DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

2015-10-24 14:10:27

1 Kasım seçimlerine şunun şurasında bir hafta kaldı.

Dikkat ederseniz eski seçimlerdeki coşku ve heyecan yok.

Bunu, ülkenin içinde bulunduğu ufûnetli ortama ve son iki yılda dördüncü seçime gidiyor olmamızın yorgunluğuna bağlamak mümkün.

Maalesef Türkiye, gezi olaylarıyla girdiği çalkantılı dönemden halen çıkabilmiş değil.

1 Kasım seçimlerinin yeniden istikrarlı ve huzurlu günlere kapı aralamasını umuyoruz.

Ama göründüğü kadarıyla bu hiç de kolay olmayacak.

Çünkü, Türkiye “one minute” la başlayan ve her geçen gün biraz daha daralan bir kuşatmanın hedefi durumunda..

Türkiye'nin, yöneten değil güdülen, sözü dinlenen değil söz dinleyen bir ülke olarak yoluna devam etmesi isteniyor. Bütün mesele bu..

Türkiye'ye, Lozan'da 90 küsur yıl önce biçilen rol buydu.

Türkiye üretmeyecek, gelişmeyecek, büyümeyecek, kabuğunu kırmayacak ve daima dışarıya bağımlı sıradan bir üçüncü dünya ülkesi olarak varlığını sürdürecekti.

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasına ve varlığını sürdürmesine bu çerçevede onay verdiler.

Lozan Zaferi diye millete yutturdukları aslında bu gerçeğin tescilinden ibaretti.

CHP tam bir diktatörlük düzeni kurarak, bu projenin taşeronluğunu 1950'ye kadar bilfiil sürdürdü.

Serbest seçim sisteminin geldiği 1950'den sonra millet CHP'ye bir kere bile tek başına iktidar yüzü göstermedi ama neticede Kemalist rejim varlığını sürdürüyor.

Atatürk ilkeleri üzerine yemin etmeyeni hâlâ milletvekili yapmıyorlar mesela.

Dolayısıyla Türkiye, Lozan'da kendisine biçilen rolün dışına henüz çıkabilmiş değil.

Menderes, Özal, Erbakan ve ilk dönemi itibariyle Demirel'e Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesine uygun hareket etmemelerinin bedelini hep ödettiler.

Menderes'i idam sehpasında sallandırdılar, Özal'ı şüpheli bir ölümle bertaraf ettiler, Demirel'i iki kez darbeye maruz bıraktılar, üçüncüsünde “ehlîleştirdiler” ve 28 Şubat darbesinin şerîki haline getirdiler.

Erbakan iktidarına ise 1 yıl bile tahammül edemediler.

Tayyip Erdoğan ise..

İktidarının ilk iki döneminde Batı'nın suyundan gittiği için hep el üstünde tutuldu.

Amerika'sı, Avrupa'sı, İsrail'i, Koç'u, TÜSİAD'ı, Aydın Doğan'ı, Fetullah Gülen'i o dönem “Tayyip Erdoğan” diyordu da başka bir şey demiyordu.

Şimdilerde “AK Parti kuruluş felsefesine dönsün” diyen aklıevveller bilsinler ki, AK Parti “asıl felsefesini” üçüncü dönemde uygulamaya başladı.

Zaten arıza da buradan çıktı.

Çünkü AK Parti ilk iki döneminde içeride Kemalist sisteme, dışarıda Batı dünyasına karşı kendini “akredite” ettirebilmek için gerçek yol haritasını hep erteledi.

Ne zaman ki “artık yeter!” dedi, işte orada film koptu.

O “yeter” denen noktanın sembolü, Erdoğan'ın Davos'ta tüm dünyanın gözleri önünde İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Perez'e “One minute” demesiydi.

O günden itibaren Tayyip Erdoğan'ı devirebilmek için her türlü kirli tezgâhı kuruyorlar.

Oslo görüşmelerinin sabote edilmesi, 7 Şubat MİT krizi, Gezi olayları, 17-25 Aralık Paralel operasyonları ve son olarak PKK terörünün azması hep o tarihten sonra yürürlüğe giren olaylar.

Tayyip Erdoğan'ı bunlarla “terbiye etmeye” çalışıyorlar.

İtibarsızlaştırmak için hiçbir fırsatı kaçırmıyorlar. Medyalarından adeta irin akıyor; küfür, hakaret, aşağılamanın haddi hesabı yok.

Oysa Tayyip Erdoğan, 20 sene önce neyse bugün de o..

Hiç değişmedi ki!

Niye 5 yıl öncesine kadar ona övgü düzenler, bugün küfrediyorlar?

Bunu bir anlasak zaten mesele kalmayacak.

Türkiye kuruluş felsefesine geri dönsün; etliye sütlüye karışmasın, Filistin'i, Ortadoğu'yu, Balkanlar'ı, Orta Asya'yı, Afrika'yı unutsun, içine kapansın, hele “Dünya beşten büyüktür.” gibi büyük laflar etmesin istiyorlar.

Dertleri bu..

1 Kasım seçimleri işte tüm bunların oylaması olacak. Ya AK Parti iktidarıyla huzur ve istikrar içinde yolumuza devam edeceğiz ya da koalisyonlar, krizler, istikrarsızlıklar içinde içimize kapanacağız.

İmam Şafii'ye soruyorlar, “Fitne zamanı hakkı tutanı nasıl anlarız?”

Buyuruyor ki, “Düşman okunu takip edin, o sizi Hak ehline götürür."

Evet, bugün düşman okunun yönü belli, Tayyip Erdoğan..

Tüm şer cephesinin hedefinde o var.

Millet, Tayyip Erdoğan'ın yanında durdukça evelAllah bütün tuzaklar boşa çıkacak.

Selam ve Dua ile..

@misturi53

Görüş Bildir Bizimle Paylaş