DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

Manik atak nedir?

Psikoloji genel anlamda bireyler tarafından oldukça merak edilen bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle bireyselleşmenin, yalnızlaşmanın ve özerkleşmenin bu denli yaygın olduğu çağımızda; psikoloji alanı popülerlik kazanmış bir insani ihtiyaç olarak karşımıza çıkmaktadır. Merak edilen bu maddelerden biri ise manik atak dönemidir. Bahsedilen bu dönem en çok iletişim ve kendini ifade tanımlama sorunu yaşayan kişilerin zorluk çektiği bir dönemdir. Bahsettiğimiz bu iki karakteristik yanında, bireylerin yaşadığı içsel travmalar veya karşılaştıkları problemler de manik dönem şikayetlerini arttıran faktörlerden biri olmuştur. Birçok insanı meraka düşüren konu da manik dönemin ne olduğu, manik dönem geçirmeye mahal veren nedenlerinin neler olduğudur. Bunun yanında, bipolar bozukluk evrelerinden biri olan manik dönemdeki bir kişiye uygulanan tedavi ne olmalıdır? Bu yazıda bu konu üzerinden merak ettiğiniz tüm sorulara detaylarıyla birlikte ulaşabilirsiniz.

2 Hafta Önce
2021-10-10 00:56:00

Psikoloji genel anlamda bireyler tarafından oldukça merak edilen bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle bireyselleşmenin, yalnızlaşmanın ve özerkleşmenin bu denli yaygın olduğu çağımızda; psikoloji alanı popülerlik kazanmış bir insani ihtiyaç olarak karşımıza çıkmaktadır. Merak edilen bu maddelerden biri ise manik atak dönemidir. Bahsedilen bu dönem en çok iletişim ve kendini ifade tanımlama sorunu yaşayan kişilerin zorluk çektiği bir dönemdir. Bahsettiğimiz bu iki karakteristik yanında, bireylerin yaşadığı içsel travmalar veya karşılaştıkları problemler de manik dönem şikayetlerini arttıran faktörlerden biri olmuştur. Birçok insanı meraka düşüren konu da manik dönemin ne olduğu, manik dönem geçirmeye mahal veren nedenlerinin neler olduğudur. Bunun yanında, bipolar bozukluk evrelerinden biri olan manik dönemdeki bir kişiye uygulanan tedavi ne olmalıdır? Bu yazıda bu konu üzerinden merak ettiğiniz tüm sorulara detaylarıyla birlikte ulaşabilirsiniz.

Manik atak aslında nedir?

Bireyin yaşam standart ve kalitesini oldukça etkileyen ve hatta düşürdüğü söylenebilecek olan manik atak dönemi, bireyin içerisinde bulunduğu problemler arasında duyumsadığı olumsuz ve negatif duygular karşısında dışavuran bir çeşit hastalıktır. Bu dışavurum ruhsal olabileceği kadar, fizikseldir de. Kısacası herhangi bir birey yoğun bir depresyon sürecinden geçiyorsa, ve bu süreçte aynı bireyde ataklar da gözlemleniyorsa bu kişi mani dönemindedir denebilir.

Manik depresif bozukluğu olarak da bilinen manik ataklar, tıp dilinde iki uçlu duygudurum bozukluğu olan bipolar bozukluk tanımıyla bilinmektedir. Bu da manik atak yaşayan bir bireyin bipolar kişilik bozukluğu rahatsızlığının bilinen her iki farklı döneminden oluşabilen bir manevi ya da ruhsal bozukluk süreci olarak nitelendirebilmemiz için yeterli bir zemin oluşturmaktadır.

