İnsanlık vicdanının imtihan edildiği bir coğrafya
İnsanlık vicdanının imtihan edildiği bir coğrafya
Görmez: İslam'a dışarıdan baskı var
Görmez: İslam'a dışarıdan baskı var
Emniyet'ten pasaport alacaklara önemli uyarı
Emniyet'ten pasaport alacaklara önemli uyarı
Abdullah Gül'den olur mu?
Abdullah Gül'den olur mu?
'Tanklarla evimi kuşatıp kapımı kırdılar'
'Tanklarla evimi kuşatıp kapımı kırdılar'
Sese doğru gitmeli !
y_ramazanoglu@yahoo.com
27.01.2009




 

Şam ve Halep'te seslere göre yönünüzü tayin etmek, ses denizinin içinde yüzmek farklı bir deneyim. Seslerin büyük bir şölen vaadettiği doğru ama her sesin sorumluluk yüklediğini de bilmek lazım. Sesleri kayıt eden kalp kayıtsız kalamaz işittiklerine.  

 

Sesler bazen bir fırtına bazen frekansı küçük, etkisi vurucu bir küçük katre.  

 

Şarkılar geliyor önce dükkanların içinden. Nafura kahvesine Hamidiye çarşısının içinden yürüyerek ulaşırsanız neşeli kıvrak şarkılar, bazen Lübnan'daki Filistin'deki direnişine ait marşlar, inceden ağıtlar, Arapçanın içlere işleyen gırtlak sesleri.

 

Nafura kahvesine Emevi Camii tarafından varırsanız Selahaddin-i Eyyubi türbesinin oralardan gelen Kerbela ağıtları, erkeklerin en bariton olanının sesinde bile bir kırılma, incelme, yakarış kedere ve hasrete garkolma, merhamete boğulma. Bu sesi bırakıp da ilerlemeyi sürdürebilirsek akşam karanlığında, çok tarihi bir yapının içinden gelen perküzyon sesi. Kim çalar, kim dinler bu vakitte. İçerde kimse yok. Bir orta çağ kubbesi. Kubbe çınlıyor bir çılgınlık sınırında. Beş basamakla inilen loş yapının kendi iç sesi mi. Daha ötesine gidilmesi mümkün görünmüyor.

 

Malula köyünde tarihi kiliselerin taş duvarları arasından sızan kalp sesleri. Hala sızlayan reddedilme hali. İmanın sınanması. Simsiyah giymiş rahibin Arami dilinde yaptığı duanın yankılanışı. Duvarlara çarpıp kaybolmadan doğrudan bedenimize nüfuz etmesi.

 

Tam karşılıklı olgunluk vaktimizin ruh genişliğini yaşadığımız sırada, yol arkadaşlarımızdan bir kadının ne güzel bakın, kurban kesmeyi kaldırmış medeni insanlar, şarap ve ekmek yiyorlar, bizimkisi ilkellik diye Türkçe haykıran sesi. Ortamın nezihliğini hiçe sayarak güzel Türkçemizi iğne gibi batırma saati.  

 

Cuma.

 

Şam. Bilal-i Habeşi camii. O hemen yanımızda mütevazi bir mezarda. Camiden Kur'an sesleri. İşte bu. Teganni, abartı, tecvid paniği olmadan. Sade yalın içerden hücrelerden ve içe işleyen bir okuyuş. Anlamanın sese yankısı. Yürek işi. Yanık kokusu. Ciğerden ciğere bir yol vardır.  

 

Yer yok. dışardayız. Kilimlerin üzerinde.

 

Hutbe. Ben Arapça bilmiyorsam nasıl anladım her şeyi. Yoksa inşirah mı bu. Göğsümüz genişletilip içine bu ürpertici dil mi yerleştirildi. Fehmimiz mi açıldı. Bilal'in hürmetine. İmam inceden inceye sesler yolluyor. Envai çeşit ses tonları, tınıları, yıldırımlar, aylar güneşler, yıldızlar ve ateş yolluyor. Bunda anlamayacak bir şey yok. Arapça gerekmez. 

 

Ezan sonra. Bilal'in başucunda. Berrak bir çağrı. Ağaçlara değip üzerimize dökülüyor dalların arasından. Dinde zorlama yok evet ama hakikat olanla olmayan da net bir şekilde ayrılmıştır, yine de sen bilirsin. Elbette sen bilirsin.

 

Yollar ve günler boyunca radyo. Arabada takside kadınların baskın, cerbezeli konuşmaları. Sonra şarkılar. Şarkıların arkasındaki fonda müthiş çalgılar. Rebap ve ud mesela.  

