DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

Başbakan Yardımcısı Babacan: (2)

Başbakan Yardımcısı Babacan: (2)

01.06.2015 12:45:45
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, "Seçimler, Türkiye'nin istikrarının bozulacağı bir tabloyu önümüze koyarsa, siyasi istikrar ortamı bozulduğu anda bizim ekonomimizin çarklarını çevirmek cari açık sebebiyle çok çok zor olur. Siyasi istikrar bozulduğu anda refahımızı finansa edemeyiz" dedi.

Babacan, TGRT Haber'de katıldığı programda gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Türkiye'deki sağlık hizmetlerine bakıldığında şehir hastanelerinin yapılacağını ifade eden Babacan, "Milli geliri 50 bin dolar olan ülkelerde bu kalitede sağlık tesisi, hizmeti yok" dedi.

Babacan, Türkiye'deki sağlık reformunun dillere destan olduğunu belirterek, iki sene önce Davos'ta yapılan toplantıda sağlık sistemini anlattıklarını söyledi.

Türkiye'deki sağlık sisteminin, milli geliri 50 bin dolar seviyesindeki ülkelerdeki düzeye geldiğini anlatan Babacan, 2'si Ankara'da olmak üzere 22 şehir hastanesi yapılacağını ve ileri teknoloji kullanılacağını kaydetti.

Eski bakanlardan Kemal Derviş'in, "ekonomik kriz görünmüyor" sözlerinin anımsatılması üzerine Babacan, Türkiye'de kriz tablosunun olmadığını söyledi. Ancak bu tablonun bazı gerekçeleri bulunduğunu ve bunların korunması gerektiğini belirten Babacan, "Bu seçimler, Türkiye'nin istikrarının bozulacağı bir tabloyu önümüze koyarsa, siyasi istikrar ortamı bozulduğu anda bizim ekonomimizin çarklarını çevirmek cari açık sebebiyle çok çok zor olur. Siyasi istikrar bozulduğu anda refahımızı finansa edemeyiz" dedi.

Türkiye'nin 12 yılda basamak basamak yükseldiğini anlatan Babacan, siyasi istikrar zemininin bozulması halinde bu noktadan düşüşün hızlı olabileceğini bildirdi. Mevcut refah seviyesinin istikrar ve güven ortamı ile dışarıdan sürekli gelecek finansmanla bu noktada durabileceğini anlatan Babacan, şöyle devam etti:

"İstikrar bozulursa, finansman çerçevesi bozulursa, Türkiye'ye olan finansman akımında bir sıkıntı olursa, bu çok hızlı bir refah ve milli gelir kaybını da beraberinde getirebilir. Bu bir risktir. Böyle garantisi yok. Türkiye'de bir kriz riski yok, bu kadar rahat söyleyemem. Bunun şartları var. Eğer siyasi istikrar zemini sağlamsa onun üzerine de iyi bir ekonomik program uygulanıyorsa o zaman Türkiye'yi biz krizlerden uzak tutarız, Türkiye'de refah artmaya devam eder. Ama siyasi istikrar zemini bozulursa veya kötü bir ekonomi politika uygulanırsa Türkiye'de her zaman için kriz ihtimali ilerde belirebilir. Doğru politika lazım, siyasi istikrar lazım ve doğru ekonomi politikası lazım. Bu beraber olacak, aksi halde sıkıntılar her zaman olabilir, dikkatli olmamız lazım."

AK Parti'nin asgari ücret ve emeklilerle ilgili projeksiyonun ne olacağı sorusuna Babacan, asgari ücret ve emekli maaşında nominal rakam kadar satın alma gücünün önemli olduğunu kaydetti.

Asgari ücret artışının satın alma gücünün artışıyla gerçekleşeceğini dile getiren Babacan, "Asgari ücreti yüzde 30-50 artırmışsınız, eğer piyasadaki fiyatlar bundan daha fazla artacaksa ki kötü ekonomi politikaları bunu hemen getirir, enflasyon yüzde 40-50'ye çıkar. Verdiğiniz zamdan daha fazlasını halkımızın cebinden alır" ifadesini kullandı.

CHP, MHP'nin iktidar oldukları dönemde hiperenflasyon olduğunu ifade eden Babacan, yüzde 30-50'lik zamların verildiğini ancak söz konusu dönemlerde enflasyonun da yüzde 80-100 olduğunu anlattı.

