SON HABERLER
Sol Ok
Sağ Ok
ANASAYFAGÜNDEMPOLİTİKADÜNYAGÜNCELEKONOMİYAŞAMGEZİSPORRAMAZANÇEVİRİSAĞLIKKÜLTÜRFOTOVİDEO
Evlilik Manifestosu: Yedi kızın hikayesi

Evlilik Manifestosu: Yedi kızın hikayesi

Genç Muvahhide isimli internet sitesinde Ummu Reyhane imzası ile yayınlanan ve yedi genç kızın evlilik hikayesini anlatan yazı, kısa sürede sosyal medyada binlerce kişiye ulaştı

Evlilik Manifestosu: Yedi kızın hikayesi
4.9.2015 08:54:06

İşte Genç Muvahhide'de yer alan ve pek çok önemli noktayla ilgili değerlendirmeler içeren o yazı:

Yıllar önceydi..

Yedi kızdık biz.. Birbirimizle, arkadaşlıktan öte can kardeşliğini, dava yoldaşlığını ve gönül dostluğunu paylaşırdık.. Dertlerimiz vardı bizim.. Ümmet adına yığın yığın günahlara ağıtlarımız vardı.. Ve tertemiz ellerimiz, gözyaşlarımız, bir de dualarımız vardı yağmur misali..

Dünya hayatını, ayaklarımız yerden bir karış yukarıda yaşardık.. Bol bol okurduk, konuşurduk, tartışırdık.. Gün olur marşlar söyler, sloganlar atardık.. Öğrencilerimiz olurdu, kurslar açar, kamplar kurardık.. Sabahlara kadar çalışır, birkaç saatlik uykularla günü güne ulardık.. Beş dakikalık teneffüs aralarında imparatorluklar yıkar, devletler kurardık..

Daha on dördünde yıllarla başı belada, en fazla on dokuzunda buralardan kuş olup gitme hayalleri kurardık..Anlamazdı kimseler.. En çok da bizimle aynı yolları adımlayan; “Biz de bir zamanlar sizin gibiydik” sözünün mimarı, 80'lerin gençliği..

“Biz onlar gibi olmayacaktık” sözde.. Fakat henüz denenmemiştik, sınanmamıştık..

Şehirlerde dağlara sabırlar büyütüyorduk.. İmtihanımız silahla olacak, sorular hep o bildik meydandan çıkacak sanıyorduk.. Olmadı..

Şehir imtihanları bir başkadır.. Caddeler ağırlaşır insanın ayağının altında, duvarlar üstüne üstüne gelir.. Hayattır, kendisinden kaçtığımız ve ölüme çaremiz yoktur..

Artık suskun acılar, kaybedişler, tükenişler, tavizler ve kalp ölümleri vardır.. Gençlikteki dosyalar rafa kaldırılmış, sevdaların üstüne kül boşaltılmış, duvarlardan afişler sökülmüş ve dillerde slogan kalmamıştır..

O zamanlar çok düşündüm, “Ne olmuştu bizden öncekilere ve ne olacaktı bize?”.. Ablalara sordum, teyzelere.. Cevaplar genelde tek bir alanda yoğunlaşıyordu: EVLİLİK..

Şehirlerde gençlerin sınav sorusu genelde evlilikten yana çıkıyordu.. Bir dönüm noktası, bir hayat arifesi, hayalle gerçek arasındaki o keskin çizgi.. Hep evlilikle geliyordu..Bizde de öyle oldu.. Kimimiz 19'unda evet derken evliliğe, kimimiz 25'i aştı..

1.Kız:

Çok heyecanlı bir arkadaştı.. Müstakbel eşiyle ilk görüşmesinde uzun uzadıya konuşmuştu.. Evvela Seyyid Kutub'un Yoldaki İşaretleri'ne değinilmişti, ardından gündemdeki Çeçenistan cihadına.. Güncel yazarlar, medya hocaları, manevi liderler, derken halkın cehaleti, mazereti..

