2020 Yılı Bütçesi TBMM Genel Kurulunda

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez: (2)- 'Son üç yılda 33 bin 220 kilometre uzunluğunda doğal gaz iletim ve dağıtım hattı inşa edilmiş olup toplam iletim ve dağıtım şebeke uzunluğu dünyanın etrafını 4 kez dolaşacak seviyeye 162 bin kilometreye ulaşmıştır'- '(Akdeniz) Gerek Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğümüz ruhsatlandırma çalışmalarına ilişkin olarak gerekse Türkiye Petrolleri

13.12.2019 01:40:02
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, son üç yılda 33 bin 220 kilometre uzunluğunda doğal gaz iletim ve dağıtım hattı inşa edildiğini belirterek, "Toplam iletim ve dağıtım şebeke uzunluğu dünyanın etrafını 4 kez dolaşacak seviyeye, 162 bin kilometreye ulaşmıştır." dedi.

Dönmez, Türkiye'de 2000'li yıllarda sadece 5 şehirde doğal gaz kullanılırken bugün 81 ilin tamamında, 541 ilçe ve belde ile 162 organize sanayi bölgesine doğal gaz arzı sağlandığını, yıl sonunda ise bu rakamı 550 yerleşim yerine ulaştıracak şekilde çalışmaları sürdürdüklerini anlattı.

2000'li yıllarda 1,29 milyon olan doğal gaz abone sayısının 16 milyona çıktığını, Türkiye nüfusunun yüzde 81'ine doğal gaz kullanım imkanı sunulduğunu anlatan Dönmez, bu kapsamda doğal gaz arzı sağlanan yerleşim yerlerinin artırılmasına dönük talepleri de karşılamaya çalıştıklarına işaret etti.

Fatih Dönmez, "Son üç yılda 33 bin 220 kilometre uzunluğunda doğal gaz iletim ve dağıtım hattı inşa edilmiş olup toplam iletim ve dağıtım şebeke uzunluğu dünyanın etrafını 4 kez dolaşacak seviyeye 162 bin kilometreye ulaşmıştır." diye konuştu.

Türkiye'nin doğal gazda arz güvenliğinin sağlanmasında ulusal ve uluslararası alanlarda aktif rol oynadığına işaret eden Dönmez, bu kapsamda TANAP projesiyle Türkiye'nin yanı sıra Avrupa'ya doğal gaz arzının hazır hale getirildiğini dile getirdi.

Bakan Dönmez, Türkiye ve Avrupa'ya doğal gaz arz edecek diğer bir önemli projenin TürkAkım olduğunu vurgulayarak, "İki ayrı hattan oluşan TürkAkım Projesi'nin inşaat ve imalatı da tamamlanarak testlere başlanmış olup 2020 yılının ilk haftalarında bu açılışı Sayın Putin'in katılımıyla İstanbul'da inşallah yapmış olacağız." açıklamasında bulundu.

- "5 ilave derin sondaj planlıyoruz"

Bakan Dönmez, Tuz Gölü ve Kuzey Marmara doğal gaz depolama tesislerinin mevcut kapasitelerinin artırılmasıyla, bu kapasite ve LNG depolarında yaklaşık 30-35 günlük doğal gaz talebini karşılama imkanına kavuştuklarını kaydetti.

Her iki projede de kapasite artırma ve inşaat çalışmalarının sürdürüldüğünü anlatan Dönmez, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Doğal gaz depolarımıza ilişkin çalışmaların tamamlanmasıyla depolama kapasitemiz sadece bu iki tesiste 10 milyar metreküpe ulaşacak olup geri üretim kapasitemiz de 155 milyon metreküpe ulaşacaktır. Bunun anlamı şu: Şu anda biz sisteme gerek yer altı depolarımızdan gerekse LNG tesislerimizden günlük 310 milyon metreküp gaz verebiliyoruz. Geçtiğimiz yıllarda hatlardan herhangi birinde veya tesislerden herhangi birinde sıkıntı olduğunda doğal gaz arzını karşılamakta zorlanıyorduk. Başta ikincil yakıt kullanan elektrik santralleri olmak üzere, ikincil yakıta geçiyorduk ama son iki yıldır doğal gaz arzını, doğal gaz talebini rahatlıkla karşılayacak kapasiteye ulaşmış olduk."

