Timeturk: Haber, Timeturk Haber, HABER, Günün haberleri, yorum, spor, ekonomi, politika, sanat, sinema

  • DOLAR 2.13
  • EURO 2.95
  • ALTIN 88,54

Suriye gerçeği ve ayaklanmaların asıl nedeni

Sebahattin Arslan


Arap dünyasının içine girdiği değişim rüzgarı ölüm rüzgarlarına dönüşmeye başladı. Arap yöneticiler son zamanlarda çok sert karşılık vermeye başladı. Hala halk ayaklanmalarının geçici bir ayaklanma olmadığını kavrayamadılar. Ayaklanmaların başında hedefte olan yöneticiler idi.

Arap halk hareketleri olmadan önce bu coğrafyada sözüne en çok güvenilen ülkenin Türkiye olduğu bu coğrafyayı bilenler tarafından teyit edilir. Bunun başlıca nedeninin Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Davos’taki çıkışıydı. Özellikle 1 Mart Irak tezkeresinde hükümetin talebine rağmen meclisin onay vermemesi nedeniyle Arap halkı, aydın ve yöneticilerinde büyük bir memnuniyete neden olmuştu. Bu tezkereyi millet ret etmişti. Araplar bu önemli çıkışı bir kenara not ettiler. Önemli konularda Türkiye’nin kendilerini Batılı zalimlerin eline terk etmeyeceğine inandılar. Arap halkının çoğu Türkiye’yi ve halkını seviyordu. Bu olay ile sevgilerinin boş olmadığını gördüler. Türkiye’ye mesafeli bakan bazı Arap entelektüelleri ise en azından daha ılımlı bir bakış açısı kazandı. Başta ABD olmak üzere ABD’nin bölgedeki ileri karakolu İsrail’de şaşkınlıkla bakıldı bu tutuma. Zamanın ABD’li yönetici ve diplomatları dolaylı yolu bırakarak açıktan Türkiye’de ve ABD’de diplomatik nezaketi çok aşan bir üslupla tehdit dilini kullanarak bunun Türkiye’ye faturasının çok ağır olacağını söylediler. Batılı yazar ve çizer taifesi ile Batılı yöneticiler Türkiye’ye ağır hakaretler ve suçlamalarda bulundular. Batıcı yazar ve diplomatlar meclisin kararının Türkiye’yi ABD nezdinde çok kötü duruma soktuğunu ileri sürdüler. İlişkilerin tamir edilemeyecek düzeye indiğinden bahsettiler. Oysa Batı’daki meclislerin kararları saygıyla karşılanırken Türkiye’ye neden sert bir diplomatik üslup kullanıldı? Bu karar Türkiye meclisinin kararıydı en nihayetinde

Değişime en çok kimler direniyor

Ortadoğu’da bir değişim olmalıydı. Bu değişimin önünü İslam Dünyası’nın yöneticilerinin tıkadığını söylemek doğru olsa da, esasında bu yöneticilerin birer Pinokyo olduklarını unutmamak lazım. Bu tahtadan adamların iplerini elinde tutan ve harekete geçiren güçleri görmeden olayları değerlendiremeyiz. En nihayetinde bu Pinokyoların, ipleri koptuğunda ipi elinde tutanlar iplere başka tahtadan adamlara bağlayıp bağlayamayacağı bizim için önemli olan. Saddam’ın ipini kopardılar, yerine (şimdilik) Maliki’yi koydular. Libya’da da, Kaddafi’nin ipini koparıp yerine başka Pinokyo veya Pinokyoları bağlamak istediklerini açık şekilde bize göstermiş oldular. Bu coğrafyanın halkı artık Pinokyolar ve onların ipini elinde tutanları istemiyor. Sadece eski Pinokyolar ve onların adamları olan Pinokyocuklar değil, onların gerçek sahibi olan Batılı zalim ülkeleri de istemiyor. Halk artık düşün yakamızdan diyor.

