DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

İstanbul Ticaret Odası ödül töreni

İstanbul Ticaret Odası ödül töreni

31.05.2015 22:26:34
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bazı siyası partilerin popülist siyaset yöntemleriyle öne çıkmaya çalıştığını üzüntüyle izlediğini belirterek, "Bu ülke, değerli arkadaşlarım, popülizmden çok çekti. Öyle ki 'bir veren ben 5 veririm', 'iki anahtar veririm', 'iki konut dairesi veririm' bunların hepsini gördük. Milletimize kaşıkla verip kepçeyle geri alan siyaset anlayışının Türkiye'ye faturası çok ağır oldu" dedi.

Çırağan Sarayı'nda gerçekleştirilen İstanbul Ticaret Odası ödül töreninde konuşan Erdoğan, Türkiye'nin yaşadığı dönüşüme Bolu Dağı Tüneli ve Hızlı Tren gibi projeleri örnek göstererek, "Biz buna layığız. Bu millet, buna layık. Biz bunları başarırız. Yeter ki inanalım, azmedelim, çalışalım. Elin oğlu yapıyor da biz niye yapmayalım?" diye konuştu.

Bolu Dağı Tüneli'nin önceki iktidarlar tarafından "patates deposu" veya "doğalgaz depolama merkezi"ne çevrilmesinin planlandığını anımsatan Erdoğan, projeyi aslına uygun şekilde bitirenin kendileri olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'yi yüksek hızlı trenle tanıştıranın da kendi başkanlığındaki hükümet olduğunu hatırlatarak, "(Eğer muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkacaksak hala çuf çuf diyen trenlerle çıkılmaz. Artık hızlı treni yapacağız) dedik. Şu anda yaklaşık bin 250 kilometre bitirdiğimiz hızlı tren var ve bu hızla diğer illerimizde de devam ediyor" ifadelerini kullandı.

Başbakanlığından önceki dönemde Türkiye'de 25 bankanın batırıldığını ve bunun devlete 40 milyar dolar maliyet çıkardığını anlatan Erdoğan, bu paranın da kendi döneminde ödendiğini kaydetti.

Erdoğan, "Ziraat Bankası, Halkbank, Vakıfbank... Bunlara devamlı ne yazıyordu? Görev zararları. 16 milyar sadece görev zararının bedeli. Bunları da halleden biz olduk ve şimdi bu bankalar uluslararası piyasalarda öncü bankalar arasında yer almaya başladı" değerlendirmesinde bulundu.

- "Türkiye'yi esir vermeyiz"

"Kredi derecelendirme kuruluşlarının notları üzerinden bize politik yaklaşımlar sıraladılar. Fakat öyle yaptılar, böyle yaptılar tutmadı" diyen Erdoğan, Davos Zirvesi'ne son gidişinde dönemin IMF Başkanı'na "Siz bize para verip bu parayı mı alacaksınız, yoksa Türkiye Cumhuriyeti'ni mi idare edeceksiniz? Eğer bize verdiğiniz borcu tahsil edecekseniz, tamam, biz bunu size hangi şartlarda bize verdiyseniz ödemeye hazırız. Ama Türkiye'yi yönetmeye talipseniz, kusura bakmayın biz Türkiye'yi gayet iyi yönetiyoruz, size vermek suretiyle de Türkiye'yi esir vermeyiz" dediğini aktardı.

Erdoğan, başbakanlığa geldiğinde Türkiye'nin IMF'ye 23,5 milyar dolar borcu olduğunu, bugünse IMF'ye 5 milyar dolar borç verecek konuma gelindiğini kaydetti.

Başbakanlık görevine geldiğinde Merkez Bankası'nın döviz rezervinin, yarısı yurt dışında yaşayan vatandaşların olmak üzere 27,5 milyar düzeyinde olduğunu aktaran Erdoğan, bu rakamın bugün 122 milyar dolara çıktığını ifade etti.

Erdoğan, 17-25 Aralık darbe girişimiyle de Türkiye'nin milli kurumlarının, milli bankalarının, milli projelerinin ve milli itibarının hedef alındığını belirterek, "Tabii bütün bunlar bize karşı olmaktan öte, aynı zamanda size, sizin gibi başarılı iş adamlarına, topyekün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına haksızlık ettiler. Ama biz bunların hiçbirine prim vermedik, hiçbirine 'eyvallah' demedik. Yere sağlam bastık, kararlı yürüdük, sizlere güvendik ve hamdolsun bugünlere ulaştık" diye konuştu.

Reel sektörün, sanayinin, ticaretin, sokağın, çarşının, pazarın taleplerine daima kulak verdiğine işaret eden Erdoğan, "Politikalarımızı buna göre belirlemenin gayreti içinde olduk. Bu salondaki arkadaşlarımız tevekkül ederek, Türkiye'nin potansiyeline inanarak, el birliği, gönül birliği yaparak heyecanla işlerine sarıldılar ve yeni Türkiye'nin kapılarını araladılar" dedi.

