DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

Demirtaş: Arınç bana sansür uygulattı

HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, 'Çözüm müzakereyle olur, silaha gerek yok' dedi...

7 Yıl Önce
2015-10-27 04:00:08

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Kürtlerin çözümün silahla değil, müzakereyle olacağına inandıklarını belirterek, Bülent Arınç'a eleştiriler yöneltti. Demirtaş, "Sayın Arınç'ın bizzat kendisi bizim televizyonlara çıkmamamız için televizyonların genel yayın yönetmenlerini arayıp tehdit etmiş biridir. Şimdi aynısını kendisine yapıyorlar” dedi.

Zaman Gazetesi'ne konuşan Demirtaş, PKK'nın silah bırakması gerektiğini söyledi. Demirtaş, “Bunu Kürtlerin duygusunu, beklentilerini, özgüvenini bilerek söylüyorum. Halk diyor ki, ‘silah olmasa biz yine de başarırız.' Bir çaresizlik hali yok. HDP'ye oy veren insanlar veya oy vermemiş ama destekleyenlerde bir özgüven var. Dolayısıyla uluslararası toplum da HDP'yi çok önemsiyor, bunu da görüyorum. Bütün bunlara dayanarak, ‘bilerek konuşuyorum' diyorum. Bu benim kişisel görüşüm değil; silaha gerek yok. Biz, müzakereyle Kürt sorununu, demokrasi sorununu, çözüm noktasına getireceğiz. Buna inanıyoruz.” ifadelerini kullandı. Çözüm sürecinin, yeni kurulacak hükümetle yeniden gündeme geleceğini vurgulayan Demirtaş'ın açıklamalarından satır başları şöyle:      

HALKLARIMIZI BÖLDÜRTMEYECEĞİZ

“Cumhurbaşkanı ve Başbakan, bilinçli bir şekilde ‘ayrıştırıcı dil' kullanıyor. Toplum şu anda önemli oranda bölünmüş durumda. Biz ‘halklarımızı böldürtmeyeceğiz, evlatlarımızı öldürtmeyeceğiz' sloganını kullanıyoruz kampanyamızda. Rahatsızlar bu ayrıştırıcı dilden. Sünni ve Hanefi Türk ağırlıklı bu kitle AKP'nin temel tabanını oluşturuyordu. Geri kalan hepsini ötekileştiriyordu. Şimdi bu partiye oy vermiş kitle de rahatsız bundan.”

BİZ ZEHİRLİ DİLİN PANZEHİRİYİZ

“Biz o yüzden birleştirici bir dil kullanmaya çalışıyoruz. Mezhep ayrımı, kimlik ayrımı ortadan kalksın diye, herkese hitap eden bir politika ortaya koymaya çalışıyoruz. Biz ‘bölücü' olarak suçlanıyorduk, şu anda HDP birleştirmek için uğraşıyor. Zehrin panzehriyiz. Bir zehir akıtıldı Türkiye toplumuna ve biz panzehir olmazsak bu iç savaşa kadar gider.

HİÇ ‘DEVLET SİLAH BIRAKSIN' DEMEDİK

“‘İki taraf da silah bıraksın' demiyoruz, ‘iki taraf ateşkes ilan etsin' diyoruz. Silah bırakma noktasına gelindiğinde devlet bırakmaz. PKK, Türkiye'ye karşı silah bırakma noktasına gelmeli ve bunların hepsi bir müzakereyle olmalı. ‘Devlet silah bıraksın' hiç demedik. Cumhurbaşkanı bunu hep çarpıtarak kullandı. ‘Devlet ateşkese uysun' diyoruz. Diyecekler ki, devlet ateşkese uyar mı? E uydu, yıllarca uydu. ‘Operasyon yapılmasın' diye talimat verdiler ama sonra da valileri ortada bıraktılar.”

DOLMABAHÇE MUTABAKATI, İMRALI MÜZAKERELERİNİN SENTEZİYDİ

“Oslo görüşmeleri tartışılıyor. Biz HDP olarak Oslo görüşmelerinin hiçbir aşamasında yoktuk. Ortaya çıkan belgelerin de doğru mu yanlış mı olduğunu bilmiyoruz. Ama İmralı sürecinin tamamında vardık. Biz de İmralı'da ne konuşulduysa açıklansın istiyoruz. Dolmabahçe en sentez haliydi, sonuç haliydi. Orda gizli saklı bir şey konuşmadık, gizli saklı bir anlaşma yok. Biz şeffaflıktan yanayız.”