Bu yöneticilerin zaten hiçbir ağırlığı ve ciddiyeti kalmamıştı. Halkı temsil edecek halkın başkanı veya kralı zaten değildiler. Bunların durumu kurumuş renk değiştirmiş, düşmekte olan bir son bahar yaprağına benziyordu. İşte bu son rüzgar kimsenin tahmin etmediği zamanda ve yerde esti ve bir kısım yaprağı düşürdü, bir kısmını da düşürmek üzere.
Genelde İslam Dünyası’nda özelde Arap Dünyası’nda uzun zamandır Batılı hayat tarzını kendilerine din edinmiş, kendi halklarının dinini kendi hayat tarzlarına ve bakış açılarına göre yeniden şekillendiren, bu bakışı halka açacak müesseseler kuranlar, yüzlerce asırlık İslami kurumları bir çırpıda ortadan kaldıranlar, halkı İslam dininin bilgilerinden mahrum edenlerin bir kısmı öldü gitti bir kısmı ise rüzgarını bekliyor. Esas bunları alttan alta yöneten ve yönlendiren Batılıların kendisi.
Tunus ve Mısır’daki halkın baskısıyla giden eski nizamın adamları Batılıların adamlarıydı.

Halk esasında kime karşı ayaklandı

Artık halkın kime karşı ayaklandığı ortada. Bu ayaklanmayı farkı çizgilere çekmek çok yanlış olur. Ortadoğu halkı I. Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı Devleti’nin yıkılmasıyla Batılıların eline geçen bu coğrafyanın insanının nasıl çok ucuz şekilde öldürüldüğünü, dini yaşantısının nasıl yasaklandığını veya kısıtlandığını, halkının nasıl ucuz işçi olarak kendi topraklarında yönetici Pinokyolar tarafından kullanıldığını, tarihinden nasıl uzaklaştırıldığın gördü. Sonra Allah’ın kendisine verdiği yer altı ve yer üstü zenginliğini nasıl çaldığını da gördü. Bu nedenle Batılılara yeniden köle olmamak için Müslüman alim, yazar ve düşünürler halka yardımcı olmalı, onları yönlendirmelidir. Biz her ne kadar gençlerimize güvensek de, onların tecrübesizliğinden ve zaaflarından istifade edecek ve onları yönlendirecek batılı güç odaklarının iş başında olduklarını unutmayalım.

Halkın esasında kime karşı ayaklandığını hep canlı ve diri tutalım.

Türkiye ile Batıyı aynı kefeye koymayın

Libya’da Kaddafi’nin halkına karşı giriştiği akıl almaz katliamı önleme bahanesiyle Libya’ya giren Batılı güçlerin muhalifleri korumaları Libya’da haklı bir sevince neden olmuştu. Bunu makul karşılamak gerekir. Libyalı muhalifler Batılı güçlerin kendilerine yardım etmesini büyük bir memnuniyetle karşılamışlar, bu yardımı Türkiye’den beklediklerini söylemişlerdi. Savaşın içinde bulunan bu zavallı halk Türkiye’nin muhalifleri silahsızlandırması isteğini şaşkınlıkla karşılamışlardı. Oysa Türkiye yeni Afganistan ve Irak istemiyordu. Bu çıkışı ben de doğru bulmadığımı söylemiştim. Sonra Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Libya ile ilgili muhalifleri memnun edecek açıklamalar yaparak kafa karışıklığını kısmen giderdi.
Suriye yönetimini destekleyen açıklamalar da talihsiz açıklamalar olarak görmek gerekir. Türkiye’nin açıklamaları ile İran’ın açıklamaları birbirine benzer açıklamalar olarak görüldü Arap kamuoyunda. Türkiye, perde arkasında Suriye yönetimiyle İran gibi konuşmadığını düşünüyoruz. Ancak Suriye konusundaki tutumunu Ortadoğu’ya net bir şekilde ifade etmiş değil.
Türkiye seçime gitmesine rağmen, aktif bir dış politika sürdürmeye devam ediyor. Şayet seçim süreci olmasaydı belki şimdikinden daha fazla ilgi ve dikkati gösterirdi.