- "Kimse aç gitmesin yatağa doğru ama biz bunu sağladık"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "17 milyon yoksul var ve çocuklarımız yatağına aç gitmeyecek" sözlerinin hatırlatılması üzerine Babacan, mutlak ve göreli yoksulluk kavramları bulunduğunu, göreli yoksulluğun bir ülkedeki ortalama gelirinin yarısından daha aşağı olanlara göreli yoksul dendiğini anlattı.

Milli gelirin 50 bin dolar olduğunu bir ülkede, 25 bin doların altında geliri olan kişilere göreli yoksul dendiğini belirten Babacan, şöyle konuştu:

"Sayın Kılıçdaroğlu'nun bahsettiği rakamlar göreli yoksulluktur. Yani Türkiye'nin refahı artmış, 230 milyar dolardan 800 milyar dolar ekonomi büyümüş o hale göreli yoksulluk rakamlarını vererek yanıltmaya çalışıyor. Dünyada asıl kullanılan mutlak yoksulluk rakamıdır. O, 1 doların altında geliri olan vatandaşımızın yüzdesi 2,15'tir, 4,3'tür. Yani bir kişi günlük 1 dolar ve altı geliri olanlara artık açlık sınırı diyoruz dünyada. Dünyada 7 milyar nüfusun 1 milyarı 100 doların altında yaşar. Türkiye'de bunu sıfırladık çok şükür. Kimse aç gitmesin yatağa doğru ama biz bunu sağladık."

Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının paralarının daha önce başka yerlere harcandığını belirten Babacan, "Türkiye'de artık böyle bir şey mümkün değil. Yeter ki devletimizin ilgili birimlerinin o vatandaşımızdan haberi olsun. Vatandaşımızın gerçekten sıkıntıda olduğunu yeter ki o birimimiz bilsin. Bildiği anda böyle bir şey mümkün değil, izin verilmez. Kimse aç ve açıkta bırakılmaz artık Türkiye'de" diye konuştu.

- 7 bin kişi istihdam edilecek

Nüfusun yüzde 2'sinin 4,3 doların altında bir gelire sahip olduğunu, bunun da önümüzdeki dönemde sıfırlanacağını belirten Babacan, her bir aileden sorumlu olacak aile destek uzmanlarıyla toplumun kılcal damarlarına kadar girileceğini söyledi.

Sosyo ekonomik durumu zayıf olan ailelerin her türlü ihtiyaçlarının karşılanmasıyla ilgili özel görevlendirmeler yapacaklarını anlatan Babacan, 7 bin kişinin istihdam edileceğini bildirdi.

- Bank Asya'nın TMSF'ye devri

Asya Katılım Bankası'nın (Bank Asya) Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na (TMSF) devriyle ilgili değerlendirmesinin sorulması üzerine Babacan, BDDK ve TMSF'nin kanunla kurulan bağımsız kuruluşlar olduğunu anımsattı.

Bağımsız kurulların aldığı kararlar ve attığı adımların üzerine çok fazla yorum yapılmasının doğru olmayacağını vurgulayan Babacan, "Çünkü biz konuştukça o kurumlarımızın bağımsızlığına zarar getirmiş oluruz. Dolayısıyla bu, BDDK ve TMSF'nin yürüttüğü bir konudur. Onlardan gelen sözlü ve yazılı açıklamalara itibar etmek gerekir" diye konuştu.

AK Parti hükümetinin Bankacılık Kanunu'nu çıkardığını, BDDK ve TMSF'nin nasıl işleyeceğinin belirlendiğini anlatan Babacan, şunları kaydetti:

"Kanun çıkarmışız, TBMM'den geçirmişiz, görevlendirmemizi yapmışız ondan sonra geri çekilmişiz. Bunlar bağımsız kurumlardır. Önümüzdeki dönemde onların yazılı ve sözlü açıklamalarını takip etmek daha doğru olur. Her iki kurumumuzun da itibarı çok çok önemlidir. Bankacılık sistemimizin sıhhati açısından, bankacılık sistemimizin tümüne olan güven ve itibar açısından bu iki kurumumun itibarı önemlidir. İki kurumumuzun itibarına zarar verecek herhangi bir söylem, yaklaşımdan uzak durmak gerekir."

(Bitti)

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

YORUMLAR (0)

Görüş Bildir Bizimle Paylaş