Bir başka deyişle, manik atağın duygu durumu bozukluğu olduğu söylenebilir. Bu süreçte birey normal şartlarda davrandığı gibi davranmaz ve hatta bu sürece oldukça hızlı bir şekilde adapte olabilir. Ancak, aynı kişi bu manik atak süreci son bulduğunda tekrardan aynı hızla normal haline dönebilir. Bir bireyin bu tarz manik atak sürecine girmiş olması her ne kadar negatif bir durum olarak düşünülse de, aslında iyi bir durumdur. Çünkü, birey bu ataklar sayesinde çevresindekilere normal şartlarda açamadığı sorunlarını açıyor; bir nevi yardım talebinde bulunur hale gelmektedir. Yazının başında manik atak döneminin bipolar kişilik bozukluğunun bir dönemi olduğunu dile getirmiştik, ancak bu durum düşünüldüğü gibi bipolarlık da doğrudan ilişkili de olmayabilir. Fakat dikkat edilmesi gereken husus, manik atakların zamanla ilerlemesi, kişiyi bir süre sonra bipolar kişilik bozukluğuna yönlendiren bir faktör olacağıdır. Manik atakla baş etmek kadar manik atak oluşum sürecini anlamak da oldukça zordur.

Manik depresif bozukluk hastalığı için bipolar kişilik bozukluğu seyrinde ilerleyen bir rahatsızlık denebilir. Açıklamak gerekirse, manik depresif bozukluğu denen bu rahatsızlık mani ve depresyon olarak bildiğimiz iki farklı dönem uzantısıyla oluşmaktadır. Bahsedilen bu iki dönem arasında iyileşme görülmesi mümkündür. Ancak unutulmamalıdır ki, bu iki dönem birbirinin tam zıttı özellikler taşımakta olmasına rağmen hemen hemen aynı sonuçları vermektedir. Örneğin bir kişi mani dönemindeyken aşırı neşeli ve enerjik olarak görünürken; depresyon döneminde aynı kişi tam tersi bir şekilde mutsuz ve yorgun görünmekte olabilir. Peki bir insanın manik dönem yaşamasına sebep olan faktörler neler olabilir? Manik atak bir insanı pek çok yönden etkileyebileceği gibi, birden fazla sebep yüzünden de oluşabilen bir rahatsızlıktır.

Manik atak dönemine sebep olan faktörler nelerdir?

Manik atak çok geniş kapsamlı ve birçok farklı sebebi olan bir hastalıktır. Ancak şu açıktır ki, manik dönemle karşı karşıya kalmış bir kişinin belirli problemleri vardır. Bu faktörler insan hayatını doğrudan etkileyen ve pek çok açıdan eksikliği ya da aşırılığı yönünden insan hayatına zarar verebilme potansiyelinin yüksek olduğu faktörlerdir. Tam da bu maddeden, pek çok kişi manik dönemin aile sıkıntılarıyla özdeşleştirmiş olabilir.

Ancak manik atak dönemi sanıldığı kadar basit bir şey olmamakla birlikte yalnızca sosyal olarak değil bilimsel olarak da etkin olabilen bir durumdur. Açıklamak gerekirse, manik atak faktörlerden bahsederken sık sık kullanılan genetik faktörlerin önemi bu durumu açıklamaktadır. Bu demek oluyor ki, manik atak yaşayan biri yalnız bulunduğu ortamdan etkilenerek böyle bir sorunla karşılaşmamaktadır, aynı zamanda gen denilen biyolojik izler de kişiyi takip edebilmektedir.

Manik atak dönemine yol açan başlıca üç faktör olduğu söylenebilir. Çatı faktör olan bu başlıklar ise genetik faktörler, beyindeki dengesizlikler ve yaşantıların oluşturduğu psikososyal faktörler olarak bilinmektedir. Bu faktörlerden kısaca bahsetmek gerektiğine inanmaktayız.

Manik döneme sebebiyet oluşturabilecek genetik faktörler nelerdir?

Manik atak dönemi, bipolar kişilik bozukluğunun bir evresi olduğundan genetik faktörleri yok saymak mümkün olmayan bir durumdur. Genetik yatkınlık diğer pek çok hastalıkta olduğu gibi manik atak rahatsızlığı için de oldukça önemlidir.