Arap dostlarımız ve kardeşlerimiz şu hususa dikkat etmeliler. Elbette şimdiki Türk hükümeti de hata yapabilir. Türkiye’yi en çok yanlarında görmek istedikleri bir zamanda kendilerinden uzaklaştığını görmelerinde derin bir hayal kırıklığı yaşamaları anlayışla karşılanabilir. Sitemlerinde aşırıya kaçmaları da makul karşılanabilir. Bir zamanlar Türkiye’nin de yaptığı gibi Fransa’yı veya Batıyı tekrar Türkiye’ye tercih etmek yanlışlığına Arap kardeşlerimiz düşerlerse, kendileriyle çelişmiş olurlar.
Türkiye’yi ne için suçladınız? Petrolde gözü var, halkın yanında olmadı, yöneticileri seçti. Peki Batılılar şu ana kadar kimi tercih etti? Halkı mı?

Arap yazarlar ve aydınlara

Bir kısım Arap yazar ve aydınlar Arap halkları ile Türkiye’nin arasını açmaktan kaçınmalıdır. Bu onların da yararına olur. Arap kamuoyunu yanlış ve gerçekle örtüşmeyen bilgilerle meşgul ederseniz her iki milletin arasını açmış olursunuz. Türkiye’nin Arap coğrafyası hakkında atacağı yanlış adımları yüksek sesle, sert ve sitemkar bir şekilde eleştirin. Biz de eleştirelim. Ancak Türkiye ile Batı arasında fark olmadığını anlatırsanız, Türkiye’yi iyi tanımadığınızı göstermiş olursunuz. Halkınız sizden daha ileride olduğunu ıspat etti. Türkiye gerçekten değişti. İçeride güçlü bir kamuoyu var. Siz bizden kardeşlik beklemekte haklısınız. Biz de sizden bunu bekliyoruz.

Suriye Olayları ve Esadı destekleyenler

Suriye’de şu anda ölü sayısının 500 kişiyi geçtiği söyleniyor. Binlerce yaralı ve bir o kadar da tutuklu var. Beşşar Esad tam bir küçük Hüsnü Mübarek görüntüsü veriyor. Başlangıçta bu gösterileri hafife aldı. Sonra göstericilere çok sert müdahale edeceklerini söyledi. Bunu Der’a’da gösterdikten sonra emniyet ve ordu mensuplarına halka ateş etmemeleri konusunda kesin emir verdiğini ilan etti. Der’a’da sivil giyimli sözde halktan kimseler kılığına giren Esad’ın milis güçlerinin yaptığı, Mübarek’in Develerle Tahrir Meydanı’nda halka kılıç sallayan adamlarının görüntüsünün aynısıydı. Suriye’de hem halka hem de emniyet güçlerine ateş açanlar Libya’da ve Yemen’de halka ateş eden adamlara ne kadar da benziyor. Esad Mısır, Tunus, Libya ve Yemen’den epey tecrübe kazanmış. Ne yapacağını iyi biliyor.

Kaddafi de Mısır’dan tecrübe kazandı. Ordusunun halka ateş açmayacağını anlayınca dışarıdan paralı asker almıştı. Doğudan batıdan askeri danışmanlar, pilotlar topladı. Bakalım nereye kadar götürecek katliamlarını. Beşşar Esad da aynı yolda. Askerin emirlere karşı gelmesi durumunda ( ne kadar karşı geleceği de bilinmiyor ) dışarıdan yedek asker tuttuğunu görüyoruz.

