AK Parti Genel Başkanvekili Kurtulmuş, canlı yayında soruları yanıtladı: (2)

'Bu tarihi bir kararlılıktır, çok olumlu bir adımdır ve kanaatimce Kıbrıs'taki bundan sonra eğer adil, kalıcı, hakkaniyetli bir çözüm olacaksa bunun yolunu da açan bir adımdır'- '(Suudi Arabistan'ın Türk ürünlerine uyguladığı 'yarı resmi boykot') Bu boykotun hiçbir etkisi olmaz. Sadece bu boykotu ortaya koyanlar kendi husumetlerini ortaya koymuş oluyorlar'- 'Rekabet olabilir ama biz asla

24.10.2020 13:11:47
AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, KKTC'deki seçime ilişkin, "Bu tarihi bir kararlılıktır, çok olumlu bir adımdır ve kanaatimce Kıbrıs'taki bundan sonra eğer adil, kalıcı, hakkaniyetli bir çözüm olacaksa bunun yolunu da açan bir adımdır." dedi.

Kurtulmuş, CNN Türk canlı yayınında gazeteci Hakan Çelik'in gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

KKTC'deki seçim sonucunda vatandaşların nasıl bir mesaj verdiğinin sorulması üzerine Kurtulmuş, seçimlerin hayırlı olmasını dileyerek, Kıbrıs Türk halkının bu tercihinin tarihi bir tercih olduğunu ve bundan sonra Kıbrıs için yeni bir dönemin başladığına inandığını söyledi.

Kurtulmuş, Kıbrıs halkının çok önemli bir tercihte bulunduğunu dile getirerek, Kıbrıs halkının tercihinin Türkiye ile birlikte eşit, iki toplumlu bir çözüm yönünde atılacak adımlara yol açtığını belirtti.

Çözüm konusunda Türk tarafının geçmiş dönemde gösterdiği olağanüstü gayretin ortada olduğunu ifade eden Kurtulmuş, masanın hep Rum tarafınca terk edildiğini hatırlattı.

Kurtulmuş, Güney Kıbrıs'ın, KKTC'yi yok sayarak çözümsüzlüğü ortaya koyduğunu dile getirerek, şu değerlendirmede bulundu:

"Çözümü isteyen taraf Kuzey Kıbrıs tarafı oldu, bizim tarafımız oldu, çözümden kaçan taraf da hep Güney tarafı oldu. Şimdi hiç kimsenin kalkıp da 'Siz niye çözüme yanaşmıyorsunuz?' deme hakkı yoktur. Ama eğer çözümden kast ettikleri Kuzey Kıbrıs'ın teslim olması, egemenliğinden vazgeçmesi, işte mesela bu son Doğu Akdeniz'deki gerilimlerden birisi nedir? Kuzey Kıbrıs'ın münhasır ekonomik bölgelerinde Türkiye'nin, Kıbrıs'ın arama faaliyetlerinden vazgeçmesi. Yok böyle bir dünya. Türkiye haklarından vazgeçmeyecektir, Kıbrıs halkı da haklarından vazgeçmediğini, evet egemen iki farklı ulus, toplum olarak müzakereye 'eyvallah' dediklerini ama Türkiye'nin mutlaka bu süreçlerde garantör ülke olarak olmasının şart olduğunu ortaya koydu ve Türkiye ile birlikte yeni bir geleceğe yürüyeceğini ilan etmiş oldu. Bu tarihi bir kararlılıktır, çok olumlu bir adımdır ve kanaatimce Kıbrıs'taki bundan sonra eğer adil, kalıcı, hakkaniyetli bir çözüm olacaksa bunun yolunu da açan bir adımdır."

- Libya

Libya'daki ateşkes süreci hatırlatılarak, "Türkiye'yi burada oyun kurucu olmaktan çıkarmak için bir dizi ülke olduğunu görüyoruz. Böyle bir kaygı sizde de var mı?" şeklinde soruya Kurtulmuş, Türkiye'nin Libya'da BM'nin kabul etmiş olduğu meşru hükümet ile ilişkisini geliştirdiğini söyledi.

Kurtulmuş, Türkiye'nin darbeci tarafla ilişkisini geliştiren bir ülke olmadığına işaret ederek, Türkiye'nin meşru hükümetle deniz yetki alanlarının sınırlandırılması mutabakatını gerçekleştirdiğini, dolayısıyla bunun resmi, meşru, BM tarafından da tanınan bir adım olduğunu, Türkiye için de Libya için de önemli bir kazanım olduğunu vurguladı.

Kurtulmuş, "Libya'da bundan sonraki hükümet nasıl şekillenirse şekillensin bu kazanımdan Libya'nın da vazgeçmesi düşünülemez, Türkiye için de bu kazanım devam edecektir." dedi.

