Kılıçdaroğlu, canlı yayında soruları yanıtladı: (2)

'Bu ülkeye huzurun, demokrasinin gelmesi lazım. Bu ülkede herkesin karnının doyması lazım. Bu ülkede kendini kim sahipsiz hissediyorsa biz onların yanındayız'- '(MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye) Eğer sen bu ülkeyi seviyorsan, bu ülkenin bekasını düşünüyorsan, bu ülkede insanların huzur içerisinde yaşamasını istiyorsan, çık kardeşim yarın sabah de ki 'Yeter artık' de Türkiye'yi seçime gö

09.10.2020 23:40:13
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye seslenerek, "Eğer sen bu ülkeyi seviyorsan, bu ülkenin bekasını düşünüyorsan, bu ülkede insanların huzur içerisinde yaşamasını istiyorsan, çık kardeşim yarın sabah de ki 'Yeter artık' de Türkiye'yi seçime götür." dedi.

Kılıçdaroğlu, KRT Televizyonunda gazetecilerin sorularını yanıtladı, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

SSK Genel Müdürlüğü yaptığı döneme ilişkin eleştirilerin anımsatılması üzerine Kılıçdaroğlu, bu dönemin iğneden ipliğe denetime tabi tutulduğunu ancak hiçbir şey bulunamadığını aktardı.

"Ben genel müdürüm. Ben bakan, başbakan, cumhurbaşkanı, Meclis değilim, karar alamam." diyen Kılıçdaroğlu, yasalara göre uygulama yaptığını dile getirdi.

Kılıçdaroğlu, "Bunlar korkularından Sosyal Güvenlik Kurumu'nun rakamlarını açıklamıyorlar. Niçin? Söylüyorum, Cumhuriyet tarihinin en büyük kara deliği oldu. Açıklamak zorunda ama 'açıklamıyorum' diyor." diye konuştu.

Eşdeğer ilaç uygulamasının kendi döneminde başlatıldığını ifade eden Kılıçdaroğlu, uygulamanın AK Parti döneminde de devam ettirildiğini belirterek, "Dolayısıyla eğer ilaç konusunda ciddi bir tasarruf varsa bana borçlular. Gitsinler baksınlar." ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, her şeyi yüzde yüz doğru yaptığı iddiasında bulunmadığını, eksiği ve yanlışı olabileceğini belirtti.

Beş kuruşun dahi hesabını verdiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Ama bunlar bırakın beş kuruşu, milyarların da hesabını veremezler. Aramızda o kadar da ahlaki bir fark var." şeklinde konuştu.

"Salgın olmasa belki ekonomi şahlanacaktı." ifadesinin kullanılması üzerine Kılıçdaroğlu, ekonomik krizin 2018'de başladığını, o zaman pandemi olmadığını, mevcut durumun bir kriz değil, ekonomik buhran olduğunu ileri sürdü.

Kobani eylemleri soruşturmasının "Millet İttifakı"na yönelik olduğuna ilişkin açıklamaları hatırlatılan Kılıçdaroğlu, soruşturma için neden 6 yıl beklendiğini sordu. Tüm partilerin seçimlere girdiğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

"HDP'ye 'PKK' diyorlar. Havuz medyası diyor. Peki HDP'nin Meclis Başkan Vekili, Meclisi yönetiyor. Peki biz demeyecek miyiz, 'Siz utanmıyor musunuz, bir PKK'lı Meclisi yönetiyor. AK Partililere söz veriyor. MHP'liler söz istiyor, söz veriyor. Bu kadar ucuz bir devlet yönetimi, devlet anlayışı ya da bir siyasal bakış açısı olamaz. Varsa orada PKK'lı, belgesini, dökümanını alırsın, verirsin mahkemeye, mahkum edersin. Kimse buna bir şey demez. Ama bir partiyi blok olarak, 'bunlar PKK'lı dediğin zaman' ben de ona şu soruyu sorarım, 'Bu adam PKK'lı ise sen Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni nasıl PKK'lıya yönettirirsin.' Bunun cevabı var mı, yok.

Siyasetin de bir ahlakı, bir erdemi olur. Blok olarak bir insanı, bir partiyi suçlayamazsın. Kaldı ki Sayın Sancar'a söylediler, 'Bizim PKK ile bilgimiz yok' dedi. 6,5 milyon insanı PKK'lı mı ilan edeceğiz. Böyle bir düşünce olabilir mi? Ben, HDP'liler haksızlığa uğradığı zaman onların hakkını savunup, AK Partililer haksızlığa uğradığı zaman 'iyi oldu' dersen ben çifte standart uygulamış olurum. Ama ben Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı görevden alındığında da yanlış yapıyorsunuz' dedim."

"Melih Gökçek gidince üzüldünüz mü?" sorusu üzerine de Kılıçdaroğlu, "Evet halkın oyuyla gelmişti halkın oyuyla gitmesi lazımdı." yanıtını verdi.

Zorluklar yaşadıklarını ancak umutsuz olmadıklarını belirten Kılıçdaroğlu, "Bu ülkeye huzurun gelmesi lazım, demokrasinin gelmesi lazım. Bu ülkede herkesin karnının doyması lazım. Bu ülkede kendini kim sahipsiz hissediyorsa biz onların yanındayız." ifadelerini kullandı.

