İnsanlık vicdanının imtihan edildiği bir coğrafya
İnsanlık vicdanının imtihan edildiği bir coğrafya
Görmez: İslam'a dışarıdan baskı var
Görmez: İslam'a dışarıdan baskı var
Emniyet'ten pasaport alacaklara önemli uyarı
Emniyet'ten pasaport alacaklara önemli uyarı
Abdullah Gül'den olur mu?
Abdullah Gül'den olur mu?
'Tanklarla evimi kuşatıp kapımı kırdılar'
'Tanklarla evimi kuşatıp kapımı kırdılar'
Örtüyü kurtarmak hadisesi
08.04.2011





Örtünme, bizimle başlamadı. Çünkü tesettür, yani örtülü olmak Allah’ın yaratım sırlarındandır. Tesettür: Ontik sanatını, KUN demeden bile evvel, zaten örtülü olarak, meçhul bir ezelde kurmuş Yaratıcının, yaratım ritmidir. O, örtülüydü. Gizliydi. Bilinmekliği murad ettikten sonra, batından zahire tecelli etti ki zuhuru da örtülüdür... En güzel giysi ise, kuşkusuz güzel ahlaktır.

Özeleştiri

Bugünse bizim her şeyi tutup, çekip çevirmeye ve mülk edinmeye yatkın olan ellerimiz, tesettürü, sadece statü üzerinden bir iştahla, hoyratça tartışmaya sürüyor. Birincilerin nazarında örtünen kız, ya erkek baskısıyla ya da cahilliği dolayısıyla örtünmüştür ki aydınlatılması, kurtarılması gerekmektedir. İkincilerin nazarındaysa, dine diyanete dair elde kalmış son hatıra gibidir. Masumiyetin simgesi gibi korunmaya müstehaktır veya yelkenler biçilecek yelkenler dikilecek marşındaki, karadan yürütülecek muzaffer gemilerin bayrağıdır... Hepimiz bir şekilde tesettürü kurtarmak derdindeyiz. Oysa tesettürün köklü ve medeni bir geleneği olduğu kadar, İskilipli Atıf’a kadar uzanacak gerilim üzerinden de ciddi savunma birikimi var. Örtünme hadisesinin miladı bizler değiliz, ne medeni ne de defans anlamında.

Tesettür bizim tarafımızdan kurtarılmayı bekleyen bir zavallılık değildir. Tam tersine sabırlı, ve mütevazi bir duruş olarak, tıpkı namaz ya da oruç gibi belki bizi kurtarmasını umabileceğimiz, Allah rızasına dayalı bir ibadettir.

Seküler kırılma

İnsan haklarına dair savunma jesti üzerinden giden yolumun bazen beni modernizmin usçu mahkemesinde tutukladığını fark ediyorum. Seküler bir yarılmayla, eylemi salt haklar bağlamındaki çıplak eylem olarak, maksadı ve hikmetinden, içsel manalarından kesip ayrıştıran bisturiye dönüşüyor konuşmam. Fakirleşiyor, kuruyor, soluyor. Haklı olsa da savunmam, artık adeta eşyalaşmış, taşınabilirliğe dönüşmüş, hafifleşmiş, kolaylaşmış haliyle, iradeden ve yazgıyla olan bağlamından sıyrılmış, salt reflektif haliyle buluyorum “ örtünme” fiilini... Bu eşikte örtü, hicap gibi batıni temelinden koparak, ifade hürriyeti kavşağında diğer haklar arasında sırasını beklerken, bir yandan da her türlü kazaya açık dezavantajlı haliyle, salt edimsel, fonksiyonel bir “şey”e dönüşüyor. Dikkatinizi çekiyor mu bilmem ama, son polemikler çerçevesinde kurduğumuz tüm cümleler, “ben!” diye bağırıyor. Oysa tesettür, ben’i bir nebze de olsa, dizginleyebilmek için atılmış bir adımdır. Hiç bu kadar kendine saldırgan ve kendinden seküler bir üslupla kurtarılmaya çalışılmamıştı örtü ve örtülü kadınlar. Hem kadın hem erkek taraflar olarak tartışmayı hakkaniyet ve merhamet çerçevesinde sürdürmemiz gerekiyor. “İzzet” ve “kalem namusu” üzerinden suçlamalar ne kadar ağırsa, “casus”luk itafı da o kadar inciticidir. Birisi tutup Kabe’yi yıkmaya kalksa, hepimiz ayağa kalkarız. Oysa Kabe taştandır, peki ya kalp yıkmak? Hiçbir yere sığmayan Allah, oraya sığar.  

Yeryüzünde tesettürüne “hicab” demeyen/diyemeyen tek toplumuz ne yazık ki. Bizim lügatimizden düşmüş/düşürülmüş, unuttuğumuz bir kelime; hicab...

Her halükarda, tesettür, hicap hikmetini içkin anlamlarından güdükleştirilmiş, sivil toplum talebine daraltılmış, ya saldırı yahut savunma evrakına dönüşmüş bir haldedir...

Tesettürü, kadınlara has bir eşyadan, aksesuardan hatta Danıştay’da açılan bir davadan, temel hak ve hürriyet söyleminin gayet iyi iş başarır mağduriyeti olmaktan, demokratik açılımın rükünlerinden, liberal bir talepten, kimlik sosyolojisinin bir parçası olmaktan, reklam kampanyasından, ibaretleştirirsek... Onun Allah için’liğini, kullukla olan rabıtasını, alçakgönüllülüğü, hicabı ve güzel ahlakı işaret eden pratiklerini, gözardı etmiş oluruz ki, işte tam bu vadide “tesettür” değil, belki, “imge”dir konumuz. Şekilden ibaret, dramatik yoksullaşmayı koyarız sahneye bundan sonrasında...

Onaylı yorum bulunamadı.
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Yazarlar
Alıntı
Çeviri
Piyasalar
  Değer Artış
Euro 2,3110
Dolar 1,8470
Altın 93,4081
Röportaj
Gazeteler
Facebook