Bu konuda yapılan birçok bilimsel araştırma bulunmaktadır. Bu araştırmalardan biri tek yumurta ikizi olan iki kardeş üzerinde yapılan analiz araştırmasıdır. Bu araştırmada ikiz kardeşlerden biri manik atak rahatsızlığı yaşarken, sağlığı yerinde olduğu varsayılan diğer kardeşin ise aynı hastalığa sahip olma ihtimali yüzde 80 civarında saptanmıştır. Buradan da anlaşılmaktadır ki ailesinde manik atak rahatsızlığı olan bir bireyin yine aynı şekilde bipolar bozukluk evresi olan manik depresif rahatsızlığına sahip olma olasılığı artmaktadır.

Bunlara ek olarak, bir bireyin bipolar bozukluk rahatsızlığına yatkın olması; aynı kişinin gelecekte de karşısına çıkmaktadır. Bunu, bireyin yaşamı boyunca stresli bir hayat yaşayabileceği mantığıyşa destekleyebiliriz. Genetik yatkınlığı olan kimseler, yaşamları boyunca stresli durumlarla karşılaştıkça manik atak hastalığını tetikleyebilmektedir.

Manik döneme sebebiyet oluşturabilecek beyindeki dengesizlik durumları nelerdir?

Bu tarz hastalıklarda beyin, genetik faktörler kadar etkili bir durumdur. Vücudumuzun kontrol mekanizması olarak nitelendirilen beyin bu hastalıkta da karşımıza çıkan bir sistem olarak bilinmektedir. Beynin duygu ve hislerden sorumlu olan bölgesi Hipokampüs bu noktada oldukça önem taşımaktadır. Bunun sebebi ise, beynin hipokampüs bölgesinde yaşanan sinir hasarı veya sinirsel rahatsızlıkların manik atak hastalığını tetikleme durumudur. Yapılan araştırmalar bu tezi savunmaktadır.

Bireyi manik döneme sürükleyen beyin faktörü hipokampüsün yanısıra, beyin gelişimi ve beyin hücreleri arasındaki aktarımı sağlayan nörotransmitterlar da yine manik atak hastalığına sebebiyet veren sebeplerden olabilmektedir.

Manik döneme sebebiyet oluşturabilecek yaşantıların oluşturduğu psikososyal faktörler nelerdir?

Bireyler sosyal varlıklar olarak hayatlarını sürdürürken çevrelerinde yaşadıkları her olaydan etkilenebilme ruhsatına da sahiptirler. Dünya üzerinde yaklaşık sekiz milyar insan olduğunu varsayarsak, bu noktada da herkesin aynı şart ve standartlarda yaşayamayacağını da anlayabiliyor olmamız gerekmektedir. Bu sebeple her bireyin yaşamış olduğu durumlar birbirinden farklıdır, yaşam kalitesi ve yaşamdan beklentiler de insandan insana değişkenlik göstermektedir.

Bu bilgiyi hatırlamak, manik depresif hastalığını anlamak için de oldukça önemlidir. Bunun sebebi ise, manik depresif hastalığının büyük bir oranının yaşanılan, hatta içinde olmaya maruz bırakılan olumsuz olaylar yüzünden ortaya çıkmasıdır. Bahsedilen bu olumsuz olaylar psikolojide travma olarak kullanılmaktadır. Travmalar bireyleri çok farklı seçeneklere yöneltebileceği gibi, manik ataklara da yöneltebilmektedir. Bu travmaları örnek vererek açıklamak gerekirse; ihmal, istismar, maddi problemler, kayıp ve terk edilme korkusu, gelecek kaygısı, cinsel istismar gibi maddeler sıralanabilir.

Bir bireyin manik atak döneminde olduğu nasıl anlaşılmaktadır?