Bakan Dönmez, LNG alanında önemli yatırımların hayata geçirildiğini, yüzer LNG depolama terminallerinin devreye alınarak LNG tesislerinden ulusal sisteme gaz verme kapasitesinin üç yılda ikiye katlandığını söyledi.

Türkiye'nin sismik araştırma gemileriyle belirlenen lokasyonlarda, Fatih ve Yavuz sondaj gemileriyle bugüne kadar toplam 3 derin sondaj faaliyetinin gerçekleştirildiğini anımsatan Dönmez, buna yönelik iki sondaj faaliyetinin de devam ettiğini dile getirdi.

Fatih Dönmez, şöyle devam etti:

"Türkiye olarak Doğu Akdeniz yetki alanlarıyla ilgili tavrımızı gerek açıklamalarımızla gerekse sahadaki faaliyetlerimizle net bir şekilde ortaya koyduk. Ülkemiz ne kendi hukukunu ne de Kıbrıs Türklerinin çıkarlarını çiğnetmeden Doğu Akdeniz'de bulunan hidrokarbon kaynaklarının barış eksenli ve adaletli bir şekilde paylaşımı konusundaki kararlılığını devam ettirecektir. Bu doğrultuda gemilerimizle gerçekleştirdiğimiz hidrokarbon arama faaliyetleri aralıksız sürdürülmekte olup 2020 yılı içerisinde de 5 ilave derin sondaj yapmayı planlıyoruz."

Türkiye ile Libya Devleti Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında imzalanan Akdeniz'de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanunun TBMM'de kabul edilerek yasalaştığını hatırlatan Dönmez, "Bu teklife destek veren siyasi parti gruplarımıza da şükranlarımızı sunuyorum. Hiç şüpheniz olmasın, gereği yapılacaktır. Gerek Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğümüz ruhsatlandırma çalışmalarına ilişkin olarak gerekse Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı şirketimiz, kuruluşumuz hemen yıl başından itibaren ruhsatlandırılan bölgelerde sismik arama faaliyetlerine süratle başlayacaktır."

- 2033 yılına kadar 30 milyar dolar tasarruf hedefi

Bakan Dönmez, Türkiye'nin enerji yoğunluğunu gelişmiş ülkelerin ortalaması seviyesine çekmesi gerektiğine işaret ederek, bu doğrultuda Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı'nın hayata geçirildiğini ve 2023 yılına kadar enerji verimliliği konusunda önemli bir mesafe alınacağını belirtti.

Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile kurulan Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı İzleme ve Yönlendirme Kurulu tarafından ülke genelinde enerji verimliliği çalışmaları ile Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı'nda yer alan eylemlere ilişkin izleme ve yönlendirmelerin de yapılacağını anlatan Dönmez, "Plan kapsamında yer alan eylemlerin hayata geçmesiyle 2023 yılına kadar da sera gazı salınımında 66 milyon ton karbondioksit azalımı sağlanacak olup yapılacak 1 birim maliyetli yatırımla 3 birim tasarruf edilerek 2033 yılına kadar 30 milyar dolar tasarruf etmeyi hedefliyoruz." dedi.

Dönmez, Türkiye'nin, dünyaya en az karbon salımı yapan ülkelerin arasında yer aldığını, bu konuda çevre mevzuatına uygun şekilde her zaman sorumluluklarının üzerinde hareket ettiğini dile getirdi.

Türkiye genelinde yer altı kaynaklarının tespit edilmesi amacıyla yürütülen jeofizik, jeokimya ve sondaj çalışmaları neticesinde MTA'nın kurulduğu 1935'ten bugüne kadar yapılan toplam sondajın üçte birinden fazlasının son üç yılda gerçekleştirildiğine işaret eden Dönmez, maden sektöründe dış ticaret açığının yaklaşık 20 milyar dolar olduğunu vurguladı.

