DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

Cezaevi koridorlarından sahneye

Cezaevi koridorlarından sahneye

7 Yıl Önce
2015-05-27 12:56:43
KENAN IRTAK - İstanbul'daki farklı cezaevlerinde çalışan infaz ve koruma memurlarının oluşturduğu "Grup CTE", rock müziğe kattığı yorumla birçok etkinlikte performans sergiliyor.

Temelleri 2014 yılının başında atılan "Grup CTE", Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü'nün izni ve desteğiyle Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İstanbul Eğitim Merkezi'nde kuruldu.

"Anadolu rock" olarak adlandırılan türde müzik yapan grup, Nisan 2014'ten bu yana İstanbul, Afyon, Denizli, Samsun ve daha birçok şehirdeki ceza ve infaz kurumlarının yanı sıra Türkiye'nin birçok ilinde halka yönelik yaklaşık 100 konser verdi.

Hafızalardan silinmeyen şarkı ve türküleri yorumlamadaki performanslarıyla dinleyicilerinin büyük beğenisini toplayan "Grup CTE", tutuklu ve hükümlülerin topluma yeniden kazandırılması amacıyla gerçekleştirilen kültürel etkinliklere önemli katkı sağlıyor.

- "Ön yargıyı yıkmak için bir araya geldik"

Grubun solist ve gitaristi Azmi Çağgün Aybek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, gruptakiler ceza ve tevkif evleri personeli olduğu için grubun ismini kurum adının kısaltması olan "CTE" koyduklarını söyledi.

İnsanların, infaz ve koruma memuru denilince bunun tam olarak neyi ifade ettiğini anlamadığını belirten Aybek, "(Gardiyan) denince maalesef hatırlıyorlar. Malumunuz gardiyan da işkenceci, gaddar, duygusuz, rüşvetçi gibi birçok olumsuz sıfatla nitelendirilmiş bir meslek olarak anımsanıyor. Bizler bu ön yargıyı yıkmak için bir araya geldik" dedi.

Aybek, grubun kendisi dahil 10 kişiden oluştuğunu, infaz ve korumu memurları Ali Emre Güler ve Muhammet Göktürk Karaca'nın vokalistlik yaptığını, Can Kurtağa'nın bas gitar, Hakan Keskin'in elektrogitar, Halil İbrahim Güleryüz'ün akustik gitar, Olcay Teker'in bağlama, İlyas Çetinkaya'nın ritm, gruba dışarıdan destek veren Emre Onar'ın ise bateri ​çaldığını dile getirdi.

Cezaevlerinde verdikleri konserlerin başında kendilerine karşı sert durmaya çalışan tutuklu ve hükümlülerinin bakışının konser sırasında değiştiğini anlatan Aybek, "Tutuklu ve hükümlüler, konserin finalinde gelip 'fotoğraf çektirebilir miyiz?' diye soruyorlar. 'Çıkınca sizinle görüşebilir miyiz?' diyorlar. 'Tabii ki' cevabını veriyoruz. Binlerce insandan bir kişiyi kazanabiliyorsak, onu topluma kazandırabiliyorsak ne mutlu bize" ifadelerini kullandı.

Aybek, grubun sosyal sorumluluk projeleri kapsamında çeşitli besteler de yaptığı bilgisini vererek, şöyle devam etti:

"Özgecan'ın öldürülmesi bizi çok derinden yaraladı. Teşkilatımızın duyarlılığını göstermek için 'Dört Duvar' isimli bir parça yaptık. Dört hafta boyunca söz ve müziğiyle uğraştık. Bu çalışmanın ardından duygularımızı ifade ettiğimize inandığımız bir parça ortaya çıktı. Özgecan üzerinden prim yapmak istemediğimiz için, şarkının sözlerinde Özgecan'a dair bir şey geçmiyor. 'İster kes, ister vur, ister yak, ister öldür. Sonun dört duvar olacak' derken, bütün insanlık namına şiddete 'dur' demek, kıyılan bütün masum canlara dikkati çekmek ve toplumsal farkındalık oluşturmayı amaçlıyoruz. Keşke dünya daha güzel, insanlar daha mutlu olsa."

İşaret diliyle seslendirecekleri bir parça yapmak isteklerini belirten Aybek, grubun kurulmasından bu yana kendilerine destek veren tüm yöneticilerine teşekkür etti.

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

YORUMLAR (0)

ahmed nureddin

mehmet adli yorumcuya;Ermenilerin mallarina el koyan ve onlari olduren Ittihat ve terakiydi. Tarihi carpitmayin. O donemde kurtler 25 bin ermeniyi turklerin katlinden kurtardi ve bu dueum belgelerle sabittir. Oysa bir milyon ermeniyi olduren siz turk irkcilarisiniz. Ustune dersim , agri, zilan olamk uzere 38 Kurt katliami. Ve suryani katliami. Ha bir de struma gemisi katliami vat yahhudi katliami. Anlayacagin katliam konusunda hitler elinize su dokemez. Istediginiz kadar ovunebilirsiniz

Görüş Bildir Bizimle Paylaş