Bireylerin doğal davranış ve tutumlarının ne olduğu biliniyorsa, kaldı ki birey kestirilebilir davranışlar sergiliyorsa manik dönemde olup olmadığı kolaylıkla anlaşılabilen bir durum olmaktadır. Bunu anlamak için, mani dönemi ve depresyon dönemi belirtilerine haim olmak gerekse de, genel olarak kişinin olağanın dışında hareketler sergiliyor olması bu kişinin belirli bir psikolojik rahatsızlık yaşadığı izlenimi verebilmektedir. Bunun sebebi ise mani döneminde özellikle pek de sağlıklı bir ruh haline sahip olmayan kişilerin hareketlerinde ve duygularında görülen aşırı dalgalanmadır. Mani tanısı yalnızca bu duruma bakılarak verilmeyecek olsa da bu durum danışmana, hasta hakkında pek çok fikir verebilmektedir.

Peki manik atak ve bipolar kişilik bozukluğu belirtileri nelerdir?

Bipolar bozukluğun bir evresi olan mani döneminde bireyler, genel olarak aşırı olumlu ve yüksek enerji gösteren bir tutum sergilemektedirler. Olumlu ve pozitif duyguların yoğun olarak yaşandığı bu dönemde mutluluk taşkınlığı olarak nitelendirilebilir. Bu dönemde gözlemlenen diğer belirtiler ise aşağıda sıralandığı gibidir;

Oldukça yükselmiş (öforik) duygudurum gözlemlenmesi,

Artmış enerji, etkinlikler ve yerinde duramama hali, son derece neşelilik hissi,

Kişinin kendi yetenek ve yapabilirlikleri konusunda gerçek olmayan düşüncelere kapılması durumu,

Konsantrasyonda azalma,

Yargılama ve eleştirme kapasitesinde azalma, iyimser bir bakış açısı ile olaylara yaklaşma durumu,

Gülme ve güldürme isteği,

Alkol ve madde kullanımında artış,

Kendine zarar verme düşüncelerinde sıklık,

Dinçlilik,

Uyku problemleri (uyku ihtiyacında azalma ve uyuyamama sorunu),

Çok para harcama,

Özgüvenli hissetme yönünde dürtüler ve bunu hareketlere yansıtma durumunda görülen çoğalmalar,

Cinsel istek artışı,

Aşırı hareketlilik,

Kolayca heyecanlanmak veya huzursuz hissetmek,

Hızlı düşünme,

Tahrik edici, uygun olmayan davranışlarda artış gözlemlenmesi,

Düşünme ve konuşma içeriğinde ve sıklığındaki artış, konudan konuya atlama ve bunu yaparken herhangi bir zorluk çekmeme,

Tahrik edici, uygun olmayan davranışların çoğalması gibi maddeler verilebilmektedir.

Manik dönemin bipolar kişilik bozukluğunun bir evresi olduğunu söylemiştik. Manik depresif bozukluğu olarak isimlendirilen bu rahatsızlık mani ve depresyon evreleri olarak sınıflandırılmıştır. Yukarıda bir bireyin manik depresif bozukluk yaşadığını varsaydığımız mani dönemi belirtilerini listelemiştik.

Peki manik depresif bozukluğu rahatsızlığında, depresyon evresi belirtileri nelerdir?

Moral bozukluğu,

Mutsuzluk hali,

Durgunluk,

Özgüven eksikliği yaşama durumu,

Sosyal ortamlardan uzaklaşma hali,

Düşük enerji ve az konuşma isteği,

Cinsel istekte görülen azalma ve öz bakımda gerileme hatta kaçınma durumu,

İçe kapanıklık isteği,

Konsantrasyon düşüklüğü ve odaklanamama, düşünceleri toplayamama durumu olarak listelenebilmektedir.

Bu maddelerin yanı sıra, araştırmalara göre, mani döneminden depresyon evresine geçiş sürecinde de bireyde bariz görülen değişiklikler olduğu saptanmıştır. Yine hemen hemen yukarıda bahsi geçen belirtiler düzeyinde değişim görülmesine rağmen, bireyde yaşanan manik depresif bozukluğunun depresyon evresine geçiş sürecinde yaşanan değişim ve farklılıkları da bilmekte fayda vardır.

