DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

2015-06-15 11:52:44

Nasıl ki 7 Haziran 2015 genel seçimleri öncesinde en fazla sorulan soru HDP'nin barajı aşıp aşamayacağı idiyse, seçimden sonra en fazla sorulan soru da mütedeyyin-muhafazakâr olmalarına rağmen Kürtlerin neden HDP'yi seçtikleri oldu. Kürtlerin bu kadar yoğunlukla seçimlerini HDP'den yana koymaları belki HDP'nin de beklemediği bir sonuçtu. Kürtlerin HDP'yi tercih etmelerinde PKK'nın yaygın ve etkin bir şekilde uyguladığı şiddet ve baskılardan daha ziyade Kürtlerin silah yerine siyaseti tercih etmelerinin etkili olduğunu söylemek daha doğru bir tespit olsa gerek. Çünkü görünen o ki, Kürtler bundan sonraki hak mücadelesinin artık şiddet ve silahla değil, siyasetle verilmesini istiyorlar.

Denebilir ki LGBT'lerden sosyalistlere, Gülencilerden yeminli Erdoğan düşmanlarına ve Kürtleri daha bir görünür kılmak isteyenlerden HDP'ye siyaset yolunu gösterenlere kadar her kesim kendi zaviyesinden baktı, bir nebze de olsa temsil edilmesini yeterli gördü ve sadece bugünkü önceliklerini gözeterek HDP'ye oyunu verdi. Kürtler de tercihlerini şiddetten değil, siyasetten yana yaptıkları için HDP'yi tercih ettiler. Çünkü HDP barajı aşamadığı takdirde kimsenin güvende olamayacağı propagandasını yaptı. Barajı zaten bir haksızlık olarak gören Kürtler Barış Sürecini de heba etmemek amacıyla HDP'ye barajı aştırdılar. Ak Parti'nin adaylardan söylemlere kadar kimi politikaları ile Sayın Erdoğan'ın kimi söylemleri de HDP'ye yönelişin nedenleri arasında sayılabilir.

Olay böyle iken, Kürtlerin bu seçimini nankörlük olarak tanımlamak düpedüz ithamdır. Anlaşılan o ki bu tür ithamlarda bulunanlar Kürtlerin içinde bulundukları şartları ve haleti ruhiyeyi bilmiyorlar.

Kürtler HDP'nin kendi değerleriyle örtüşmeyen yanlarını bir bakıma görmezden gelip önceliği HDP'nin barajı aşmasına verdiler. Dolayısıyla Kürtlerin HDP'yi tercihleri ile “Beyaz Türkler”in veya diğerlerinin HDP'yi tercihlerini aynı görmek de Kürtlere diğer bir haksızlıktır. Örneğin, Beyaz Türklerin HDP'yi desteklemeleri Kürtler hakkındaki düşüncelerini değiştirdiklerinden dolayı değil, Erdoğan düşmanlığından dolayıdır. Kimlerle ve kimlerin üzerinden olursa olsun Erdoğan'a bir darbe vurmayı kendileri için kar olarak görüyorlar. Oysa Kürtler Erdoğan'ı kendilerinden biri olarak görüyor ve hizmetlerinden dolayı seviyorlar.

Kimilerinin geçen 12 yıl boyunca Ak Parti'yi seçen Kürtlerin bu seçimde HDP'ye yönelmelerini Erdoğan'dan artık yüz çevirmek olarak yorumlamaları kesinlikle yanlıştır. Çünkü Kürtler devletin kendi varlıklarına yönelik uyguladığı inkâr, imha ve asimilasyon politikalarına son verip gasp edilen hakların çoğunun iadesini sağlayan kahramanın ve Barış Sürecinin mimarının Erdoğan olduğunu biliyorlar ve bunu unutacak veya karşılıksız bırakacak da değiller.

Hatırlanacağı gibi, bugüne kadar HDP haklı olarak baraja karşı çıkıyor ve siyaset yapmalarının engellendiğini söylüyordu. Artık bu engel de aşılmış durumdadır. HDP'yi bekleyen görev ve sorumluluklar var. Bölge halkı da artık bundan böyle güvenlikten ekonomiye kadar her alanda HDP'den hizmet bekliyor. HDP dünkü özel harekât, jandarma, jitem ve polis şiddetine karşı olduğu gibi bugün de onların yerini alan ve yol kesip haraç toplayan çetelere karşı da aynı duyarlılıkla karşı durmalıdır. Aksi halde halkın gözünde çete derekesine düşer.

Artık Türkiye kamuoyu da bundan böyle bir Türkiye partisi olan HDP'den ülkenin bütünlüğünü korumada ve PKK terörüne karşı olmada net bir duruş bekleme hakkına sahiptir. Türkiye'nin batısında barış güvercinleri uçuran HDP bölgede de barışçı olmak ve Eski Türkiye'de kullandığı üslubu gözden geçirmek durumundadır. Elde ettiği %13'lük bir başarıyı bölge halkı üzerindeki şiddetini arttırmanın bir aracı olarak kullanmaya hakkı yoktur.

Bölgede PKK-Hizbullah çatışmalarının yeniden yaşanıp yaşanmaması da büyük ölçüde HDP'nin bundan sonra izleyeceği politikaya bağlıdır.

Bu anlamda hem HDP ve hem de HÜDAPAR'ın Talabani ve Barzani'den almaları gereken dersler olduğunu da burada yeri gelmişken belirtelim. Hatırlanacağı gibi, Talabani ile Barzani de bir zamanlar ihtiraslarına yenik düştüler ve binlerce Kürtün ölümüne yol açan iç çatışmalara girdiler. Ancak bu yolun kendilerine zilletten başka bir şey getirmediğini anladılar. Ve bir araya gelip hem barıştılar ve hem de Kürtlerden özür dilediler.

Bundan böyle 6-8 Ekim 2014 olaylarının ve Aytaç Baran gibi cinayetlerin bir daha yaşanması veya tarihe karışması da HDP'nin izleyeceği politikalara bağlıdır. Seçildikten sonra dahi hala kaleşnikoflu tehditler savurabilecek kadar şiddet küpü olan milletvekillerinin de olduğu HDP'ye biz de barış yolunda atacağı adımlarda başarılar diliyoruz.

Sonuç olarak Kürtler HDP'ye barajı aştırmakla doğru seçim yaptı. Şimdi sıra HDP'de.

Görüş Bildir Bizimle Paylaş