İnsanlık vicdanının imtihan edildiği bir coğrafya
İnsanlık vicdanının imtihan edildiği bir coğrafya
Görmez: İslam'a dışarıdan baskı var
Görmez: İslam'a dışarıdan baskı var
Emniyet'ten pasaport alacaklara önemli uyarı
Emniyet'ten pasaport alacaklara önemli uyarı
Abdullah Gül'den olur mu?
Abdullah Gül'den olur mu?
'Tanklarla evimi kuşatıp kapımı kırdılar'
'Tanklarla evimi kuşatıp kapımı kırdılar'
Başka ‘tahammül’ler de var
26.08.2011




Beklemek, tahammül ve sabır, İslam siyasi kültürünün önemli kavramlarıdır” demiş Prof. İsmail Kara, 5 Haziran’da Emeti Saruhan’a (Yeni Şafak). 1965’e kadar devletle din arasında esas itibariyle zıtlık değil tamamlayıcılık ilişkisi olduğuna, bunun da Türk siyasi kültürü ve Sünnilik algısıyla alakalı olduğuna dikkat çekmiş. 65’lere kadar devlete muhalefetin değil, onun işleyişine ve işleten kişilere muhalefetin cari olduğunu söylemiş... 65’lerden itibarense, özellikle Mısır deneyimi ve İhvan-ı Müslimin hareketinin etkisiyle “sistem”e dair muhalefetin öne geçtiği tespiti de önemli Prof. Kara’nın. O günlere kadar mütedeyyin kesimler, dinen yaşanan zorlukların, kötü gidişatın, ahlaki yozlaşmanın, sistemden ve devletten çok, kendi kusurları, ayıpları, günahları, eksikleri yüzünden başa geldiğini düşünürlermiş. “Nasılsanız, öyle idare edilirsiniz” hadisini temrin etmek yerine, 65’lerden itibaren, “bizim düzelmemiz için önce sistemin düzelmesi gerek” düşüncesine geçildiğine işaret ediyor Prof. Kara... Bozulmayı ve çözülmeyi kendinde arayan eski bakışın, aynı zamanda yerli, pasif ama tutarlı bir muhalefet doğurduğunu da ekliyor.

***

Köprülerin altından çok sular geçti. 1994’ten itibaren, “bizim düzelmemiz için önce sistemin düzelmesi gerek” diyenlerin siyasi hamleleri, sistem muhaliflerini iktidara taşıdı... Yani, Kara’nın sözünü ettiği 1965’ten sonraki dönem, 1994’te kapandı. Muhalifler, sistemle tanıştı, sistemin yöneticileri olmaya başladı. Bu, tam da Sovyet Blokunun çöküp, tek kutuplu dünyanın kendisine yeni düşman icat ettiği “İslam”la karşılaşmasına tekabül eden zamanları imliyordu. Yeşil Kuşak projesi bağlamında, görünürlüğü ve etkinliği sorun haline getirilen yeni bir ötekileştirme kuruluyordu. 2002’de milenyuma İkiz Kuleleri yıkılmış olarak giren ABD, sadece Irak ve Afganistan’da, milyonlarca “medeni olmayan” insanı katlederek, dünya dillerine “islamik terör” ezberini yaptırıyordu. Avrupa’da artan içe kapanma, islam fobisi, nasyonel hareketlilik de buna eklenince. Yeni dünyanın “onlar”ı; radikalleri, Müslümanlar olarak belirlendi.

***

Prof. Kara, mezkur mülakatında dünya Müslümanlarına dayatılan görünürlüğünden ve etkinliğinden vazgeçmiş İslam formundan hareketle; “mevcut dindarlığın Türkiye’yi taşıyamayacağını” söylüyor... Geleneksel iç muhasebesi ve ahlaki öz denetime dair medeni izleğini yitirmiş (siyasetten, parayı kullanmaya kadar), pratiklerini gizleye saklaya dönüştürmüş ya da unutmuş günümüz Müslümanlarının, bugün itibariyle yaslanacakları bir örfleri var mıdır? Tartışılır... Ama “tahammül” mevzuna, sadece Prof. Karaman’ın açtığı yerden değil, Prof. Kara’nın işaret ettiği cihetten de bakmak gerekiyor. Yoksa daralmış bir polemiğin içinde at koştururuz...

***

Konu; haşemasıyla site havuzuna girmek isteyen kadınla, belediye otobüsüne şortla binen kadın arasına sıkışınca... Bu iki kadın giderek birbirine daha çok benziyor. Tahammül ve hoşgörü polemiği oldukça sığ bir kaba sokuşturuluyor... Söz gelimi; haşemayla apartman havuzuna girmek meselesi, tesettür konusuna mı, hukuk bahsine mi girer? İşte tam burada Mustafa Akyol’un bahsettiği “birey”dir havuza giremeyen haşemalı kadın. İmza toplayacaktır, apartman yöneticisine dilekçe yazacaktır, hukuk mücadelesine girecektir, medyaya taşınacaktır. Dini tesettür babından değil, bunun sivil bir hak olup olmadığı tartışılmaya başlanacaktır. Tüm balkonların ortadaki havuzu dikizlediği panoptikan mimaride, “havuza girmesem ne çıkar” diye sormak aklımıza gelmeyecektir. Liberal düşünceyle İslami duruşun (din olarak islamın değil) ontolojik farklılığına henüz gelemedik. Mustafa Akyol’un sentezci sosyolojisini önemsemekle birlikte, neoliberal düşüncenin derinlerde hemen her şeyi izafileştiren epistemolojisini ıskalamayalım diyorum... Tahammül, görkemli bir gövde gösterisi veya protesto değil, kederli bir içe bakıştır, nefs muhasebesidir.

Onaylı yorum bulunamadı.
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Yazarlar
Alıntı
Çeviri
Piyasalar
  Değer Artış
Euro 2,3110
Dolar 1,8470
Altın 93,4081
Röportaj
Gazeteler
Facebook