Mani döneminden depresyon evresine geçen bir danışanda görülen değişiklikler nelerdir?

Bu değişikliklerin başında ilgisizlik ve isteksizlik durumları gelmektedir. Bahsi geçen bu iki duygu bireyin yaşayacağı diğer değişimlere de zemin hazırladığından oldukça büyük bir öneme sahiptir. Bu evrede bireyler çok uyuma durumu veya uykuya dalamama sorunuyla karşı karşıyadır. Yüksek ihtimalle bunun da bir sonucu olarak halsizlik ve çabuk yorulma şikayetlerinde de bulunabilmektedirler. Hem isteksizlik hem de uyku sorunu yaşayan bu danışanların konsantrasyon problemleri de yaşadığını söylemeye ise ihtiyaç dahi yoktur. Birey bu dönemde oldukça mutsuz hissettiğinden kendisini sosyal çevre ve ortamlardan soyutlama psikolojisine sokar. Yalnızlık bu tip bireyler için tek seçenek olarak karşımıza çıkmaktadır.

Peki manik depresif bozukluk denen bu psikolojik süreç ne sıklıkta görülmektedir?

Yapılan araştırmalar ve elde edilen veriler sonucunda, 15-35 yaşlarında olan erişkin bireylerin bu tür manik atak ve depresyon evrelerine daha sık ve yoğun bir şekilde yaşadıkları ortaya çıkmıştır. Ancak bu somut veriler, çocuk veya yaşlı sayılabilecek 15-35 yaş aralığı dışında herhangi bir bireyin karşılaşmayacağı bir hastalık olduğu anlamına gelmemektedir. Örneğin birçok bipolar hastası bu hastalıktan ilk kez 20'li yaşından önce yaşamaktadır. Daha sonrasında doğru tedavi yöntemleri ve psikolojik görüşmeler sağlanmadığından hastalık ilerleyebilmektedir. Bu da tekrardan erken ve doğru teşhisin ne denli önemli olduğunu kanıtlamaya yetecek bir çıktı olarak karşımıza çıkmaktadır. Manik depresif bozukluğu, her ne kadar çocukluk ve ileri yaşlılık zamanlarında daha seyrek karşılaşılan bir hastalık olsa da çocukluktan gelen travmatik geçmiş buna bir alt zemin hazırlamıştır demekte bir sakınca olmamaktadır.

Ek olarak, depresif nöbetler veya ataklar sıklıkla sinsi ve fark edilemeyecek bir düzeyde gün yüzüne çıkabilmektedir. Manik ataklar depresif nöbetlere nazaran daha kısa sürse dahi ortalama süre altı ay olarak sisteme geçmektedir. Ayrıca, mani atak dönemleri ani başlamasıyla bilinir, bu süreçte ortalama 2 hafta ile başlarken; süreç dört veya beş aya kadar değişkenlik göstermektedir. Bu durum pek tabii bir şekilde kişiden kişiye değişebileceği gibi yaş aralığına göre de farklılık gösterebilmektedir. Örneğin, yaşlı hastalarda bu süreç ortalama bir yıl olarak sürerken, genel yaş ortalaması baz alındığında süre alatı ay şeklinde bilinmektedir.

Manik depresif bozukluğu kurtulması imkansız olan bir rahatsızlık değildir. Erken teşhis, doğru tedavi, ve sosyal destek aldıktan sonra iyileşen ve bu tarz bipolar ve manik gibi kişilik bozukluklarından kurtulunduğu bilinmektedir. Hatta araştırmalar da gösteriyor ki, bu tarz manik depresif bozukluğu rahatsızlıklarının ömür boyu görülme sıklığı maksimum yüzde 3 ortanındadır.

