Karakter boyutu : 12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Kemal Özer
Türkler, 22. yüzyılı göremeyebilir
Çarşamba, 12.08.2009 - 00:28
 

Dünya nüfusu azalıyor. Yanlış okumadınız hakikaten dünya nüfusu azal(tıl)ıyor. Bununla beraber Türkiye’nin nüfusu da...

 

Dünya nüfusu ile ilgili yaşanan karmaşayı anlayabilmek için Henry Kissenger, Rockefeller Ailesi başta olmak üzere Unesco, Ford Vakfı, Carnegie Vakfı, Cloerance  Gamble (Proctor & Gamble), Jonn Harvey Kellogg, Cleveland Dodge, Winston Chuechill, Maynard Keynes, Lour Arthur Balfour, Julian Huxley gibi kişi ve kurumları yakından tanımak gerekiyor.

 

Dünyanın yer altı ve yer üstü zenginliklerinin tümünde gözü olan ABD ve son yüzyılda bütünüyle ABD’nin kuklası rolüne bürünen İngiltere’nin dünya nüfusunu kontrol etme planını iyi analiz etmeliyiz.

 

Dünya nüfusunun istenen seviyenin üstünde olması durumunda ülkeler, kaynaklarını kendi halklarına pay etmek zorunda  kalırlar. Yöneticiler buna yanaşmasa bile halk yöneticilere bunu yapmaya mecbur edebilir.

 

Sorun tam buradadır. Ülkelerin kaynaklarını daha rahat elde edebilmelerinin yolu nüfusu kontrol altında tutmak ve azaltmaktan geçtiğini çok iyi bilmekteler.

 

Torun John David Rockefeller, “BM Tarım ve Gıda Organizasyonu 2. McDougall Konferansında “Bana göre nüfus kontrolü günümüzde atom silahlarının kontrolünden sonra ikinci en büyük önceliğimizdir” diyerek özetliyordu, kimin doğum yapacağını kimin yapmayacağını.

 

En isabetli anlatımla kimin hayatta kalıp kimin öleceğine, kimin doğup kimin doğmayacağına, kimin doğurup kimin doğurmayacağına,  kimin hangi hastalığa yakalanması gerektiğine , kimin ölüp kimin tedavi edilmesi gerektiğine, hangi ırkların yaşamlarına devam edip hangilerinin tarih sahnesinden çekilmesi gerektiğine onlar karar verecekti.

 

Çünkü onlara göre kendilerine hizmet edenler istisna diğerleri itlaf edilmesi gereken birer sürüden ibaretti…

 

Bu adı konulmamış ilahlık iddiasının tepki çekmemesi için, yol ve yöntemler gerekecektir. Bunun için 1923’de doğum kontrol teknikleri için çok kapsamlı çalışmalar başlatılır. Doğum kontrolü birçok ülkede yerli taşeronlarla hayata geçirilir. Projenin finansı tüm vergilerden muaf olarak faaliyet gösteren Rockefeller Vakfı’nca sağlanır. Hafızalarımızı yoklarsak hangi büyük koçun, ülkemizde bu faaliyetleri yürüttüğünü görebiliriz.

 

İlk denemeler, ideal bir deney istasyonuna çevrilen Porto Riko halkı üzerinde yapılır. 1965 yılında Porto Riko’da yapılan bir araştırmada doğum yapma yaşına gelmiş kadınların yüzde 35’inin başarıyla kısırlaştırıldığı görülür.

 

İkincil hedef Brezilya’dır. 1970’lere gelindiğinde Brezilya hükümetince yapılan araştırmaya göre 14-55 yaş aralığındaki kadınların yüzde 44’ü doğurganlığını kaybetmiştir. Hindistan başta olmak üzere birçok ülkede hiçbir engelleme ile karşılaşılmadan kısırlaştırma faaliyeti halk sağlığı, aşı, yardım vs gibi adlar altında sürdürülür.

 

ABD’nin gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelere yaptığı yardımlarını(!) dağıtırken artık, nüfusu kontrol edenler ve edemeyenler olmak diyerek üzere iki ana tasnife tabi tutacaktır.

 

Henry Kissenger’in NSSM200 projesi devreye sokulduğunda gelişmekte olan ve büyük kaynak zenginliğine sahip;  Hindistan, Nijerya, Meksika, Bangladeş, Brezilya, Pakistan, Endonezya, Filipinler, Kolombia, Tayland, Mısır, Etiyopya ve Türkiye gibi 13 ülke hedef tahtasının tam ortasına oturtulurlar.

 

Projenin hayata geçirilebilmesi için bu ülkelerde sürekli istikrarsızlık politikaları devreye sokulur. Darbeler, suikastlar, terör olayları, ayrılıkçı hareketler birbirini izler. Bu sürede hem kısırlaştırma faaliyeti devreye alınır hem de zengin kaynaklar bir bir sömürülür. Bu durumun adını da “aile planlaması”, “sürdürülebilir kalkınma” ve “seçim özgürlüğü” koyarlar.