- Grip aşısı

Kurtulmuş, ülkenin yeterince grip aşısı temin edip edilemeyeceğinin sorulması üzerine de Sağlık Bakanlığının pandeminin başından itibaren yurt dışından çok sayıda ilacı getirdiğini, hastalığın tedavi edilme süreçlerinde temin edilen ilaçlarla ciddi bir mesafe alındığını söyledi.

Grip aşısı noktasında özellikle bu yıl vatandaşların doktorlarının tavsiyesi içerisinde hareket etmesi gerektiğini dile getiren Kurtulmuş, belli risk gruplarının grip, hatta zatürre aşısı olmasının söylendiğini ancak bu konuda herkesin doktoruyla birlikte hareket etmesi gerektiğini aktardı.

Kurtulmuş, "Bu konularda Sağlık Bakanlığı büyük bir teyakkuz içerisinde, çok planlı bir şekilde hareket ettiğini biliyorum. İnşallah herhangi bir sorun olmayacaktır." dedi.

- Suudi Arabistan'ın Türk ürünlerine uyguladığı "yarı resmi boykot"

Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirliklerinde Türk mallarının boykot edilmesine ilişkin soru üzerine Kurtulmuş, şöyle konuştu:

"Buna gülüp geçiyoruz. Başka ülkeler de Türk mallarının alınmasına özendirici bir takım faaliyetler içerisinde. Yani şimdi geçmişler bir kürenin etrafına o meşhur fotoğrafı hatırlayın. Bir sihirci, büyücü tarzı içerisinde dünyayı yönetmeye kalkmış olan birtakım hakikaten maksadını aşan, biraz da ritüeller, görseller içerisinde bu bölgenin sorunları çözülmez. Yani 'Yeni bir Orta Doğu kuruyoruz, dünya hakimiyetini biz sağlayacağız. Biz yeniden işte bu bölgede İsrail üzerinden daha güçlü bir yapılanma yapacağız ve bunun arkasına da bazı Arap ülkelerini katacağız.' Bu bir oyundan ibarettir ve bütün Arap ülkelerinin, hatta bu işin içerisinde olan ülkelerin sokağı bile şöyle düşünüyor, bu yapılan işin büyük bir ihanet olduğunu, Filistin, Arap davasına, Müslümanların ortak meselesine ihanet olduğunu görüyor ve buna karşı aslında kendi sokaklarının nabzını bir tutsalar ne kadar büyük bir tepki aldıklarını da görmüş olacaklar."

Yeni bir dünya düzeni kurulduğunu, bu düzen içinde de Türkiye'nin bölgesel ve hatta küresel bir aktör olarak yer almakta olduğunun görüldüğünü aktaran Kurtulmuş, Türkiye'nin bu yeni dünyada güçlü bir şekilde yerini aldığını, bunu görenlerin de telaşa kapıldığını, meselenin özetinin bu olduğunu söyledi.

Kurtulmuş, buna alışılması gerektiğini dile getirerek, "Bu boykotun hiçbir etkisi olmaz. Sadece bu boykotu ortaya koyanlar kendi husumetlerini ortaya koymuş oluyorlar." dedi.

Türkiye'nin yeni bir dünyanın kurulmasında öncü, bölgesel büyük bir güç olmak, hakkaniyete, adalete dayalı bir sistemin kurulması için mücadele etme şeklinde genel bir pozisyonunun olduğunu aktaran Kurtulmuş, bunun için de herkesle dostane ilişkiler olmayı temel kural olarak kabul ettiklerini belirtti.

Kurtulmuş, "Rekabet olabilir ama biz asla düşmanlığı temel mesele olarak ele almıyoruz, kimseye düşmanlık yapmıyoruz ama kimsenin de bize karşı hakkaniyet ölçüleri dışında davranmasına da müsaade etmiyoruz. Türkiye'ye karşı laf söyleyen bazı ülkeler, önce kendi tarihleri, kökleri, milletlerinin asaletleri üzerinde bağımsız bir şekilde ayakta durabilmeye bir alışsınlar. Esas onlardan beklentimiz odur, yoksa Türkiye'ye nereden zarar vereceğiz diye sağdan, soldan laf söylemelerin hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur." diye konuştu.

Bölgede son zamanlarda sorunlu görülen alanların hiçbirisinin kaynağının Türkiye olmadığını anlatan Kurtulmuş, Türkiye'nin Mısır'da bir ilkeyi ortaya koyduğunu, halkı tarafından seçilmiş bir cumhurbaşkanının darbe ile iş başından indirilip, sonra cezaevlerine konulması, cezaevinde de son derece karanlık şekilde ölümünün bütün dünya tarafından izlenmesinin kabul edilebilecek bir durum olmadığını ifade etti.