YENİ HÜKÜMET MÜZAKEREYİ YENİDEN GÜNDEME ALMALI

“Yeni oluşacak koalisyonun kesinlikle müzakereyi yeniden gündemine alacağını, alması gerektiğini düşünüyorum. Daha şeffaf olması gerekir. Üçüncü göz olmalı, Parlamento daha aktif olmalı. Parlamento'da bir komisyon bu işi yürütmeli, hükümet – HDP falan değil. CHP bunu desteklerse biz bunu birlikte yapabiliriz. CHP buna sıcak bakıyor. Ben AKP'nin de (koalisyonda olur olmaz bilemem), bunun dışında kalacağını düşünmüyorum.”

‘ÖZ YÖNETİM' HDP'NİN UYGULAMALARI DEĞİL

“Özyönetimin bazı uygulamaları konusunda eleştirimiz var. Çünkü bizim uygulamalarımız değil bunlar. HDP olarak bu kararları biz alıp uygulamıyoruz. Belediyeler de değil, sivil halk meclisleri kendileri karar aldılar mahallelerde, ilan ettiler. Hendekler kazıldı, devlet de çok sert şekilde tutuklamaya, katliam yapmaya çalışınca bunları, ortalık bir anda gerildi. Özyönetim dediğimiz şey, hendekle özdeşleşti, biz bunu doğru bulmuyoruz.”

ARINÇ BANA SANSÜR UYGULATTI

“Sayın Bülent Arınç'la uzun yıllardır parlamentoda aynı havayı teneffüs ediyoruz. Rakip saflarda da olsak beraber siyaset yapıyoruz, birbirimizi tanıdık. Sayın Arınç'ın bizzat kendisi bizim televizyonlara çıkmamamız için televizyonların genel yayın yönetmenlerini arayıp tehdit etmiş biridir. Şimdi aynısını kendisine yapıyorlar.”

YENİ BİR PARTİ ÇIKABİLİR

“AKP çatladı. Bunun çok somut göstergesi. Arınç'ın sözlerinden AKP'nin artık Tayyip Erdoğan'ın etrafında kenetlenmiş bir parti olmadığı ortaya çıkıyor. Parlamento içinden veya dışından, AKP içinden veya dışından yeni bir parti çıkabilir. Böyle bir olasılık var.”

HEDEFİMİZ 100 MİLLETVEKİLİNİ GEÇMEK

“Seçimde yüzde 13'ü geçeceğiz. Aslında yüzde 20'yi hedeflemiştik ama bu bir tekrar seçim, çok kısa sürede oylarımızı yüzde 20'ye çıkarmak mümkün değil. Her halükarda yüzde 13'ü geçeceğiz. Milletvekili hedefimiz 100'ü geçmek. Bu hedefi tutturabiliriz. Yüzde 14-15'e çıkacak, öyle görünüyor. AKP'ye tek başına iktidar yok. Koalisyona bu kez mecbur. Davutoğlu da bunun sinyalini verdi. Artık üçüncü bir seçim olmayacağını ifade etti, Türkiye kaldıramaz bunu.” 

Varank'ın sansür itirafları işlenen suçun delilidir

“Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Başdanışmanı Mustafa Varank'ın bu kadar aleni bir şekilde ve üstelik sonradan bunu savunuyor olacak şekilde bir basın sansürüne karar vermesi ve bunu yaptıracağını söylemesi tam bir utançtır. Suçtur aslında. Bunların hepsi yarın birer suç delili olarak kullanılacak, değerlendirilecek. Eğer bir yayın organını engellemek istiyorsanız, kanun hukuk bellidir. Mahkemeye başvurursunuz, suç varsa engellersiniz. Öyle cumhurbaşkanının danışmanı, oldubittiyle bu işleri yapamaz. 2 Kasım'dan sonra bunların hepsinin hesabı sorulacak. Asıl dertleri, muhalefetin sesini kesmek.”

Canlı bombalar ortalıkta gezerken miting yapamayız

“Maalesef yadsınamayacak şekilde güvenlik sorunu var. Her ne kadar Başbakan bizi miting yapamamakla eleştirse de, aslında Başbakan utanç duyması gereken bir şeyi övünerek söylüyor, çok ayıp bir şey. Biz insanlarımızı riske atmak istemiyoruz, bu da miting yapmamamızdaki en önemli nedenlerden biri. İnsanlar bize dokunmak, belki fotoğraf çekmek istiyorlar ama yapamıyorlar güvenlik nedeniyle. Bu da bir sıkıntı oluyor. Miting yapmamamızın nedeni canlı bombalar. Çünkü canlı bombalar elini kolunu sallayarak ülkede dolaşıyor. Biz bunu aylardır hükümete söylüyoruz. Canlar bu kadar ucuz değil ki, meydana getirip ölüme açık hale getirelim.”

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

YORUMLAR (0)

Görüş Bildir Bizimle Paylaş