SON HABERLER
Sol Ok
Sağ Ok
ANASAYFAGÜNDEMPOLİTİKADÜNYAGÜNCELEKONOMİYAŞAMSPORÇEVİRİSAĞLIKKÜLTÜREMLAKEĞİTİMFOTOVİDEO
İşte Cemal Kaşıkçı'nın Suudi Arabistan Prensini rahatsız eden yazısı

İşte Cemal Kaşıkçı'nın Suudi Arabistan Prensini rahatsız eden yazısı

İstanbul’da kayboluşu adeta sırra dönüşen Gazeteci Cemal Kaşıkçı geçtiğimiz yıldan bu yana yazı yazıyordu ve son yazısını 4 Ekim’de yazması gerekiyordu. İşte Suudi yönetimine ve özellikle Veliaht Prens Bin Salman’a muhalif olarak yazdığı son yazılardan biri.

İşte Cemal Kaşıkçı'nın Suudi Arabistan Prensini rahatsız eden yazısı
12.10.2018 09:38:50

Timetürk Çeviri

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Yemen'in acımasız savaşını bitirerek ülkesinin onurunu iade etmeli

Cemal Kaşıkçı 11 Eylül

Suudi Arabistan son üç yıldan fazladır Yemen'deki savaşın verdiği zararla yüzleşmeli. Çatışma krallığın uluslararası toplumla ilişkilerini bozdu, bölgesel güvenlik dinamiklerini etkiledi ve İslam dünyasındaki şanına zarar verdi. Suudi Arabistan rolünü savaş çıkarıcıdan barış yapıcıya döndürürse eş zamanlı olarak İran'ı Yemen'in dışında tutma ve uygun koşullarda savaşı sonlandırmada özel bir konuma sahip. Suudi Arabistan Batılı çevrelerdeki nüfuzunu ve gücünü kullanabilir ve çatışmayı çözmek için uluslararası kurumları ve mekanizmaları güçlendirebilirdi. Bununla birlikte savaşa dair bir çözüme ulaşma penceresi hızla kapanıyor. 

BM destekli Cenevre barış görüşmelerinin geçtiğimiz Perşembe başlaması gerekiyordu ancak Pratik olarak çöktü çünkü başkent ve Batı Yemen'i büyük ölçüde denetimi altında tutan Husi isyancıları geri dönüşlerinin Suudi Arabistan'ın Yemen hava sahasını kontrol etmesi nedeniyle gerçekleşemeyeceğinden korktular. Suudiler düşmanlarına ve BM yetkililerine ulaşım imkanı sağlayabilirdi veya hatta bir Suudi uçağı verebilirdi. Daha da iyisi Suudi Arabistan bir ateşkes duyurusu yapabilir ve daha önce barış görüşmelerine sahne olan Suudi Arabistan'ın şehri Taif'te barış görüşmeleri teklif edebilirdi.

Suudi Arabistan'ın Yemen'deki eylemleri İran'ın ülkeye müdahalesi nedeniyle ulusal güvenlik endişeleri kaynaklıydı. Fakat Suudi Arabistan'ın savaş çabaları fazladan bir güvenlik katmanı sağlamadığı gibi aksine  ülke içindeki kayıp ve hasar ihtimalini arttırdı.  Suudi savunma sistemleri Amerikan yapımı Patriot sistemlerine bağlı. Suudi Arabistan Husi füzelerinin vereceği fiziksel hasarı önlemede başarılı oldu. Ancak başta Suudi yetkililerin Husi füzelerinin atılmasını önlemekte yetersiz kalması utanç verici bir hatırlatıcı oldu çünkü krallık yönetimi İran destekli muhaliflerini dizginleyememişti.

Husi güçlerince atılan her füze krallığa politik ve mali olarak yük yüklüyor. Husilere sağlanan İran füzelerinin maliyeti belirsiz ancak her bir füzenin 3 milyon dolarlık bir Patriot savunmasıyla kıyaslanamayacağı iddia edilebilir. Yemen çatışmasıyla gelen beklenmedik masraflar Suudi Arabistan için uluslararası piyasalarda ne için borçlandığı belirli olmaksızın borçlanma fonu anlamına geliyor. Krallığın uluslararası bankalardan 11 milyar dolar borç aldığı aktarılıyor.