Kız; “Falanca kitabı okudun mu?” diye soruyor, çocuk “Evet” diyerek kitap hakkındaki detaylara giriyordu.. Kızın gözleri “İşte bu!” diye parlıyordu..

Madem ki evlenecekti Allah için olmalıydı, İslam için, dava için.. Sormadı başka şey, düşünmedi hiç..

O bizim evliliğe ilk emanet ettiğimizdi.. Aramızdan ilk uğurlanan.. Onun için hepimizde bir endişe ve hüzün vardı..

Aradan birkaç yıl geçtiğinde; “Evliliğin nasıl?” diye sordum. “Kocam tipik bir doğu erkeği çıktı” dedi.. “Okuduklarımızın, düşündüklerimizin evliliğimize hiçbir faydası olmadı maalesef.. Yoldaki İşaretler, kayınvalideme karşı alttan almam gerektiğini, yoksa bunun faturasının kocam tarafından bana ödetileceğini öğretmedi bana.. Fethi Yeken, eşime bir türlü bize karşı merhametli ve anlayışlı olması gerektiğini anlatamadı..

Karşındaki İslam uğruna mücadele eden adamın, normal hayatta sürekli eleştiren, beğenmeyen, geçimsiz ve sinirli biri olacağını düşünemiyorsun.. Fakat İslam devleti teorilerimizin ne mutfakta yeri var, ne de yatak odasında..”

2.Kız:

Temkinli bir arkadaştı, doğruya her daim kalbi açık, hatada ısrar etmeyen samimi bir kardeşti.. İlk arkadaşımızın hikayesinden olacak, talibi olan gence; “Benim için en önemli şey; İslam'ın bünyesinde yeşereceği ailedir.” demişti.. Ve sabrı, fedakarlığı, eşler arasındaki uyumu, akrabalarla münasebetleri, çocuk eğitimindeki ilkeleri uzun uzadıya konuşmuşlardı.. Gencin zaten yumuşak başlı bir duruşu vardı, konuşulan mevzularda mutabakat sağlanmış ve kısa zaman içinde düğünleri olmuştu..

Bu kez daha umutluyduk, dualarımız ‘Bu yuvanın bir cennet bahçesi olması' yönündeydi..

Nice zaman sonra konuştuk.. “Evlendikten sonra bunalıma girdim” dedi.. “Eşim, Şia inancına çok yakın fanatik bir İrancı.. Namazları cem ediyor, sahabeye dil uzatıyor, hadisleri takmıyor, sünnete burun büküyor..Önceleri “Düzelir” dedim, alttan aldım, gün oldu konuştum, gün oldu yalvardım.. Fikirlerinden hiçbir şekilde vazgeçiremedim.. “Boşansam” dedim ama hamileydim, ona da cesaret edemedim.. O gün bu gündür ne o değişti ne de ben.. Her zaman itiş-kakış aramızda.. Olan da zavallı çocuklara oluyor..”

3.Kız:

Aceleci bir arkadaştı, kendisini sınamadan olaylara dalıvermesi yüzünden her zaman başına iş açardı.. Etraftaki olumsuz Müslüman erkek tiplemelerine bakarak; “Buralar adamı çürütüyor. Cihada gidecek biriyle evlensem de hemen yollasam onu, şehid olsa” diyordu.. Öyle de oldu nitekim.. Evliliklerinin üçüncü ayında cihada giden eşinin çok geçmeden şehit haberi de geldi..

Hepimiz yanında durduk kardeşimizin, ona destek olmaya çalıştık.. Fakat o bambaşka tavırlar sergiliyordu.. Durmadan dövünüyor, oraya buraya düşüp bayılıyordu.. Zaman geçtikçe bunalımları arttı, ne okuduğumuz ayetler onu teskin etti, ne de şehid eşi olmanın müjdeleri..

