SON HABERLER
Sol Ok
Sağ Ok
ANASAYFAGÜNDEMPOLİTİKADÜNYAGÜNCELEKONOMİYAŞAMSPORÇEVİRİSAĞLIKKÜLTÜREMLAKEĞİTİMFOTOVİDEO

İsmet Mısırlıoğlu

Almanya 2017´de kazanırken kaybetti!


29.12.2017

Bana Almanya´yı anlatın deseler söze nasıl başlarsınız?

Ben iki türlü anlatırdım. Nereden ve nasıl baktığımız önemli.

Birinci şık şöyle olurdu: Ekonomi aldı başını gidiyor. Büyüme hızı beklenilen seviyenin üzerinde. İşsizlik neredeyse dibe vurdu. Sigortalı çalışanların sayısındaki görülmemiş artış, devlet kasasının doluluk oranı ve toplanan vergilerin fazlalığı siyasilerin daha rahat hareket etmelerini sağlıyor.

İhracatta dünya şampiyonu. Uzun yaşam ortalaması ilerledi. Komşularla hiç bir sıkıntı yok. Daha ne olsun ki? Her şey tıkırında.

İkinci şık ise farklı şeyler anlatıyor: Hiç bir şey aslında göründüğü gibi değil. 2 milyona yakın çocuğun ailesi Hartz IV olarak adlandırılan devlet yardımından yaşıyor. Başka bir geçim kaynakları yok. 350 bin emekli düzenli olarak ücretsiz dağıtılan „Çorba Merkezleri“nde karnını doyuruyor. İleri yaş fakirliliği şimdiden bir büyük bir kitleyi tehdit ediyor. Fakat onlar bunun henüz bilincinde değil. Çalışan kitleler ise kazandıkları parayla zar zor evini geçindiriyor. Köşeye bir şey atamıyor. Tatil ve özel istekler onlar için artık lüks sayılıyor.

Toplum günden güne ikiye bölünüyor. Sağlık sektöründeki çift sınıflı yaklaşım toplumu zengin-fakir, sağlıklı ve hasta ayrımına sürüklüyor. Kiralar bir çok kişi için ödenemez hale geldi. Belediyeler işlerini doğru dürüst yapmıyor.

Gerçek hayat ve sosyal medyadaki kin, ayrımcılık ve ırkçılığın yayılması kitleler arasında onarılması güç yaralar açıyor. Eğitim kalitesi düşüyor. Okullar kısmen harabeye dönüşmüş vaziyette. Mülteci yurtlarına ve camilere yapılan saldırılar geniş kitlelerden gizlenerek adeta hasır altı ediliyor. Faili meçhul cinayetler henüz aydınlığa kavuşmuş değil. Devlet şeffaflığını günden güne kaybediyor.

Her iki şık da bize Almanya gerçeğini net bir şekilde anlatmak için yetiyor sayılır.

Bunu nasıl okumalıyız?

Siyasiler sürekli birinci şıktan bahsederek kamuoyunu eksik bilgilendiriyor. 2017 Genel Seçimlerinde Sosyal Demokrat Parti „Sosyal Adalet“ sloganı adı altında seçimlere girdi ve tarihinin en büyük yenilgisini aldı. Halk artık içi boş vaatlere kanmak istemiyor. Mecliste temsil edilen hiç bir parti gerçek sorunlara parmak basma kapasitesi ve isteği göstermiyor. Tam aksine adeta birbirlerinden kopya çekercesine soysal uçurumunun artması yönünde ayrımcılık ve ırkçılık temalarıyla ülkenin göçmen asıllılarına saldırıda bulunuyor. Sonuçta tüm kesimler kaybediyor.

Almanya Nerede Hata Yaptı?

2017 yılı Almanya için vekalet savaşlarının yaşandığı bir döneme imza attı. Üste sıralanan hassas konulara değinmek yerine dış politika üzerinden kitleler uyutulmaya ve gerçek sorunlardan kaçmaya çalışıldı.