Ayrıca manik depresif bozukluğunun (bipolar bozukluk) görülmesinde herhangi bir cinsiyet sınıflandırılması görmek pek de mümkün değildir. Keza bu rahatsızlık kadın ve erkeklerde aynı sıklık ve yoğunlukta görülebilmektedir. Dünya genelinde yapılan araştırmalar ise, bu tarz bipolar bozuklukların ve manik atakların görülmesinde herhangi bir coğrafi durumun, ırk, din ve dil gibi farklılıklar olmadığını ortaya çıkarmıştır. Buradan hastalığın oldukça bireysel sebeplerle alakalı bir rahatsızlık olduğu çıkarımını yapmak mümkündür. Bireysel duygu durum bozuklukları, bireysel beyin fonksiyonları veya kişisel gen aktarımları gibi durumlar hastalığın bireylerde görülmesindeki biricikliği yansıtmaktadır.

Manik atakların görüldüğü manik depresif bozukluğunun tedavi seçenekleri ve tedavi yöntemleri nelerdir?

Manik depresif bozukluğu kurtulması imkansız olan bir rahatsızlık değildir. Erken teşhis, doğru tedavi, ve sosyal destek aldıktan sonra iyileşen ve bu tarz bipolar ve manik gibi kişilik bozukluklarından kurtulunduğu bilinmektedir. Hatta araştırmalar da gösteriyor ki, bu tarz manik depresif bozukluğu rahatsızlıklarının ömür boyu görülme sıklığı maksimum yüzde 3 ortanındadır. Bu noktada da başvurulması gerekilen ilk adım, manik depresif bozukluğun oluşum sebebini irdelemekten yana olacaktır. Ancak bu adımı atabilmek için bireyin rahatsızlığını hızlı ve erken bir şekilde fark etmek ve buna yönelik alanında uzman olan veya iyi bir psikiyatr olarak nam salmış bir danışmana ulaşmak gerekmektedir.

Bunun yanı sıra, hastalığın oluşum sebebi incelenirken eş zamanlı olarak hastanın duygu durumu, hal, hareket ve tutumları da göz önünde bulundurulmalı hatta yakından takip edilmelidir. Yukarıda bahsedilen bu iki adım usulüne uygun bir şekilde atıldıktan sonra tedaviye başlamamak için bir sebep kalmamaktadır. Çünkü danışman olan uzman kişi, hastalık sebeplerini belirleyerek bireyin tedavi yöntemini de az çok sistemleştirmiş olacaktır.

Manik depresif bozukluğu tedavisinin ilk ayağı psikoterapi yöntemleri kullanmaktır. Psikoterapi yöntemleri aracılığıyla, manik depresif rahatsızlığı görülen bireyin ruh analizi yapılmış olup, psikolojik olarak hastanın zihninde bir yer edinebilme olanağı ortaya çıkmış olacaktır. Ancak, manik depresif bozukluğu tedavisinde psikoterapi yöntemi tek başına yeterli olacak bir sonuç sunmayabilir. Bu noktada da bireyin ilaç tedavisine yönlendirilmesi gerekmektedir. İlaç tedavisi ile desteklenen bu hastalık ise hastalığın hali hazırda ortaya çıkan belirtilerinin azalmasına hatta ileriki zamanlarda tekrarlanabilme ihtimali olan bu hastalığın belirtilerini de önleyebilme etkisine sahiptir.

Manik depresif bozukluğu için genel bir tedavi reçetesi sunulurken, bireylerin farklılıkları göz önünde bulundurulmalıdır. Bu da demek oluyor ki, tedavi yöntemleri belirlenirken, hastanın içerisinde bulunduğu fiziki ve manevi durumlar gözlemlenip, bu durumlara doğrultulu olacak bir tedavi yöntemi seçilmelidir. Kaldı ki, uygun tedavi yönteminin belirlenebilmesi için psikoterapi tedavisi başvurulması gerekilen en önemli adım olarak gözler önüne serilmektedir. Bu durumda, bireyin yalnız kalmak yerine sosyal çevresini oluşturan aile ve arkadaslarının desteği de bir o kadar önemlidir. Manik depresif bozukluğu ile mücadele eden bir birey için destekleyici etkenlerle karşılaşmak oldukça önemlidir.

