DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

Başbakan Davutoğlu canlı yayında

Başbakan Davutoğlu canlı yayında

17.06.2015 23:46:50
Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Türkiye'de istikrar isteniyorsa bütün kurumlara saygı esastır. Cumhurbaşkanlığı makamı yok sayılarak ya da ona saygısızlık edilerek bir yere gidilmez" dedi.

Davutoğlu, Show TV-Habertürk canlı yayınında gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in "Devletle kavga olmaz, milletle küsmek olmaz" sözünü hatırlatan Davutoğlu, siyasi liderlerin mücadelesini seçim meydanlarında yaptığını, seçimin ardından kavga dilinin bir kenara bırakılması gerektiğini belirtti. Ahmet Davutoğlu, "Şimdi bize düşen ne? Kavgayı devam mı ettirmek? Ettiririz denirse, biz kaç kavgadan çıkmış gelmişiz. Kaç kavgaya girer, yinen çıkarız. Yedi düvelde üzerimize geldiler Allah'ın izniyle yine yüzde 41 aldık. Çok daha yükseğini de alırız ama gün kavga günü değil" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da seçimden sonra hep olumlu mesajlar verdiğini ifade eden Davutoğlu, şunları söyledi:

"Cumhurbaşkanımız tarafsız bir cumhurbaşkanı olarak hepimize uyarı verdi. Bana da... Yani bizim Cumhurbaşkanı ile yakınlığımız malum. Bunu saklamanın da anlamı yok ama nihayet ben de siyasi parti liderlerinden biriyim. Başbakan olarak da yarın görevi yine ondan alacağım, iade etmem gerektiğinde yine ona iade edeceğim. Burada bir kurumsal ilişki var. Ben bu kurumsal ilişkiyle kişisel ilişkiyi karıştırmam ama döndü hepimizi uyardı, 'Bunu iyi değerlendirin' dedi. Tamam. Cumhurbaşkanımızın tutumu bu kadar aşikarken ve sistemi kendi içinde işletme iradesi Cumhurbaşkanımızda tevarüz etmişken. Yani Cumhurbaşkanımız da belki bu tablodan hoşlanmadı. Ben kendisiyle o anlamda bir değerlendirme yapmadım ama buna rağmen Anayasa'nın Cumhurbaşkanlığına verdiği yetkilerle önü açmaya çalışıyor. 'Davet edeceğim sizi' diyor, 'Konuşacağım' diyor, 'Hayır, ben konuşmam.' Cevap bu mudur yani? Cumhurbaşkanı 'Ben sizinle istişare etmek istiyorum' diyor. 'Hayır, ben gelmem.' Peki yetki vereceğim. Hayır, ben şu olursa gelir konuşurum. Şimdi gün bu gün mü? Bir gün kaybımız bile bizim ekonomide ne fırtınalara sebep veriyor."

-"Kutuplaştıran dil bu"

Başbakan Davutoğlu, seçimin ardından fevri bir tutum takınmış olsalardı bundan ekonominin ciddi biçimde zarar görebileceğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Eğer 7 Haziran'da balkon konuşmasını böyle yapmamış olsak da karamsar bir şekilde evlerimize gitmiş olsak. Ya da fevri bir açıklama yapmış olsak, ertesi gün buna devam etsek. TRT'ye verdiğim mülakattaki açıklamaları yapmamış, bir gerilim, AK Parti'siz bir senaryonun bedelini gösteririm gibi bir tutum içine girmiş olsak acaba bugün borsa burada mı olurdu? Acaba bugün piyasa oturmuş mu olurdu? Cumhurbaşkanımız sert bir tepki vermiş olsa böyle mi olurdu? Dikkat edin, aslında bu milletimizin takdir etmesi gereken bir husus. Yıllardır Cumhurbaşkanı otoriter, biz uzlaşmaz, bir sürü şey... Peki tablo ne? On gündür blok diyen CHP lideri. Blok demek ben bu taraftayım sen karşı taraftasın. Kutuplaştıran dil bu. Hala imalı imalı terörle tehdit eden Demirtaş. Bütün kapıları kapatan MHP. Tablo o kadar açıkki. Bütün bunlara rağmen ben hepsine söylüyorum, hala geri dönme şansları var. Yarın çıkıp biz her türlü opsiyona açığız, her türlü görüşmeyi yaparız, kim olursa olsun görüşürüz diyebilmeliler. Bu olduğu zaman ülke rahata erer, tansiyon düşer, gerilim azalır, piyasalar rahatlar. Dün TOBB geldi bu binaya. TOBB ile görüştük. TOBB ve 40 milyonun temsil edildiği ziraat odaları, Hak-İş, Türk-İş, Kamu-Sen, Memur-Sen, hepsi birlikte geldiler. Niye bu insanlarda bir anda böyle bir ziyaret trafiği? TÜSİAD, MÜSİAD geldi. İstedikleri şey şu, bir an önce Türkiye'nin belirsizlikten çıkması ve öngörülebilir bir siyasi tablonun ortaya çıkması."

