SON HABERLER
Sol Ok
Sağ Ok
ANASAYFAGÜNDEMPOLİTİKADÜNYAGÜNCELEKONOMİYAŞAMGEZİSPORBİSİKLETÇEVİRİSAĞLIKKÜLTÜRFOTOVİDEO

CHP'li Öztrak: 'Filistinli kardeşlerimizin kabul etmediği bir anlaşmayı biz kabul edemeyiz'

'(Netanyahu'ya yakın gazetenin Hakan Fidan'ı hedef göstermesi) Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi bir devlet görevlisini tehdit etmek kimsenin haddi değildir. Böylesine bir safsatayı kabullenmemiz mümkün değildir'

CHP'li Öztrak: 'Filistinli kardeşlerimizin kabul etmediği bir anlaşmayı biz kabul edemeyiz'
29.1.2020 17:41:14

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, "Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Filistinli kardeşlerimizin kabul etmediği, müzakere masasında olmadığı bir anlaşmayı, bizlerin kabul etmesi mümkün değildir." dedi.

Öztrak, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, dün Misakı Milli'nin 100. yılı olduğunu hatırlatarak, TBMM'nin üyelerini saygıyla, rahmetle, minnetle yad ettiklerini belirtti.

Bugünün, Batı Trakya Türkleri açısından önemli bir gün olduğunu ifade eden Öztrak, 29 Ocak 1990'da Lozan Antlaşması'nda kendilerine tanınan hakları kullanmaktan başka bir amacı olmayan soydaşlara karşı şiddet ve yağma girişimlerinde bulunulduğunu anımsattı.

Öztrak, Batı Trakya'da 29 Ocak'ın "toplumsal dayanışma günü" olarak anıldığına işaret ederek, "CHP olarak soydaşlarımızın Lozan Antlaşması'ndan doğan haklarının eksiksiz kullanılmasında Yunanistan'ın gerekli özeni göstermesini bekliyoruz." diye konuştu.

- "Sözde barış planı iki devletli çözüm umudunu yok etmektedir"

Jeostratejik risk ve belirsizliklerin her geçen gün daha da arttığı bir dönemden geçildiğini ifade eden Öztrak, dün ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ortak basın toplantısıyla adına "yüzyılın anlaşması" denilen sözde bir barış planı açıklandığını hatırlattı.

Ortak toplantıda Kudüs'ün İsrail'in "bölünmez başkenti" ilan edileceğinin ve yine Batı Şeria'daki Yahudi yerleşim yerlerinin ABD yönetimi tarafından İsrail toprağı olarak tanınacağının açıklandığını dile getiren Öztrak, sözde plana göre sayıları 6 milyonu bulan Filistinli mültecinin topraklarına artık dönemeyeceklerinin de belirtildiğini kaydetti.

Öztrak, "Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Filistinli kardeşlerimizin kabul etmediği, müzakere masasında olmadığı bir anlaşmayı bizlerin kabul etmesi mümkün değildir. ABD Başkanı Trump ve İsrail Başbakanı Netanyahu'nun birlikte açıkladıkları Orta Doğu Barış Planı, yıllardır süren savaşlar ve göçlerle yıpranan Orta Doğu'daki tansiyonu artırmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır. Bu sözde barış planı iki devletli çözüm umudunu yok etmektedir." değerlendirmesini yaptı.

Planın, Kudüs'ü bölünmemiş bir şekilde İsrail başkenti olarak tanıyarak Doğu Kudüs'ün başkent olacağı bağımsız bir Filistin Devleti'nin kurulmasını da sekteye uğrattığını belirten Öztrak, İsrail'in, Birleşmiş Milletlerin de belirttiği gibi 1967 savaşında işgal ettiği topraklardan çekilmesi ve Kudüs'ün statüsünü değiştirmeye yönelik faaliyetlerine son vermesi gerektiğinin altını çizdi.

Öztrak, CHP'nin Filistin halkının her zaman yanında olacağını vurgulayarak, bugüne kadar İsrail-Filistin sorununa Birleşmiş Milletler kararları çerçevesinde ve iki devlet esasına göre kalıcı bir çözüm bulunmasını savunduklarını, bu tutumlarını bundan sonra da devam ettireceklerini söyledi.

- "Resmi bir devlet görevlisini kimse tehdit edemez"

Birkaç gün önce İsrail'de aşırı sağcı ve İsrail gizli servisine yakınlığıyla bilinen bir köşe yazarının bir yayın organında Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hakan Fidan hakkında bir yazı yazdığını aktaran Öztrak, bu yazıda Fidan'a yönelik üstü kapalı tehditler savrulduğunu aktardı. Öztrak, şu değerlendirmede bulundu:

"Tabii o gazetede bu yazıyı kaleme aldıranlara şunu belirtmek istiyoruz; Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi bir devlet görevlisini kimse tehdit edemez. Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi bir devlet görevlisini tehdit etmek kimsenin haddi değildir. Böylesine bir safsatayı kabullenmemiz mümkün değildir. Bu, Sayın Erdoğan'ın uçak sohbetinde söylediği gibi 'Demek ki doğru yoldayız' diyerek geçiştirilecek bir husus da değildir. Bu yaklaşımı şiddetle reddediyoruz. Devlet olmanın gereği resmi bir devlet görevlisine karşı yöneltilen tehdidi şiddetle protesto etmektir. Bu olaya böyle bir tepkiyi vermekte neden bu kadar mahcup kalındığını da anlamakta zorluk çekiyoruz."