Yavaş yavaş hepimizle irtibatını kesti.. Yıllar sonra onu bir iş merkezinde daracık kıyafetiyle, makyajlı yüzüyle gördüğümde önce tanıyamadım sonra gözlerime inanamadım.. İş hayatına atılmıştı.. “Cihada gidecek adam evlenir mi hiç? Bak işte ortada kaldım, başımın çaresine bakıyorum.. El-aleme muhtaç olacak halim yok ya!” diyordu..

4.Kız:

Çok yumuşak huylu ve fedakar bir arkadaştı.. Herkesin yardımına koşar, elinden geleni ardına koymazdı.. Akrabadan gelen talibi için anne-babası; “Namaz kılıyor ya gerisini fazla kurcalama. Hem sen ne diye bu güne kadar okudun, ettin? Öyle her şey tastamam olur muymuş? Zamanla sen anlatıp öğretirsin” diyerek evliliğini bir oldu-bittiye getirmişlerdi..

Konuştuğumuzda; “Çok zor” diyordu.. “İnsanın aynı dili konuşmadığı, aynı hassasiyetleri paylaşmadığı bir adamla evlenmesi o kadar zor ki.. Ben oturup Allah'ın ayetlerinden bahsedelim, bize faydası olacak şeylerden konuşalım istiyorum, eşim maç seyrediyor, saçma sapan dizilerin başında uyuyakalıyor.

İlk zamanlar; “Ben de okurum seninle, çok şey bilmiyorum ama sen öğretirsin” falan diyordu. Fakat zaman ilerledikçe; “Çok da aşırı gitmeye gerek yok. Benim de bir gururum var, eşim dostum var” diyerek beni uyarmaya başladı.. Ne zaman bir hayra niyetlensem onu karşımda buluyorum.. İşin en acı yanı ise çocuklarıma sözüm geçmiyor.. Ben; “Haydi çocuklar televizyonu kapatıp biraz kitaplarımızı okuyalım” diyorum. Eşim; “Bırak çocukları, ne zararı var sana, güzel güzel oturuyorlar işte” diyor. Onun bu tavırlarından sonra artık beni kim dinler?..”

5.Kız:

Aramızda ilmi en çok sevendi.. Normal işinde gücünde insanlar ona ‘sıradan ve basit' geliyordu.. “Tam benim istediğim eş adayı” dediği genç, Şam ve Kahire'de uzun yıllar eğitim almıştı.. Onlarca alimin ilim meclisinde bulunmuş, kütüphaneler dolusu kitabı adeta içercesine okumuştu..

Arkadaşımız bir eşten çok dizinin dibine oturup ilim tahsil edeceği bir hoca bulmanın mutluluğuyla evlendi.. Hepimiz çok umutluyduk, bu evlilikte hayatla birlikte bir şeyler devam ettirilecekti..

Fakat duyduk ki, genç buralarda daha yeni tutunuyor.. İş-meslek namına bir becerisi yok.. Birkaç ay çalıştıktan sonra aylarca işsiz dolaşıyor.. Arkadaş kucağında bebeği ile yardıma muhtaç.. Kardeşlerle ufak-tefek aramızda bir şeyler hazırlayıp ziyaretine gittik..

Bizi duvarları tamamen kitaplıklarla kaplı bir salona aldı arkadaşımız.. Kenara eski, küçük bir dikiş makinası koymuş, konu komşuya dikiş dikmeye başlamıştı.. “İlk başlarda her şey çok iyiydi, beraber okur, düşünür, konuşurduk.. Fakat bir evin, ailenin ayakta durması ilimle değil maddi ihtiyaçların karşılanması ile.. Gün geçtikçe, “Kira günü geldi, su kesildi, yağ bitti” dedikçe aramızda problemler baş göstermeye başladı.. “Allah kerim, o rızkımızı gönderir” deyip odasına çekilen eşimin, onca ilmine rağmen artık gözümde mahallenin en cahil ama evine ekmek götüren adamı kadar bile değeri yok maalesef..