Tabii bu esnada, manik depresif bozukluğu sıkıntısıyla baş eden bireyler ile yakın olmak da ayrı bir zorluk olarak, bu kişilerin hayatına yansımaktadır. Mani olarak nitelendirilen kişilerin tüm ilişkileri bu hastalıktan etkilenmektedir. Bu noktada da manik depresif rahatsızlık yaşayan kişi yakınlarının bu konuda bilinçlendirilmesi, hatta kendileri içinde bir destek alabilmeleri oldukça önemlidir. Böylelikle, hasta yakınları hastaya beklenen doğru desteği verebilme yetkinliğine sahip olabilirler. Hasta yakınlarının destek alması bir seçenek iken, bireyin yakınlarının manik depresif dönemde karşılaşılan zorluklarla baş edebilmek adına destekleyici grup terapisi faaliyetlerine katılmaları da durumun iyiye gitmesine yol açabilecek bir seçenektir

Peki manik depresif bozukluğu olan bireylere sunulması gereken ilaç tedavi seçenekleri nelerdir?

Manik depresif bozukluğu olan bir bireyin ilaç tedavisine yönlendirilmesi ikinci ana adım olarak yönlendirilmesi gereken bir tedavi seçeneğidir. İlaç tedavisi ile önlenmesi desteklenen bu hastalık ise hastalığın hali hazırda ortaya çıkan belirtilerinin azalmasına hatta ileriki zamanlarda tekrarlanabilme ihtimali olan bu hastalığın belirtilerini de önleyebilme etkisine sahiptir. Ancak ne yazık ki, bu hastalığın tedavisinde oldukça sabırlı olunması gerekmektedir. Çünkü bu tedavinin kesin sonuç verebilmesi için uzun yıllarca devam etmek gerekebilmektedir.

Bu noktada birçok insanın zihninde hastalığın yeniden tekrar etme ihtimali oluşmaktadır. Öyle ki, hastalıktan kurtulan kişiler dahi hastalığı her an yeniden yaşayabilecekmiş gibi dikkatli olması gerekmektedir. Bu noktada hastanın kendi rahatsızlığın farkında olması pek de mümkün olmayabilir, dolayısıyla bireyin yakın çevresinin de bireyin duygu durum değişikliklerini yakından takip ediyor olması gerekmektedir. Özellikle mevsim geçişlerinde, ay hareketleri ile hastalığa kapılma oranının yüksek olduğu dikkat çekmektedir. Bu sebeple mevsim geçişlerinde bireylere yakın olmak, tutum ve davranışlarını gözlemlemek gerekmektedir.

Bu dönemde bireyin karşılaşabileceği uyarıcı belirtiler nelerdir?

Bireylerin alkol, madde veya sigara gibi bağımlılık yapacak ve vücuda herhangi bir açıdan zarar verecek bağımlılıklar kazanması manik depresif geçmişi olan bir birey için oldukça riskli bir durumdur. Bu tarz durumların önlenebilmesi için ise, bireyin uyku düzeninin korunması gerekmektedir, gece uykusu bireylerin ruh ve beden sağlığını korumaları için inanılmaz bir önem taşımaktadır. Ortalama verimli uyku süresi ise 6-8 saat arasında değişiklik gösterebilmektedir.

Uyku meselesi bir yana, bir diğer yandan bireyin harcamaları, kurduğu arkadaşlık ilişkileri, bulunduğu mekanlar, hatta konuşma süresi ve konuştuğu konuların uzunluğuna dikkat edilmesi oldukça elzemdir.

Temelde manik depresif bozukluk tehditini önlemek adına ise aşağıdaki maddeleri uygulamaya özen gösterilmelidir:

Düzenli ve yeterli uyumak gerekmektedir.

Alkol, madde ve sigara gibi ürünler mümkün olduğu kadar azaltılması veya hiç tüketilmemesi gerekmektedir.

Nefes egzersizleri yapılmalıdır. Bu sayede öfke kontrolü sağlamış olabilir, ve bu duygunun hissedilme oranı azaltılabilir.

