Karakter boyutu : 12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Fehmi Koru
Düdük çalmak isteyenlere kılavuz
Cuma, 06.11.2009 - 04:59

Ordular disiplinli ve içine kapalı organizmalardır; bu sebeple bünyede ne olup bittiği dışarıya pek yansımaz. Bizde bu biraz daha böyledir: Ordu mensupları genellikle lojmanda oturur, Orduevi'nde eğlenir, ihtiyaçlarını bünye içerisindeki kuruluşlardan sağlar, suç işlediğinde davasına askeri mahkemeler bakar… Dışarıyla, sivil alanla pek az ilgisi ve bu yüzden de yüzeysel bir bilgisi vardır.

Kendisini çevreleyen dünyaya ve sivil hayata dair bilgisini, zorunlu askerlik uygulaması sebebiyle belli dönemler için orduya katılanlardan sağlar. Sivillerden ordu çatısı altına girdiklerinde oradaki şartlara uymaları beklendiği için, bu yolla edinilen bilgi de, ister istemez, yüzeysel olur.

Tersi de doğrudur bunun: Belirli bir süreliğine asker ocağına giden gençler de, 'askerlik nedir' pek anlayamadan oradan terhis olur.

Mesleğin özelliği böyle gerektiriyor, ne yapalım?

İlk 'düdük çalıcımız' ıslak imza muhbirinin mektupları bu bakımdan gözümüzü ovuşturmamızı gerektirecek çapta bir yenilik. Eğer iddiası doğruysa 'ıslak imza muhbiri'nin, karargâhta neler olup bittiğini yakından gözleyecek kadar üst düzey bir subaysa kendisi, etrafında gördüğü 'demokratik düzeni baltalama girişimleri'ni vicdanı kaldırmadığı ve görev bilinci bu durumu yadırgadığı için elinin ulaştığı belgeleri kamuoyuyla bu yüzden paylaşıyorsa… Bu şimdiye kadar bizde pek nadir görülmüş bir olaydır.

1960 öncesi (1957) Kurmay Binbaşı Samet Kuşçu'nun “Darbe hazırlığı var” çıkışı akla gelen neredeyse tek benzer olay… O olayda darbeci diye deşifre edilenlerin değil, çevresindeki demokrasi karşıtlarını vicdanı kaldırmadığı için bildiklerini açıklayan muhbirin cezalandırıldığını da unutmayalım.

Bu yüzden 'ıslak imza muhbiri' dediğimiz kişinin 'üst düzey bir subay' olduğuna inanmak hayli zor.

'Islak imza muhbiri' benzer olaylarda aynı konumda bulunanlardan farklı olarak bildiklerini yetkililere 'mektup' yoluyla aktarmayı tercih ediyor. Hiç değilse ilk açıklama için seçtiği yol buydu; ikinci mektubu onun yazdığından emin olamıyoruz. Ayrıca ilk mektubun muhatabı olan savcı, “Bana başka bir mektup gelmedi” açıklamasını yaptı.

'Anonim' kalmak isteyen bir 'düdük çalıcı' için 'mektup' yöntemini kullanmak bu sebeple yanlış bir tercih işte: Başkaları da kendi yazdıkları kafa karıştırıcı senaryoları mektup biçimine sokup, sanki 'ıslak imza muhbiri' imiş gibi yetkililere gönderebilir...

Gönderen iyi niyetli de olabilir, kötü niyetli de; ikisinin de aynı kapıya -yani, ilk etkiyi sulandırmaya- yarayacağından emin olabilirsiniz…

Doğru yöntem, yanlış gidişi durdurmak isteyen 'ıslak imza muhbiri'nin, yetkililer ve kamuoyuyla kendi arasında 'güvenilir aracı' görevini yapabilecek kişiler bulmasıdır. ABD'deki 'Pentagon Belgeleri'ni açıklayan Daniel Elsberg ile 'Deep Throat' (derin gırtlak) kodadlı FBI Başkan yardımcısı William Mark Felt bu iş için gazetecilerle görüşmeyi yeğlemişlerdi.

'Watergate Skandalı' sonucu ABD Başkanı Nixon'u istifaya zorlayan bilgileri basına sızdıran 'düdük çalıcı'nın kimliğinin 30 yıldan fazla gizli kalması, gazeteci aracılığına başvurmanın doğru bir yöntem olabileceğine işaret ediyor. İfşaatlar ve deşifreler için güvenilebilecek gazeteciler ülkemizde de var.

Aksi halde, birbiri ardına gönderilecek sahte mektuplarla ilk etkinin tersine döneceğinden emin olabilirsiniz.

Askerlik mesleğinin bilinen özellikleri sebebiyle, 'ıslak imza muhbiri' sıfatıyla andığım kişinin ileri sürdüğü türden üst düzey bir subay olduğuna dair kuşkularım var benim; biraz da yeğlediği yöntemden kaynaklanıyor kuşkularım...

Kuşkuları gidermek ıslak imzalı belgeyi deşifre edene düşüyor…


YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Piyasalar
  Alış Satış
Euro 2,090 2,100
Dolar 1,519 1,528
Sterlin 2,310 2.331
RÖPORTAJ
Anket
Bedelli askerliğin çıkmasını istiyor musunuz?

Evet
Hayır
Bilmiyorum


Foto Galeri