 

Bu faaliyetlerin yürütülmesinde kürtaj teşvik edilir, korunma aletleri dağıtılır, bazı hastalıkları önleme adı altında aşı kampanyaları düzenlenir, sezaryen doğumu teşvik edilir, bazı ülkelerde kadınlar sezaryenle doğuma mecbur edilir ve bu operasyon sırasında kadınlar istekleri dışında tüpleri bağlanır, gıdalara kısırlaştırıcı katkı maddeleri eklenir, genetiği değiştirilmiş ürünler gizliden ve aşikâren tükettirilir, tedavi olmak için satın alınan ilaçlara kısırlaştırıcı içerikler eklenir, teşhis ve güvenlik adı altında geliştirilen aletlerle radyasyona tabi tutulurlar.

 

Bir soykırım suçlaması ile karşı karşıya kalmamak için her türlü kılıfları da hazırlamışlardır. Bu hedefe ulaşmak için ülke yönetimlerini, siyasetçilerini, bürokrasisini, akademik çevrelerini hatta halklarını da ikna edecek gerekçeleri de boldur.

 

“Artan nüfus, fakirleştirir. Halk sağlığı tehlikeye düşer. Gelir paylaşımında sorunlar yaşanır. Tarım alanları yetersiz kalacağından gıda krizi çıkar” türü propagandalar… Gerçekte olmadığı halde adına “küresel ısınma” dedikleri yalanlarına, doğadan kendi elleriyle tahrip ettikleri yeterli malzemeleri de vardır.

 

Netice itibari ile cin şişeden çıkarılmıştır. Şeytani plan gözlerimizin önünde cereyan etmekte  adına da “aile planlaması” denilmekte... En ürkütücü sonuçlardan biri de Brezilya ve ABD’deki Afrika kökenli kadınların yüzde 90’ının kısırlaştırılması… Türkiye’de ise 1970’lerde yüzde 2 seviyelerindeki kısırlık oranı, 2009’a gelindiğinde yüzde 25’lere çıkmış…

 

Şimdi ise tüm dünyada uygulanacak olan “domuz gribi aşısı” ile benzer bir projenin hayata geçirilmesi mukadderdir. Daha henüz aşısının bulunduğu resmen ilan edilmese bile insan üzerinde bazı deneylere başlandığı haberleri geliyor. Hacca gidecek olanlara bu aşı zorunlu hale getirilmeye çalışılıyor. İkna içinde Haccı yasaklamak gibi haberler yayarak bilinçaltı yönetimi yapılmakta. Bu oyuna ilk gelen ülke ise İran’dır.

 

Virüsü üretenlerin ellerinde tuttukları anti-virüs, insanlar iyice tedirgin edildikten sonra piyasaya sürülecek ve operasyon bütünüyle hayata geçirilmiş olacaktır.

 

Aslında yapılan şundan ibaret: Virüsü geliştir, bulaştır, yaygınlaştır, ilacını pazarla, kısırlaştır ve kurtul!

 

Bütün bunlar size komplo teorisi gibi mi geldi? Merak etmeyin bu bir komplo teorisi değil bütünüyle insanlığa yapılan komplodur. Ölüm uykusundan uyanmazsak gençlerimiz çocuk sahibi olamayacak, orta yaşlılarımız ise torun özlemiyle terki dünya edecekler.

 

Sahte Mehdilerimiz, ‘kıyamet 21. yy’da kopacak’ kehanetinde bulunsalar da, akledemeyen feraset yoksunlarımız 22. yüzyılda mensubu oldukları ırkın tarih olacağını göremeden terk edecekler dünyayı.


