İnsanlık vicdanının imtihan edildiği bir coğrafya
İnsanlık vicdanının imtihan edildiği bir coğrafya
Görmez: İslam'a dışarıdan baskı var
Görmez: İslam'a dışarıdan baskı var
Emniyet'ten pasaport alacaklara önemli uyarı
Emniyet'ten pasaport alacaklara önemli uyarı
Abdullah Gül'den olur mu?
Abdullah Gül'den olur mu?
'Tanklarla evimi kuşatıp kapımı kırdılar'
'Tanklarla evimi kuşatıp kapımı kırdılar'
Kara tahta
10.02.2012




Kara Tahta”, tarihe karışıyor derken ekranda zuhur etti! Bu mu muhalif olmak? Bağımlı çocuklar üzerinden sergilenen düzeysiz, çirkin, kirli, istismarcı medya şehveti. Yazıklar olsun. “Kara Tahta”na çıkardığın o çocuklarla güya iş kotarıyorsun, yazık!

Başbakan Erdoğan’ın “dindar gençlik” cümlesinden korku köpürtmeye de çıldırmaya da gerek yok oysa. Kaldı ki; aynı Başbakan, geçen hafta “Laiklik” konusunda da demeç verdi. Kimseden çıt çıkmadı... Oysa hem “tinerci çocuklar”, hem “Diyarbakır’dan fışkıran kemikler”, dindar gençlik isteyenlerden çok, Türkiye laiktir laik kalacak ezberinin eseridir...

“Dindar gençlik istemi”nin karşısındaki orkestra, en çok laikliğe vurgu yaptığı için karşılaştırıyorum bu iki açıklamayı, ikisi de Başbakanımıza ait. Ne ki; “dindar bir gençlik” istemekle, “laikliği” anayasal resmi düzlem içinde takdim etmenin doğuracağı hukuki sonuçlar, birbirinden farklı yaptırım güçlerine işaret ediyor...

Dindar gençlik isteyenlerin elinde herhangi bir yaptırım gücü yok, adı üstünde “istem”...

Peki laiklik öyle mi? Laikliği; “tıpkı demokrasi ve sosyal hukuk devleti kavramları gibi cumhuriyetin temel nitelikleri arasında” tarif ettikten sonra, “75 yıl boyunca cumhuriyetin bütün değerleri, demokrasinin bütün kazanımları gibi Türk milletinin ortak paydası” şeklinde deklare etmenin sonucu, bir dizi yaptırımları da beraberinde taşır... Sıkıysa laik olma...

***

Dindar gençlik dileği üzerinden “resmi ideoloji” tartışması kotarmaya çalışanlar, sıra laikliğe gelince dut yemiş bülbüle dönüyor. Madem devir her şeyle yüzleşme devridir; madem “resmi ideoloji” kavramı bu kadar irrite edici bir durumdur... Demokrasi, sosyal devlet ve laiklik gibi kavramlar niçin bu tartışmanın dışındadır? Bunlardan türetilince resmi ideoloji, hiç sorun yok öyle mi?

Tartışmanın mihenk noktasında, kavramlar değil, kavramların nasıl yönetileceği meselesi var aslında... Adalet yerine zulüm ve baskı üreten bir rejimin ismi istediği kadar demokrasi olsun veya baştakiler bunu dindarlık isterken üretmiş olsun... Ne fark edecektir? Sosyal devleti, yoksullukta eşitlik olarak yönetmekle, serbest piyasa ilkesini adaletsiz gelir dağılımı üzerinden uçurumlara götürmek arasında, fertler nazarında ne fark olacaktır ki; ikisi de kötüdür... Tıpkı Laikliği; dindarlığa dair tüm görünürlüğü sıfırlamak şeklinde yönetmekle, dindarlığı baskıcı bir görünürlük üzerinden dayatmanın da fertler açısından pek bir farkının olmayacağı gibi...

***

“Dindar gençlik istemek” üzerinden çıkan tartışmada, bu talebin, “on yılda on beş milyon genç yaratmak” şeklindeki kemalist dayatmaya benzeyeceğini söylüyorlar...

Oysa din ya da dindarlık dediğimiz şeyin mukayesesi, değil Kemalizm gibi nasyonal bir ideolojiyle, evrensel başka bir ideolojiyle dahi yapılamaz... Çünkü din veya dindarlık, ideolojilerin dar çeperlerinin zaptedebileceği bir mevzu değildir.

O çok kutsadığımız özgürlüğe dahi ihtiyacı yoktur dinin... Çünkü insanlık, kalbe, ruha, inanca kelepçe takacak bir kontrol mekanizmasını, tutkuyla arzulasa bile henüz icad edebilmiş değildir... Din karşıtları ne yapabilir? En çok İskilipli Atıf Efendi’yi astıkları gibi, inançlı bedeni ortadan kaldırır veya dindarlığın görüntüsünü sıfırlamaya dair önlemler alır, başörtüsü yasağı, ezan yasağı, minare yasağı, kilise yasağı, türbe yasağı koyar, bunun gibi... Bunların hepsini yaşadık, ne oldu? Din, kalktı mı ortadan, din bitti mi? Ama en evrensel zannettiğimiz ideolojilerin miadı doluyor, duvarlar yıkılıyor ve en mutantan ideolojiler, insanlık müzesinin metruk heykeller galerisine yollanıyor...

İnsanlığın, güce, hazza ve hıza endeksli tüm maddeci/pozitivist tecrübelerinden sonra, yeniden kutsal arayışına geçtiği bir dünyada... Zihnimize çakılmış “kara tahta”lardan kurtulamıyoruz... Son peygamber, dini “güzel ahlak” olarak tarif ediyor. “Güzel ahlak sahibi bir gençlik” niçin asabımızı bozuyor anlayan varsa beri gelsin...
Onaylı yorum bulunamadı.
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Yazarlar
Alıntı
Çeviri
Piyasalar
  Değer Artış
Euro 2,3110
Dolar 1,8470
Altın 93,4081
Röportaj
Gazeteler
Facebook