Cumhurbaşkanı Erdoğan: (5)

Cumhurbaşkanı Erdoğan: (5)

27.05.2015 00:44:38
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "(Paralel Yapı'yla mücadelede hukuki süreç) Şu anda da bu süreç hızla devam ediyor. Her an her şey olabilir. Çünkü emniyetin, yargının takipleri var. Dolayısıyla bu çıkacak neticeler de milletimizi daha da ferahlatacaktır. Buraya bir şeye özellikle dikkat ediyoruz. Yeter ki buralarda hukuktan taviz vermeyin, her şeyinizi hukuk içinde sürdürün. Çünkü hukukun üstünlüğü bizim için önem arz ediyor" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NTV televizyonundaki canlı yayında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Erdoğan, "İmralı" ile temas olup olmadığına ilişkin soru üzerine, "Oldu mu, olmadı mı bilmiyorum. Olsa zaten gelir. Bu konuyla ilgili olarak da zaten hükümet, MİT ile bu süreci sürdürüyor ve sürdürmeye edecektir. Gerekli oluğu zaman MİT bunu yapar. Adalet Bakanlığı eğer milletvekillerinin gitmesi gerektiğine inanırsa zaten müsaade eder, bunları gönderir. Bugüne kadar bir sorun olmadı" yanıtını verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kürt kökenli vatandaşların Çözüm Süreci'yle ilgili tepkilerine dair soruya şu yanıtı verdi:

"Vatandaş bir emniyet, güvence olduğu zaman mutlu. Bu ilk adımlar atıldığı anda hava çok çok rahattı. Şuanda endişeler var. Nedir endişeler? Diyorlar ki, 'özellikle sandık güvenliği olacak mı? Bizi tehdit ediyorlar' diyorlar. Çok manidar. 'Burada başka bir partiye oy çıkacak olursa, biz şunu yaparız, bunu yaparız' vesaire. Biz bu konuda çok çok samimiyiz. Düşünün olağanüstü halin kaldırılmasını bu ülkede kim sağladı? Biz sağladık. Daha geldiğimizde, Abdullah Bey'in ilk başbakanlık icraatı oldu."

AK Parti hükümetinin ilk icraatının olağanüstü hali kaldırmak olduğunu hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"O zaman ben partinin başındayım. Abdullah Bey başbakan. Çünkü onlar bunu istiyorlardı. Ama bununla kaldık mı? Ret, inkar, asimilasyon, bütün bu politikaları ayakların altına alan biz olduk. Annesi cezaevindeki oğluyla Kürtçe konuşamıyordu. Konuşuyor. Kürtçe yayın yapan televizyonu kurduk. Benim dönemimde bunu kurduk. Niye? Dedik ki, 'İletişim artık artsın'. Altyapı, üstyapı bütün yatırımlara o bölgelerde girdik. Dışlamadık oraları. Ayrımcılığa asla taviz vermedik. Benim Kürt vatandaşım, bir başbakandan 'Kürt kardeşim' ifadesini ilk defa benimle duydu. Bu süreci biz böyle geliştirdik. Bu noktaya geldik. Bundan sonraki süreçte de bizim herhangi bir olumsuz bir yaklaşımız yok. Temenni ederiz ki mesafe alırız."

-"Paralel Yapı" ile mücadele

Erdoğan, Paralel Yapı'yla mücadeleyle ilgili soruya şu yanıtı verdi:

"Yargıda olan bir süreç ama hassasiyetle devam ediyor. Bilinen bir şey var ki sadece KPSS değil, bütün sınavlarda buna benzer olayların olduğu çok açık ortaya çıktı. Bu konuyla ilgili olarak da olayın kimlerden, nasıl, hangi süre içinde elde edildiği veya dağıtıldığı. Çünkü bir ailede bakıyorsunuz, karı-koca aynı puanı alabiliyorlar. Ya da birincisinden giriyor çok farklı bir şey, ama daha sonra çok yüksek puanlar alabiliyorlar. Yargı süreci içinde. Çok ciddi olarak ele alınmış durumda. Başbakanlığım döneminde de bir ifade kullanmıştım. 'Bunların inlerine gireceğiz' diye. Şu anda bu işi bu yönüyle başarmış vaziyetteyiz. İnlerine girildi. Bir kısmı kaçıp yurtdışına gidiyor. Bölge imamları var, kurum imamları var. Hepsi şu anda kaçıyor. Kimi Avrupa'nın değişik yerlerinde, kimi Orta Asya'da, kimi Pensilvanya'da. Hepsi kaçıyor. Tamam da, nereye kadar kaçacaklar? Biz de Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak bunların takipçisiyiz. Bunlar insanımızın, ülkemizin geleceğini çaldılar ve bunu acımasızca yaptılar. Ve bu süreç içinde 'biz bunu ne kadar minimize edersek, o kadar ülkemizin, milletimizin ve insanımızın karı var' diye düşünüyoruz. Şuanda da bu süreç hızla devam ediyor. Her an her şey olabilir. Çünkü emniyetin, yargının takipleri var. Dolayısıyla bu çıkacak neticeler de milletimizi daha da ferahlatacaktır. Buraya bir şey özellikle dikkat ediyoruz. Yeter ki buralarda hukuktan taviz vermeyin, her şeyinizi hukuk içinde sürdürün. Çünkü hukukun üstünlüğü bizim için önem arz ediyor."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunlar, 'Yavuz hırsız, ev sahibini bastırırmış' kabilinden mantıkla, anlayışla, hükümeti ve cumhurbaşkanlığını zan altına sokmaya çalışacaktır. Bunları da biliyoruz" ifadesini kullandı.