fersen canmdan
Bediüzzaman bunun sebebini “din ve fen ilimlerini beraber okutarak akla ve vicdana, kalbe ve kafaya beraber hitap etmek, çeşitli dillerde eğitim yaparak yöre halkını ve Ortadoğu’da bulunan tüm milletleri fikir birliği çerçevesinde bir arada tutmak, kabiliyet eğitimi vererek istidatları nemalandırmak, ihtisas alanları açarak akademik eğitim vermek, fen ilimlerini okuyan mektepliler ile din eğitimi alan medrese mensuplarını aynı amaç ve hedef etrafında birleştirmek” şeklinde özetlemiştir.
03.11.2009 00:06:27
siyonizm
fersen candan
eğer zamanında Bediüzzaman Said Nursi'nin dediği yapılsaydı şimdi türkiye ilim konusunda batıdan çok çok daha gelişmiş bir devlet olacaktı. Bediüzzaman Said Nursi, hem Osmanlı’nın son dönemindeki, hem de Cumhuriyet dönemindeki idarecilere Doğu’da eğitime el atmalarını hatırlatır. “Medresetüz-Zehra” adını verdiği bir İslâm Üniversitesi teklifinde bulunur. Van-Diyarbakır-Bitlis üçgeninde kurulacak bu üniversitede hem din ilimleri, hem de fen ilimleri beraber okutulacaktır.
02.11.2009 23:58:44
Birlik olmalıyız!!!
TAHA ERTÜRK
Avrupa, ABD diye isimlerin ardındaki KIRALİYETlikler ortaya çıkmaya başladı. Amaçları belli... peki ne yapmalıyız! daha çok geç kalınmadan! Türkiye çembere alındı; Afganistan, Irak, Mısır, Lübnan, Filistin vs. İran direniyor... VAHŞİ Batı arkamızdan bizi sarmallıyor. Bizse DOSTLARIMIZIN yanında değil VAHŞİLERİN yanındayız. VAHŞİ Batıya karşı müttefik olabileceğimiz uluslar parçalanıyor, yok ediliyorlar...NE YAPMALIYIZ? BİRLİK OLMALIYIZ ama nasıl?
13.08.2009 11:48:23
Yahudi icraatları
turk
Bu tür konular hakkında orta okullardan başlamak sureti ile tüm eğitim merkezlerinde mecburi katılıma tabii tutularak bilgilendirme seminerleri kursları verilmesi gerekir yahudiler bu işleri ezeliyatından beri yapıyorlar şimdiki zamanda yapmamaları garip olurdu kene ve kuş giribide bu zincirlerden biri ALLAH belalarını verecektir müslümanlarda akıllarını kullanmak zorundalar
12.08.2009 16:52:37
Güngör Uras
Ahmet_a
Bu adam, başbakan 3 çocuk yapın diyince(Türklere diyor bunu kürtler zaten 8-10 tane yapıyor) millet zaten fakirlikten 9 doğuruyor diye ortalığa çıkmıştı. Fakirliğe yol açarmış, işsizlik varmış. Tamam da Türk nufüs iş üreten, fabrika kuran kalifiye nufüs zaten , iş için artı sağlayan nufüs. Bu insanların azalmasına karşı önlemleri eleştireceksin sonra kalifiye olmayan nufüsün 10 tane çocuk yapmasına(bize diş geçirmek için yapıyorlar) karşı sus pus olacaksın. Böyle böyle bizi yok ediyorlar.
12.08.2009 11:03:16
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Foto Galeri
Piyasalar
  Alış Satış
Euro 1,945 1,970
Dolar 1,539 1,548
Sterlin 2,300 2.321
RÖPORTAJ
Anket
12 Eylül'de yapılacak Anayasa referandumunda evet mi/hayır mı diyeceksiniz?

Evet
Hayır
Sandığa gitmeyeceğim
Kararsızım


 
Ana Sayfa
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Kültür-Sanat
Eğitim
Aile-Sağlık
Spor
Teknoloji
İslam
Yorum
Röportaj
Yerel Haberler
Yaşam
Türkiye
Politika
Dış Politika
Genel
Polis Adliye
Yerel
Yorum
Dünya
Ortadoğu
Filistin
Irak
Afganistan
Avrupa
Balkanlar
Asya
Kafkaslar
Afrika
ABD
Güney Afrika
Avustralya
Genel
AB
Kuzey Afrika
Ekonomi
Genel
Para/Piyasa
Özelleştirme
Enerji ve Petrol
Otomotiv
Bankacılık
Tarım
Şirketler
Kültür-Sanat
Genel
Kitap
Sinema
Dergi
Etkinlikler
Müzik/Albüm
Tarih
Sergi
Aile-Sağlık
Genel
Çocuk Sağlığı
Kadın Sağlığı
Ruhsal Sağlık
Yaşam ve Gelişim
Teknoloji
Bilim
Teknoloji
Gazeteler: Zaman Taraf Yeni Şafak Sabah Milliyet Radikal Vakit Milli Gazete Yeni Asya Dünya Bugün Star Türkiye Özgün Duruş Gerçek Hayat
Yabancı Gazeteler: The Guardian The Independent New York Times The Washington Post Şarku'l Evsat El Hayat Eş Şark Elkudsu'l Arabi El Ahram Okaz El İttihad
Televizyonlar: BBC CNN NTV TVNET Hilal TV El Cezire Haberturk Kanal 24 Samanyolu Haber Skyturk CNN Türk Ülke TV TRT TGRT El Arabiya LBC MBC
RSS/XML Kaynağı Sitene Ekle Bülten Gönder Facebook Twitter'da Paylaş Mobil Versiyon
Copyright © 2007 TIMETURK
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz
Yazılım: Timeturk Web Servisi