Karakter boyutu : 12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Kemal Özer
Yıl 2023, zeki çocuklar ve bankadaki tohumlar
Cumartesi, 08.08.2009 - 09:08
  

Her biri gıda mühendisi, ziraat mühendisi, doktor, veteriner, biyolog ve kimyager gibi mesleklerden oluşan; Amerikalı, AB’li, Arap, İsrailli, Çinli ve Türklerden oluşan gruplar bir adaya bırakılırlar.

 

Amerikalı bir yetkili tüm dünyaya projenin amacını ‘dünya tarımının geliştirilmesi için çözüm arayışları’ olarak açıklar ada ve proje hakkında şu bilgileri verir:

 

Ada da hiçbir haberleşme aracı yoktur.

 

Okyanusun ortasındaki bu adadan, yüzerek de olsa kıyıya ulaşmak mümkün değildir.

 

Katılımcıların beş yıl süreyle burada yaşamaları zorunludur.

 

Bu yaşam süresi içerisinde kendilerine yetecek kadar tohum ve su mevcuttur.

 

Bilimsel çalışma yapabilecekleri laboratuar ve teknik imkânlarda hazır bulunmakta ve her dilden binalar dolusu eser burada kendilerini beklemektedir.

 

Süper gücün verdiği bilgiler doğruysa bu çalışma başarıyla sonuçlanacak ve artık açlıktan kimse ölmeyecektir.

 

Bu nedenle tüm dünya ajandalarını beş yıl sonraki iki binli yıllara ayarlamış, sonucu sabırsızlıkla beklemeye başlar.

 

 

***

Katılımcılar adada topluca yaptıkları ilk toplantılarında birbirlerini yakından tanımak için iki hafta süreyle hiçbir bilimsel çalışma yapmamaya karar verirler. Bu sürede her şey serbesttir ve sohbet, oyun ve eğlenceler birbirini izler.

 

Mevsim bahardır. Tanıma ve tanışma süreci bitmiştir. İkinci toplantı yapılır.

 

Toplantı öncesi oyun ve eğlenceden beş yıllık çalışma vadesinde yapacaklarını düşünmeye, akletmeye ve hatta plan yapmaya vakit bulamayan Türk ve Arap’lardan hiçbir istek çıkmaz.

 

Amerikalılar, adada bazı kurallar olması gerektiğini ve bu kuralları icra edecek bir yönetim seçilmesini önerirler. Aday olarak da bir Amerikalıyı sunarlar.

 

İsrailliler, kendilerinin seçilmişliklerini ileri sürerek buna itiraz ederler; ancak buranın geçici bir yer olduğunu, AB’nin kendilerine karşı duramayacağını, Arap ve Türkleri her halükârda kandırıp iktidarı ellerinden alacaklarını düşünürler.

 

AB’liler bin bir türlü bürokratik handikap içinde bir çözüm bulamamıştır. Müslümanlardan biri seçileceğine, varsın ABD’li olsun diye düşünürler.

 

Sonuçta Amerikalılar kendilerine ayrıcalık yapılacağı vaadiyle herkesi kandırır ve adanın Amerikalı başkan ve yardımcısını seçerler.

 

Bu günleri iyi değerlendiren İsrailliler, adayı karış karış gezmiş münbit bölgelerine eski ahitten cümlelerin yer aldığı taşları dikmişler bile.

 

Bölgelerin paylaşılmasına gelince, bölgede bir keşif yapılmasını önermişler. Öneri kabul edilmiş. Gezi sırasındaki taşları delil gösteren İsrailliler, bu bölgelerin “Yahova” tarafından kendilerine vaat edildiğini iddia etmişler.

 

Tartışma büyür. Çinliler, olaydan uzaklaşmayı ve kıyıdan kendilerine bir yer edinmeyi isterler. Bu kavgadan sürekli kendisinin karlı çıkacağını düşürür. Çin çekimser kalınca başkanın oylarıyla bölge İsraillilere bırakılır.

 

İsrailliler daha az yer alsalar da en münbit bölgeleri elde etmişlerdir. Aslan payı ise Çinli ve Amerikalılarındır.

 

AB’liler, Araplar ve Türkler ise hala gelişmelerin farkında değildir.

