2. Uluslararası Tasarruf Sempozyumu

Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Nureddin Nebati: - 'Ticaret savaşları ve Kovid-19 salgınına bağlı olarak dünyada yavaşlayan sermaye akımları nedeniyle finansman ihtiyacının öncelikli olarak yurt içi tasarruflardan karşılanması kritik hale gelmiştir. Bu bağlamda, finansal yapılanmada, demografik özellikleri hesaba katan tasarrufa dayalı finans modelinin ülke çapında geliştirilmesi önemli bir pot

30.10.2020 20:18:33
Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Nureddin Nebati, ticaret savaşları ve yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına bağlı olarak dünyada yavaşlayan sermaye akımları nedeniyle finansman ihtiyacının öncelikli olarak yurt içi tasarruflardan karşılanmasının kritik hale geldiğini belirterek, "Bu bağlamda, finansal yapılanmada, demografik özellikleri hesaba katan tasarrufa dayalı finans modelinin ülke çapında geliştirilmesi önemli bir potansiyel arz ediyor." dedi.

Geçen yıl Dünya Tasarruf Günü olan 31 Ekim tarihinde birincisi gerçekleştirilen "Uluslararası Tasarruf Sempozyumu" yine İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi ev sahipliğinde online olarak gerçekleşti.

Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Nebati, sempozyumun açılışında yaptığı konuşmada, tasarrufa dayalı finans sisteminin, uzun vadeli yatırım araçları içerisinde, İslami kurallara uyma niyetinde olan, artan risk primleri ve kredi faizleri nedeniyle geleneksel finans sistemine katılmak istemeyen, kredi notunun düşük olması gibi sebeplerle elindeki tasarrufları değerlendiremeyen kişilerin atıl kalmış tasarruflarının ekonomiye aktarılması için önemli bir fonksiyon üstlendiğini söyledi.

Nebati, "Tasarrufa dayalı finans sistemi aynı zamanda risk paylaşımına dayalı, spekülasyonlara kapalı yapısı ve servetin adil paylaşımına temel oluşturan ahlaki değerleri ön plana çıkarması sayesinde ekonomideki sistemik riskleri de azaltacak bir güce sahiptir." ifadelerini kullandı.

Ticaret savaşları ve yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına bağlı olarak dünyada yavaşlayan sermaye akımları nedeniyle finansman ihtiyacının öncelikli olarak yurt içi tasarruflardan karşılanmasının kritik hale geldiğine işaret eden Nebati, "Bu bağlamda, finansal yapılanmada, demografik özellikleri hesaba katan tasarrufa dayalı finans modelinin ülke çapında geliştirilmesi önemli bir potansiyel arz ediyor." şeklinde konuştu.

Nebati, tasarrufa dayalı finans sisteminin, içinde bulunulan küresel salgının yol açtığı krizde, en ağır kaybı yaşayan mikro, küçük ve orta büyüklükteki işletmeler açısından son derece önem taşıdığını kaydetti.

Tasarrufa dayalı finans sistemiyle faaliyet gösteren şirketlerin olduğunu ifade eden Nebati, şunları söyledi:

"Ülkemizde faaliyet gösteren, genel olarak konvansiyonel veya katılım finans sisteminden faydalanamayan veya çeşitli hassasiyetler sebebiyle faydalanmak istemeyen kişilerin tasarruf etmesine imkan sağlayan firmalar anlamlı ve faydalı bir faaliyette bulunmaktadır. Ancak, söz konusu faaliyetlerin özel bir düzenlemeye tabi olmadan gerçekleştiriliyor olması çeşitli açılardan riskler barındırmaktadır. Bu, bir taraftan firmalar açısından, bir taraftan firmalardan yararlanmak isteyen paydaşlar açısından en önemlisi de tasarrufa dayalı finansman içerisindeki kullanılan enstrümanlar açısından çok büyük önem arz ediyor."


- "Tasarruf etmeden iktisadi refahı artırmak mümkün değil"

Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) Genel Sekreteri Osman Akyüz ise sempozyumun açılış oturumunda yaptığı konuşmada, iktisadi gelişmenin tasarrufla alakasına değinerek, tasarruf etmeden ekonomileri büyütmenin ve iktisadi refahı artırmanın mümkün olmadığını belirtti.

Akyüz, Türkiye'nin halen kalkınma gayreti içerisinde olduğunu dile getirerek, "Maalesef henüz kalkınamamışız, hala gelişen ekonomi statüsündeyiz. Orta gelir tuzağına sıkıştık kaldık. Esas sebep de tasarruf yetersizliği, tasarruf açığı." dedi.

Finansal sektörün geliştirmesi gerektiğine işaret eden Akyüz, "Varlığa, servete akışkanlık kazandırmak durumundayız. Altını biriktirsek, gayrimenkule paraları yatırsak, otomobile paraları gömsek, bu hiçbir şekilde bizim iktisadi refahımızı artırmaz. İktisadi varlığı çoğaltmamız lazım, iktisadi servetimizi artırmamız lazım." ifadelerini kullandı.

İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Bulut da Türkiye'nin tasarruf açığı yaşayan ülkelerden biri olduğunu belirtti.

Bulut, "Bir ülkenin tasarrufları ne kadar çok olursa o ülkede yatırımlar o kadar çok olur, yatırımlar ne kadar çok olursa istihdam genişler, istihdam ne kadar geniş olursa, o ülkede herkes daha huzurlu ve mutlu, kendi el emeğiyle geçinen ve ülke ekonomisinin büyümesine katkı sağlayan bir ortama kavuşmuş olur." değerlendirmesinde bulundu.

Emlak Katılım Kurumsal İletişim Müdürü Ahmet İkizoğlu ise İstanbul Finans Merkezi projesi kapsamında, İstanbul'un, İslami finansın da merkezi olmasına yönelik projelerin önemli olduğunu belirterek, bu bakımdan sağlam projelerin geliştirilerek Körfez kaynaklarının çekilebileceğini söyledi.

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

YORUMLAR (0)