Madende en çok bedel ödenen kalemlerden birinin altın olduğunu bildiren Dönmez, şöyle devam etti:

"Mevcut verilere göre, sırf geçtiğimiz yıl yaklaşık 10 milyar dolarlık altın ithalatı yaptık. Altını ulusça seviyoruz, bir kısmını rezerv olarak kullanıyoruz, bir kısmını ziynet eşyası olarak kullanıyoruz. Kuyum sektörümüz de iyi, ithal ettiğimiz altının bir kısmını da ihraç ediyoruz; yaklaşık 2-2,5 milyar dolarlık da altın ihracatımız söz konusu. Bu ithalatı azaltmanın yolu, madencilik sektörüne kurallara uygun ve çevre mevzuatına saygılı bir şekilde çalışmalar yapmasına izin verilmesinden geçiyor. Türkiye'de enerjide yerlileşme ve dışa bağımlılığın azaltılması hedefimiz doğrultusunda yerli kömür rezerv artırma çalışmalarımız da hızla devam etmektedir. Son tespitlerimizle birlikte bugün linyit ve taş kömürü rezervimiz 20 milyar ton seviyesine ulaşmıştır. Ülkemizin halen yıllık 39 milyon ton civarında kömür ithalatı yaptığı göz önünde bulundurulduğunda bunun için yılda yaklaşık 4 milyar dolar civarında döviz harcadığımızı görmekteyiz. Kömür kaynaklarımız yerin altında dururken ithal kömüre döviz ödemek yerine, yerli kömürümüzden faydalanmak büyük önem arz etmektedir."

- "Vandalist bir ruhla, çevreyi tahrip eden bir algıyla karşılanıyoruz"

Bakan Dönmez, mevzuatta yapılan düzenlemelerle iş güvenliği açısından gerekli iyileştirmelerin sağlandığını, maden işletmelerine dönük yapılan denetimleri de aralıksız sürdürdüklerini anlattı.

2019 yılı başından bugüne kadar 8 binin üzerinde denetim yapılmasıyla kaza oranlarında bir önceki yıla göre kayda değer bir azalma yaşandığına işaret eden Dönmez, "Bakanlık olarak çevreyi madene tercih eden bir pozisyonda değiliz. Çevreyle uyumlu madencilik temel kıstaslarımız arasında olup ne madenlerimizden ne de doğamızdan vazgeçme lüksüne sahibiz. Şimdi, zaman zaman kamuoyunda da maalesef, Enerji Bakanlığımız olarak çevre konusunda adeta Vandalist bir ruhla, çevreyi tahrip eden bir algıyla karşılanıyoruz; bu, doğru değil." ifadelerini kullandı.

Yasal düzenlemeye göre madencilik faaliyeti sonrası rehabilitasyonun zorunluğu olduğunu ifade eden Dönmez, elindeki maden sahası fotoğraflarını gösterdi.

Söz konusu maden sahalarının madencilik faaliyeti sırasındaki görüntüleri ile rehabilite edildikten sonraki durumlarının arasıda önemli fark olduğunu dile getiren Dönmez, Kastamonu, Aydın, Konya ve Kütahya'nın da aralarında bulunduğu birçok ildeki maden sahalarında bu konuda güzel örnekler yer aldığını kaydetti.

Dönmez, "Hatta geçenlerde bir madencimiz geldi bana, zeytinyağı getirdi, dedi ki: 'Uluslararası ödül aldık. Biz kömür madeni işletiyorduk, işletmemizi kapattıktan sonra zeytin ağacı diktik, zeytin ürünlerinden de zeytinyağı yaptık, altın ödülü aldık.' dedi. Fırsat bulursam sizlere de göndereceğim inşallah." diye konuştu.

Dönmez, CHP'li milletvekillerinin tepkileri üzerine de maden sahalarının durumunun düzelmesi, rehabilitasyon sürecinin tamamlanması için biraz sabırlı olunması gerektiğini dile getirdi.

Kritik ve stratejik madenlerin yurt içinde işlenmesi şartıyla uç ürünlere dönüştürülmesi için ilk ihaleleri yaptıklarını anlatan Dönmez, gelecek dönemde uç ürünlü ihalelere hız vereceklerini anlattı.

