SON HABERLER
Sol Ok
Sağ Ok
ANASAYFAGÜNDEMPOLİTİKADÜNYAGÜNCELEKONOMİYAŞAMGEZİSPORRAMAZANÇEVİRİSAĞLIKKÜLTÜRFOTOVİDEO
İdlib'te hangi senaryo kime yarıyor?

İdlib'te hangi senaryo kime yarıyor?

Suriye'nin İdlib kenti dünyanın gündeminde yer almaya devam ediyor. Çatışmaların yaşanmasına an meselesi olarak bakılan İdlib'te yaşanacak senaryoların kime yarayacağını Cuma Obuz değerlendirdi.

İdlib'te hangi senaryo kime yarıyor?
4.9.2018 12:11:01

İDLİB'TE HANGİ SENARYO KİME YARIYOR?

Uzun zamandır dünyanın gözü kulağı Suriye'nin İdlib kentinde... İdlib'te yaşanan kriz ortamına ilişkin yapılan açıklamalar, bölgede kimin neyden korktuğunu veya neyi amaçladığını ortaya koyuyor.

İdlib'te yaşanacak iki senaryo var. Birisi ABD'nin, Rusya'nın, İran'ın hatta bazı Avrupa ülkelerinin de içerisinde bulunacağı büyük bir çatışma ortamı... Bu senaryo elbette birçok sorunu ve katliamı da beraberinde getirecek hatta bazı analistlere göre büyük bir dünya savaşına kapı açacak.

ABD'nin askeri varlığını arttırdığı Suriye'de asıl kilit nokta ise Rusya ve İran'ın tavrı. Çünkü Rusya, İran ve Türkiye, uzun süren bir sürecin ardından İdlib'te çatışmasızlık ortamı oluşturmayı başarmıştı. Bu sürecin dışında kalan ABD ise yönünü her zaman olduğu gibi PYD'ye çevirmişti.

İşlerin düğümlendiği noktada çatışma ortamı en başta ABD'nin işine yarayacaktır. Çünkü ABD'nin Ortadoğu'ya ait stratejisi genel anlamda çatışma ortamı üzerine kurulmuştur. Buna Irak işgali, Afganistan işgali veya Arap Baharı süreci iyi birer örnek... ABD, dünyanın süper gücü olma güdüsü ile çatışma ortamı olan her yerde hak talep etme stratejisi üzerine hareket ediyor.
Çatışma ortamı, Rusya'nın ve İran'ın da işine gelecektir. Çünkü hem İran hem de Rusya'ya göre Suriye'de Esed'e muhalif olan tek bölge İdlib... Onlar da İdlib'te egemenliğin sağlanması durumunda Suriye'de iddia ettikleri hakların güvence altına alınacağına inanıyorlar.

Ayrıca İdlib, gerçekten de ABD ve Rusya arasındaki güç mücadelesine sahne olabilir ve zaten iyice bunalıma girmiş olan dünyada savaş ihtimallerini de güçlendirebilir.

İkinci senaryo ise giderek ihtimali düşen çatışmasızlık ortamı ve müzakereler. Bu tavra sahip olanlar ise Avrupa ve Türkiye... Tabi Avrupa'nın içerisinde çatışma ortamından da nemalanacak ülkeler mevcut.

Avrupa'nın İdlib'e olan yaklaşımı temkinli... Bunun ana nedeni ise İdlib'te yaşanacak bir çatışma ortamında bir türlü çözemedikleri mülteci krizinin daha fazla sorun olması olasılığı. Şu bir gerçek ki İdlib'te silahların patlaması ile birlikte Avrupa, yeni bir göç dalgasıyla karşı karşıya kalacak.

Türkiye, İdlib'te çatışmasızlık ortamının devam etmesi için en çok çaba sarf eden ülkelerin başında geliyor. Ki benim kanaatime göre de bu tavır en doğru olanı. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatlarının ardından bölgede terörün kaynağını hedef alan Türkiye, İdlib'te yaşanacak bir çatışmanın bölgedeki emperyalist güçlerin denetiminde yeni terör yuvalarının oluşturulmasına olanak sağlayacağını iyi biliyor. Göç krizi de Türkiye'nin ana gündemlerinden biri...

Suriye'de yaklaşık 8 yıldır süren bu durum ABD'nin Ortadoğu'da başlattığı çatışma ortamının yani Arap Baharı'nın bir ürünü. Yaşanan katliamlar, terör saldırıları, açlık ve sefalet, göç ve yıkımlar bu çatışma ortamının bir ürünü. Şu bir gerçek ki emperyalist mantık her zaman çatışma ve kaostan beslenmiştir.

Arap Baharı sürecinin en sakin ülkesi olan Tunus'ta çatışmaların yaşanmaması, Gannuşi'nin çatışma yerine siyaset ve müzakere ile sorunların çözülmesini istemesi Ortadoğu'daki olumlu tek örnektir. Çatışmasızlık veya diyalog ortamı sorunların birden çözümünü değil sürece yayılarak çözümünü önceler. Bu yüzdendir ki müzakere mantığı sabrı ve tahammülü gerektirir. Kısa vadede belki net sonuçlar doğurmasa da çatışmasızlık ortamı uzun vadede her zaman mazlumların ve haklı olanların yararına sonuçlar doğuracaktır.

Sözün özü; bugün dünya savaşı çığırtkanlığı yapan, çatışma ortamı oluşturarak siyasi çıkarlar elde etmeye çalışan, güç mücadelelerini masumların kanı ve canı üzerinden yürüten emperyal zihniyete karşı İdlib'te çatışmasızlık ortamının devamı ve müzakere mantığının sürdürülmesi esastır. Bu konuda Türkiye'nin vazgeçilmez bir rolü ve önemi var...

Cuma Obuz / TİMETÜRK


    YORUM YAZ
Foto Galeriler Videolar Yazarlar Günün Özeti
TİMETÜRK SON HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
TİMETÜRK AJANS HABERLERİ
SON YORUMLANANLAR