 

Adada saflar netleşmiş ve gruplar ayrılmış, çalışmalara başlanmıştır.

 

Amerikalılar, kendi aralarındaki toplantıdan sonra ilk iş olarak Arap ve Türkleri ziyaret ederler. Kendilerine işbirliği önerilir. Stratejik ortalık gibi masallar anlatır. Kıyametin yaklaştığından söz edilir. Kendilerine her türlü bilgi sunulabileceği vaadinde bulunulur. Çinlinin hırsız, AB’cilerin aşırı kuralcı, İsraillilerin oyun peşinde olduğundan söz ederler. Bölgede nöbet tutmaları gerektiğinden bahisle, taşları iyi korumaları öğütlenir.

 

Ardından Çinliler gelir ziyarete… Kendilerinin ABD’lilerin tüm teknolojilerini ele geçirdiklerini, çok ucuza üretim yapacaklarını, İsraillilere karşı topraklarını korumaları karşılığında, her türlü desteği vaat ederler.

 

AB’liler nasıl bir plan uygulayacakları konusundaki müzakereleri çok uzadığından bir türlü ziyarete vakit bulamazlar.

 

Herkes kendine yetecek kadar bir şeyler ekmiş, zaten bahar da geçmiştir. Vakit hasat vaktidir ve herkes harmandan umutludur. Kimse kimseye muhtaç değildir.

 

Bütün bir kış planlar yapılır, karşılıklı geziler birbirini izler. Vaktin çokluğundan, tarlaların veriminden bahsedilir.

 

Bu sırada Amerikalılar, Çinlilerin çalışmalarından tedirgindir. İsraillilerle işbirliği yaparak teknik çalışmalarını paylaşamaya karar verirler. Laboratuarda geliştirdikleri tohumları AB’li, Arap, Türk ve Çinlilerin tarlasına atarlar gizlice... Komşuya iyilik babından ara sıra ilaçlı su bile verirler. Hatta verimi artırması için geliş gidişlerde geliştirdikleri ilaç ve gübreler hediye edilir. Bu yardımları alanlar çok mutludur fakat verenin mutluluğuna diyecek yoktur. Bu işe bir türlü akıl erdirilemez. Durum, dostluk ve stratejik ortaklığa bağlanır.

 

Bir yandan diplomasi, diğer yandan çalışmalar devam eder. Her gelişlerinde iştah kabartan meyveler, sebzeler getirirler. Üçüncü yıl da bitmiştir. Araplar ve Türkler hala zamanın bolluğundan söz etmekte, düşmanın önerilerini tartışmakta, AB’liler ise bin bir tür eylem planı, evrak, kayıt, kürek hazırlamaktadırlar.

 

Derken aşırı huzurdan sıkılmış olsa gerektir ki, birkaç Türk ve Arap dünya cennetinden ebedi cennete göç eder. Her ülkeden birer doktor, merhumlara otopsi raporu hazırlar. Raporda, böbrek yetmezliği, kalp krizi gibi sebepler yazmaktadır. ‘Takdiri ilahi... Vadesi yetti öldü, diye not düşerler.’

 

Dördüncü yıl da bitmiştir. Geride bir yıl vardır. Son kez ekimler yapılır. Fakat Türk, Arap ve Çinlilerin tarlasına ekilen tohumlar yeşermez. Dost, komşu ve stratejik ortak, imdada yetişir. ‘‘No dert, no problem’ işte tarla işte tohum istediğin kadar götür’ mesajları verilir.

 

Son günler yaklaşmıştır. Vedalaşma vakti gelip çatar. Bir veda partisi verilir. Parti sonrasında birkaç Çinli, Arap, Türk hatta AB’li mezkûr raporda belirtilen nedenlerle, vadeleriyle öl(dürül)ür. Geriye dört AB’li, üç Çinli, bir Arap bir de Türk kalmıştır.

 

Amerikalılar ve İsrailliler dost olduklarını göstermek isterler. ‘Ülkelerinize giderken mahcup dönmeyin. Alın bu tohumlardan istediğiniz kadar götürün ve tarlalarınıza ekin. Böylece ölen kardeşlerinizin acısının hafifleyeceğini umuyoruz’ diye centilmenlik yaparlar. 