- "CHP ile İYİ Parti'yi karşı karşıya getirmek istiyorlar"

Kılıçdaroğlu, Kobani operasyonuyla CHP ve İYİ Parti'nin karşı karşıya getirilmek istendiğini ileri sürerek, "Özel bir arayışları var, bunun için yaptılar. İYİ Parti ayrı, biz ayrı bir partiyiz. Onlar da demokrasiyi biz de demokrasiyi savunuyoruz. Partilerin ayrı görüşleri ve ayrı programları var. Biz AB'ye başka bakarız, onlar başka bakarlar. Biz Ortadoğu'ya başka bakarız, onlar başka bakarlar. Ama bu ülkede demokrasi ise, evet demokrasiye beraber bakalım, demokratik parlamenter sistem olsun." şeklinde konuştu.

Kılıçdaroğlu yaşanan son gelişmelerin millet ittifakını ayrıştırmayı başarıp başarmadığı sorusuna, "Başaramadılar. Bu ülkeyi gerçekten de seviyoruz demokrasi içinde bir adada yaşamak istiyoruz. Farklılıkları siyaset zenginlik gördüğü andan itibaren bu ülkede her şey güllük gülistanlık olur." ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, 7 milletvekili için fezleke düzenlendiğinin hatırlatılması üzerine ise şunları kaydetti:

"Fezlekeler gelir, görmeden bir şey söyleyememiz mümkün değil. Arkadaşlarımız bakarlar, fezlekeler doğru mudur, yanlış mıdır, bakılır, ona göre karar verilir. Dokunulmazlıklar kaldırıldıktan sonra belli bir sayı diyelim ki düştü milletvekili, düştükten sonra bir ara seçim olur mu olmaz mı? Düşerse ara seçim kaçınılmaz olarak gündeme gelir. Belki hükümet bir erken seçim bile yapabilir."

Kılıçdaroğlu, anketlerde CHP'nin oylarının neden yükselmediği sorusu üzerine aşırı kutuplaşmış toplumda insanların oy verdikleri partileri değiştirmelerinin kolay olmadığını savundu.

Kılıçdaroğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ama ne zaman ki iktidar partisinin kendisini ezdiğini, kendisinin çıkarları lehine karar almadığını, alınan kararların Türkiye'nin aleyhine olduğunu görür ve bunu içselleştirirse kararını değiştirir. Bunun için de zaman dilimine ihtiyaç var. Ama şu da başka gerçek; bizim oyumuz düştü değil, artıyor. Beklediğimiz ölçüde artmıyor. Bir kararsız grup var, bu grup doğal olarak hem siyaset kurumunu ve hem iktidarı sorguluyor. Zaten siyasette bizim beklediğimiz de vatandaşın siyaset kurumunu sorgulaması ve düşünmesidir."

Kararsızların olmasının siyaset kurumunun sağlıklı sorgulanma zemini açısından önemli olduğunu ileri süren Kılıçdaroğlu, "Ben bunu çok önemsiyorum. CHP'yi de sorgulayacak doğal olarak. Bizim her söylediğimiz yüzde yüz doğrudur, belki kabul etmez ama 'bunlar da doğruyu söylüyor' diyebilecektir. Ve biz çok eminim ki, ilk yapılacak seçimde Türkiye demokrasisini güçlendiren, böyle bir siyasi iradeyi iktidara getiren bir ülke olacaktır." diye konuştu.

- Bahçeli'ye "seçim" çağrısı

Ülkenin yönetilmediğini savunarak erken seçim çağrısı yapan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Bunu kime söylüyorum, bunu Sayın Bahçeli'ye söylüyorum. Eğer sen bu ülkeyi seviyorsan, bu ülkenin bekasını düşünüyorsan, bu ülkede insanların huzur içerisinde yaşamasını istiyorsan, çık kardeşim yarın sabah de ki 'Yeter artık' de Türkiye'yi seçime götür. O zaman Türkiye farklı bir sürecin içine girer. Sorumluluk sahibi insanlar gelir bu ülkeyi adam gibi yönetirler."

- "Sayın Şentop'a düşen Enis Bey'i Parlamentoya davet etmek"

Kılıçdaroğlu, Enis Berberoğlu'nun durumunun sorulması üzerine de, 140. paragrafı anımsatarak, şöyle devam etti:

"Dosyanın ilk derece mahkemesince yapılması gereken ilk iş Yargıtay'ın onama kararına bağlı sonuçların geri alınması amacıyla yeniden yargılama kararı verdikten sonra 'başvurucu hakkındaki yargılamanın durmasına karar vermekten ibarettir' diyor. Alacaksın dosyayı diyor. 'Yargıtay'ın kararlarını tamamen tashih edeceksin' diyeceksin ki dokunulmazlığı var. Dolayısıyla dosyayı gönderiyorum. Mesele bitti. Sayın Şentop'a düşen karar okunur mu okunmaz mı biliyorum Enis Bey'i parlamentoya davet etmektir. Yapılacak iş o kadar basit. Anayasa Mahkemesi hakka, hukuka ve adalete uygun bir karar vermiştir."

(Bitti)

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

YORUMLAR (0)