Davutoğlu iftarda partisinin milletvekilleriyle bir araya gel

Davutoğlu iftarda partisinin milletvekilleriyle bir araya geldi

25.06.2015 23:02:10
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Çevremizde en az 6-7 ülke yönetilemez durumda. İç çatışmalara, kimlik bölünmelerine uğramış ülkelerin yaşadığı travmaların bedelini o ülkelerden gelen mültecilerle biz de ödüyoruz ama o ateşin ülke içine sıçramaması için de her türlü çabayı gösterdik, gösteriyoruz" dedi.

Davutoğlu, ATO Congresium'da partisinin milletvekilleriyle bir araya geldiği iftarda, ortak bir mücadelenin ağır sorumluluğunu birlikte taşıyacakları milletvekillerine yeni dönemin hayırlı olmasını temennisinde bulundu.

3 Kasım 2002'deki seçimlerin ardından oluşan Meclis'teki gruplarının önünde devasa problemleri bulduğunu belirten Davutoğlu, şunları söyledi:

"Ülkenin yeni bir vizyona, anlayışa ihtiyacı vardı. 28 Şubat'ın kalıntıları vardı, özgürlükler kısıtlanmıştı. Ülkenin bir kısmında olağanüstü hal vardı. Ülke içinde karamsarlık ekonomik kriz dolayısıyla had safhaya ulaşmıştı. Bir ışık, bir ümit, tabir caizse bir deniz fenerinin açacağı bir yol işareti gerekiyordu. Sayın Cumhurbaşkanımızın başkanlığında yola çıkmış AK Parti kadroları, o ışığı milletimizin önüne koydular ve hep birlikte kutlu ve onurlu bir yolculuğa çıkıldı. O günleri hatırlıyorum, sadece ülke içinde büyük sıkıntılar yoktu. Sadece ekonomik krizlerle karşı karşıya değildik. 11 Eylül travmasının üzerinden daha bir yıl geçmişti ve dünya bir kutuplaşmaya doğru seyrederken Irak savaşı eşiğimizdeydi. Çok ağır kararın sorumluluklarını hep yüreğimizde hissederek gece boyu Rabbimize hiçbir zaman yanlış bir kararın parçası bizi kılmaması için niyazda bulunarak, çok çetin bir görevi o zaman AK Parti kadroları, hükümetleri, Meclis grubu üstlenmişti."

- "Neredeyse her seçim öncesi bir büyük sınav bizi bekliyordu"

Söz konusu dönemde hem Afganistan'da hem Irak'ta savaş olduğunu, 11 Eylül'ün, İslam karşıtlığını neredeyse küresel bir seferberlik halinde dünyaya yaydığını belirten Davutoğlu, "Bu ülkenin değerlerinden hareket eden AK Parti kadroları, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yeni bir çığır açmışlardı ve ülkenin karamsar tablosu değişti, kara bulutları dağıldı ve çevremizdeki o ateş çemberinin içinden ümit dolu yeni bir ülkenin yükselişi, ayak sesleri duyulmaya başlandı" diye konuştu.

2007'deki seçimleri ve sonrasını hatırlatan Başbakan Davutoğlu, o dönemde de AK Parti kadrolarının önüne mayınların döşendiğini belirtti. Davutoğlu, "27 Nisan muhtırası verilmişti, onun karşısında dimdik durulmuştu. 'Cumhurbaşkanını AK Parti seçemez' denilmişti, onun karşısında AK Parti kadroları 'Mademki millet emaneti bize vermiştir, biz bu emaneti sonuna kadar savunuruz' diyerek belkide 27 Mayıs'tan sonraki en sağlam ve dik duruşu sergilemişlerdi" ifadesini kullandı.