- "İdlib'le ilgili acilen adım atılması gerekiyor"

İdlib'in, Suriye'de radikal örgütlerin kontrolündeki son bölge olduğunu, Türkiye'nin Astana ve Soçi süreçleriyle İdlib için önemli yükümlülükler altına girdiğini dile getiren Öztrak, Türkiye'nin İdlib'deki radikal cihatçı örgütlerin silahlarını toplamak ve onları kuzeye doğru çekmek, İdlib'den geçen karayollarının açılmasını sağlamak gibi bazı taahhütlerde bulunduğunu ancak bu yükümlüklerin hiç birisini yerine getiremediğini ileri sürdü. Öztrak, Suriye rejim güçlerinin bunu gerekçe göstererek Rusya'nın da desteğiyle İdlib'e yönelik harekat yürüttüğünü iddia etti.

Bu harekat neticesinde yüz binlerce Suriyeli'nin Türkiye sınırına doğru hareketlendiğini ifade eden Öztrak, bunların içinde sayıları 50 bine yaklaşan eli kanlı radikal teröristler olduğunu bölgede yaşayanların ifade ettiğini kaydetti.

Bu yeni göç dalgasının Türkiye için öncekilerden de daha büyük bir tehdit olduğunu vurgulayan Öztrak, dün, İdlib'in en büyük ilçesinin Suriye rejim güçlerinin kontrolüne geçtiğini, bu bölgedeki ve İdlib etrafındaki Türkiye'nin gözlem noktalarının neredeyse tamamının Suriye güçleri tarafından kuşatıldığını ileri sürdü.

Öztrak, şöyle konuştu:

"Bu gözlem noktalarına taciz olduğunda, iktidar soluğu Rusya'da almaktadır. Astana ve Soçi süreçlerinde garantör olan Türkiye'ye Rusya garantörlük ediyor. AK Parti iktidarının İdlib'le ilgili olarak acilen adım atması ve İdlib'den ülkemize yönelebilecek tehditleri bertaraf edecek bir stratejiyi hemen izlemeye başlaması gerekmektedir. İdlib'in kontrollü tahliyesi için Birleşmiş Milletler başta olmak üzere tüm ilgili uluslararası kuruluşlara ve ülkelere çağrıda bulunulmalıdır."

İdlib konusunun Türkiye için bir ulusal güvenlik sorunu haline geldiğinin altını çizen Öztrak, Moskova ve Tahran ile yapılan görüşmelerde bu anlayışın ve tehdidin kuvvetle vurgulanması gerektiğini belirtti. Öztrak, Suriye yönetimi ile temasa geçilmesinin ve 1998 Adana Mutabakatı ruhunun iki komşu ülke arasında yeniden canlandırılmasının önemine işaret etti.

Tek eksenli dış politikadan bir an önce vazgeçilmesi, başta komşu ülkeler olmak üzere tüm uluslararası aktör ve kuruluşlarla dengeli ilişkiler kurulması gerektiğini savunan Öztrak, Türkiye'nin bu sıkıntıları yaşamasının arkasındaki en büyük nedenin Dışişleri Bakanlığının devre dışı bırakılması olduğunu savundu. Öztrak, "Tek adam parti devleti rejiminde devlette liyakat bitmiş, kurumsal yapı çökmüştür. Bütün bu sıkıntıların altında yatan neden de budur." dedi.

- "Demokrasi hesap sorma rejimidir"

Öztrak, açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Deprem için toplanan vergilerin nereye harcandığı konusundaki tartışmalara ilişkin bir soruya Öztrak, şu yanıtı verdi:

"Deprem vergileriyle ilgili verilen cevaplarda son derece hamasi bir üslupla 'Yerine harcandı, şu oldu bu oldu' deniliyor. Biz onu sormuyoruz, vatandaş da onu sormuyor. Benim paramla ne yaptın? Elazığ'da ne yaptın? Şu binalar yıkılmasın, bu millet binaların altında kalıp ölmesin diye sen ne yaptın? Bunu soruyor. Buna cevap verilmiyor. Ya tehdit ediliyor bunu soranlar ya da hamasi birtakım laflarla cevap verilmeye çalışılıyor. Demokrasi hesap sorma rejimidir. Vatandaş benim vergimi nereye harcadın diye sorduğu zaman, kalem kalem çıkacaksınız, şuraya harcadım diye açıklayacaksınız."

Depremin bu ülkenin bir gerçeği olduğuna işaret eden Öztrak, "depremde kimse yaşamını yitirmesin" felsefesi çerçevesinde büyük bir strateji başlatılması gerektiğini vurguladı.

