 31 Mayıs'ta gerçekleştirilecek

'Özgür Kudüs Yürüyüşü' 31 Mayıs'ta gerçekleştirilecek

29.05.2015 17:38:23
İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı (İHH), Gazze'ye insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine uluslararası sularda 31 Mayıs 2010'da İsrail'in yaptığı saldırının 5. yılında, İstanbul'da "Özgür Kudüs Yürüyüşü" düzenleyecek.

İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım, vakfın genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, Mavi Marmara gemisine yapılan saldırıya ilişkin süreci değerlendirdi ve 31 Mayıs'ta düzenlenecek yürüyüş hakkında bilgi verdi.

Gazze'de 8 yıldır abluka ve ambargonun devam ettiğini, siyonist Yahudiler'in Gazze'de soykırım uyguladığını ifade eden Yıldırım, bu soykırıma bütün dünyanın sessiz kaldığını anlattı.

İsrail'i, "dünyayı parasıyla satın alacağına inanan bir terör örgütü" olarak tanımlayan Yıldırım, gücü ve propaganda etkisiyle dünyayı dizayn edeceğine inanan İsrail'in 5 yıldır "Gazze'ye giden filonun etkisi ne zaman bitecek" diye Türkiye'yi izlediğini, hatta buradaki konuşmasının bile takip edildiğini söyledi.

Katil ve soykırımcı siyonistlerin sonunun yaklaştığını dile getiren Yıldırım, bunun göstergesinin de 31 Mayıs Pazar günü yapacakları yürüyüş olacağını vurguladı.

Bülent Yıldırım, "Fevzipaşa Caddesi'ni öyle bir dolduralım ki, Edirnekapı'ya yürünemesin. 31 Mayıs, Mavi Marmara ve Kudüs yürüyüşüdür. Mavi Marmara, Gazze'ye ulaşmamıştır ama bütün limanlara ulaşmıştır. Karadan yürüyüşünü devam ettiriyor. Sağcı, solcu, İslamcı, Kemalist, vicdan sahibi herkese sesleniyorum. Tüm sivil toplum kuruluşlarına, tarikatlara, partilere ve vatandaşlara çağrıda bulunuyorum. Yürüşümüze katılın. İnsanlar öyle bir araya gelsin ki, o fotoğraf, İsrail'in Hitler vari yöneticilerine korku salsın. Bombaladıkları Filistinli kız çocuğu nasıl korkuyorsa onlar da korksun" diye konuştu.

İsrail'in işgal ettiği topraklardan şartsız çekilmesini isteyen Yıldırım, İsrail'in Filistin üzerinde hiç bir hakkı bulunmadığını söyledi.

İHH Başkanı Yıldırım, İsrail'in Mavi Marmara saldırısının ardından açılan davalardan vazgeçmeleri için kendilerine para teklif ettiğini, kendisini ve ailesine tehditte bulunduğunu anlattı.

- "Yüzde 97,4'ün desteğini almışız"

İsrail bu davanın marjinalleşmesini, yürüyüşteki sayının az olmasını beklediğini ifade eden Yıldırım, şu görüşleri dile getirdi:

"İsrail, herkesin Mavi Marmara'yı yalnız bırakmasını bekliyor. Türkiye'de Akdeniz'de çıkacak doğalgaza ortaklık teklif ediyor. Buna ram olan insanlar var. Bu teklifi bize de yaptı. Abluka kalkmadan bu çocuk katilleriyle bir anlaşma yapılamaz. Bizim arkamızda halk kitlesi var. Bütün dünya halkları bizimle beraber. Yeni gemiler gidiyor. İsrail'le birtakım işbirliği içinde olanları uyarıyorum. Gücümüz yerinde. Mavi Marmara konusunda bu halkın yüzde 97,4'ünün desteğini almışız. Türkiye'de hiçbir konuda halk böyle anlaşamamış. Allah'a şükürler olsun. Bugün geldiğimiz nokta Türkiye tüm mazlumların koruyucusu konumunda. Siyonizm bizimle masaya oturup anlaşma yapmamızı isterse bir çok şeyimizi kaybederiz. Doğu Akdeniz'deki gazın çıkarılması ve Avrupa'ya akıtılmasının tek yolu Türkiye üzerinden geçmesidir. O nedenle İsrail normalleşme istiyorsa önce ablukayı kaldıracak. Türkiye'nin elinde büyük bir güç var. Türkiye doğalgaz kartını iyi kullanacak. Türkiye anlaşmadığı müddetçe İsrail Ortadoğu'da gittikçe yalnızlaşacak. İsrail gittikçe yalnızlaşıyor."