Bu süreçte stresli ortamlardan ve ilişkilerden mümkün olduğu kadar uzak durulması gerekir.

Yaşa ve vücut tipine uygun sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlığı kazanmak çok önemlidir. Bu kontrolü sağlayabilmek adına doktor kontrolünde doğru bir beslenme planı oluşturulabilir.

Beslenme alışkanlığı kadar egzersiz yapılmak da manik depresif rahatsızlığı önleyebilecek maddelerden biridir.

Hastalıktan kurtulmuş bir bireyin yeniden manik depresif bozukluğa yakalanmaması için önerilen tutum ve davranışlar nelerdir?

Manik depresif bozukluk, bireylerin normal olağan günlerinden farklı davranışlar sergilemesiyle tespiti yapılan bir rahatsızlık çeşididir. Bu sebeple bireyleri günlük yaşam alışkanlıklarını geri kazanmaları konusunda öneriler verilmesi gerekmektedir. Bu noktada en önemli öneri, bireyin duygu ve düşüncelerini açıkça karşıya aktarmayı bilmesi veya öğrenebilmesidir. Zaten yoğun bir psikolojik dönemden geçmekte olan ya da bu süreci geçirmiş olan bireylerin; eğer rahatsız hissettikleri bir durum var ise arkadaş, aile veya yakınındakilere bu durumu aktarabiliyor olması gerekmektedir. Bu da iletişimin iyileşmedeki etkisine bir örnektir.

Ayrıca ek olarak, bireylerin düzenli bir uyku sürecine sahip olması gerekmektedir. Gün boyu yorulacak olan bireyin gece uykusu alıyor olması bireyin yaşadığı tüm yorgunlukların hafiflemesine olanak sağlayacaktır. Bunun sebebi ise gece uykusunun zihni toparlayabilmek için kaliteli bir süreç olmasıdır. Uyku düzeninin yanında, bireylerin düzenli besleniyor ve alışkanlık kazanmış bir biçimde egzersiz yapıyor olması kişiyi hastalıktan uzak tutacak öneriler arasında verilmektedir.

Daha önce bahsi geçen düzenli ve sağlıklı iletişim, uyku düzeninin olması ve sağlıklı beslenme alışkanlığına sahip olmak gibi özelliklerin yanı sıra bireylerin, günlerini planlamaları da yine aynı şekilde hastalığa tekrar yakalanmamak adına yardımcı olabilecek önerilerdendir. Günlük yapacakları veya rutinleri belli planlı bir insanın zihni zaten devamlı bir şeylerle meşgul olduğundan, kendini kaybedecek bir ruh haline girmesi zorlaşmaktadır. Bu sayede de birey hastalığı tetikleyecek tehditlerden uzak durma olanağı yaratmış olmaktadır.

Manik depresif bozukluğunu konu alan film ve kitaplar nelerdir?

Psikolojik rahatsızlıkların en önemlilerinden biri olan manik depresif bozukluk insanlığın mücadele ettiği yaygın bir rahatsızlık olarak karşımıza çıkmaktadır. Gerek insanları bilinçlendirmek, gerekse sinema sektörünü zenginleştirmek amacıyla birçok filme konu olan bir başlık şeklinde rastladığımız bir konudur manik depresif kişilik bozukluğu. Bir çocuk kitabı olarak bilinen “My Happy Sad Mummy” (Benim Mutlu Hüzünlü Annem) masalı manik depresif bir anne ve çocuğun ilişkisini yansıtan bir kitap olarak raflarda yerini almıştır.

Bunun yanı sıra,

The Ghost and The Whale

The Informant

Infinitely Polar Bear

Mr. Jones

Silver Linings

Touched With Free

The Truth Can Be Adjusted

The Hours isimli filmler de sinema sektörünü manik depresif bozukluk başlığı aracılığıyla psikoloji konsepti altında zenginleştiren filmler olarak sıralanabilir.

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

YORUMLAR (0)

Görüş Bildir Bizimle Paylaş