


![]() Asım Öz
|
Mina Urgan, James Joyce Müzesi'ni ziyaret ettiğinde. Joyce'un elyazısı örneklerini, mektupları, fotoğrafları ve onunla ilgili bazı kitapları görür, inceler. Fakat onu en çok duygulandıran ve gururlandıran ''Türkçe bir kitap, Murat Belge'nin bir çevirisini görmek" çok hoşuna gitmiştir. Joyce okurlarının hoşuna gidecek bir kitap yayımlandı geçtiğimiz günlerde. Arthur Power’ın Bir Yazarın Gizli Evreni adını taşıyan bu kitap Joyce’un yaşamından ve sanat dünyasından kesitler sunuyor. Bu kitap birçok yönden ilgi çekicidir. Bu içe dönük yazarı, bir tanıdığının dünyasından tanıyabilme ya da daha gerçekçi olmak gerekirse, ona bir adım dahi yaklaşabilme imkânı ve de bir anı yolculuğu.Hayatından bazı kesitlere tanık olmak. Son olarak da zamanımızda sıklıkla karşılaştığımız ''James Joyce üzerine görüşler karnavalında” söyleyecek birkaç söz sahibi olmak...
James Joyce’la edebiyat ve edebi değerler hakkında birçok kez ve uzun süreli sohbetler etme başarısına erişmiş birkaç kişiden biri olan Arthur Power’ın Joyce ile sohbetleri, önceden üstü kapalı ve neredeyse bilinmeyen edebi bilgisinin derinliği ve bu bilginin katmanlarını ortaya çıkarmak bakımından son derece önemlidir. Ayrıca okur da bu sohbetlerin ortasında hisseder kendini.
Paris’in Tutkulu İrlandalısı
James Joyce’la ilk kez eski Paris gibi o günden bu yana büyük bir kısmı yok olmuş olan Montparnasse bölgesinin meşhur bir dans salonu Bal Bullier’de karşılaşan Arthur Power’ı Joyce’un gözünde önemli kılan hem İrlandalı olması hem de konuşkan olmasıdır.Bu karşılaşmayı şöyle anlatır Power: “Dublin’de yaşarken Dublinliler’i okumuştum ve sonrasında da Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi’ni okudum fakat o zamanlar temel olarak romantik edebiyata ilgim olduğundan Joyce’un eserlerinden çok etkilenmemiştim. Yine de en önemli yazarlarımızdan biriyle tanışmak, merakımı uyandırmıştı ve Joyce’un kendisinden, oldukça duyarlı tavrından ve eski moda kibarlığından hoşlanmıştım; kısa süre sonra kendimi onun yanında otururken buldum. Dublinli olup olmadığımı sordu; oralı olduğumu söyleyince memnun oldu. Ne kadar süre önce ayrıldığımı ve orada kimleri tanıdığımı sordu. Bu sorular pek hoşuma gitmedi çünkü Paris’e İrlanda’yı, özellikle de doğduğum yer olan Dublin’i unutmak için gelmiştim.”
Kitabın yazarı ile kitabın konusu olan yazarın birkaç ortak noktası da vardır. Joyce ve Power ikilisi kiliseyi erken yaşta terk etmiş ve ikisi de sevmedikleri çok fazla şeyi bünyesinde barındıran İrlanda’dan kaçarak yazınsal sürgünlüğü bir yaşam biçimi olarak benimsemişlerdi. Sürgünlük aslen 20. yüzyıl başlarına, modernist, bireyci edebiyatın çıkış zamanlarına tarihlenir ve romantik, özgürlükçü bir çağrışımı vardır. Özel olarak da James Joyce'la birlikte ünlenmiş, sanatsal bir yaşayış durumunu ifade eden bir kavram haline gelmiştir. İrlanda’nın tekdüze ve bağnaz siyasi yaşamından uzaklaşan Joyce’un Power’la arkadaşlığı ilginçtir. Joyce’un İrlanda'yla arasında olan tüm ruhsal çatışmaya rağmen her zaman tutkulu bir İrlandalı olarak kaldığının göstergesidir bu arkadaşlık.