Kurtulmuş, Türkiye'nin Mısır halkı ile hiçbir probleminin olmadığını vurgulayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Mısır milleti dost ve kardeş bir millettir. Ama burada bu gayrimeşru şekilde yönetime el koyan hükümetin de belli normalleşme adımları atması lazım ki Türkiye Mısır ile olan pozisyonunu gözden geçirebilsin. Aynı şekilde İsrail konusu. Türkiye, İsrail arasında birtakım adımlar atıldı, normalleşme süreçlerinde hızlı adımlar atıldı ama bakıyorsunuz İsrail'in özellikle Filistinlileri imha etme, artık tamamiyle bütün kalan alanlarını işgal ederek, oraları ilhak ederek, Batı Şeria'yı ilhak politikası biraz da Amerikan yönetiminden aldığı destekle, burada bir halk tamamiyle, bütünüyle haritadan siliniyor.

Bunu yapan biz değiliz, bunu yapan İsrail yönetimi. Dolayısıyla İsrail yönetimi bu tavrından, tarzından vazgeçmediği sürece biz nasıl Allah aşkına 'İyi yapıyorsunuz, aferin' diyerek biz de mi o kürenin başına geçeceğiz. Hayır biz o kürenin başına geçmeyeceğiz. O kürenin başına geçenler ne düşünürlerse düşünsün biz Filistin halkının haklı, meşru davasını savunuyoruz, bunu biz sadece Müslümanlık vazifemiz olarak değil, insanlık vazifemiz olarak görüyoruz. Asırlarca oturdukları topraklardan insanları kovacaksınız, ilhak ve işgalle ilgili bütün senaryolarınızı hazırlayacaksınız, ondan sonra ilişkilerimizi normalleştirelim. Siz önce şu anormal olan adımlarınızı geri alın, burada bir normalleşmeyi sağlayın, Türkiye zaten tekraren söylüyorum bölgedeki bütün ülkelerin halklarıyla hiçbir zaman düşmanlık ilişkisi içerisinde değildir."

Kurtulmuş, AK Parti Gençlik Kollarınca hazırlanan videonun sorulması üzerine de gençlik kollarının zaman zaman kısa sosyal medya filmleri hazırladığını, bunların çok büyük beğeni topladığını söyledi.

Numan Kurtulmuş, filmin son derece iyi niyetli, samimiyetle yapılmış, hem AK Parti'yi anlatmak hem Türkiye'nin geleceğine ilişkin ümit vermek üzere hazırlandığını aktararak, "Ben başarılı buluyorum arkadaşlarımızı. Oradan bazı şeyleri çıkarıp eski, artık çok eskide kalmış Türkiye'nin içerisindeki hassasiyetleri kaşıyacak olan tartışmaları çıkarmayı da son derece anlamsız, belki bir kısmını da art niyetli buluyorum." diye konuştu.

Osmanlı ile Cumhuriyeti, Selçuklu ile Cumhuriyeti çatıştırma ya da Cumhuriyet dönemine ilişkin olarak Mustafa Kemal'i, Atatürk'ü politik tartışmaların odağı haline getirme alışkanlığından herkesin vazgeçmesi gerektiğini belirten Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Mustafa Kemal Atatürk hepimizin, Türkiye'nin ortak bir değeridir, kurucu lideridir. Burada kimsenin de bir tartışması yoktur, kimse de burada bir şey söylemiyor. Kaldı ki Osmanlı ile Cumhuriyet de birbirinin rakibi, düşmanı olan iki devlet değil, bir tarihin köklerinden gelen, birbirinin devamı olan iki devlettir. Her birisinin kendi dönemi içerisinde uygulama farklılıkları olmuştur.

Sadece Cumhuriyet dönemine baktığınız zaman ne kadar farklı uygulamalar olduğunu görüyoruz. Cumhuriyetin ilk yıllarındaki dönem, tek parti dönemi, İnönü dönemi, arkasından Menderes dönemi, hatta hatta 90'lardan sonra gelişen dönemin de temel ilkelerimiz aynı olmak şartıyla, birbirinden farklı olduğunu görüyoruz. Biz 90 küsur yıllık yönetimi, sistemimizi milletin oyuyla Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemine geçerek gerçekleştirmeyi başarmış bir milletiz. Ama bu kategorik, eski tartışmaları da bir tarafa bırakalım. Bunların Türkiye'nin geleceği ile ilgili en ufak bir kıymeti harbiyesi yoktur, kimse Osmanlı'yı bir diğerinden daha çok seviyor, kimse Cumhuriyetin sahibi falan da değildir. Cumhuriyetin sahibi 83 milyon vatandaşımızdır. Bu vatandalarımızın yüzde 52'sine yakını da Sayın Cumhurbaşkanımıza oy veriyor, AK Parti bütün seçimlerde açık ara birinci olan bir siyasi partidir. Milletin ortak değerleriyle, siyasi partileri çatıştırmak, birbirinden farklıymış gibi göstermek büyük bir yanlışlıktır, yanılgıdır."

(Sürecek)

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

YORUMLAR (0)