İran’ın Suriye hakkındaki açıklamaları yenilir yutulur cinsten değil doğrusu. Suriye yönetimini desteklediğini halk ayaklanmaları daha başlamadan açıklamıştı İran. Ancak bu son ölüm olayları sonrasında İran’a hiç yakışmayan açıklamaları hayli düşündürücü. İranlılar Suriye’de öldürülen insanları ABD’nin Irak’ta öldürdükleriyle kıyaslıyor ve Suriye’de öldürülenlerin ABD’nin Irak’ta öldürülenlere göre çok az olduğunu söylüyor. Kendilerinin Suriye yönetiminin yanında olduklarını tekrar tekrar ilan ediyor. Öyleyse biz de bekleyelim ABD ile İran’lı milislerin Iraklı Şiilerle kol kola öldürdükleri Iraklılar kadar Suriye’de Suriyeli öldürülsün. Bu sefer ABD olmadan da yapabilirler. Suriye’nin sağında Maliki solunda Hizbullah içeride de Esad var. Hadi kolay gelsin.

Biz de seyredeceğiz. Suriyeli Saray mollaları Esad’ın babasına dua ettiği gibi Beşşar’a da dua etsin. Çıksın dursun balkonlara, televizyolara Suriye rejiminin sütten çıkmış ak kaşık olduğunu ilan etsin. Nasıl olsa 1970’lerde yaşıyoruz. Biz de halkın arkasında Fatiha okuyacağız. Esad’a ve rejime laf yok. Onlar Filistin’i koruyor. Bahreyn’deki %40 Sünni’ye kör olanlar %5 Nusayri yönetim için nasıl da arslan kesiliyor. Dün Suriyeli yöneticilerle sarmaş dolaş olanlar, bugün nasıl da Şeyh Kardavi’ye karşı arslan kesiliyor.

Hala da umutlu olalım diyesim geliyor. Dua edelim de Türkiye bu tiyatroya dur desin. Suriyelilerin aralarını yapsın, İran’ı da buradan uzaklaştırsın. Çünkü Irak hala kanıyor. Suriye yönetiminin zulmüne destek olan bütün ülkeler bu akıbeti beklesin.
Allah’ın ordularını kendisinden başka kim bilebilir ki. Biz nereden bileceğiz. Bu halk hareketlerini de Allah’ın ordularından bir ordu olarak düşünüyorum. Zalimler çökecek. Onların batılı doğulu destekçileri de mazlumların ahı ile çökecek. Japonya hepimize ibret olsun.

  • YORUM YAZIN
  • İÇERİĞİ YAZDIRIN

YORUMLAR

yazık sana / 08.02.2013 15:38:13
bir boya bir de fırça yetiyor anlaşılan.... anlayan anladı zaten....
azad hancı / 13.10.2012 16:45:25
senin kadar uzun yazmayacağım yazar! davos çıkışını israil'de bi tarafa not etti. iki düşmanı olan suriye ve türkiyeyi birbirine düşürdü.. suriye ile aramızda SORUN YOK... var diyorsanızda sizin gibilerin yarattığı israile hizmet olsun diye yaratılan suni SORUNLARDIR..şimdi israil devleti yöneticileri kenara çekilmiş uçak indirmeleri akçakaleyi izliyor.kıs kıs gülerek, bi yandanda senin gibi yazarları destekliyor savaş çıksın diye gaz veriyor. sende maşallah gaz alma konusunda çok iyisin..
Berkehan Altınordu / 22.04.2011 17:22:46
Allah razı olsun sayın yazır.
Ufuk Coşkun › 24 Nisan: Biz birbirimizin ilacıyız
Orhan Hikmet Azizoğlu › Türkiye'nin güçlü ve sessiz devrimi
Ömür Çelikdönmez › Ermeni Diasporası ters köşe Türk Ordusu Suriye’ye girdi!
Furkan Azeri › Azerbaycan Medyasına çağrı
Aslan Balcı › Transdinyester ve yeni Referandumlar 1
Hekimoğlu Süleyman Özcan › Cumhurbaşkanı kim olmalı?
Adil Gülmez › Açılım, açıla açıla büyüyor
YAZARLAR