Akrabalardan, eş-dosttan yardım kabul etmek ne kadar ağır bir durum.. Sağolsun bir akrabamız bu dikiş makinasını verdi, ben de gece-gündüz demeden bir şeyler dikmeye çalışıyorum..”Acı acı gülerek; “Artık bunca kitabın, ilmin gözümde hiçbir değeri kalmadı.. Yedi aylık kızımı kucak istediği zaman kucağıma bile alamıyorum çalışmaktan, çocuk makine tıkırtısının arasında ağlaya ağlaya susuyor.. Ama başka çarem de yok” dedi..

6.Kız:

Sevgi dolu bir gönül dünyası vardı.. Duygusal, içli ve dünyaya kalbi ile bakan tertemiz bir kardeşimizdi.. “Sevmeden olmaz” diyordu, ne olacağı baştan belliydi.. Kalbini bir gence kaptırdı ve çok geçmeden evlendi..

Bizim camiada en sert eleştirilen o olmuştu.. Ne davayı satmışlığı kalmıştı, ne basit bir sevdaya tutulmuşluğu ne de iffetsizliği..

Bir bayram günü memlekette karşılaştık.. Gözleri hala pırıl pırıldı.. “Rabbime hamd olsun beni mahcup etmedi..” diyordu. “Nasıl oldu?” diye sordum. Anlattı:

“Beni bilirsin, zeki değilimdir, aklım da pek bir şeye ermez. Fakat dualarım ve gönlüm elhamdülillah beni yanıltmadı.. Sevmek derken öyle körü körüne değil.. Sevdim ama çok istişare ettim ben, eğer eşim uygun biri olmasaydı “Bir kere sevdim” diyerek peşinden gitmeyecektim elbette..

Bir şeyi sevmeden, içime sindirmeden yapamazdım.. Çok dua ettim ben, “En hayırlısını sevdir gönlüme” dedim.. Öyle de oldu.. Evlilikte sorunlar olmaz mı? Elbette bizim de sorunlarımız oldu/oluyor..

Fakat gönlümün eşime karşı sürekli sevgi dolu olması, eşimin de bana aynı ışıkla bakması Allah'ın yardımıyla bu sorunları hep küçültüyor.. Esasen benim pek bi beklentim yoktu; sevgi dolu, uyum içinde yaşasak, Allah'a kul, birbirimize yoldaş olsak yeterdi.. Onun için akşamları eşimi kapıda karşılamayı, ona sevdiği yemekleri hazırlamayı seviyorum ben, ailesinin yanında onun göğsünü kabartmayı, onunla el ele yürümeyi, çocuklarımızla şakalaşırken onu seyretmeyi, beraber kitap okumayı, arkasında namaz kılmayı.. Velhasıl Allah yüzüme güldü, işte altı yıl oldu, beni dualarım, bir de gönlüm kurtardı..”

7.Kız:

Aramızdaki en seviyeli arkadaştı, tam bir hanımefendiydi.. İnsanlarla bütün iletişimini “saygı” çerçevesinde kurardı.. Yaptığı her işe özen göstermesi, en iyisini yapmaya gayret etmesi onun en belirgin özelliklerindendi..

Evlendiği gencin gerek fikri yapısını, gerekse ahlaki yapısını ciddi bir şekilde araştırmıştı.. Aileler arasında da uyum vardı, öyle olunca uzatmadan evlenmişlerdi..

“İyi misiniz?” dedim.. “Elhamdulillah” dedi..

Ona göre saygı, sevginin bekçisiydi.. Saygı olmadan sevgi yıpranmaya, tükenmeye mahkumdu.. Eşine neredeyse “siz” diye hitap edecek kadar saygı duyuyordu.. Yüzüne karşı ona “dünyanın en iyi erkeği” değerini veriyor, gıyabında sürekli onu onurlandırıyordu..

Saygı göstererek kendi saygınlığını korumayı ilke edinmişti..

