Fransız basınında tehlike çanları: Türkler Geri Dönüyor!

Fransa’da yayın yapan Radyo Esperance'ın programcılarından Guillaume de Prémare, Türkiye-Fransa arasında süren gerilim üzerine yaptığı değerlendirme yazısında dikkat çekici bir bakış ortaya koyuyor. Avrupa medyasında baskın olan “Türkofobi-İslamofobi”nin tam tersine de Premare, Türkiye ile iyi ilişkiler kurulmasının ötesinde Avrupa’nın Türkiye'ye kıyasla çok iyi durumda olmadığına vurgu yapıyor. İşte, “Türkler geri dönüyor” başlıklı o yazı…

20.09.2020 15:15:46

Fransa'da yayın yapan Radyo Esperance'ın programcılarından Guillaume de Prémare, Türkiye-Fransa arasında süren gerilim üzerine yazdığı değerlendirme yazısında dikkat çekici bir bakış ortaya koyuyor. Avrupa medyasında baskın görünen “Türkofobi-İslamofobi”nin tam tersine de Premare, Türkiye ile iyi ilişkiler kurulmasının ötesinde Avrupa'nın Türkiye kıyasla çok iyi durumda olmadığına vurgu yapıyor. İşte, “Türkler geri dönüyor” başlıklı o yazı;


Türkler Geri Dönüyor

Türkiye, Osmanlı İmparatorluğu'nun Akdeniz emellerini yenileyerek, Avrupa ülkelerinin zayıflıklarına zıt bir kararlılık ve güç göstermekte.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iki ülke arasındaki karasularının sınırlandırılmasına ilişkin eski Türk-Yunan anlaşmazlığında yeni bir sayfa açmayı seçti. Stratejik çıkarlar, özellikle Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon arayışında yatmakta. 25 Ağustos'ta Sonia Mabrouk'un Avrupa-1 mikrofonuna cevap veren Türkiye'nin Fransa Büyükelçisi İsmail Hakkı, ülkesinin doğal gaz ve petrol tüketiminin çoğunu ithal ettiği için bu doğal kaynaklara ihtiyaç duyduğunu çok basit bir şekilde açıkladı. Dolayısıyla, dünyanın varlığından bu yana tüm ulusların yaptığı gibi, Türkiye'nin iyi anlaşılmış çıkarlarını savunduğunu söyleyebiliriz.

Yunanistan, kendisi için uygun olan ve Türkiye'nin onaylamayı reddettiği anlaşmalara dayanarak çıkarlarını savunmakta. Akdeniz'in en büyük askeri gücü Fransa'ya gelince, Türkiye'nin Akdeniz emellerini bozmak için tarihi müttefiki Yunanistan'ı yine kendi çıkarları doğrultusunda desteklemeyi seçti.

Osmanlı İmparatorluğu'nun torunları

Bu durumda, İslamcı çevreyi ya da dişlerin arasındaki bıçağı Avrupa'ya atmaya hazır bir Türkiye'yi üzerine çekmek gerekli değil. Aynı gerginlikler, Recep Tayyip Erdoğan'ın İslamcı partisi dışındaki herhangi bir hükümetle de ortaya çıkacaktı. Dahası, Fransa bir nükleer güç ve Türkiye bize savaş açmayacak veya yarın sabah topraklarımızı fethetmek için davranmayacak.

Ancak en klasik olan bu tartışmada, Türkiye'nin Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığına gelmesinden bu yana geçirdiği dönüşüm tüm ilgimizi hak ediyor. Bu ülke, uygarlık ve dini temellerini yeniden keşfetme, Osmanlı İmparatorluğu'nun tarihsel anlatısının iplerini yeniden bağlama sürecinde. Deniz hukuku davalarının ötesinde, bu boyut Avrupa ülkelerimiz tarafından ciddiye alınmalı.

Zayıf bir Avrupa

İşte Avrupa'nın kapılarındaki büyük bir ülkeyi ilgilendiren yeni bir durum: yüzölçümü, nüfus, uygarlık ve tarih açısından büyük. Gururlu, genç ve sayısız insanla karşı karşıyayız. Kişi başına düşen GSMH iyi düzeydedir ve borçluluğu ölçülüdür. Ekonomi, sağlık ve eğitimi birleştiren insani gelişme endeksi (İGE) yüksektir. Önemli bir askeri güç olan bu büyük ülke, bu nedenle yavaş yavaş tarihine, kültürüne ve dinine, İslam'a bağlı bir güç-medeniyet haline geliyor. Türkiye bir bakıma yine hayranlık uyandırıyor. Tersine Avrupa ülkeleri bu saygı ve korkuya giderek daha az önem veriyor:

Bugün Türkiye'yi güçlü kılan noktalarda zayıflar: demografileri zayıf, kültürel ve dini kimlikleri zayıf, tek kelime ile güç-medeniyet olarak zayıf.

Belki de tarihin dersleri üzerine meditasyon yapmalı ve belirli bir dönüşü hayal etmeye başlamalıyız:

Gelecek, gerçekten de pek çok insanın, genç ve gururlu, sağlam dini ve medeniyet temellerine dayanan güçlü uluslara aittir.

Guillaume de Prémare

Guillaume de Prémare, Fransa merkezli sosyal, politik ve kültürel yaşama hizmet  kuruluşu ICHTUS başkanı. Fransa'da yayın yapan Radio Espérance'ın sitesinden alınmıştır.

YORUMLAR (0)