DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

22. Avrupa Devlet Taşra Temsilcileri Günleri

22. Avrupa Devlet Taşra Temsilcileri Günleri

28.05.2015 16:20:02
İçişleri Bakanı Sebahattin Öztürk, mülki idare amirlerinin, tarihin ve halkın yüklediği misyon çerçevesinde görev yaptıkları yerlerde, sorunların çözülmesi konusunda sergiledikleri sağduyulu yaklaşımların, devlete duyulan saygıyı artırdığı gibi devlet-vatandaş bütünleşmesine de olanak tanıdığını söyledi.

Öztürk, Hotel Maslak'ta düzenlenen 22. Avrupa Devlet Taşra Temsilcileri Günleri töreninde yaptığı konuşmada, bu toplantının İstanbul'da gerçekleştirilmesinin sembolik bir önemi olduğunu belirterek, İstanbul'un sadece kıtalar, medeniyetler ve kültürler arasında da bir köprü olduğunu dile getirdi.

İstanbul'un, barındırdığı kültürel çeşitlilikle, farklılıkların zenginlik olarak kabul edildiği, hoşgörünün hakim olduğu, Medeniyetler İttifakı'nın yaşandığı kadim bir şehir olduğunu vurgulayan Öztürk, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"İçinde bulunduğumuz yüzyılda, her alanda bir değişim ve dönüşüm yaşanmaktadır. Dünya siyasi, sosyal, ekonomik ve hatta kültürel manada her şeyi yeniden keşfedip, tanımlama sürecine girdi. Ülkelerimizde ve dünyadaki gelişmeler ne olursa olsun, devletin taşrada daima bir temsilciye ihtiyacı olduğu gözardı edilemez. Türkiye'de mülki amirler Cumhuriyetimizin kuruluşundan bugüne kadar çok önemli görevler ifa etmişlerdir. Osmanlı İmparatorluğu zamanında da bu görevlerini tanzimat ile başlatmışlardır. Mülki idari amirler, yeni Türkiye'nin oluşumunda, devlet-vatandaş diyaloğunun sağlanması konusunda aktif rol oynamışlardır. Son yıllarda, yerinden yönetim ve katılımcı demokrasi anlayışının, bütün yönetimlerin ilkesel çerçevesini çizmesiyle beraber, ülkemizde de dünyadaki gelişmelere uygun bir şekilde yerel yönetimlerin görev alanı genişlemiş, yetkileri artmış ve arttırılmıştır.'

- "Küreselleşen dünyada ortak değerler"

İçişleri Bakanı Öztürk, demokratikleşme, hukukun üstünlüğü, insan haklarına saygı, düşünce ve ifade özgürlüğünün küreselleşen dünyada ortak değerler olarak benimsendiğini aktardı.

Yeni kamu yönetimi anlayışında, tüm toplumsal aktörlerin karşılıklı işbirliği ve uzlaşmasına dayanan, saydamlığa, açıklığa, hesap verme sorumluluğunu ve yerindeliğini esas alan bir anlayışın bulunduğunu dile getiren Öztürk, "Mülki idare amirlerinin, tarihin ve halkın yüklediği misyon çerçevesinde görev yaptıkları yerlerde, sorunların çözülmesi konusunda sergiledikleri sağduyulu yaklaşımlar devlete duyulan saygıyı artırdığı gibi devlet-vatandaş bütünleşmesine de olanak tanımaktadır. Bu noktada sorumluluklarımızın, görev yükümüzün ağır olduğunu bilmeliyiz. Bu sorumluluğun yerine getirilmesinde mülki idari amirlere önemli görevler düşmektedir" diye konuştu.

Bakan Öztürk, değişik ülkelerden yaklaşık 100 temsilcinin katıldığı bu toplantı kapsamında iki gün boyunca mülki idari amirliği mesleğinin tüm yönleriyle ele alınacağını, farklı ülke uygulamaları karşılaştırılarak, toplantı temasıyla ilgili görüş, öneri ve çalışmaların ortaya konacağını kaydetti.

- "Yöneticilik, insanları yönetmek değil"

İstanbul Valisi Vasip Şahin de mülki idare amirlerinin, 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın' anlayışını savunan bir çizginin temsilcisi olduğunu belirterek, insanı doğru anlama ve algılamayı, bu algılananları da hayata geçirmeyi bilmenin, mülki idare amirlerinin en asli görevi olduğunu söyledi.

İlkeli ve insanı merkeze alan bu tarz bir yönetimin, insanın kendisinden başlayarak çevresini yönetme silsilesini doğru bir sinerji ile harekete geçirdiğini dile getiren Şahin, yönetimin temelde, insanın kendi hayatıyla ilgili stratejik düşünme modeline sahip olması, bu modeli uygulayabilmesi için elindeki kaynakları yönetmesi ve bunların nasıl değerlendirilebileceğine dair uzun vadeli plan ve programlar yapması gerektiğini ifade etti.

Vasip Şahin, gittikçe artan küresel rekabet ortamında, devlet-taşra yöneticiliğine bakıldığı zaman idarecilik formasyonu ve değişen dünya dinamikleri içinde sürdürülebilir yönetimin başarı elde edebilmek için gelecek değerler için de çalışması gerektiğini vurguladı.

Yöneticiliğin, 21. yüzyılda gelinen noktada, insanları yönetmek değil, insanları yönlendirerek işi yönetmek olduğunun görüldüğüne dikkati çeken Şahin, "Bölünme ve ayrışmaya yol açacak farklı yönetim taleplerine set çekecek bu yönetim sistemi, gelişmiş ülkelerin de üzerinde ciddiyetle durdukları bir yapıdır. Bakış açımızı bu minvalde değiştirmemiz askeri, ekonomik, kültürel, sanatsal ve siyasi açıdan daha kucaklayıcı bir yönetim biçimini hayatımıza kazandıracaktır" diye konuştu.

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

YORUMLAR (0)

yağmur saruhan

İsrailin ramazan rutini başladı. Tek gözü kalmış canavar.

Görüş Bildir Bizimle Paylaş