“Elbette tartışmalarımız oluyor” dedi.. “Tamamen bambaşka ailelerde yetişmiş iki insan, birbirinin tıpatıp aynısı olamaz. Bu sebeple benim doğrum ona yanlış, onun doğrusu da bana yanlış gelebilir. Fakat biz uyumu, saygı ekseninde birbirimizle konuşmak ve birbirimize karşı anlayışlı davranıp zaman tanımakla elde ettik.. Sinirlendiğimiz zaman susmak, daraldığımızda ortam değiştirmek, sorunların üzerine üzerine gitmektense zamana yaymak ve saygıyı hiçbir zaman eksiltmemek.. Evliliğimden öğrendiğim şeyler bunlar oldu..”

Türlü türlü hatalar işledikten ve çokça zayiat verdikten sonra ben de şunları öğrendim;

1-İnsan evliliği için daha bekarlığında yatırım yapmalı.. Ahlaki, imani ve fikri olarak evliliğe hazırlanmalı.. “En hayırlısı için” dualar etmeli.. Rabbinden gönlüne “rıza” dilemeli..

2-Evleneceği adayı sıkı sıkıya araştırmalı, yakınlarını çapraz sorguya almalı. Hocası; “Efendi çocuk” dedi diye sınavı geçti kabul edilmemeli.. Sevene-sevmeyene, okuluna, işine, mahallesine, akrabasına teker teker sorulmalı..

3-Bu sorgu sualler; adayın ahlaki, fikri yapısını, karakterini, dünya görüşünü, tavır ve duruşunu, cemaatini, aile ve akraba münasebetlerini vb. şeyleri kapsamalı..

4-“Ne kadar maaş aldığı” sorulmasa bile, ailesini geçindirmek için gerekirse “simit satmaya” gönlü olup olmadığı geçmişinden geleceğine bakılarak araştırılmalı.. Elbette Allah'a rızık verici olarak tevekkül etmeli fakat bu rızkı celbedecek gayreti gösterip tekellüf[1] ehlinden olmamalı..

5-“Evlendikten sonra namaza başlayacak”, “Düğünden sonra kapanacak”, “Sen onu adam edersin”, “Bildiklerini öğretirsin” şeklinde gelen hüsnü kuruntulara aldanmamalı.. Eşlerin birbirlerine tebliğ yapması, öğretmenlik yapması çok zordur.. Böyle adaylarla evlenme niyeti olan kişi, kendisini en kötüsüne hazırlamalı. Yani; “Bu adam namaz kılmadı bunca zaman, bundan sonra da hiç kılmayabilir”, “Bunca zaman tesettüre riayet etmedi, bundan sonra da etmez” gibi.. İyiye giderse sevinip şükretmeli, fakat gidişat devam ettiğinde ise dövünmemeli.. Çünkü böyle kimselerle evliliği kabul etmek, en başta bu olumsuzlukları kabul etmek anlamına gelir.

6-Evliliği için boyundan büyük imtihanlar temenni etmemeli.. “Şehit hanımı olayım”, “Hasta çocuk bakma sevabı alayım”, “Fakir olsun da darlığa sabredeyim”, “Zengin olsun da infak edeyim” gibi şu haliyle sonucunu kestiremediği imtihanları dilememeli/çağırmamalı..

7-Sevmek, gönül kaptırmak evliliği kimi zaman bir rahmete çevirse de çoğu kez aldatıcı olmuştur.. Onun için görerek evlenenler bir kez düşünecek ise, severek evlenenler üç beş kez daha fazla düşünmeli.. Sevenin gözünün kör, kulağının sağır olduğu hesaba katılırsa yanlışa düşmemek için daha fazla ince eleyip sıkı dokumalı.. Duayı elden bırakmamalı..

