DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

Davutoğlu, Kral Fm ve Kral TV ortak yayınına katıldı

Davutoğlu, Kral Fm ve Kral TV ortak yayınına katıldı

7 Yıl Önce
2015-06-03 12:29:58
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, gece gündüz halktan yetki almak için koştuklarını belirterek, "Ama öbürü koşmayacak. Halktan yetki almadan ülkeyi yönetmek istiyor. Buradaki sıkıntı bu. Yoksa sivil toplum ile ilgili bir problem değil. Halktan yetki alsın gelsin, onlar idare etsin biz de akademisyenlik yapalım veya katkıda bulunacaksak bulunalım, eleştirilecekse eleştirelim. Ama halktan yetki almadan devlet düzenini yönetmeye kalkarsanız buna izin verilmez" dedi.

Kral Fm ve Kral TV ortak yayınına katılan Davutoğlu, Mehmet Akbay'ın hazırlayıp sunduğu "Mehmet'in Gezegeni" başlıklı programda soruları yanıtladı.

Davutoğlu, "Muhalefetin eleştirilerini dikkatle inceliyorum, haklılık payı varsa mutlaka gereğini yaparım. 100 tane yanlış söyleseler bir tane doğruyu oradan bulabiliriz' diyor musunuz?" şeklindeki soruya, "Kesinlikle. Burada hiçbir şekilde bir ön yargı ile yaklaşmam. Keşke daha çok iletişim kanalı olsa, daha çok bir araya gelsek" karşılığını verdi.

"Mesela şunun doğru olduğunu düşünmüşümdür. Niye aile ortamında oturulup beraber bir çay içilmesin? Niye iki insan olarak, üç insan olarak oturup karşılıklı göz göze bakmayalım, niye konuşmayalım? Bizler politikacı olmadan önce birer insanız" diyen Davutoğlu, siyasi hayatın dışında bir akademisyen olması halinde bugün kendisine muhalefet edenlerin görüşlerinden istifade etmek için geçmişteki gibi yanına gelebileceğini düşündüğünü anlattı.

Davutoğlu, aklına geldikçe tebessüm ettiği bir anısını anlatmak istediğini belirterek, TBMM'de kendisiyle ilgili verilen bir gensoruda muhalefet milletvekili ve grubuyla genel kurulda bir tartışmaları olduğunu, kendisini savunarak itirazda bulunduğunu, ortamın gerildiğini ve ara verildiğini anlattı.

Dışarı çıktıklarında söz konusu milletvekilinin yanına gelerek kendisine söylediklerine değinen Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Dışarı çıktığımda beni eleştiren dostumuz geldi, dedi ki 'Hocam niye bu kadar ciddiye alıyorsun? Biz sizin kitaplarınızı da okuyoruz ama burada bunu söylemek zorundayım. Canlı yayındayız'. Dedim ki 'Ben sizi nasıl ciddiye almam. Siz milletvekilisiniz. Milletin buradaki temsilcilerisiniz. Siz rolünüzü yani görevinizi yapıyor olabilirsiniz ama ben her sözü ciddiye almak durumundayım. Ama bunu söylerken çok samimiydi. Gerçekten akademik bazı çalışmalarımı okuduğunu düşünüyorum. Ama önemli olan şu; ben şimdi mitinglerde de görüyorum. Her şeyi öğretebilirsiniz ama samimiyeti öğretemiyorsunuz. Her şey insanlar arasında dille, konuşmayla değil de aslında o insanların ruhunda uyandırdığınız izle ortaya çıkıyor. Samimiyet zamanla ortaya çıkıyor. Sahicilik samimiyetin bir başka adımı. Sahici olmayan her fiil de zamanla sırıtıyor. İhtilaf ederken de uzlaşırken de samimi olmak lazım. Ama biz bazen uzlaşmak için uzlaşıyor gibi görünüyoruz. Bazen ihtilaf ederken de öyle bir yere götürüyoruz ki ortada samimi bir ihtilaftan daha çok inatçı iki keçinin psikolojisi oluşuyor. Bu kültürü yıkmamız lazım. Ben mümkün olduğu kadar bunu yapmaya çalışıyorum. İnşallah seçim sonrasında yeni bir ortamı hep beraber inşa ederiz."

- "Olduğumuz gibi görünmeliyiz"

Davutoğlu, Akbay'ın "Ben de şu çağrıyı yapmak istiyorum; bizim gibi düşünmeyen insanlara uzaylı muamelesi yapmayalım, her fikre saygılı olalım. Saygı çerçevesinde olduğu sürece" şeklindeki ifadesi üzerine, "Gezegen hem uzayda seyyaldir. Buraya baktığınıza göre biz daha sabit görünürüz. Nihayetinde bu dengeyi kurmak önemli. Hem seyyaliyet hem istikamet" ifadelerini kullandı.

Eskiden köy odalarında insanların ihtilaf ederken bile karşılıklı saygıyı muhafaza edecek bir dil kullandığını aktaran Davutoğlu, bu kültürün kaybedilmesinin üzücü olduğunu söyledi.

"Siyasette olmak, bazı yanlış davranışları doğru kılmaz ya da daha önce sergilediğiniz tutumdan sizi farklı bir yere götürmemesi lazım" diyen Davutoğlu, Mevlana'nın sözünü hatırlatarak, "Doğru olan, olduğunuz gibi görünmek" dedi.