 

Çinli, ‘bu akılsız Amerikalı anlayıncaya kadar ben bu tohumları kopyalarım …’ diye düşünür. Arap, petrol kuyularını aklına getirir; “salak Amerikalı sende tohum varsa bende de petrol var” diye kibirlenir. AB’linin aklına bir hinlik gelmez, gelse de aklı hala bürokratik evraklardadır ve bunu düşünmeye vakti de yoktur.

 

Türk ise dünyanın en münbit topraklarında yaşadığını, on binlerce tohumunun olduğunu, Tarım Bakanlıklarının gen bankası kurduğunu, kendi kendilerine yettiklerini düşünür ve ABD ile aralarının açılmaması gerektiği fikriyle alır tohumları…

 

Havada helikopterler görünür. Vedalaşırlar. Birer hatıra fotoğrafı çektirilir. ABD’li diğerlerine birer kâğıt uzatır ve ‘herkes adını, soyadını ve iletişim bilgilerini doldursun ve imzalasın’ der. Hatıra olarak saklayacağını söyler. İsrailli ‘ben daha önce vermiştim’ diyerek kaytarınca, ABD’li ‘evet’ der, ‘zaten sen verdin’. “Sizde verin de maille size birer suretini çerçeveletip göndereyim.” AB’li ortakları sormaları gerektiğini, daha sonra gönderecekleri sözünü verirler.

 

Çinli de vermek istemez ama Arap ve Türk imzaladıktan sonra o da imza atmaya mecbur kalır.. Sonuçta herkesi memleketine döner.

 

Ölenlerin vadeleriyle öldüğüne dair belgeleri ibraz edilir ve herkes getirdiği tohumun kendi buluşu olduğunu, verimliliğini, haşerata karşı yararlarını, raf ömrünü, dayanıklılığını, besleyiciliğini anlata anlata bitiremez.

 

Yeni bir ekim mevsimidir. Gelen tohumlar ülke sathında ekilir. Mahsulleri kapanın elinde kalır. Herkes mutludur. Yeniden ekim mevsimi gelmiştir ama tohum yoktur. Banka akıllarına gelir. Getiriler bankadaki tohumları ve ekerler ama nafile. Tohumlar ya çıkmaz ya da meyve vermez.

 

Akıllarına adadakiler gelir. Yeniden tohum rica ederler. Tohum boldur ama karşılığında ya petrol istenir ya da Meclislerden yeni kanunlar… Veren çok mutludur, alanda. Yıllar birbirini kovalar gibi gözükse de henüz üç, beş sene geçmiştir. Ülkede herkes ya ölüm döşeğinde hastadır ya da kısırdır. Amerikalıların ve İsraillilerin tohumu, “gerçek” bir tohumdur. Tarlaya ekilir ancak hasadı insan üzerinden yapılmaktadır.

 

Yıl, 2023 olmuştur. 100 milyon olması beklenen ülkenin nüfus, gerilemiştir... Artık ülkede her iki kişiden biri kısırdır... Geri kalanlar bir gün işe bir gün diyaliz makinesine gitmekteler... Bir kısmına ise aralıksız ensülin iğnesi yapılmakta...

 

Ama o ülkenin çok zeki çocukları ve bankalarda bekleyen tohumları vardır. Bu tohumlar tarlalarda yeşermese de, önemli değildir. Nasılsa bir bankamız vardır.

 

İşte o ülke Türkiye... Ninnilerle uyu Türkiye... Sakın uyanma! Nasıl olsa gideceğin yer cennet(!) Sen o hayal cennetine odun taşı. ABD ve işbirlikçileri senin için iyi şeyler düşünmeye devam ediyor nasılsa!