8-Evlilik görüşmeleri “temiz” adaylar açısından genelde heyecanlı, çekimser, duygusal ve ‘ne yapacağını bilemez' bir halde geçer.. Onun için süreci aceleye getirmemeli, özümsemek için akla ve kalbe zaman tanımalı.. En az beş aklı başına kişiyle istişare etmeli.. Bu istişareler kızın sınıf arkadaşları, gencin iş arkadaşlarıyla olmamalı.. Aileden, akrabadan, komşudan, kendisine fikir danışılan bir öğretmenden, hocadan görüş alınmalı..

Evliliğe adım atmak zor değil fakat bitirmek hiç de kolay olmuyor.. Onun için insan elinden gelenin en iyisi için gayret göstermeli, Rabbine ve kendisine mazeretler hazırlamalı.. Yine de olmazsa “takdir” deyip sabretmeli.. Hiç olmayacaksa “boşanmak da helal” deyip uzatmadan geri dönmeli..

Allah, bekarlarımıza salih-saliha eşler, içinde isminin zikredildiği ve şanının yüceltildiği cennet misali yuvalar ve cennete aday çocuklar ihsan etsin..Evlilerimize ise rızası uğrunda güzel hal ve gidişatlar nasip etsin.. (Amin)

Ummu Reyhane


    YORUM YAZ

YORUMLAR

Mücahit / 22.5.2019 09:58:23
21 YILLIK EVLİYİM ANLADIĞIM EN ÖNEMLİ ŞEY:EŞLERDEN BİRİ DELİ OLDUĞU ZAMAN DİĞERİ VELİ OLMAYI BİLMELİ.İKİNCİSİ İSE: ALLAH RASULU (SAV): ÖFKELENDİĞİNİZDE AYAKTA İSENİZ OTURUN. OTURYOR İSENİZ UZANIN DAHA DA ÖFKENİZ GEÇMİYOR İSE ABDEST ALINIZ.ÇÜNKÜ ÖFKE ŞEYTANDANDIR ŞEYTAN İSE ATEŞTENDİR. ATEŞİ İSE SU SÖNDÜRÜR. BUYURMUŞTUR.RABBİM CÜMLESİNİN YUVALARINA HUZUR VERSİN VE EVLENECEK OLAN HERKESE HAYIRLI EŞLER NASİP ETSİN.BİR FİLOZOF DER Kİ: EVLENDİĞİNİZ KİŞİ İYİ İSE MUTLU OLURSUNUZ, DEĞİLSE FİLOZOF OLURSUNUZ. HER TÜRLÜ KARDA. BU İŞİN ŞAKASI.
/ 19.5.2019 13:24:14
Gerçekten muazzam bir şey. Ben de bekarım ve her namazimda Allah'tan hep şu duayı dilerim: Ya Rabbi! Bana katından Saliha bir zevce nasip et, senin razı olduğun birisi, içinde senin korkunun olduğu birisi. Hamdolsun ki bugüne dek hiçbir kızın elini tutmuş değilim. eee temiz kalacaksın ki Allah da senin karşına temiz birini çıkartsın. Dua buyrun bu sene evlilik niyetim var ve aday aramaya başladım
tuba bayhan / 8.11.2016 22:02:53
Muhteşem birşey herkes inşallah doğrusunu anlayıp hayatına geçirebilir
zuleyha / 4.4.2016 22:01:25
Çok güzel allah razı olsun yazan elleriniz dert görmesin insallah
sehadet yilmaz / 23.3.2016 02:34:49
Selamun aleykum... Genc muvahhide sitesinde dolasirken dikkatimi cekti okumaya basladim...Cok cok begendim... Allah razi olsun Ummu Rayhane kardesim... Allah butun genc muvahhidelere davalarinda sabit kalemler olmayi nasip eylesin insaallah.....
Hafiz / 5.3.2016 01:21:11
Bu kızlarda aynen benim gençlik donemimdeki gibi bakmislar eğer erken evlenseydim aynı hataya bende duserdim yaş ilerlemesiyle oturuyor bazı şeyler birde aile istisaresiyle Rabbi m ümmet gençliğine feraset versin
pınar şanlı / 4.11.2015 10:05:52