Hiç bir sorun çözülmedi. Tam aksine yeni sorunlar üretildi. Türkiye´deki referandum sürecine Alman devlet televizyon kanalı üzerinden açık müdahale edildi. Almanya´nın cumhurbaşkanı sanki Recep Tayyip Erdogan`mış gibi direkt onun şahsına saldırıda bulunuldu. Diktatör sözcüğü tüm medya organları ve bir çok siyasinin ağzında adeta sakız oldu.
NSU cinayetleri belirsizliğini koruyor.

Müslümanlar ve Türkler şamar oğlanı konumuna sokuldu. Medya üzerinden yapılan saldırıların ardı arkası kesilmedi. Kin tohumlarının ekilmediği hafta neredeyse yok gibi. Sürekli suni gündem oluşturuluyor.

Trump´ın Kudüs kararını önde gelen tüm Alman medya organları müslümanlara karşı topyekün saldırıya dönüştürdü. Neymiş İsrail bayrağı yakılıyormuş, „Yahudilere ölüm“ sloganları atılıyormuş.

Almanya´da bayrak yakmak suç teşkil etmiyor. Aynı medya, PKK´lı teröristler Berlin sokaklarında Türk bayrakları yaktıklarında bunu haklı bir isyan olarak gösteriyorlardı.
Medyanın hedef gösterdiği neredeyse tüm mitinglerde ben de vardım ve hiç bir yerde „Yahudilere Ölüm“ sloganı atılmadı. Fakat medya Kudüs konusunu siyonist lobi lehine çevirmek ve müslümanlara kin kusmak için istismar etti.

Ülkede o kadar sindirilmişlik hüküm sürüyor ki, Berlin ´in tanınmış üç Filistinli şahsiyeti soydaşlarının yanında durmak yerine İsrail lobisinin safında yer almayı kendilerine uygun gördüler.
Sosyal Demokrat Parti Berlin Parlamento Grubu Başkanı Raed Saleh, Berlin Müstaşarı Sawsan Chebli ve yazar Ahmad Mansour. Her üçü de Filistin´için çalışmayan tanınmış üç şahsiyet. Zaten aksi durum söz konusu olmuş olsaydı şimdi bulundukları konumda asla olmazlardı.

Son Hafta Rezaleti

Senenin son haftasına girerken siyonist medya olarak bilinen Springer Presse yine bombayı patlattı.

Toplum huzuru ve barışı için çalısan Mohamed Matar‘ı terörist ve fundamantalist ilan etti. Genç neye uğradığını şaşırdı. Bild gazetesinin sürmanşetten girdiği haber tüm Almanya´da büyük yankı uyandırdı. Kendisi Umre‘de olan Mohamed´in annesiyle görüştüm. Ağlamaklı ve öfkeli bir şekilde bu kadar da olmaz diyordu. Oğlumun yaptığı tüm olumlu çalışmalar görmemezlikten geliniyor. Hukuki süreç başlatacaklarını söyledi.

Mohamed´in suçu neydi?

Geçen yılın bu günlerinde Noel pazarında bir terör saldırısı sonucu hayatını kaybeden 11 kişinin anma törenine katılan iki imamdan biriydi. Diğeri ise darbeci FETÖ´nün imamıydı.
Mohamed, İsrail askerleri tarafından öldürülen Filistinli bir kıza ağıt yakmıştı. Başka bir paylaşımda ise Rabia işareti yapmıştı. Medya, Mohammed´i bundan dolayı yargılıyor, sorguluyor ve acımısızca hedef tahtasına koyuyordu.

Bu ülkede her şey olabilirsin fakat hak ve hukuk mücadelesi yürüten biri asla.

Duamız yaşadığımız ülke Almanya‘nın 2018 yılına adalet kavramını içselleştirmiş olarak girmesidir.



    YORUM YAZ

YORUMLAR

Foto Galeriler Videolar Yazarlar Günün Özeti
TİMETÜRK SON HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
TİMETÜRK AJANS HABERLERİ
SON YORUMLANANLAR