Başbakan Davutoğlu: (2)

Başbakan Davutoğlu: (2)

13.07.2015 18:40:20
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Cumhurbaşkanımız beni görevlendirdi, ben o görev ile ziyareti yapıyorum. Yani beni görevlendiren makamı tartışma konusu açıldığında o sürecin bu sefer meşruiyeti tartışmaya başlanır. Görevi veren makamın meşruiyetini tartışmak bu sürecin doğasına aykırı" dedi.

Davutoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na gerçekleştirdiği ziyaretin ardından AK Parti Genel Merkezinde basın toplantısı düzenledi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibine teşekkürlerini ileten Davutoğlu, "Son derece yapıcı, karşılıklı anlayış içinde bazı farklı düşüncelerimizin de dile getirildiği hususlar vurgulandı" dedi.

Partilerin varlıklarının farklı görüşlere dayandığına vurgu yapan Davutoğlu, "Bugün de siyasetin doğası uzlaşma gerektiriyor. Bu farklılıklarla uzlaşı kültürünü ortak bir zeminde buluşturduğumuzda inşallah iyi bir netice alacağımıza inanıyorum. Bütün partilerimiz için de bu geçerlidir. Bu ilk turda bütün partilerimizle bu yöndeki temaslarımızı sürdüreceğiz" diye konuştu.

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Başbakan Davutoğlu, müzakere yapılması muhtemel öngörüşmelerin kendi başkanlığında yapılıp yapılmayacağına ilişkin soru üzerine, şunları söyledi:

"Öngörüşme diyeyim, tekrar söylüyorum, mutabık kalınıp da koalisyon kuracağız kararı alındıktan sonra başlayan görüşmeler değildir bunlar. Öngörüşme şeklinde bir müzakere, hükümet ortaklığı müzakeresinin başlamasının test edileceği bir anlamda karşılıklı olarak bir öngörüşme süreci başlayacak. Bu, arkadaşlarımız tarafından yürütülecek, genel başkanlara bilgi sunulacak sadece. Genel başkanlara sunulan bilgiler istikametinde de ikinci tura."

Kendisinin de birçok diplomatik müzakerelerde bulunduğunu anımsatan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Tabi bu bir diplomatik görüşme değil, bu aynı ülkenin yurttaşları olarak ortak bir sorumluluk bilincinde yaptığımız bir görüşme ama bir uzlaşı zemini oluşturmak bakımından usul, yöntem bağlamında söylüyorum önce karşılıklı güvenin sağlanması, psikolojik bariyerlerin aşılması önemli. Sonra da tarafların muhtevaya derinlemesine girecekleri bir müzakere öncesinde bir zemin yoklaması önem taşıyor. Genel başkanların, karar vericilerin, o zemin yoklaması üzerinde karar vermeleri daha sıhhatlidir. Çok çabuk verilecek bir karar zamanla çıkacak bir problem sebebiyle hayal kırıklığına yol açılabilir, bir kararsızlık hali de süreci tümüyle durdurabilir. Onun için ben süreç mantığının süreç yönetiminin bu tür müzakerelerde önem taşıdığı kanaatindeyim. Bu bir ön görüşmedir, müzakere öncesi öngörüşme ve heyetlerimiz arasında yapılır ve ortak zemin dediğim gibi keşfedilmeye gayret edilir, yöntemi bu olacak. Dolayısıyla bize bilgi sunulacak, ikinci turda da heyetlerimizin temsilcileri, iki genel başkan ortak da sunabilirler ayrıca görüşlerini, orada değerlendirme yapacağız."

Görüşmelerde tutanak tutulup tutulmadığına ilişkin bir soruya ise Davutoğlu, "Her parti kendi tutanağını tutar bu aşamada. Ama bir protokol yazım aşamasına geldiğinde tabi noktasına, virgülüne kadar her tür konu ele alınır. Biz de geçmişteki, cumhuriyet dönemindeki bütün koalisyon protokollerini ben bizzat inceledim bu görüşmeler öncesinde. En sağlıklı hükümet ortaklık sürecinin ve protokolünün oluşması için elimizden geleni yapacağız" karşılığını verdi.