-"Bizim tutumumuz açık"

Ziyarete gelenlerin bir koalisyon modeli önerip önermediği yönündeki soru üzerine Davutoğlu, ziyaretçilerin böyle bir tutumu bulunmadığını bildirdi. Davutoğlu, "Hepsi şuna özen gösteriyor. Bunu da ifade etmem lazım. Yani siyaset mühendisliği yapmak için burada değiliz. Nihayet takdir sizindir ama bizim arzu ettiğimiz şey, hükümetin bir an önce kurulmasıdır" dedi.

Bu konudaki görüşlerini ziyarete gelenlere açık bir şekilde aktardığını belirten Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Yaklaşımımızı zaten görüyorsunuz. Bizim tutumumuzu açık. Gidin diğer siyasi liderlere de aynı mesajları iletin. Biz her şeyi konuşuruz. Açık bir şekilde ifade ettim. Türkiye'de istikrar isteniyorsa bütün kurumlara saygı esastır. Cumhurbaşkanlığı makamı yok sayılarak ya da ona saygısızlık edilerek bir yere gidilmez. Bunları da zikrederek açık tutumumuzu beyan ettim. Niye böyle bir hareketlilik var? Bir taraftan memnuniyet var. Hani seçim sonrasında kriz ortamına düşülebilecekken düşülmedi. Hükümetin soğukkanlı ve sorumlu tutumunun etkisini de görüyorlar ama diğer taraftan da yatırım olacaksa bir ay sonrasını, bir sene sonrasını görmek isterler. Hani bütün bu söylediklerimden şöyle bir anlam da çıkmamalı, AK Parti koalisyona çok muhtaç. Açık söyleyeyim şu anda koalisyona en az muhtaç olan biziz. Hepsi de baksınlar kendi dosyalarına, kendi siyasi geleceklerine. O anlamda hiçbir şeyimiz yok ama biz millet ve ülkenin geleceği için böyle düşünüyoruz. Yoksa bir kriz yaşatıp ondan sonra şu veya bu opsiyona gitmek, böyle bir şey düşünmeyiz. Bir krizin neye malolduğunu biz 2001'de öğrendik. Sonraki dönemlerde de içeride ve dışarıda bize nelere malolduğunu, Gezi olaylarının bize neye malolduğunu biz gördük. AK Parti'ye değil, ülkeye neye malolduğunu. Yükselen bir yıldızın nasıl bir anda kaotik bir görüntüyle itibarının zedelenmeye başladığını, faizlerin yüzde 5'e indiği bir Türkiye'de faizlerin yüzde 12'ye çıkması, biz bunları yaşadık. Onun için ben suhuletli bir dil kullanıyorsam bütün bu tecrübeler üzerine kullanıyorum."

-"Sorumluluğu taşıyan biziz"

Ülkenin sorumluluğunun hükümette bulunduğunu anımsatan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Birçok tarihi şahsiyete atfedilir. Hazreti Ömer'e de Hazreti Davut'a da atfedilir. Alman klasiği vardır, sırf bunun için yazılmış. İki anne bir çocuk üzerinde hak iddia ettiklerinde, bu benim çocuğum dediklerinde, adil hükümdar 'O zaman ikiye bölelim bu çocuğu' der. Çocuğun gerçek sahibi olan anne, 'Hayır, ikiye bölmeyin. Onun olsun' der. Çünkü kendisine ait hissettiği bir şeyin zarar görmesindense haklarından feragat eder. Bu ülke bizim çocuğumuz gibi. Gerçek anne gibi. Üç ay sonra olacak erken seçimden ki bir sürü araştırma şirketi onu gösteriyor. Biz orayı zorlayalım demedik. Demeyiz de. Çünkü o üç ay içinde neyi kaybedebileceğimizi biliyoruz. Biz değil. AK Parti kaybetmez. Sonunda çok daha güçlü bir şekilde gelir ama ülkenin kaybedeceğini telafi etmek için çok daha fazla uğraşmamız gerekir ama başka opsiyon bırakmazlarsa o zaman Anayasa'da ülkeyi nihai çözümsüzlüğe mahkum etmeyecek şekilde 45 gün şartı getirilmiş. Onun için herkes heybesinde ne varsa masaya koysun. Eşyanın doğasına aykırı olmayan, matematiksel dengeleri yok sayan bir tutum içinde olmaksızın her türlü şeyi konuşuruz."

(Sürecek)

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

YORUMLAR (0)

osman er

alaman merkebi türkiyenin kıymetini anlamış arsız azılı türk düşmanı

Görüş Bildir Bizimle Paylaş