Gerçekten ibret alınması gereken bi hikaye. Ve bu yedi kızın hikayesi tam da biz gençlein yaptığı şey. Evlenmeyi düşünen yada hiç evlenmeyi düşünmeyen bütün herkesin okuması gereken bi hikaye diye düşünüyorum
Ebubekir / 31.10.2015 11:50:55
Faydalı bir hikaye olmuş.anlaşılan o ki evliliklerde insanların ihtiyaçı olan sevgi saygı ve ilgi.evlenecegi kisinin beklentilerini gerceklestirmek için evlenen birini hiç duymadım.gerçeklerdende kopamak lazım dünyada yaşıyoruz cennette değiliz insanlarla evleniyoruz meleklerle değil.sadece elimizdeki nimetleri kullanabiliriz sabır tatlı söz güler yüz samimiyet . Gerisini Allah a güvenmeliyiz işin başında ve sonunda tevekkül bunun için var öyle değilmi?
raziye ilmaz / 10.9.2015 08:37:36
öyle çok katılıyorumkı yazınıza.evlenecek olan arkadaşlar.bu yazıyı uygulayın çok samımı bir şekılde yazıyorum.
mine nese / 7.9.2015 22:30:41
Güzelmiş yazı. Evlilikten korktum ama
alia57 / 6.9.2015 15:32:39
İşin özeti şu;evliliğe siyaset karıştırılırmaaaaz!!
vaktindeölür / 5.9.2015 23:47:50
Serdar Özcan İnsanları toptan pozitif veya negatif olarak niyelendirmen ahlâkî mi?Hayatın tam ortasından bir makale okudun ama belki yaşadığın negatif tecrübeden dolayı böyle yazıyorsun. Unutmamak gerekir ki şehirde yaşayan erkeklerin çoğu senin tasvirindende kötü. Evlilik onun bunun zoru ile veya aynı partiden,dernekten,teşkilattan, görüşten olan kişiler ile değil denklik ve diğer kriterlere göre yapılabilse daha isabetli olacak. Ama heyhat. Sadece kızları suçlamak saçmalıktır. Çoğu zaman anneler evlatlarının dünya ve ahiretlerini istemedikleri evliliğe zorladıkları için mahvediyorlar.
oğuz / 5.9.2015 19:09:53
7 kızdan iki tanesi mutluluğu bulmuş. 6.kızın sırrı: sevdiğiyle evlenmek, 7.kızın sırrı: hep saygılı olmak, mesafeyi korumak. bence evlilik kurumu, erkeğin doğasına uygun değil. asıl sorunlar bundan kaynaklanıyor
serdar özcan / 5.9.2015 15:06:56
yüksek uçup alçak düşenleri tarif etmiş yazı.kadınların büyük bir kısmının burnu kafdağında.bizim toplumda kız erkek arkadaşlığı hoş karşılanmadığı için erkeklere kadınlar çok yanlış anlatılıyor.günümüzde kadınlar,şeytana dönüşmüş durumda.rahat ve lüks için her filmi çeviriyorlar.kimsenin ahlaka baktığı yok.para olmadıktan sonra ahlak-filan hikaye.gençlere tavsiyem; büyük şehirlerde sakın kız(!) almayın.şehir kadınları çok hainler.nikah için beşyüz takla atarlar, sonradan anlarsınız kandırıldığınızı.aslında bekarlık en güzeli.ama illa da evlenmem gerek diyarsanız Allah yardımcınız olsun
Ebul Ebrar / 5.9.2015 14:23:42
Güzel bir yazı. Allah razı olsun...... /////Yorum yazan @meryem isimli kişi, şia ya sempati duyup şia olmuşsun ve diyorsun ki, şia yi benimsedim dünyada mutluyum, sana göre şia olduğun için dünyada mutlu olabilirsin ama şia nın sapık itikadını benimsediğin için ahirette bu dünyadaki mutluluğu bulamayabilirsin...