-"Türkiye demokratik kurumları yerleşmiş bir ülkedir"

Davutoğlu, bir gazetecinin, "Cumhurbaşkanı konusu açılırsa koalisyon müzakerelerini sabote etmek olur" şeklindeki ifadelerini hatırlatarak, konunun görüşmede gündeme gelip gelmediğini sorması üzerine şunları söyledi:

"Hayır, bu konu ele alınmadı. Zaten dediğim gibi Türkiye demokratik kurumları yerleşmiş bir ülkedir, devlet geleneği güçlü bir ülkedir. Cumhurbaşkanlığı makamı bir hükümet ortaklığı görüşmelerinin gündemi olacak bir husus değildir. Bu çerçevede de bu konu açılmadı. Cumhurbaşkanımız beni görevlendirdi, ben o görev ile ziyareti yapıyorum. Yani beni görevlendiren makamı tartışma konusu açıldığında o sürecin bu sefer meşruiyeti tartışmaya başlanır. Görevi veren makamın meşruiyetini tartışmak bu sürecin doğasına aykırı. O zaman ben hangi meşruiyetle bu ziyareti yapıyorum? Cumhurbaşkanımızın beni görevlendirmesi meşruiyetiyle. O görevi veren makamın meşruiyetini veya itibarını tartışmaya açmak eşyanın da sürecin de doğasına aykırı. Bu konu açılmadı ama anayasa, yapılacak demokratik reformlar vesair bunlar da çok genel ilkeler olarak konuşuldu şimdi diğer görüşmelerde ele alınacak hususlar özellikle Türkiye'deki siyasal, hukuki, ekonomik konular ilkesel bazda ele alındı."

Başbakan Davutoğlu, bir gazetecinin görüşmeler öncesinde "CHP'ye de MHP'ye de aynı uzaklıktayız" şeklindeki sözlerini anımsatarak, "Bugün yaptığınız görüşme sonrası hala aynı uzaklıkta mısınız? CHP açısından soruyorum. Bir de sabah saatlerinde 4+1 olarak duyurulmuştu CHP ve AK Parti heyetleri de sonrasında bir değişiklikle, 5+1 oldu. Bu değişikliğin nedenini öğrenebilir miyiz" sorusu üzerine, "1+4 olarak tespit etmiştik ancak bu sabah Cumhuriyet Halk Partisi tarafından 1+5 olması arzusu ifade edildi. Onun üzerine biz de heyetimizi beşe çıkardık. Yani bunda bir yanlış veya eleştirilecek bir yönü yoktur ihtiyaca binaen muhataplarımızı 5 deyince 5'e çıkardık. Yani Cumhuriyet Halk Partisi'ne bir sorumluluk yüklemek değil, bir şey için söylüyorum, vakıayı tespit için söylüyorum, başka hiçbir gerekçesi yoktur. Onlar için de toplantının pratikliği sebebiyle bu ihtiyaç hasıl olmuş olabilir. Biz de ona intibak ettik. Bundan ibaret" diye konuştu.

AK Parti'nin CHP ve MHP'ye uzaklığıyla ilgili soruyu ise Davutoğlu, şöyle yanıtladı:

"Şu anda da aynı tutumumuzu sürdürüyoruz, yani CHP'yle MHP'yle uzaklığımız bu anlamda aynı veya yakınlığımız aynı uzaklık negatif bir kelime yakınlığımız aynı diyeyim. Bu süreçte olumlu kavramlar kullanalım. CHP ile görüşmemiz olumlu geçti, sıcak bir atmosferde geçti. Eminim yarın Milliyetçi Hareket Partisi ile Sayın Bahçeli'yle görüşmemiz de aynı sıcak ortamda karşılıklı anlayış içinde gelişecektir. Nihayet hepimiz bu ülkeye hizmet için varız, Bu ülkeye hizmet ederken de birbirimize duyduğumuz saygı millete de güven verecektir.

Millet şu anda birbiriyle konuşabilen, anlaşabilen, ihtilaf etse bile bu ihtilafı bir şahsi veya parti çıkarı önüne, anlamında mutlaklaştırmayan bir yaklaşım istiyor, bekliyor. Milletimizin bu talebini karşılayacak şekilde tutum almamız gerektiğini düşünüyorum. Yarın Milliyetçi Hareket Partisi'yle görüştükten sonra tabi bu yakınlık, siyasal anlamda demiyorum ama sürecin ilerleyebilmesi anlamında bu yakınlığın ölçüsü daha netleşir. Ama biz her zaman hükümeti kurduğum güne kadar partilerle aynı mesafeyi korumaya özen göstereceğim. Çünkü her birisi milletimizin belli bir kesiminden, belli bir oranından temsil yetkisi almış partilerdir. Hepsiyle o anlamda ilişkilerimizi sürdüreceğiz."

(Sürecek)

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

YORUMLAR (0)

ok

Biri yahudi haham torunu der, diyeri evliya torunu der. bir kisim osmanli devletinin hazinesini caldi der, diyer kisim hazineye sahip cikti der.. Bazilari gine camideki toren gosteristi asil cenaze gizli rituellerle ugurlandi der... Sunu unutmayalim gavurda olsa muslumanda olsa, bir insanin vatana ve millete yaptigi faydasinin veya zararinin, hainlik failiyetler veyahut hayir isler ile olculur.... bu adam soysuz mu? soylu mu ? sorununa gelince diger tarafta sormayacaklar.....