![]() |
İsmini yazdığınızda 0.2 saniyede 20 milyon veri geliyor... Dünyayı adeta topaç gibi evirip çeviren, attığı her adımın sesini tüm gezegende duyuran bir lider. Laiklik konusunda Mısır’da başlattığı tartışmada bahsi arttırarak; “Söylediklerimde İslama aykırı bir şey varsa, siz de beni ikna edin” dedi... Bu konuda Ali Bulaç, Fehmi Koru, Akif Emre, Yusuf Kaplan önemli yazılar kaleme aldılar, liberalleri saymıyorum. Zira tartışmanın İslamcı Düşüncenin kendi içindeki fikri hareketliliği ve manevralarını takip etmek bakımından apayrı bir önemi var. Ayrıca Başbakanın, yüzde 50’yi aşan halk desteğine yaslanarak, halkının kendisini anladığını ima etmesi de, onu “ikna” edebilmenin güçlükleri arasında... Kimi ikna edeceğiz? Libya’dan Tahrir’e, Tunus’tan Gazze’ye, Suriye’den Amman’a, Beyrut’a kadar posterleri “fahr’el İslam” anonslarıyla taşınan o akılalmaz hayranlık dalgası karşısında kim kimi ikna edecek? Namaz kılarken tehhiyatta sağ işaret parmağını kaldıran bir lideri mi ikna edeceğiz? Üyesi olduğu bütün partiler, laiklik sebebiyle kapatılmış, yetmemiş hapis yatmış, yetmemiş tahsil ettiği İmam Hatip okulundan, eşinin ve kızlarının başörtüsüne kadar her türlü zulmü, ayrımcılığı, bedel ödeyerek bugünlere kadar gelmiş bir insanı... Neye “ikna”edeceksiniz?
***
“Muhtar bile olamaz”dı? Şimdi, kendisini suçlayıp kilitlediğiniz bütün kelimelerinizi, temize çekip yeniden önünüze koyuyor işte. Demokrasi, Laiklik, İnsan hakları... Aydınlanmadan bu yana kan, gözyaşı ve bozgunculuk olarak tecrübe ettiğimiz tüm pozitivist yaklaşımları, insanlığa ödettiği tüm ağır bedeller, hüzün ve hüsranın da içinden geçerek... Yeniden tanımlıyor. İronik bir şekilde tanrısal güç atfedilmiş tüm Batı yapısallarını, yine kendi sözlükleri içinden bozuma uğratıyor... Peki tüm bu müspet duygudaşlıkların yanı sıra, kişisel rahatsızlığımız nedir bu tartışmada? Anglosakson, Kara Avrupası veya Okyanus uygulamalarından farklı şekilde vurguladığı Türkiye tipi laiklik tanımı, yine aynı paradigmanın, aynı sözlüğün içindedir... İsmi ister laiklik ister sekülerizm olsun. Tartışma; insanın Tanrı ile hesaplaşıp, onu göklere hapsettikten sonra birey olduğu temel üzerinden işliyor. Bu ontolojik yarılmayı, yırtılmayı, özgürlük felsefesi olarak kabul eden sözlük içinde ortaya konacak her türlü bozum, meydan okuma, yeniden inşa, yeniden tanımlama faaliyetleri, usul olarak savunma mahiyetindedir, esas itibariyle de paradigma içindedir... Reflekstir. Reaksiyonerdir.
Refleks olması ve reaksiyonerliği, elbette onu değersiz kılmaz, hatta yönetilenler ve temsil edilenler cihetinden bir tür refleksler orkestrasyonu da diyebileceğimiz siyasetin, reelpolitik yüzü bunu rahatlıkla kaldırabilir. Zaten, halkın kendisini anladığını söylerken de Başbakan, işin siyasi işleyişine atıf yapıyor... Ama işin felsefi hesaplaşmasını yapacak İslam düşünürlerinin, ilahiyatçıların, yazarların, siyaset gibi bir zorunlulukları olmadığı için, bu konuyu elbette enine boyuna tartışacaklardır.
***
Laiklik konusunda epeyce ağır bedeller ödemiş bir toplumun, korkular ajandasını da iyi okumak gerekiyor öte yandan. Tayyip Erdoğan gibi kendisini samimiyetle “Müslüman” olarak ifade eden birinin, öcüleştirilmiş laiklik konusunda “korkuları yenmek”ten başlayarak kurduğu tüm cümlelerin yol açtığı müspet moral motivasyona da dikkatinizi çekmek isterim. Onun tartışma konusu cümlesini; “laiklikten korkacak ne var” şeklinde okumak da mümkün... Tartışmanın salt teori kısmı yok anlayacağınız. Toplumsal dinamiklere has psikolojik özgüven bahsini, en az paradigmal tartışma kadar önemsiyorum.
Tamam, laiklikten korkmayalım da, devletin farklı inançlara eşit mesafede durması işlevinin, kendi değerler dünyamızdan bir karşılığı yok mu? Adalet gibi, hukuk gibi, emniyet, selamet, hakkaniyet gibi... Devlet ve insan, devlet ve hükümet, bu kadar kopuk mu birbirinden?
| Değer | Artış | |
| Euro | 2,3110 | ![]() |
| Dolar | 1,8470 | ![]() |
| Altın | 93,4081 | ![]() |


































Uzayda artık özel sektör de var
İnönü Stadı'nda fetih coşkusu
















































RSS/XML
Sitene Ekle
Facebook
Twitter'da Paylaş
Mobil Versiyon