meryem'e / 5.9.2015 12:03:40
sünni iken şii olduysan en büyük problemin içindesin zaten... eşinle problemin yok (şimdilik) peki rabbinle problemin ne olacak?
Meheme / 5.9.2015 10:12:32
Bu konuda siyasi sloganların ufkundan değil,Resulullahın (as) bizatihi günlük yaşamı ilgilendiren hayatının ufkundan bakabilsek. Bedir,uhud ve hendekteki peygamber değil Medinenin rutin hayatındaki peygamber örnek alınabilirse birçok sorunun cevabını bulmak mümkün olacak. Ama bir şartla: Masallardan arındırılmış bir hayat rehberi insan peygamber.
Meheme / 5.9.2015 10:12:11
Ne yaparsın.İdeallerdeki erkek olursunuz mahkumu olduğunuz çevrede kendi denginizi bulamaz harcanır gidersiniz... Ya da İdeallerdeki hanım olursunuz yine sizi çepeçevre kuşatan karanlığa gömülür kalırsınız.Cahiliyenin karanlık tuzaklarına düşmemek mümkün görünmüyor. Aydınlığın tuzaklarına düşmek de işin çabası.Böylesi olayda keşke hayata objektif bakalabilen ve denge unsurunu hayatın her alanında gözetebilen yılların bilge kılavuzları her genç kardeşimize öncülük edebilse.
meryem / 5.9.2015 00:50:42
Ben sünniyken bir şiiyle evlendim,çok kısa sürede şia yı benimsedim.Eşimle çok mutlu bir hayatımız var.İbadetlerimizin mantığını eşimden öğrendim.Dünyada neler olup bittiğini eşimle müzakere ederek anlamaya çalışıyorum.Şimdilik hiçbir problemimimiz yok rabbimize binlerce hamd olsun.
Vaktindeölür / 5.9.2015 00:23:49
:2:Hayatın çok iniş ve çıkışı olduğunu unutmasın bizim gençler. Biz hiç tartışmıyoruz, kavga etmedik diyenlere de inanmasınlar. Onlar yalan hemde kuyruklu yalan söylüyorlar. Ama problemlerin nasıl çözülmesi gerektiğini sorup öğrensinler.Hz. Peygamber ve Hatice annemiz, Hz. Ali ve Fatıma kavga etmişler ise bizim içinde olagandır ve hemde yüksek bir ihtimalle.
Vaktindeölür / 5.9.2015 00:23:15
:1:Reyhane hanım elinize,yüreğinize sağlık. Yarım asırlık ömrümde ve eğitim hayatımda bu yazdıklarınıza ilave olarak etrafımdaki gençlere şunlarıda tavsiye ediyorum.Kendinizi toplumdan tecrit etmeyin ama herkesin yaptığı yanlışlarıda yapmamaya ve öğrendiklerinizi hayata aktarmaya özen gösterin. Evlilikte şunlara da dikkat etmelerini tavsiye ediyorum. İlimde, kültürde, yaşantıda ve en önemlisi dünyayı okumada taraflar uyuşmalı. Hatta fiziki görünüme bile mümkün mertebe dikkat edilmeli.
ibni misk / 4.9.2015 22:45:18
mutluluk oranı 7 de 2 vay arkadaş batsın bu dünya...
abdullah zübeyir / 4.9.2015 17:12:23
Allah insanı iddiasından vurur.
muzdarip / 4.9.2015 16:51:31
keşke bu yazı benim gençliğimde yazılsaydı. :)
ali / 4.9.2015 15:12:50
Arkadaş bunu yazan evli biri mi...sen ne biliyon...kadın..
Foto Galeriler Videolar Yazarlar Günün Özeti
TİMETÜRK SON HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
TİMETÜRK AJANS HABERLERİ
SON YORUMLANANLAR