- "Bütün Körfez petrollerini, doğalgazlarını İstanbul'un bir taşına değişmeyiz"

Davutoğlu, Akbay'ın, "Gezi olaylarıyla başlayan, 17-25 Aralık ile devam eden bir gerilim yaşıyor Türkiye ve biz bu gerilimden çok yorulduk. Bugün de yine operasyonlar olduğunu duyduk. Yargı ile ilgili, emniyette yapılan operasyonlar... 'Askerin içinde de acaba paralel bir yapılanma var mı?' tartışmaları. Türkiye Gezi ile birlikte 17-25 Aralık'la sonuçlanan süreçte çok yoruldu. Adeta bir olağanüstü hal içindeyiz hep beraber. Biz bundan, bu gerilimden ne zaman kurtulacağız" sözleri üzerine, dinamik bir toplum ve kadim bir geçmiş olduğunu, bir taraftan da modern hayat ve küresel araçların kendilerini bazen bulunduklarından daha fazla güç kullanmaya sevk ettiğini bildirdi.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Davutoğlu, Gezi olaylarıyla ilgili getirilen eleştirilerin, Taksim'in ne şekilde tanzim edileceğiyle ilgili konuların o bağlamda konuşulması halinde birçok konuda anlaşılabileceğini kaydetti.

"Peki bu noktada hiç 'Hata yaptık' diyor musunuz? Sayın Cumhurbaşkanı uçaktan indiği anda Gezi Parkı'na gitseydi, 'Çocuklar burada ne oluyor?' deseydi, onların bir çayını, kahvesini içseydi yani geriye döndüğünüzde 'Keşke şunu yapmasaydık' dediğiniz bir şey çıkıyor mu ortaya?" sorusuna karşılık Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile o dönemdeki gezisinde beraber olduğunu, onun ruh halini çok iyi bildiğini, Erdoğan'ın daha sonra Gezi olaylarında iyi niyetli olarak tepki gösterdiğine inandığı kişileri kabul ederek görüştüğünü hatırlattı.

Davutoğlu, "Bu arada bir küçük kıvılcımdan ne kadar büyük bir yangın çıkabileceğinin çok çarpıcı işareti, hepimiz ona dikkat etmeliyiz. Eğer Taksim konusu hep beraber konuşulsaydı ki ben İstanbul üzerine çok sayıda makale yazdım. Sokak sokak bütün her yerini bilirim. Şimdi de bu konuda bir kitabım da inşallah bitmiş olacak. Ön söz yazıyorum. Başbakanlık görevini aldıktan sonra yoğunlaşamadım. İnşallah birkaç ay içerisinde çıkar diye düşünüyorum. Şehirler üzerine" diye konuştu.

İstanbul'un kendilerinin en büyük hazinesi olduğunu dile getiren Davutoğlu, "Bütün Körfez petrollerini, doğalgazlarını bize verseler İstanbul'un bir taşına değişmeyiz. İstanbul ile ilgili hepimiz bu kültürün parçası olarak hangi siyasi düşüncede olursak olalım, hangi yaklaşımda olursak olalım rahatlıkla konuşabilmeliyiz ama böyle bir konuşma ortamı varken yani bizim taraftan kimse bu olayı göremiyor yani bir anda Başbakanlık Ofisi'ni basmaya çalışan bir güruh..." dedi.

Davutoğlu, yurt dışında olduğu sırada bir tweet üzerinden "Şimdi de Davutoğlu'nun evine saldırıyoruz, oraya yürüyoruz" denilip evinin adresinin verildiğini belirterek, bir anda olayın bir eleştiri noktasından çıkıp toplu bir kalkışma haline dönüştüğünün altını çizdi.

- "Her ağacın her yaprağı bizim için kıymetli"

Davutoğlu, o anda eleştiriye hazır bir insan olma niteliği ile kamu düzenini sağlamakla sorumlu devlet adamı niteliği arasında bir tercih yapmaları gerektiğini söyledi.

O dönemde "Mesele ağaç değil" şeklindeki sözleri hatırlatan Davutoğlu, iktidarları döneminde 3,5 milyar ağaç diktiklerini aktardı.

Davutoğlu, her ağacın her yaprağının kendileri için kıymetli olduğunu kaydederek, "Bunları konuşabiliriz ama buradan çıkıp bir sivil toplum hareketini bir toplumsal kalkışmaya dönüştüren olursa, o zaman bizim bütün Türkiye'nin düzenini düşünmemiz gerekiyor. Aynı şekilde Paralel Yapı meselesi. Sivil toplum olmazsa demokrasi olmaz ama sivil toplum sivil toplum olmalı. Sivil toplum görünümlü bir faaliyet yapıp daha sonra devlette örgütlenerek devlet içinde kendi örgütleriniz üzerinden yeni bir hiyerarşi oluşturmaya başladığınızda artık sivil toplum değil resmi bir yapıya bürünmek isteyen başka bir tür cuntalaşma faaliyeti haline dönüşür" diye konuştu.

Seçim döneminde 81 ile gideceğini vurgulayan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Gece gündüz niye koşuyoruz şimdi biz halktan yetki almak için. Ama öbürü koşmayacak. Halktan yetki almadan ülkeyi yönetmek istiyor. Buradaki sıkıntı bu. Yoksa sivil toplum ile ilgili bir problem değil. Halktan yetki alsın, gelsin onlar idare etsin biz de akademisyenlik yapalım veya katkıda bulunacaksak bulunalım, eleştirilecekse eleştirelim. Ama halktan yetki almadan devlet düzenini yönetmeye kalkarsanız buna izin verilmez."

(Sürecek)

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

YORUMLAR (0)

Görüş Bildir Bizimle Paylaş