Gerek başbakanlığı, gerekse cumhurbaşkanlığı döneminde gezilerinde iş adamlarına da yer verdiğini hatırlatan Erdoğan, "Oralarda karşılıklı olarak sektörel anlamda bu görüşmeler yapıldı ve her gittiğimiz yerde iş bağlantıları vesaire, bu adımları bu şekilde attık. Çünkü güçlü devlet olmanın adımlarını, bir şekilde atmamız gerekiyordu. İstanbul Ticaret Odası'nın hafızası ve birikimi, geçmişi doğru değerlendirmemize yardımcı olduğu kadar, geleceği şekillendirmemizde de yol gösterici olacaktır" değerlendirmesini yaptı.

- "Siyasette, eski usuller prim yapmıyor"

Salonda bulunan iş adamlarına seslenen Erdoğan, "Sizler ticaret erbabısınız. Hem dünyadaki gelişmeleri hem de toplumumuzun içinden geçtiği değişimi yakından takip ediyor, izliyorsunuz. Ekonomide olduğu gibi siyasette de artık babadan kalma, eski usuller prim yapmıyor. Güncelleme, toplum değişirken, iş dünyası değişirken, siyaset de buna göre değişmek zorunda kalıyor. Geleneği hor görmeden, zamanın ruhunu iyi okuyarak, değişimi takip edip buna göre kendilerini ayarlayabilenlerin başarıyı yakaladıkları bir dönemdeyiz. Değişime direnenler sonunda çemberin dışına atılmaktan kendilerini kurtaramazlar" görüşünü dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin son 2 aydır seçim sürecinde olduğuna dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Siyasi partiler açıkladıkları seçim beyannameleriyle, mitinglerle, kampanyalarla yoğun bir şekilde sahadalar. Şahsen ben de bu süreçte gerek toplu açılış programları, gerekse teşekkür ziyaretleriyle vatandaşlarımızla, toplumumuzun çeşitli kesimleriyle bir araya geliyor, hasbihal ediyorum. Hem seçim sürecini hem de siyasi partilerin vaatlerini yakından takip ediyorum. Bazı siyası partilerin 1970 model, 1990 model popülist siyaset yöntemleriyle öne çıkmaya çalıştığını üzüntüyle görüyorum. Bu ülke, değerli arkadaşlarım, popülizmden çok çekti. Öyle ki 'bir veren ben 5 veririm', 'iki anahtar veririm', 'iki konut dairesi veririm' bunların hepsini gördük. Milletimize kaşıkla verip kepçeyle geri alan siyaset anlayışının Türkiye'ye faturası çok ağır oldu."

- "Cumhurbaşkanı olarak göz yumamam"

Erdoğan, Başbakanlık görevine geldiğinde işçi ve memurdan yapılan zorunlu tasarruf ve konut edindirme yardımı kesintilerinin 18,5 milyar dolar düzeyinde olduğunu dile getirerek, "İşçiden, memurdan kesilmiş. Ya devlet işçisine, memuruna borçlu olur mu? Bunlar ödemeleri yapamaz hale geldikleri için işçiden, memurdan kesmek suretiyle bu devleti 18,5 katrilyon, sadece bu noktada, bu iki başlıkta borçlandırdılar. Biz bunları ödedik" dedi.

"Ülkemizin yeniden böyle bir felakete sürüklenmesine, tabii ki bir cumhurbaşkanı olarak göz yumamam" ifadesini kullanan Erdoğan, "Ben damdan düştüm ama bunlar damdan düşmüş değil. Bunların hastaneleri yönettikleri zamanı biliyoruz. Hastanelerin hali neydi, biliyorsunuz. Hijyen koşulları diye bir şey kalmamıştı. Zaten hastane yoktu. Sağlam girseniz hastaneden hasta çıkarsınız. Bu hale gelmişti. Ama şimdi biz bütün hastaneleri birleştirmek suretiyle vatandaşımız istediği hastaneye gitme şansını yakaladı bu dönemin içerisinde. Onun için düşüncelerimi, eleştirilerimi, tekliflerimi her fırsatta milletimle paylaşıyorum. Gittiğim illerde vatandaşlarıma yeni Türkiye teklifiyle, yeni anayasa ve başkanlık sistemi teklifimle birlikte ifade edilen vaatlerin yanlışlığını da anlatmaya çalışıyorum. Bu konuda beni en iyi anlayacak olanın sizler olduğuna inanıyorum" şeklinde konuştu.

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

YORUMLAR (0)

asiye keskin

Sayın Cumhurbaşkanım RECEP TAYYİP ERDOĞAN BEY benim oğlum iki yıl önce polis meslek yüksek okulunu kazandı çok zor şartlarda oğlumu okuttum.Yeri geldi bir lira bulamadım oğlumu o sartlarda okuttum. 29 haziran sahur vakti açıklanan sonuçla oğlumun kazanamadığını ögrendim.haksız bi şekilde oğlumu başarısız saydılar .bizim paralel ile bir alamız yoktur . bunun arastırılmasını istiyorum kazanlşmış olan hakkımızın verilmesini istiyorum.Biz sizin 13 yıldır arkanızda olup dualarımızla hep destek olduk ve destek olmaya devam edicem.bizim suçumuz ak partili olmak mı sayın cumhurbaşakım sesimizi duyunn

Görüş Bildir Bizimle Paylaş