 

Şoför bir şey anlatıyor yanındakine. Bir söyleyip iki güldüler. Neye gülüyorlar. Hepimiz gevşiyoruz. Onların Arapça konuşmalarındaki ahenk açıkçası bende bilmece çözme duygusu yarattı. Nokta virgül kadar Arapçam için alıştırma.  

 

Bir an durup gözlerimizi kapatıp dinleyince şehrin derin sesi hemen gelir kulağa. Binaların olgun tanıklığı. Görmüş geçirmişliğin bilgece iniltisi. Kuş seslerinin eşliğinde. Her şeyi bildiği halde susması emrolunmuş kuşların kanat seslerinin ima ettiği hakikatten daha ilham verici ne olabilir Şam-ı şerifte.   

 

Halep'li bir adamın çaldığı çift başlı kaval. Boğuk sese doğru gidişimiz. Sesin sarıp sarmalaması. Çobanların hatırası. Peygamber mesleği. Bir koyunun sesindeki masumiyete karışarak yücelere doğru tırmanma. Abdallık derecesinde teslimiyet. Otla koyun koyunla peygamber arasındaki ahenk ve kader birliğinin ele geçirmenin çok dışında cereyan edişi. Otun koparılırken ah! etmemesi bu yüzden. Koyunun kesilirken.

 

Mağara dizaynı içindeki bir otantik restoranda klasik Batı müziği sesi.

 

Sonra Feyruz. Sonra daha önce hiç dinlemediğimiz İran'daki sentura benzeyen otantik bir çalgının ritmi.  

 

Gece karanlık. Rebap bu. Sedeflerle süslü. Hamidiye'nin kapalı kepenkleri önünde. İnler ve cinlerin arasında. Adamın yüzü sedeflerden yansıyan gece ışığıyla birazcık aydınlanmış. Ses her şeyi açıklıyor. Büyük açıklamayı yapamaz tabii. Rebabın cürmü nedir.

 

Halep'te önümüzdeki aracın hareket etmesini sağlamak için şoförün parmağını hiç kaldırmadan kornaya basması. En yıkıcı seslerden biri. Büyü bozuluyor. Arapça şarkının sesini boğdu tamamen.  

 

Birden okul çocukları. Kuş cıvıltısı. Karşıdan karşıya geçen kumru ve güvercin sürüsü.

Yeni dökülen süt dişleri. Ağır çantaların birbiriyle çarpışması. Botların yere sürtülmesi. Saç tellerinin saç tokalarının birbirine geçme sesi.    

 

Bizim Türkçe konuşmalarımız. Kelimelerin fikirlerin hayretlerin çarpışması.

 

Kurban ilkellik diyenlerin çatal bıçak sesi. Etin ağızlarında ezilişi. Her şeyin gürültüye gittiği bir an. Bardakların, peçetelerin, unutmanın ama öte yandan bir kenara yazmanın iç sesleri. Her şeyin üstüne Şam tatlısının şerbetini çekerken çıkardığı ses.     

 

Satıcıların gözlerinden taşan gel ! sesi. Yarı fiyat teklif eden kırgın ama mütevekkil dil.

 

Muhyiddin-i Arabi'nin kapısının nazla açılışının iç yakan gıcırtısı. İki yaşlı adamın kenara çekilirken ayaklarını aceleye mahal vermeden sürümesi. Bir sandalyenin ve bir hasır iskemlenin geri çekilişi.

 

Tekrar Emevi. Bir hıçkırık. Koskoca adam. Tam Hüseyin'in kesik başının defnedildiği yerde.

 

Zeynebiyye. Seyyide Zeynep'in türbesi. Kadınların eteklerinin telaşlı hışırtısı. Çocukların ellerinden tutulup çekilişi. Peki bu gözyaşı seliyle ağıt yakan erkekler. Onları bir kadın için hıçkırırken görmek şok edici. Şii erkekleri kadınlara karşı daha merhametli ve hakkaniyetli kılan bu mu yoksa. Onlar için her kadın Fatıma'dan Zeynep'den kopup gelmiş bir parça mı.

 

Bir caminin önünde  Filistinli çocuk. Annesi ölüp evleri yıkılınca Şam'a sığınmış dedesiyle. Sarılınca duyduğum sesler şaşırtıcı. Kemiklerin açılma, yukarı doğru büyüme sesi. Derin bir çıtırtı. Ağrıyor mu eklemleri. Bunun büyüme ağrısı olduğunu biliyor mu.

 

 

Onaylı yorum bulunamadı.
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Yazarlar
Alıntı
Çeviri
Piyasalar
  Değer Artış
Euro 2,3110
Dolar 1,8470
Altın 93,4081
Röportaj
Gazeteler
Facebook