Başbakan Davutoğlu, 2007'de sadece yurt içinde değil, çevresinde de krizlerin yaşandığını hatırlatarak, bunlardan örnekler verdi. Tüm bu olaylara rağmen bunları vakarla karşılayan ve tarihi sorumluluklarını yerine getiren AK Parti kadrolarının olduğunu vurgulayan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Tereddüt göstermedik, yanlış bir yolun izinden gitmedik, hiçbir zaman nefsimize, egomuza sığınıp ülke çıkarlarını kendi çıkarlarımızın arkasına almadık. Hedef edinilen makamlar, mevkiler yüceltilmedi ve AK Parti kadroları kendi içinden cumhurbaşkanı seçti. Arkasından da bir referandumla cumhurbaşkanının halk oyuyla seçilmesi karara bağlandı. 11. Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül görevi o zaman devraldığında yaşanan sıkıntıları hepimiz hatırlarız. Hemen arkasından o dönem içinde yine parti kapatma davalarıyla karşılaştık ama 23. dönemde de milletvekilleri vakarla görevlerini yaptılar. Bu dönem dış ilişkiler bağlamında da büyük sancıların yaşandığı bir dönemdi. 2011 seçimlerine gidiyorduk, bu kez etrafımızda büyük umutlarla başlayan ama büyük çalkantıları da beraberinde getiren 'Arap Baharı'nın başladığı bir yıldı. Neredeyse her seçim öncesi bir büyük sınav bizi bekliyordu. Bu sınavların hepsinden ilham aldığımız tarihimizin ve değerlerimizin ışığında ve sırtımızı, gönlümüzü verdiğimiz milletimizin rehberliğiyle ak alınla çıktık. Hiçbir yerde başımızı eğmedik, hiçbir yerde yanlış bir tarafta durmadık. Etrafımızda komplolar yapıldı. Bir takım ağlar örülmeye çalışıldı, 'yalnız kalmakla' tehdit edildik, 'eksen kayması' ile tehdit edildik. Uluslararası medya komplolarıyla karşı karşıya kaldık ama 24. dönem milletvekillerimiz de 2011 seçimlerinin hemen arkasından, Türkiye'de başlatılan terör saldırılarını hatırlayacaksınız ve etrafımızdaki ateş çemberini hatırlayacaksınız, yine alnımız ak bir şekilde ülkemizi hiçbir riskin, maceranın içine sokmadan ama savunduğumuz değerler için alabileceğimiz bütün riskleri de alarak bu ateş çemberinin içinden tarihi bir onurla yolumuza devam ettik."

- "Ayaktayız, dimdik duruyoruz"

Mazlumları savundukları için "eksen kayması", gönül coğrafyalarını savundukları için "yeni Osmanlıcılık" ile Müslümanların haklarını savundukları için "terör" ile suçlandıklarını ifade eden Davutoğlu, "Ama suçlayanlar değildi önemli olan, önemli olan milletimizin gönlünde edindiğimiz yeri sonuna kadar savunmaktı" diye konuştu.

Davutoğlu, seçimin ardından partisinin yeni milletvekilleriyle onurlu ve başı dik geçmiş üzerinde yeni bir yola yürüdüklerini dile getirerek, "Bu iftar sofrası bereketimizin sofrası olsun, irfanımızın, erdemimizin, ahlakımızın, Rabbimizin kutlu kıldığı bir sofra olsun. Bu sofradan bugün nimetlenirken bu nimetin çok daha azını dahi göremeyen açılar içinde kıvranan bütün bir İslam coğrafyasına, bütün insanlığa da merhem, şifa olacak yolların bizim tarafımızdan üretilmesi için basiret diliyorum" dedi.

Milletvekillerinin yemin ederek kutlu bir göreve başladığını belirten Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Aynen 2002'deki ateş çemberi gibi, 2007'deki 23. dönemin önündeki ateş çemberi gibi, 24. dönemin önündeki o Arap Baharı'nın başladığı o ateş çemberi gibi şimdi çok daha yaygın bir ateş çemberinin ortasındayız. Çevremizde en az 6-7 ülke yönetilemez durumda. İç çatışmalara, kimlik bölünmelerine uğramış ülkelerin yaşadığı travmaların bedelini o ülkelerden gelen mültecilerle biz de ödüyoruz ama o ateşin ülke içine sıçramaması için de her türlü çabayı gösterdik, gösteriyoruz. Suriye, Irak, Lübnan, Yemen, Mısır, Libya, Ukrayna sakin gibi görünmekle birlikte kendi içinde her an gerilim potansiyeli taşıyan bir Kafkasya coğrafyası, Balkan coğrafyasının ortasında hem ülkemizin istikrarını, refahını teminat altına almaya çalışıyoruz hem de bu coğrafyalarda İstanbul'a eski gönül bağlarıyla bağlı olan kardeşlerimiz dönüp baktıklarında, Ankara'ya İstiklal Harbimiz esnasında destek verdikleri o mücadeleden sonra, Hint Müslümanlarından bugüne, Cezayir'den destek alan o mücadeleden sonra Ankara'ya dönüp baktıklarında, 'Biz buradayız, kim ne derse desin buradayız' diye haykıracak kadar ayaktayız, dimdik duruyoruz ve her yere de ulaşmaya kararlıyız."

(Sürecek)

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

YORUMLAR (0)