Bir belgeyi basın mensuplarına gösteren ve Birleşmiş Milletler (BM) tarafından hazırlanan insan hakları raporunda kendilerinin yüzde 100 haklı görüldüğünü vurgulayan Yıldırım, şunları kaydetti:

"BM'den çıkan rapor bu cezanın tesciliydi. Fakat Türkiye'de birtakım derinler harekete geçti, bitmiş olan maçı uzattı. Bitmiş en az 100-0 yenmişiz. Palmer adında sahtekar bir komisyon kuruldu. Bunu kabul etmediğimizi BM'ye ve Dışişleri Bakanlığı'na dilekçeyle ilettik. Birileri Türkiye'yi bu Palmer komisyonuna götürdü. Komisyonun 4 üyesinden 3'ü geçmişte İsrail'in sözcülüğünü yapan insanlar. Palmer Komisyonu büyük bir ihanetle, ablukanın İsrail'in hakkı olduğunu söyledi. Birdenbire Feridun Sinirlioğlu, kırmızı bültenin Interpole yollanmaması için görüş belirten kişi, Abdullah Gül'e, Recep Tayyip Erdoğan'a, Ahmet Davutoğlu'na rağmen Dışişleri sayfasında bir şey yayınladı. Bu belge halen orada var. Bu ülkeyi kim yönetiyor, hangi vesayet altındayız. Dünyada one minute zihniyetini silmeye çalışıyorlar. Ama darbeyi nereden yiyoruz? Dışişlerinin sitesinde hiçbir siyasinin, devlet başkanın, başbakanın kabul etmediği Palmer Komisyonu'na atıfta bulunuyor Feridun Sinirlioğlu. Atıfta bulunarak bize cevap veriyor. BM'De kabul etmediğimiz bu belgeyi kabul eden bu zihniyeti sorguluyorum. Uluslararası Ceza Mahkemesi, bilgi ve belge istiyor Türkiye'den. Bilgi ve belge Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne göndermiyor."

- "Sizleri bu yürüyüşe davet ediyoruz"

Toplantıya, Mavi Marmara saldırısında şehit olanların yakınları, yolcular ile aktivistler katıldı.

Mavi Marmara yolcularından Mustafa Tuna, siyonist zalimlerin sadece Müslümanlara değil, insanlığa zulmettiğini söyledi.

Açılan davalar sonucunda saldırıyı gerçekleştirenler hakkında mahkemenin kırmızı bültenle arama çıkarttığını, ancak bu arama emrinin Interpole Türkiye'deki bazı bürokratlar tarafından iletilmediğini savundu.

Saldırıda şehit olan Fahri Yaldız'ın annesi Zeliha Yaldız, davaları devam ettirmek istediklerini kaydetti. Kanlarının yerde kalmayacağını belirten Yaldız, "Bu kanlar İsrail'e kalmaz. Allah'a bırakmışız işi. Bunların intikamını Allah alsın" dedi.

Fahri Yaldız'ın oğlu 13 yaşındaki Harun Yahya Yaldız, saldırının ardından her yıl düzenlenen yürüyüşlere katıldıklarını ifade ederek, "Mavi Marmara'ya doğru yürüyerek şehadeti tadıyoruz. Sizleri de bu yürüyüşe davet ediyoruz" diye konuştu.

- "Amacımız yasa dışı olan ambargoyu kırmaktı"

İngiltere'den Mavi Marmara filosuna katılan Pakistan asıllı aktivist Pervin Yakup, saldırının 5. yılında şehitleri anmak ve dava sürecini izlemek için Türkiye'de bulunduğunu söyledi.

Mavi Marmara gemisiyle 5 sene önce Filistin halkına umut vermek için yola çıktıklarını belirten Yakup, şu görüşleri dile getirdi:

"Biz barışçıl bir harekettik. İsrail'in gözünde barışın hiç bir anlamı yoktu. İsrail bu hareketi terörist ilan etti ve bize saldırdı. Mavi Marmara'ya bir umut olsun diye bindik. Filistin'de bir zulüm yaşanıyordu ve bundan dolayı katıldım. Amacımız yasa dışı olan ambargoyu kırmaktı. Netanyahu askerleri yolladı ve 10 arkadaşımızı şehit etti. İsrail bizim kahramanlarımızı çaldı fakat bizim ümitlerimizi, insanlığımızı ve dirayetimizi çalamaz. Mavi Marmara şehitleri için merhametimize tutunacağız ve ne gerekiyorsa yapacağız."

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

YORUMLAR (0)