2023 TE Kİ TÜRKİYE
serkan öngelen
HARİKA BİR YAZI GERÇEKTEN DE OLAYLAR BÖYLE KENDİ ÜLKEMİZDE KANUNLARIMIZI İZİN ALARAK UYGULUYORUZ AMA DİĞER ADI GEÇENLERDE İDAM,ELEKTRİKLİ SANDALYE,ZEHİRLİ İĞNE GİBİ OLAYLAR YAŞANMAKTADIR,HANİ NERDE DEVLET NERDE HÜKÜMET NERDE KANUN ÖCALAN GİBİ İNSANLAR KULLANDIRILIP İÇERDEN BÖLME EYLEMİ YAPANLAR YAPTIRANLAR RAHAT RAHAT YAŞARKEN BİR EKMEK UĞRUNA 15 YIL HAPİS MAHKUMİYETİ ALAN VE HALA AB DİYE SAĞINI SOLUNU YIRTANLAR BU YAZDIKLARIMI DUYUN ÇÜNKÜ HAYALLERİNİZ GERÇEKLEŞMEYECEK ÇÜNKÜ BİZ TÜRKÜZ
13.08.2009 22:09:12
Gidişat bu
Osman Demir
Sonumuz aynen bu.. ancak insanlara masal gibi geliyor. Müslümanların nüfusu artış gösteriyor, ama onların nüfusu yok oluyor. Onlarda bu şekilde bizi durduracaklar, hatta yok etmeye çalışacaklar. Bu oyunu bir farkedebilsek.
11.08.2009 07:36:28
Bir Millet uyuyorsa...
siganfu-tim
Onu uyandıracak "aydın"(entellektüel)i alçaktır da ondan uyur!!!İmzayı atan Türk değil miydi?Gen Bankalarında tohumlarımızı "yok" eden TÜRK değil miydi???Kim İTİRAZ ETTİ???Kimse...Şimdi siz yazıyorsunuz...Bağlarımız bozulurken,ABD-İsrail ilaçlarıyla OMCALAR kurutulurken kimsenin gıkı çıkmıyordu...O iktidar DP sonrasında da AP değil miydi???Oralar Türk değil miydi???ABD'de keyif çatanlar Türk değil mi/ydi??Elan "yol"u ABD-AB-İsrail'den öğrenmiyor muyuz???
09.08.2009 14:39:24
10 numara adamsın
necati korkmaz
kalemin sağlam olsun bir ömür..
08.08.2009 21:38:47
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Foto Galeri
Piyasalar
  Alış Satış
Euro 1,945 1,970
Dolar 1,539 1,548
Sterlin 2,300 2.321
RÖPORTAJ
Anket
12 Eylül'de yapılacak Anayasa referandumunda evet mi/hayır mı diyeceksiniz?

Evet
Hayır
Sandığa gitmeyeceğim
Kararsızım


 
Ana Sayfa
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Kültür-Sanat
Eğitim
Aile-Sağlık
Spor
Teknoloji
İslam
Yorum
Röportaj
Yerel Haberler
Yaşam
Türkiye
Politika
Dış Politika
Genel
Polis Adliye
Yerel
Yorum
Dünya
Ortadoğu
Filistin
Irak
Afganistan
Avrupa
Balkanlar
Asya
Kafkaslar
Afrika
ABD
Güney Afrika
Avustralya
Genel
AB
Kuzey Afrika
Ekonomi
Genel
Para/Piyasa
Özelleştirme
Enerji ve Petrol
Otomotiv
Bankacılık
Tarım
Şirketler
Kültür-Sanat
Genel
Kitap
Sinema
Dergi
Etkinlikler
Müzik/Albüm
Tarih
Sergi
Aile-Sağlık
Genel
Çocuk Sağlığı
Kadın Sağlığı
Ruhsal Sağlık
Yaşam ve Gelişim
Teknoloji
Bilim
Teknoloji
Gazeteler: Zaman Taraf Yeni Şafak Sabah Milliyet Radikal Vakit Milli Gazete Yeni Asya Dünya Bugün Star Türkiye Özgün Duruş Gerçek Hayat
Yabancı Gazeteler: The Guardian The Independent New York Times The Washington Post Şarku'l Evsat El Hayat Eş Şark Elkudsu'l Arabi El Ahram Okaz El İttihad
Televizyonlar: BBC CNN NTV TVNET Hilal TV El Cezire Haberturk Kanal 24 Samanyolu Haber Skyturk CNN Türk Ülke TV TRT TGRT El Arabiya LBC MBC
RSS/XML Kaynağı Sitene Ekle Bülten Gönder Facebook Twitter'da Paylaş Mobil Versiyon
Copyright © 2007 TIMETURK
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz
Yazılım: Timeturk Web Servisi