![]() |
14 şubat 2009. Otobüste yolla beraber kıvrılarak gidiyoruz. Ak-der'den Neslihan Akbulut ve Havva Yılmaz'
Buna hayır demeye yürek lazım. Çünkü Kocaeli İnanç Özgürlüğü Platformu Sabri Yalım Parkı'nda 200. eylemini yapıyor ve bu kararlılık, bu ısrar her türlü takdirin üstünde. Gideceğim eylemden bahsettiğim birkaç kişi hala başörtüsü eylemi mi var bu dünyada diye hayalet görmüş gibi irkiliyorlar. Ben de gerçeklik duygusunu kaybetmiyor değilim ara sıra.
Tam dört yılı geride bırakan ve her hafta az veya çok kişiyle ama yılmadan sürdürülen bu eylem beni de şaşırtıyor. Bu gücün biricik kaynağı iman, haklılıktan gelen enerji ve bilemediğimiz direk içerdeki özden çağlayan duygular. 3 Nisan 2005'de İzmit te saat 12.30 da parkın insan hakları anıtının önünde başlamıştı ve arkası gelmişti başörtüsüne özgürlük eylemlerinin. İzmir Konya Ankara Van gibi illerimizde de kardeşlerimiz bu platformlarda mücadele verdiler, veriyorlar.
Bütün bu eylemlere rağmen, kamuoyu yoklamalarında halkın büyük çoğunluğu bu yasakların kalkmasını istese de, demek hala genç kızların en doğal hakkı olan eğitim, kendini gerçekleştirme, yaşama, nefes alma, seçilme, hizmet alma, hizmet verme hakkı elinden alınabiliyor. Buna aklımızın kalbimizin alışması mümkün değil diye düşünürken :
Oğulların kardeşlerin kemiklerini arayan insanların hayali geldi yolumuza. Geçen hafta (7 Şubat cumartesi) da yağmur aynı acıdan koparılmış başka bir sahne için, gidenler hatırlar, inanın yine bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyordu. Ellerinde kayıp kardeşlerin oğulların babaların resmini taşıyan insanlardan öyle utanıyordum ki hiçbir şey soramadım kimseye. Sadece ıslandım onlarla. Kendini insanlara adamış bir insan olan tiyatro oyuncusu Mehmet Atak şefkatle resimleri topluyordu, bir poşetin içine, ıslanmasınlar diye. Ona yardım eden dünya güzeli gencecik bir kız vardı, Atak, babası alınıp götürülmüş yıllar önce, haber yok hala dedi usulca. Dilim tutuldu, bir sözcük gelmedi aklıma.
Cumartesi Anneleri eylemi ilk kez 27 Mayıs
İyi ki Milliyet'ten Devrim Sevimay bir söyleşi yapmış (16. 2. 2009). Ne bekliyorsunuz bu Ergenekon soruşturmalarından, açılacak kuyulardan diyor, 1995'te gözaltına alınan bir daha haber alınmayan Seyhan Doğan'ın ağabeyi Kadri Doğan'a. Seyhan 12 yaşındayken Dargeçit'in Ulaş köyündeki evinden babasının annesinin kardeşlerinin gözleri önünde alınıp götürülmüş bir baskınla ve gidiş o gidiş. Ne yapar ki 12 yaşında bir çocuk, ne yapabilir ki diyor ağabeyi hala hayret içinde.
Ne bekleyecekler, ?Haberleri hiç kaçırmıyoruz, gazeteleri alıyoruz, tek tek cümlelerin içinde geziyoruz, çözülenleri okuyoruz. Nerede bir kemik çıkıyor, nerede bir çukur açılıyor, nereden bir insan çıkacak diye ümitle bekliyoruz diyorlar.
Genç yaşta alınıp götürülmüş Hasan Ocak'ın ablası da bir düşünün diyor, çocuğunuz bir saat geç kaldı mı deli oluyorsunuz, bu insanlar yıllardır çocuklarının dönmesini bekliyorlar. O da kuyuların mezarların açılmasından kemiklerin verilmesinden söz ediyor.
Bir başka kayıp yakını ise mezarı olanlara gıpta ediyor neredeyse. ?Bayram geliyor, herkes kendi mezarına gidiyor, biz onu da bulamıyoruz, bizim gidecek mezarımız yok. Yani biz de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyız, ama işte bazıları için biz ayrı vatandaşız?.
Birkaç yıl önce şehit aileleriyle bir söyleşi yaptık, onlar da acı içindeydi, Allah kimseye bu acıyı göstermesin diyorlardı denilince de Hüsniye Ocak ? ailelerden biri de benim komşumdu. Erzincan'da bayramdan önce patlayan bombada öldü çocuk. Pırlanta gibi de bir çocuktu. Bir haber geldi, hepimiz çöktük? diyor.
Kendi halimize bırakılsak komşuyuz arkadaşız yoldaşız belli ki.
Bu taze hissiyatla Kocaeli'de meydandayız. Bakıyorum geçenlere. Yine ne var havasındalar. Hiç kimsenin durup da neler oluyor diye bakacak vakti ve yüreği yok.
Neyse ki yağmur ara verdi biraz.
Megafonla konuşurken sesime yabancılaştığımı söylemeliyim. Kopmuşuz sanki hadiseden. Sanki artık yasağa göre hayatımızı düzenlemek normalimiz olmuş da yasağı ekmek gibi aziz bilenlerin hastalıklı hali sinsice bana da bulaşmış.
Bu hissi bana veren şu oldu tam olarak.
Basın bildirisi okunurken tam yanımızdan geçen bazı başörtülü genç kadınların ve yanlarındaki erkelerin bize bakışı. ?Yasakları içselleştirdik biz. Hayatımızı bu gerçeklere göre tanzim ettik. Kabullendik artık. İşi büyütmeyin başımızı belaya sokmayın. Okumasak, seçilmesek, çalışmasak, kıymet verilmese, itham edilsek, suçlansak, aşağılansak, ayrımcılığa tabi tutulsak, ikinci sınıf görülsek, hatta bunu duruma göre kimi dindar insanlar bile yapsa her şeye ama her şeye alıştık biz bakışı. Neredeyse bizi suçlayan şaşıran itham eden soğuk bakışlar.
Sonra bunu konuştuk biraz mitinge katılan Mazlum-der Başkanı Ömer F. Gergerlioğlu ve diğer üye arkadaşlarla.
Bildiriyi okuyan Mazlum-der'li genç kız ? 200 haftadır verilen sözlerin tutulmasını bekliyoruz, umarız bir bu kadar daha beklemeyiz, güzel ülkemizin tüm vatandaşlarının eşit ve adil şartlar içinde özgürce yaşayabileceği umudu hala içimizde. Bu sorun çözülene kadar meydanlarda mücadelemizi devam ettireceğiz? diye haykırırken sesin duvara çarpıp bize geri dönmesiydi canımı sıkan.
Yine de muhteşemdi orada olmak.
Şunu görmeliyiz ki ortada bir tek ANA sorun var. Kocası iş bulamıyor, oğul kuyularda, kızı da okula alınmıyor. Birileri her sorunu ayrı bir bölmede tutarak birbirimize değip dokunmamızı engelliyor.
Bir kere topluca ?edi bese? diyebilsek?..
| Değer | Artış | |
| Euro | 2,3110 | ![]() |
| Dolar | 1,8470 | ![]() |
| Altın | 93,4081 | ![]() |


































Uzayda artık özel sektör de var
İnönü Stadı'nda fetih coşkusu
















































RSS/XML
Sitene Ekle
Facebook
Twitter'da Paylaş
Mobil Versiyon