İnsanlık vicdanının imtihan edildiği bir coğrafya
İnsanlık vicdanının imtihan edildiği bir coğrafya
Görmez: İslam'a dışarıdan baskı var
Görmez: İslam'a dışarıdan baskı var
Emniyet'ten pasaport alacaklara önemli uyarı
Emniyet'ten pasaport alacaklara önemli uyarı
Abdullah Gül'den olur mu?
Abdullah Gül'den olur mu?
'Tanklarla evimi kuşatıp kapımı kırdılar'
'Tanklarla evimi kuşatıp kapımı kırdılar'
‘ATA’ uçağındaki ‘ANA’ Emine Erdoğan
18.02.2011




Öğrencilik günlerimden beri, yakından takip ettiğim müthiş bir kadın; Emine Erdoğan. Geçen gün 56 yaşına bastığında, gökyüzündeydi. Vicdanında ve sesinde çoğalttığı yüzbinlerce yeryüzü kadınının bir temsilcisi olarak konuşuyordu Brüksel’deki “Crans Montana Forumu”nda... Belçika’daki gurbetçilerimiz, öğrenci ve işçiler, sivil toplum liderleri, aktivist ve siyasetçiler kadar, Fildişi Sahilleri’nden, Kongo’dan, Arnavutluk’tan, Rusya’dan, İsviçre’den gelmiş rengarenk bir kalabalığın içinden seslenen bir “ yeryüzü annesi”ydi...

Forum Başkanı Jean Paul Carteron törende yaptığı konuşmada, Türkiye’yi ve Emine Erdoğan’ı, “geleneğe bağlı ilerlemenin imkanı ve sembolü” olarak takdim etti.Prestijli bir laikliğin yanı sıra dini değerlere saygılı bir ülke olarak da dikkat çeken Türkiye’de, din ve demokrasi bağlamındaki modernite/ gelenek armonisi hakkında yaptığı uyum çabasından bahsetti. Bu süreçte Emine Erdoğan’ın kadın vurgusu üzerinden çoğalttığı temsil kabiliyetinin, aynı zamanda hümanist bir boyut, insani bir umut anlamında ışıldadığından söz etti... Emine Erdoğan, ödülünü UNESCO Genel Direktörü Irina Bokova’nın elinden alırken; “şahsıma verilen bu ödülü, bulunduğu coğrafyada her zaman barışın, özgürlüğün ve demokrasinin öncüsü olan Türkiye’nin tüm kadınlarına ithaf ediyorum” dedi.

Toplantıyı bir ödül töreni olmaktan çıkaran şeyse, Hanımefendi’nin konuşmasında çizdiği dünya kadınlar atlasıydı, kanımca... Kabil’deki, Bağdat’taki, Tiflis’teki, Darfur’daki kadınların mücadelesini, aynı zamanda bir onur mücadelesi olarak takdim etti Emine Hanım... “Kahire’de ve Tunus’taki kadının demokrasi mücadelesi, aynı zamanda bir adalet mücadelesidir” dedi. “Gazze’deki kadının mücadelesi özgürlük mücadelesi olduğu kadar bir evlat mücadelesi ve bir var olma mücadelesidir” dedi. Kendi kişisel deneyiminden yola çıkarak, ülkesinin kadınını temsil etmeye, oradan da yeryüzü kadınının varoluş onuru, barış ve güven istemine doğru giderek açılan bir açıyla konuştu... “ Yeryüzünün neresinde olursa olsun huzur ve barış iklimi tehdit altında olan, özgürlüğüne kast edilen ve demokrasi kendisi için lüks görülen her insanın derdi bizim derdimiz, mücadelesi de bizim mücadelemizdir ” derken, doğrusunu isterseniz bir siyaset dersine de dönüştü konuşması... “Küreselleşen dünyada insanların kafataslarına, derilerinin rengine, inançlarına ve şekillerine göre barış, özgürlük ve demokrasi derecelendirmesi yapmak çağdışıdır ve ırkçı bir yaklaşımdır. Bulunduğumuz coğrafyadaki kadınların hakları da güç dengelerine, hesaplarına ve kimi rejimlerin güvenlik kaygılarına feda edilmemelidir” dediğindeyse konuşmasını takip ettiğim kürsünün hemen önünde, kalabalık dolayısıyla güç bela kamera pozisyonu paylaştığımız Faslı genç bir kadın gazeteci; “feminist bir lideriniz var” yorumunu yaptı... “Yeryüzü Annesi” şeklinde kısa bir cevapla kaçtım konuşmaktan...

Niçin kaçtım? Zira kendi ülkesinin kadınları adına aldığı madalyayı, yine kendi ülkesinde üretilmiş nice zahmetli incinmenin içinden geçerek, sabırla taşıyan bir kadının temsil hikayesi... Kuşkusuz bu çoksesli bir temsildi, tüm dayatmacı ezberleri bozan ... Ödül verilen kadın, ödülünü tevazu ile alırken... Ödül verenler de dahil tüm yeryüzü muktedirlerine; barış ve hukuk dersi veriyordu işte...

Der Spiegel muhabiri, Bakan Egemen Bağış’a, “Nato yerine Varşova Paktı’na üye olsaydınız, şimdi AB’deydik diye düşündünüz mü hiç” diye sormuş. Gece 02:00’ye yakın, “bunu düşünüyorum” dedikten sonra, karşımda uykuya dalan Egemen Bağış, rüyasında acaba ne görüyordu? Bir pike bulsam da üzerine örtüversem derken ben de sızmışım. Hayalimde Beyhan Bağış, elindeki kestane şekerlerinden örülmüş bir pikeyle örtüyordu eşini ki...

Tam o anda “Ata”, içindeki “Ana”yla, analarla konuvermişti anayurda.

Bir toprağı yurt kılan analarıdır” diye yazdım ben de not defterime... 

Onaylı yorum bulunamadı.
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Yazarlar
Alıntı
Çeviri
Piyasalar
  Değer Artış
Euro 2,3110
Dolar 1,8470
Altın 93,4081
Röportaj
Gazeteler
Facebook