Bu model sayesinde istihdamın artacağını, sektörün ve Türkiye'nin büyümesinin sağlanacağını ve yüksek teknolojinin Türkiye'de üretilmesinin temin edileceğini vurgulayan Dönmez, şunları söyledi:

"Binalarımızdaki beton, agrega, demir çelikten tutun da bindiğimiz araçlara varıncaya kadar, yazdığınız kalemlere, içtiğiniz suyun bardağına varıncaya kadar birçok şeyi biz madenlerden üretiyoruz. Bunları yapmayacak kadar zenginsek yapmayalım. 25 milyar dolar ithalat yapıyoruz. Bunları azami kullanmak zorundayız, çevreye saygılı olmak zorundayız. Bu meyanda yüksek teknoloji temelli dönüşüm ve uç ürün üretme hedefi doğrultusunda geçtiğimiz ekim ayında temelini attığımız bor karbür üretim tesisinin kurulmasıyla birlikte katma değerli uç ürünlerinden ileri teknolojilere de geçişi de yapmış olacağız."

Bakan Dönmez, Bakanlığının 2018 yılı bütçesi ödeneği toplamının 2 milyar 528 milyon 168 bin lira olduğunu, bu tutarın 2 milyar 350 milyon 101 bin 185 lirasının harcandığını belirterek, harcanmayan 178 milyon 66 bin 815 liralık ödeneğin yıl sonunda iptal edildiğini bildirdi.

Bakanlığının kesin hesap rakamlarına bağlı olarak 2018 yılı bütçe gerçekleşme oranının yüzde 93 olduğunu söyleyen Dönmez, "Bakanlığımız merkez teşkilatı için 2020 yılı bütçe teklifi 3 milyar 319 milyon 102 bin lira olup, bağlı ve ilişkili kuruluşlar (MAPEG, MTA, TAEK, EPDK, NDK, BOREN, NATEN) ile birlikte teklif edilen toplam bütçe tutarımız 4 milyar 182 milyon 474 bin liradır." dedi.

Dönmez, 2020 yılı bütçesinin hayırlara vesile olması yönündeki temennisini dile getirdi.

- "Vicdanen rahat mısınız?"

CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, "Katar Petrolleri CEO'su ile Güney Kıbrıs Enerji Bakanının birlikte doğal gaz aradığını" öne sürerek, "Türkiye Cumhuriyeti'nin bir Bakanı olarak bizim çıkarlarımızın karşısında olan Katar Hükümetinin bu girişiminin Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti hangi güvenceyle bunlara Tank Palet Fabrikamızın yüzde 50'sini teslim etmiştir? Eğer çıkarlarımızın karşısında hareket eden Katar, yarın öbür gün bizim savunma sanayisinde de çıkarlarımız karşısında hareket ederse Türkiye Cumhuriyeti bu durumda Katar Hükümetine nasıl bir yaptırım uygulayacaktır?" diye konuştu.

Bakan Dönmez'e, Cerattepe'ye ve Kaz Dağlarına gidip gitmediğini soran Özkoç, "Kanada şirketinin yaptığı o anlaşmada oradan çıkarılan altının yüzde 96'sını Kanada şirketi alırken bizim sadece yüzde 4'üne razı olmamızın ve oradaki katliama göz yummamızın sebebi nedir? Siz bu konuda vicdanen rahat mısınız?" şeklinde soru yöneltti.

AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, Ermeni yasa tasarısının Amerikan Senatosunda kabul edilmesine ilişkin tekrar söz alarak, tarihe ait konuların dünya siyasetine malzeme yapılmasını doğru bulmadığını söyledi.

Türkiye'nin defaatle bu konudaki arşivlerini açtığını, bu konuda çalışmak isteyen bütün tarihçilere kolaylık sağlayacağını beyan ettiğini vurgulayan Zengin, "Bu manada siyaset, siyasetle yoluna devam etmeli; tarihçiler istiyorlarsa bu manada gerekli her tür altyapı sağlanarak bu konuyu çalışmalı ve bu tarz tehditlerle, siyasi tehditlerle tarih kullanılarak dünya yönetilmekten artık vazgeçilmeli ve Türkiye de bu konuda yapması gerekeni yapacaktır." ifadelerini kullandı.

(Bitti)

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

YORUMLAR (0)