- "Genel Başkanımız da bölgeye gidecekler"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun depremin ardından Elazığ'a gitmemesinin eleştirildiğinin hatırlatılması üzerine Öztrak, daha önce birçok kuruluşun, işleri aksattığı gerekçesiyle felaketin olduğu ilk günlerde protokol ziyaretlerinden vazgeçilmesi gerektiği yönünde açıklamalarda bulunduğuna işaret ederek, şöyle konuştu:

"Orada insanlar, yıkılmış apartmanların altından insanları kurtarmaya çalışıyor. Koca koca heyetler, genel müdürler, siyasetçiler, bürokratlar resmi geçit yapıyor o bölgeye. Ne oluyor sonuçta, 'Sessiz olun' diyorlar, sessiz olunmuyor. Önce buraya bu işleri yapacak olanları göndereceksiniz, bunlar bu işleri halledecekler ondan sonra protokol gidecek, taziye ve geçmiş olsun ziyaretlerinde bulunacak. Genel Başkanımız da bölgeye gidecekler."

Öztrak, Kılıçdaroğlu için "Bir program var mı" sorusuna ise "Var, açıklanacak." yanıtını verdi.

"CHP'li büyükşehir belediyelerinin deprem bölgesine gönderdiği yardımlarla ilgili detaylı bilgiler verildi. Ömer Çelik'in de buna tepkisi oldu. Bunu nasıl değerlendirirsiniz?" sorusuna Öztrak, şu yanıtı verdi:

"Sayın Ömer Çelik'in tepkilerini anlamak mümkün değil. Büyükşehir Belediyelerimiz orada hem Malatya'da hem Elazığ'da yardım için bulunuyor. Belediyelerimizin hangi faaliyetler içinde olduğunu da bizim mahalli idarelerden, o politikalardan sorumlu genel başkan yardımcımız 'Biz burdayız' diyor. Sayın Ömer Çelik bunun açıklanmasını eleştireceğine şunu söylesin; niye hiçbir devlet yetkilisi bizim belediyelerimizin faaliyet gösterdiği yerlere uğramamış? Bugün dayanışma günü. Benim belediyem senin belediyen, benim partim senin partin diye birbirimizden ayrışma günü değil. Milletimiz bunu yapmadı ama bazı siyasetçilerimiz maalesef buna tevessül ettiler."

"Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'a bir programda FETÖ'nün siyasi ayağıyla ilgili bir soru soruldu. 2009'da getirilen bir kanun teklifini hatırlattı. 'Bu kanun teklifini isteyen FETÖ idi, bu kanun teklifinin altında kimin imzası varsa onlara bakılsın' dedi. Bu değerlendirmeyi nasıl buluyorsunuz?" sorusu üzerine Öztrak, şöyle konuştu:

"Siyasi ayak aranıyorsa gerçekten bu tür kararlar sonuç itibarıyla işi darbe girişimi sürecine kadar götürdü. Bütün bunlara bakılması lazım. Biz CHP olarak özel yetkili mahkemelere itiraz ettik. Bunun sonucunda ordumuzun kozmik odasına FETÖ'nün savcıları girdi."

"Başkentgazın Kızılayın hesaplarına 2017'de 8 milyon dolar aktardığı, bunun sadece 75 bin dolarının Kızılayın faaliyetlerinde kullanıldığı, geri kalan paranın protokolle Ensar Vakfına yurt yapımı için aktarıldığı söyleniyor. Kızılay da bunu doğruladı, 'Biz aktardık ama bunu Başkentgaz istedi' dedi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna karşılık Öztrak, devlette işlerin hesap verilerek, saydam şekilde yapılması gerektiğini vurguladı.

Öztrak, Başkentgazın görevinin o parayı vakfa devretmek değil, daha düşük fiyatlar uygulayarak tüm Başkentlinin refah seviyesini artırmak olduğunu söyledi.

Faik Öztrak, "Kızılayın Ensar Vakfına bu yöntemle para aktarması hem de doğal gaz şirketinden parayı alıp aktarması skandal." dedi.

- "Ailesine karşı da sorumlulukları var"

Öztrak, Elazığ'daki depremin ardından bölgeye giden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun kayak merkezi ziyaretiyle ilgili bir soruya şu yanıtı verdi:

"Ekrem İmamoğlu Elazığ depreminde İstanbul'dan gerekli yardımları götürmek, oraya gitmek suretiyle görevini yapmıştır. Sömestir tatilindeyiz. Çocukları Erzurum'da. Dolayısıyla ailesine karşı da sorumlulukları var. Oraya uğramış ve dönmüştür. Burada bakılacak şudur; bu iş Ekrem İmamoğlu'nun yapmakta olduğu görevi aksatmış mıdır aksatmamış mıdır? Ekrem İmamoğlu görevini yapmış mıdır yapmamış mıdır? Buradan farklı bir hikaye çıkmaz."

GÜNÜN ÖZETİ

        YORUM YAZ
    Foto Galeriler Videolar Yazarlar Günün Özeti
    TİMETÜRK SON HABERLER
    ÇOK OKUNANLAR
    TİMETÜRK AJANS HABERLERİ
    SON YORUMLANANLAR