Karşılıklı Takdir Duygusu
Bu sohbetlerde Joyce’un Rus nesir yazım geleneğine olan ilgisi ve bu konudaki bilgisinin oldukça derin olduğu görülebilmektedir; diğer yandan Eliot’la ilgili düşünceleri artık herhangi bir tereddüde mahal bırakmayacak şekilde gözler önüne serilmiştir. Joyce'un Ulysses romanı bir destana gönderme yaptığını açıkça başlığında söyler, ayrıca Joyce Odysseus’u yapısal bir yöntem olarak romanı içinde kullanır. Roman 1922'de yayımlandığında T. S. Eliot, "antikite ile çağdaşlığı sürekli bir paralellik içinde ele aldığını" söyleyerek bunun roman tekniği açısından ne denli önemli bir yenilik olduğunu dile getirmişti, böylece Joyce, "çağdaş dünyayı sanat için kullanılabilir yapmak üzere büyük bir adım atıyordu". T. S. Eliot, Joyce'un romanını tefrikalar halinde okuduğu günlerde kendisi de başyapıtı Çorak Ülke (bu kitap da 1922'de yayımlandı) üzerinde çalışıyordu. Büyük Yazarın Gizli Evreni’nden Joyce’un da Çorak Ülke’yi sevdiğini öğreniyoruz.
Öte yandan Joyce’un edebiyat kuramları hakkındaki yorumları ise pek heyecan verici değildir ve her zamanki gibi kendi eserleri hakkında uzun konuşmalar yapmaktansa suskunluğa bürünmeyi tercih ettiği görülmektedir. Power’ın söylediği şeyler yalnızca edebi konularla sınırlı değildir. Joyce’un günlük alışkanlıklarına ve daha sıradan konulardaki zevklerine dair küçük ipuçları da sunmaktadır.
Arthur Power bu sohbetlerde Joyce ile çeşitli zamanlardaki konuşmalarının bir kısmını yeniden düzenlemeye çalıştığını ifade ederken Joyce ile farklı mizaç ve fikre sahip olduğunu belirtir.Tüm bu farklılıklara karşın onun sohbetlerini aktarırken yetersizlik duygusu içinde olduğunu da itiraf etmekten kaçınmaz : “Şimdi bu notların ne kadar yetersiz olduğunu fark ediyorum çünkü söylenenlerin çoğu ya unutulmuş ya da eksik bir biçimde ifade edilmiş durumda. Böyle yetenekli bir adam hakkında bir fikir vermek için insanın, onunkine eşit bir yeteneğe sahip olması, zamanının sosyal ve psikolojik değişimlerini onun kadar derin bir biçimde idrak edebilmesi ve bunları dile getirmek için onun sahip olduğu adeta ıstırap veren kabiliyete benzer bir kabiliyete sahip olması gerekir.”
Ulysses’i Elyazmasından Okumak
James Joyce, koskoca, bilmem kaç yüz yapraklık, herkesin okumaya çekindiği Ulysses'in mimarıdır her şeyden önce. Power bu kitabın orijinal halini ödünç alarak okuma mutluğuna erişen kişilerden biridir.Bu okuma deneyimini şöyle açıklar: “Joyce bana Ulysses’in elyazmasını ödünç vermişti; bu elyazmasını, bir aracın beni çiğneyip elyazmasının kaybolacağına dair daimi bir korku içinde kahverengi bir kağıda sarılı büyük bir paket halinde taksilerle dolu sokaklardan geçerek stüdyoma götürdüm. Oturup kitabı okuduğumda orijinalliği aklımı allak bullak etti ve anlatılanlar gerçekten oldu mu yoksa tüm bunların yalnızca bir Kelt düğümü mü olduğunu bilemeden karmaşık nesrinin fantezileri içinde kayboldum.” Kuşkusuz bunda Joyce’un karakterlerinin zihinsel akışını vermek için çok sayıda görsel, işitsel, bedensel ve bilinçaltı izlenimini art arda sıralayarak okuyucunun zihinsel sürece tanıklık etmesini sağlamış olması başat etkendir.
Büyük Yazarın Gizli Evreni, herkes için farklı noktalara göndermeler yapacak ve sizi farkında bile olmadan derine doğru bir yolculuğa çıkaracak. Hayat akıp giderken karşılarında, elinde bir değnekle hata yapmasını bekleyen bir yargıç olmayanlara tavsiye ediyorum bu kitabı. Ulysses'de Dublin kentinin türküsünü söyleyen James Joyce için söylenecek son sözler ise şu anekdot olabilir: “Okurumdan tek talebim, tüm yaşamını kitaplarımı okumaya hasretmesidir" diyen James Joyce'a karısı Nora Joyce, ilk ve son kez sesini hafifçe yükseltecektir, "Neden insanların okuyabilecekleri kitaplar yazmıyorsun?"
| Alış | Satış | |
| Euro | 2,090 | 2,100 |
| Dolar | 1,519 | 1,528 |
| Sterlin | 2,310 | 2.331 |