İki polis için böcek davasında şikayetini geri almasının nedeni sorulan Erdoğan, "Bu konuda avukatlarım çalışmaları, değerlendirmeleri yaptılar. Sonra bana aktardılar. Ben de dedim ki 'Sizler bu konuyu bu şekilde uygun görüyorsanız, çekin'. Arkadaşlar da bunu çektiler" yanıtını verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Paralel Devlet Yapılanmasıyla ilgili ana davada tanık olmasına ilişkin bir soruya da "Şu anda illa benim gitmem gerekiyorsa, ayrı bir konu da. Avukatlarım o işi zaten görüyorlar" değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, Paralel Yapı'nın muhalefetle seçim ittifakı yaptığı iddiasına da şöyle yanıt verdi:

"O kesin. Şuanda yaptıkları açıklamalar. Bunların önde gelen isimlerinin yaptığı açıklamalar. Meydanlarla takındıkları tavırlar. Bunların hepsi çok açık, net. Hükümetle ciddi bir cebelleşme içindeler. Durumu açık net, zaten görüyoruz. Hatta şahsımla ilgili yine aynı şekilde şeyleri var. Onlar bunu yaptıkça bizim de eyvallah edecek halimiz yok. Şuanda mesela bölücü örgütle, Ermeni lobisiyle münasebetleri var. Bunlar açık bilgi olarak bizde var. Hatta belgeye dönüşenleri de var. Diyarbakır Belediyesi'yle ilgili konu artık ayyuka çıkmıştı. Belgelenmiş bir konuydu. Bunlar bu süreçte farklı bir şekilde devam ederek, oyların istikametini dahi belirlemiş durumdalar."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yargıya güven konusunda yapılması gerekenler var mı?" sorusuna ilişkin de şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bu süreç farklı bir süreç. Bir defa bunlar gerçekten yargıyı felç etmişler. Hükümetimiz dönemi muhakkak ki bizim de az çok eksiklerimiz olmuş olabilir. Bütün bunların içinde görünen bir gerçek var ki, bunlar hukuk tanımaz bir sürecin maalesef başlatılmasına neden oldular. Bu süreç içinde bu gelişmeler gerçekten hukukta yeni yeni bazı adımların atılmasının da gereğini ortaya koyuyor. Yani şimdi yasaların düzenlenmesi veya yeni bir anayasa dememizin altına zaten bu yatıyor. Anayasal noktada sıkıntı olmamış olsa, böyle bir adım atmaya gerek yok. Yeni bir anayasa kurulacak ki, yasaların tazmininde de farklılıklar ortaya çıksın. Bunlara gelince, bunların durumu farklı. Bunlar da iki önemli müessese var. Bir ağabeyler, iki imamlar. İmamlar öndedir, ağabeyler yakın markajdadır. Bunlarla beraber sürüyor bu iş. Oradaki diyelim ki 'daire başkanına sorayım' demiyor. 'Ağabeye sorayım ya da imama da sorayım' diyor. İmam zaten oranın tamamının sorumlusu. Hele hele bir oradaki teşkilatlanmayı da istedikleri gibi yaptıysalar, mesele yok zaten. Tabi bütün bunlarla beraber vatandaşla olan ilişkilerle her türlü suistimal maalesef ortaya çıktı. Şimdi bunlar dağıtıldı diyebilirim. Buna doğru gidiliyor. Hukukta taşlar yerli yerine yavaş yavaş oturuyor diyebilirim."

(Sürecek)

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

YORUMLAR (0)

prof

işid amerikanın ve iranın, ıraklı maliki şiileri ile beraber ırak sünnilerine uyguladığı vahşetin sonucudur. o vahşet yerini olayın kendisinin vahşet olmasına bıraktı. iki yıldır türkiye sınırında zaten işid vardı. kobani hariç tel abyat,hariç ve afrin hariç bütün sınır işite emanetti.işid oraları kürt işidçilerle ve oranın araplarıyla olan yakın dostluğundan dolayı çok iyi bilmektedir. işid oralardan vazgeçmez. tarihi LEVANT sınırları oraları kapsar ve hatta mardin, urfa, hatay ve nusaybin buraların içindedir.işid aynı zaman arap milliyetçisi bir yapıdır.