Daha da ötesi sivillerin hayatlarını kaybetmesine ek olarak politik maliyet de hesaplanamaz. Suudi istihbaratındaki hatalar Husi isyancılarını taşıdığından şüphelenilen bir otobüsün bombalanmasına yol açtı. Ancak tersine füze okul çocuklarını taşıyan bir otobüsü hedeflemişti. Krallık güney sınırında açık savaş sahasına, uluslararası piyasaların güvenine ve ahlaki üstünlüğe sahip olmaya güç yetiremez.

Uzun süren savaşla birlikte yapılan hata ve riskler Suudilerin uluslararası arenada duruşunu hafifleterek geleneksel müttefikleriyle karşı karşıya gelme ihtimalini arttırıyor. ABD Dışişleri Bakanı Jim Mattis son zamanlarda, “Biz partnerimiz Suudi Arabistan'ın kendini savunma hakkını destekliyoruz” dedi. Suudi medyası Mattis'in açıklamalarını büyük bir şevkle aktardı ancak Amerika'nın desteğinin “koşulsuz” olmadığı kısmı özellikle yutuldu. Mattis, Suudi yetkililerini “sivillerin hayatını kaybetmesini önleyecek insani olarak mümkün olan her şeyi yapmaya” sevk etti.

Mattis'in açıklamaları Suudi Veliaht Prensi Muhammed Bin Salman için gerçeğe uygunluk olarak hizmet etmeli. Suudi Arabistan İslami kişiliği ile tanımlanır ve temsil edilir. Bize insan hayatının değeri hatırlatılmamalıdır. Dünya çapında Müslümanlar İslam'ın doğuş yerini İslam'ın ilkelerini temsil eder olarak görmeyi hak ediyor.

Suudi Arabistan, lideri kendi halkına karşı kimyasal silah kullanmaktan çekinmeyen Suriye ile kıyaslanmayı hak etmiyor. Fakat Yemen'deki savaşın devam etmesi Suudi Arabistan Yemen'de Suriye Başkanı Beşar Esed'in, İranlıların ve Rusların yaptığını yapıyor seslerini haklı çıkaracak.  Yemen'in güneyi özgürleştirilse de protestocular sivil itaatsizlik kampanyası yapıyor ve Suudi önderliğindeki koalisyona karşı sloganlar atıyorlar. Bu ise sürgündeki Yemen hükümetinden ziyade zemindeki gerçek güç olarak görülüyor.

Barış görüşmeleri Suudi Arabistan'a altın bir fırsat sağlayacak. Riyad görüşmeler gerçekleşir ve ateşkese girilirse neredeyse kesinlikle uluslararası desteği bulacak. Küresel nüfuzundan faydalanmalı ve Tahran'ın Yemen'den çekilmesi için mali baskı yapılmak üzere uluslararası kurumları ve müttefikleri de birleştirmeli. Suudi Arabistan  veliaht prensi Husileri de kabul etmeli, Islah (Sünni İslamcılar)  ve güneydeki ayrılıkçılar Yemen'in gelecekteki idaresinde rol almalılar. Açıkçası Riyad istediklerinin hepsini alamayacak ve Yemenlileri kendi vatandaşları olan Husilerle farklılıklarını çözmek için kanlı savaş sahaları yerine ulusal bir kongreye terk edecek.

Yemen'de bu zalim savaş ne kadar uzun sürerse kalıcı hasar daha fazla olacak. Yemen halkı yoksulluk, kolera ve su kıtlığıyla, ülkelerini yeniden inşa etmek mücadelesiyle meşgul olacak. Veliaht Prens şiddete bir son vermeli ve İslam'ın doğuş yerinin onurunu iade etmeli.

Kaynak: washingtonpost.com


    YORUM YAZ

YORUMLAR

Fahreddin / 12.10.2018 13:36:11
Zülum ile abad olunmaz!!! zalimler..
Foto Galeriler Videolar Yazarlar Günün Özeti
TİMETÜRK SON HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
TİMETÜRK AJANS HABERLERİ
SON YORUMLANANLAR