Cumhuriyet'in içinde misiniz dışında mı?

Cumhuriyet'e sahip çıkmak kadar, içinin doldurulması gerektiğinin de önemine vurgu yapan yazar Mehmet Yavuz , 'Devletin tüm kurumlarına rahatça girip çıkabiliyor, düşünsel baskı altında kalmıyor ve hiçbir kişi ve zümreye bağımlı kalmadan geçimimizi idame ettirebiliyor muyuz?' sorusunun cevabına kapı araladı

29.10.2020 12:09:09

"Cumhuriyetimizin 97'nci yılında şapkamızı önümüze koyup; "Dün ne idik bugün ne olduk, önceden ekonomik sosyal ve kültürel açıdan ne halde idik bugün ne haldeyiz, dünkü hakkımızı bugün kuvvvetle savunabiliyor muyuz" sorularına olumlu cevap veriyor isek bu doğru bir yolda olduğumuzun göstergesidir" diyen Mehmet Yavuz, yazısında Cumhuriyet kazanımlarına dikkati çekti.

İşte o yazı: 

Cumhuriyet Bayramı tüm yurtta olduğu gibi yurt dışı resmi temsilciliklerimizde de coşkuyla kutlanıyor.
29 Ekim 1923 tarihinde resmen adı konulan ve yeni bir rejim olarak hayatımıza giren Cumhuriyet'i çok iyi anlamak ve idrak etmek gerekiyor.
İlkokul sıralarından itibaren "Halkın kendi kendini yönetmesi" olarak tanımladığımız Cumhuriyet bugün 97 yaşında.

Yaklaşık bir asırlık süreçte Cumhuriyetimiz nice badireler atlattı. Ekonomik krizlerle boğuşan, siyasi sarsıntılarla çalkalanan, darbelerle hercümerç olan rejim bugün dimdik ayakta duruyor.
Kabul edildiği dönemde en iyi rejim olarak addedilen ve Atatürk'ün ileri görüşlülüğü ile temeli sağlamlaştırılan Cumhuriyet bugün sapasağlam varlığını sürdürüyor.  Cumhuriyet ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda gelişim gösterdikçe de Türkiye'nin uluslararası alandaki ağırlığı aynı oranda arttı.

Ne zaman ki Cumhuriyet kazanımlarında aşınmalar oldu, aynı oranda ekonomik ve siyasi kırılmalar yaşanarak Türkiye'nin eli zayıfladı. "Bugün dünyada en iyi rejimi nedir?" diye sorulduğunda bunun cevabı Cumhuriyettir.
Tabi Cumhuriyet tanımının içinin doldurulması hükümetlerin, idarecilerin, halkın elinde.
En militarist yönetimlerin, en faşist sistemlerin bile adına "Cumhuriyet" diyerek yaptığı eylemlere dünya tarihi şahitlik etmiştir.
Düne kadar Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin ne kadar "Cumhuriyetçi" olduğu hepimizin malumu. Bugün Çin Halk Cumhuriyeti'nin "Cumhuriyetçi"liğini görmekteyiz.
Demek ki aslolon rejimin Cumhuriyet olması değil, onun içini demokratik uygulamalarla doldurabilmek.
Bugün tüm millet olarak Cumhuriyet'i kutlarken halk adına, hak adına, adalet adına demokratik uygulama ve düzenlemelerle Cumhuriyet'in içini ne kadar doldurabildiğimizin de muhasebesini yapmak durumundayız.

Balkonlarımıza astığımız bayrağı, kalbimizde dalgalandıramıyor isek, otomobillerimizin arka camlarına yapıştırdığımız Mustafa Kemal posterlerini gönüllerimize nakşetmiyor isek, "Kemal Atatürk" imzalı dövmelerimizi beynimize kazıyamıyor isek şekilcilikten öte bir şey yapmıyoruz demektir.

"Çocuklarımızın hak ve hukukunu yarına yönelik garanti altına alabiliyor muyuz?; Fikir ve düşüncelerimizin aykırılığına rağmen yaşam standartlarımızda hiçbir yıpranma oluyor mu?; Devletin tüm kurumlarına rahatça girip çıkabiliyor, düşünsel baskı altında kalmıyor ve hiçbir kişi ve zümreye bağımlı kalmadan geçimimizi idame ettirebiliyor muyuz?" sorularının cevabında zorlanıyor isek daha çok yol almamız gerektiği de bir gerçek.

Cumhuriyet kazanımımıza sıkı sıkı sarılırken hak ve özgürlük arayışındaki demokratik mücadelelerimizden de taviz vermemeliyiz. Keza bu hakkı da bize Cumhuriyet veriyor....

 

 

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

YORUMLAR (0)